Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Gürültü Kirliliği ve Canlılar Üzerindeki Etkileri

0 40

Gürültü kirliliği görünmez bir tehlikedir. Görülemez, ancak yine de hem karada hem de deniz altında mevcuttur. Gürültü kirliliği, insanların ve diğer organizmaların sağlığını ve refahını etkileyen istenmeyen veya rahatsız edici herhangi bir ses olarak kabul edilir. Gürültü kirliliği günümüzde her yerdedir ve yaygın olarak birçok endüstriyel tesiste, diğer bazı işyerlerinde üretilir ancak aynı zamanda karayolu, demiryolu, uçak trafiği ve açık hava inşaat faaliyetlerinden de kaynaklanır. Düğün ve eğlence salonlarındaki yüksek sesli müzik, evdeki TV, çamaşır makinesi, bahçedeki çim biçme makinesi gibi sesler de dahil olacak şekilde yaşanılan ortamda ya da çevrede birçok gürültü kaynağı bulunmaktadır. Huzuru bozan herhangi bir ses gürültüdür. Ormanda tek başınıza bir gezintiye çıkanlar buradaki huzuru yaşar ve aslında günlük hayatta alışıldığı zannedilen gürültünün fazla huzur vermediği kesinlikle fark edilir.

Ses Yüksekliği

Tüm sesler gürültü kirliliği olarak kabul edilmez. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 65 desibel (dB) üzerindeki gürültüleri gürültü kirliliği olarak tanımlamaktadır. Ses yüksekliği (ses basıncı seviyesi olarak da bilinir) desibel (dB) cinsinden ölçülür. Çevrede, hışırdayan yapraklardan (20 ila 30 desibel) elektrikli çim biçme makinelerine (90 desibel), metro trenlerinden (90 ila 115 desibel) yüksek sesli rock konserlerine (110 ila 120 desibel), gök gürültüsünden (120 desibel) siren sesine (120 ila 140 desibel) kadar pek çok ses vardır.
Bir kütüphanedeki ortamın ses basınç seviyesi yaklaşık olarak 35 dB’dir, inşaat faaliyetlerinin kaynağında ses basınç seviyesi 105 dB’e kadar ulaşabilir. Bu seviyeler kaynaktan uzaklaştıkça azalır. Normal bir insanın kulağı 0 dB olan işitme eşiği ile yaklaşık olarak 140 dB arasındaki sesleri algılayabilmektedir. Ses yüksekliği 120 desibel ile 140 desibel arasında olduğunda ağrıya sebep olur. Çocuklar 60 desibelin üzerindeki seslerden etkilenir. Basit bir ifadeyle, iki kişi arasındaki normal konuşmayı engelleyen herhangi bir gürültü büyük olasılıkla 60 desibelin üzerindedir. Araştırmalar yüksek yoğunluklu seslere kontrolsüz maruz kalmanın bir çocuğun hafızasını ve okuma gücünü ciddi şekilde tehlikeye atabileceğini göstermiştir.

Kulağın İşleyişi

Hava moleküllerinin titreşimi bir ses dalgası oluşturur. Düşük frekanslı seslerin birbirinden uzak dalgaları varken, yüksek frekanslı seslerin birbirine yakın dalgaları vardır. Bir ses dalgasının frekansı için yaygın olarak hertz (Hz) kullanılır. Ses dalgaları dış kulaktan alınır, kulak yolunu geçip kulak zarını titreştirir. İnsan kulak zarı, geniş bir dinamik aralığa sahip çok hassas bir organdır ve frekansı 20 Hz ile 20.000 Hz arasında olan sesleri tespit edebilmektedir. Normal konuşmada bir insan sesinin aralığı 250 Hz ile 2.000 Hz arasındaki frekanslarda gerçekleşir. İnsanların gürültü karşısındaki tepkileri farklı olabilir, tepkiler sesin şiddetine ve perdesine bağlıdır. İşitmesi normal olan insanlar genel olarak frekansı yüksek olan sesleri genlikleri aynı olsa da frekansı düşük olan seslere göre yüksek algılamaktadır. Kulak zarının diğer tarafında (orta kulakta) yer alan üç küçük kemik titreşimi alır ve iç kulağa iletir. Titreşim iç kulakta koklea adı verilen küçük, spiral şekilli bir organ tarafından alınır. Koklea üzerindeki tüyler titreşimi algılar ve koklear sinir yoluyla mesajı beyne iletir. Bu hassas tüyler aşırı gürültü nedeniyle bükülür, hasar görür ve arızalanır. Ortaya çıkan yara dokusu sesi iletemez. Kulağın yüksek frekanslı sesleri işleyen kısımları genellikle ilk etkilenen kısımlardır.

