Okul Çağı Çocukların Beslenme Sorunları Ve Gelişime Etkisi

Beslenme sorunları bireyin sosyal, ekonomik ve çevresi ile olan ilişkilerini olumsuz etkilemektedir. Çünkü sağlığı bozulan bireyler psikolojileri bozulmakta ve çevresi ile olan ilişkileri bozulmaktadır. Sağlıksız bireyler kendilerini diğer insanlardan soyutlamakta ve toplum içine girmekte çekinmektedir. Özellikle çocukların sağlık problemleri yaşaması onların daha çekingen olmasına yol açmaktadır. Sürekli diğer insanlar tarafından dışlandığını hissetmekte ve özgüvenini yitirmektedir.

Sağlık sorunları öğrencilerde düşük benlik algısına neden olmaktadır. Düşük benlik algısı kişilerde başaramama duygusunu tetiklemekte ve sosyal ilişkiler olmak üzere aile ve okul ile olan ilişkileri de olumsuz etkilemektedir. Bu durum sadece bireyin benlik algısından kaynaklanmamaktadır.

Toplumun bu bireylere karşı ön yargılı davranması ve fiziksel farklılıklarına, psikolojik sorunlarına ya da engel durumlarına göre değerlendirilmesi de etkilidir. Bu sorunlar ise çocukların derslerde başarısını düşürmekte ve toplumun bazı fertleri tarafından eleştirilmekte ve “tembel” bireyler olarak tanımlanmaktadır. Okul çağı çocuklarında beslenme sorunlarının fiziksel, zihinsel, psikolojik açıdan gelişime etkileri ise çok farklıdır. Aynı zamanda ailenin ekonomik durumu, sosyal çevresi ve genetik sebeplerin de tetiklenmesine de sebep olur.

Fiziksel Gelişime Etkileri

Çocukların zamanının büyük bir bölümü okullarda geçmektedir. Bu sebeple beslenme alışkanlıklarının takip edilmesinde aile kadar okuldaki eğitmenler de sorumludur. Onlara sağlıklı besinler tüketebilme imkânlarının da sağlanması gerekmektedir. Okul kantinlerinde satılanların kontrolünün yapılması, ilkokul çağı öğrencilerin beslenme saatlerinin olması fiziksel gelişim için son derece önemlidir. Çocukların kas ve kemik yapılarının gelişimi için yapılması gerekenlerin göz önünde bulundurulması ve öğrencilerle velilere bu konuda bilgi verilmesi gerekmektedir. Gelişim sürecinde aşırı kilolu olanların ya da çok zayıf olanların, beslenme sorunu dolayısıyla fiziksel gelişimi yavaş gidenlerin ise hastaneye yönlendirilmesi ve sağlık imkanlarının bildirilmesi de önemlidir. Bu olanakların sağlanmasıyla beraber öğrenci ve ailesinin bu tür sıkıntılarda hastaneye başvurarak nasıl bir tedavi sürecinden geçmesi gerektiğini ayrıntılı olarak öğrenmeleri de mümkündür. Sağlık sektörü bireylere sadece bedensel sağlığı kazandırmakla kalmaz aynı zamanda bireyi topluma da kazandırır.

Öğrenciler sağlıksız olduğu zaman ne sorumluluklarını yerine getirebilir ne de topluma fayda sağlayabilir. Aynı zamanda hastalığın sebep olduğu olduğu ruhsal bunalım ve sıkıntılar bireyin çevresini de etkileyeceğinden hastalığın çözülmesi sadece hastayı değil tüm çevresini de rahatlatacaktır. Küreselleşme sürecinde beklenen yaşam kalitesine ulaşmak için tüm bireylerin ve toplumun beslenme bilincini artırarak, sağlıklı beslenmenin yaşam biçimine dönüştürülmesi gerekmektedir. Toplumun sağlıklı bir şekilde ilerlemesi açısından yapılan çalışmalar sağlığın temelinde yeterli ve dengeli beslenme olduğunu açıklamaktadır. Bireylerin sağlıklı beslenmelerinin yanı sıra bireylerde var olan rahatsızlıkların en aza indirilmesi ve ya bireylerin bu hastalıklardan tamamen kurtulması için çalışılmaktadır.

Zihinsel Gelişime Etkisi

Beyin gelişiminin yetersiz ve dengesiz beslenme sonucunda tam olarak sağlanamaması kişilerde uzun süre kalıcı izler bırakabilir. Özellikle bebeklikte başlayıp okul çağında da devam eden hatta yetişkinlik döneminde bile sorunlara sebep olabilir . Besinlerden uzun süre yeterli miktarda vitamin, protein vs. alınamaması sonucu hafıza geriliği ve algılama güçlükleri ortaya çıkmaktadır. Bu da çocukların bilişsel sürecini tam olarak tamamlamasına engel olmaktadır. Bu durumu ailelerin fark edememesi bu süreci hızlandırabilir. Bu konuda okulda öğretmenlerin, rehber öğretmenin de öğrencilerini takibi gerekmektedir. Ne kadar erken müdehale edilirse o oranda olumlu sonuç alınması söz konusudur.

Merkezi sinir sistemi, nörotransmitterlerin aktivasyonu, sinir hücresinin yapısı ve kan damarlarının bütünlüğü için elzem besin ögeleri ile glikoz ve oksijene gereksinim duyar. Bu nedenle, yetersiz beslenmenin biliş- sel performans ve beyin gelişimine olan zararlı etkisi bazı mikro besin ögelerine de bağlanabilmektedir. Bunlar iyot, demir, çinko, çoklu doymamış yağ asitleri ve B vitaminleridir.

Aynı zamanda kadınların hamilelik döneminde yeterli ve dengeli beslenmesi de bu dönemde doğan çocukların gelişimini etkileyebilmektedir. Anne sütü ise hayat boyunca çocukların hem bilişsel gelişimleri em de hayatı boyunca hastalıklara karşı olan bağışıklık sistemini de etkilemektedir. 7-13 yaşındaki ilköğretim çağındaki çocukların mental ve fizik gelişimlerinin hiç anne sütü almayanlara göre daha iyi oldu- ğu bildirilmiştir. Anne sütü ile beslenen çocuklarda konuşma sorunlarının daha az olduğu ve matematik puanlarının daha yüksek olduğu da bildirilmiştir.

Gelişim sürecinde önemli ve dikkat edilmesi gereken unsurlardan birisi iyot eksikliğidir. İyot yetersizliği hastalıkları, ülkemizde ve diğer pek çok ülkede zeka geriliğine de sebep olabilen ve troid hormonlarının da gerektirdiği gibi çalışmamasına da neden olabilmektedir. Bu zihinsel gerilik sorunu ise kişinin öğrencilik döneminden sonra sosyal yaşamına ve iş hayatına da etki edebilmektedir.

Zihinsel gelişimi etkileyen bir başka sağlık sorunu da çinko yetersizliğidir. Çinko, merkezi sinir sistemi gelişimi ve fonksiyonları üzerinde etkilidir. Bu nedenle, çinko eksikliği, bilişsel gelişimi dikkat, aktivite, davranış ve motor gelişimdeki değişikliklerle etkileyebilir. Kesin mekanizmalar bilinmemekle birlikte hayvan deneylerinde ağır çinko eksikliğinin, özellikle gebelik ya da adolesan dönem gibi hızlı büyümenin görüldüğü zaman aralıklarında beyin gelişimi, strese karşı artmış duygusal yanıt, azalmış motor aktivite ve dikkat ile kısa dönemli bellek ölçütlerinde daha düşük performans değişikliklerine yol açtığı görülmüştür. Ancak çocuklarda çinko destek tedavisinin davranış ve bilişsel gelişim üzerindeki etkilerini araştıran az sayıda çalışma vardır ve sonuçları tutarsızdır. Bu nedenle, yapılmış araştırmaların irdelenmesi ve sonuçların bilişsel gelişim üzerine olan etkilerinin aydınlatılabilmesi için daha çok çalışmaya gereksinim vardır.

Psikolojik Açıdan Gelişime Katkısı Ve Önemi

Beslenme yetersizlikleri ya da dengeli beslenme alışkanlıkların kazanılamaması sonucu az enerji alımı ve ya aşırı kilo çocuklarda fiziksel zorluklar yaşanmasına neden olduğu kadar psikolojik sıkıntılara da yol açar. Yaşıtlarına göre bedensel farklılıklarının olması çocukların kaygı ve endişe taşımasına neden olur ve çocuklarda strese yol açar. Bunun yanı sıra ailelerin ya da çevrenin, okulda öğretmenlerin ya da diğer arkadaşlarının sürekli bedensel açıdan mükemmeliyetçi davranması ya da sürekli eleştirmesi çocuklarda kilo alma korkusuna ya da yeme bozukluklarına neden olmaktadır. Kilosu yeterli olmasına rağmen kilo almak istememe hastalığı olarak tanımlanan anoreksia nevroza, çocukların kilo üzerine takıntılı olmasına, yemek yememesine, tartı, diyet, kilo konusunda sürekli meşgul olmalarına da sebep olmaktadır. Ya da iki saatte bir yemek yeme arzusunun duyulması ve bu dürtünün durdurulamaması olarak bilinen bulimia nevroza ise aşırı kilo almaya ve bir süre sonra obeziteye neden olabilmekte, bu da çocukların öz güvenini yitirmesine yol açmaktadır.

Bu konuda okulda verilen eğitimlerde öğrencilere hoşgörülü ve saygılı olma konusunda bilgilendirme yapılmalı, fiziksel farklılıkların saygı ile karşılanması gerektiğine karşı mesajlar verilmelidir.

Çocukların Beslenme Alışkanlıkları Ve Sosyo-Ekonomik Yapı

Ailelerin ekonomik durumları ve imkanları, zaman faktörü ve çalışan ailelerin çocuklarına yeterli zaman ayıramaması neticesinde de beslenme konusunda sorunlar yaşanmaktadır. Özellikle maddi yetersizlikler çocukların yetersiz beslenme dolayısıyla dersi katılımı da engellemektedir. Temek ihtiyaçların karşılanamaması bir süre sonra eğitim yaşamını da aksatmaktadır. Bu da sosyal çevre olan ilişkileri ve okul başarısını düşürmektedir.

Maddi yetersizlikler yaşayan çocuklarda zihinsel gelişim sürecinin ve fiziksel gelişimin tam olarak sağlanamaması neticesinde çocukların okulda daha fazla sorun yaşadıkları da belirtilmektedir. Yeterli beslenememe dolayısıyla enerjinin sağlanamaması çocukların derse odaklamamasına ve sürekli derse karşı kopukluklar yaşanmasına yol açar. Bunun sonucu sınavlarda başarısızlık ve arkadaş ortamlarında dışlanma görülür. Bu çocukların yoksulluğun vermiş olduğu yükle suçlu konuma düşmeleri anlamına da gelmektedir. Böyle durumlara bir de psikolojik bunalımlar da eklendiğinde okul idaresiyle de yaşanan sorunlar baş gösterir. Bu konuda okuldaki eğitim kadrosunun öğrencileri ve yaşam koşullarını iyi takip etmesi bu konuda yetkili birimlere durumu bildirmesi ve öğrencinin kazanılması için gerekli desteğin sağlanmasına aracı olması gerekmektedir.

Yazar: Soner İnce

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here