Gürültü Kirliliği ve İşitme Duyusu

Atmosferik kirlilik, gezegendeki canlılara zarar veren tek kirlenme türü değildir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, sağlık için en tehlikeli çevresel tehditlerden biri gürültü kirliliğidir. Şehirler görünmezliğine rağmen insanlara ciddi zarar veren bir tür kirliliğin merkez üssü haline gelmiştir. Avrupa Çevre Ajansı’na göre gürültü, yalnızca Avrupa’da her yıl 16.600 erken ölüm ve 72.000’den fazla hastaneye yatıştan sorumludur. Gürültü kirliliği milyonlarca insanı günlük olarak etkilemektedir. Sebep olduğu en yaygın sağlık sorunu, Gürültü Bağlı İşitme Kaybı (GBİK)’dır. Silah sesleri gibi ani patlayıcı sesler anında hasara neden olabilir. Aşırı gürültüye maruz kalan bazı insanlarda sürekli bir zil sesi olarak tanımlanan kulak çınlaması gelişir. Gürültüye bağlı işitme kaybı vakalarının çoğu için tedavi yoktur. İşitme cihazları sadece sesleri yükseltir ve normal işitmenin yerini alamaz.
Gürültüye duyarlılık bir kişiden diğerine farklılık gösterir fakat uzmanlar, gürültü seviyelerinin yoğun trafik gürültüsü olan 85 desibelden yüksek olması durumunda işitme hasarının meydana geldiğine inanmaktadır. İşitme kaybının derecesi, gürültünün yüksekliğine ve ne kadar süreyle maruz kalındığına bağlıdır. Uzun süre devam eden aşırı gürültü seviyeleri işitme duyusuna zarar verir. Bu o kadar yavaş ve acısız bir şekilde gerçekleşebilir ki bir günden diğerine küçük bozulmalar fark edilmeyebilir. Örneğin, tek seferde iki dakikadan daha uzun süre 109 desibel ses dinlemek önerilmez.

Gürültü Kirliliğinin Diğer Etkileri

Sürekli ve aşırı gürültüye maruz kalmak işitme kaybından başka ayrıca baş ağrısına, zihinsel yorgunluğa, sinirliliğe, endişeye, yüksek tansiyona, kalp hastalığına, sindirim sistemi rahatsızlıklarına, soğuk algınlığı ve diğer küçük enfeksiyonlara karşı artan duyarlılığa, uyku bozukluklarına ve strese neden olabilir, kişisel iletişimi engelleyebilir. Bu sağlık sorunları, özellikle çocuklar olmak üzere tüm yaş gruplarını etkileyebilir. Gürültülü havaalanları veya caddelerin yakınında yaşayan birçok çocuğun stres ve hafıza, dikkat düzeyi ve okuma becerisindeki bozukluklar gibi diğer sorunlardan muzdarip olduğu bulunmuştur. Gürültü kirliliğinin diğer etkileri aşağıda kısaca açıklanmıştır:

Artan Kardiyovasküler Hastalık Riski

Art arda on yıl veya daha uzun süre gürültü kirliliğine maruz kalmak, yaşamın ilerleyen dönemlerinde en az bir kardiyovasküler hastalıktan muzdarip olma şansını % 300 artırır. Yaklaşık on yıl önce, Göteborg (Gothenburg) Üniversitesi’nden bilim insanları, yüksek gürültü seviyelerinin nabız oranlarını arttırdığını ve kan damarlarının daralmasına neden olduğunu ve böylece bireyi kalp krizlerine veya yüksek tansiyona karşı savunmasız hale getirdiğini keşfetmiştir. Günde 8 saatten fazla bu tür seslere maruz kalmak daha da kötü olabilir.

Psikolojik Bozukluklar

Alışılan sesler ciddi psikolojik rahatsızlıklara yol açabilir ve ne yazık ki farkına bile varılamayabilir çünkü kişinin hayatının bir parçası haline gelir. Araştırmalar, çok fazla gürültünün insanları kolayca kızan, sinirli, karar vermede mantıksızlık ve gün boyunca sürekli tedirgin hale getirdiğini göstermektedir. Aşırı durumlarda, sesler hayatı o kadar stresli hale getirebilir ki kişiler sosyal olarak uzak, zayıf konsantrasyon nedeniyle iş yerinde verimsiz ve azalmış özgüven nedeniyle duygusal olarak dengesiz hale gelebilir.

Kötü Uyku

Geceleri iyi uyuyamamanın tehlikesi günün sıkıcı olması, erken yorulmak ve enerji tüketen faaliyetlerin çoğundan vazgeçmek zorunda kalmaktır. Kötü uyku düzenleri uzun vadede ciddi kardiyovasküler sorunlara da neden olabilir. Sonuç olarak, gün boyunca gürültü seviyelerinin 65 dB’in altında tutulması tavsiye edilir ve gece 30 dB’i aşan ortam gürültü seviyeleri ile dinlendirici uyku imkansız olur.

Konuşmaya Müdahale

Gürültülü bir ortamda konuşmak neredeyse imkansızdır. Örneğin gürültülü makinelerle çalışmak, sosyal hayatı etkiler ve günleri gerçekte olduğundan daha uzun gösterir. Gürültü nedeniyle işitme yeteneği kaybedildiyse mümkün olan en kısa zamanda işitme cihazı edinilmesi zorunludur. Böylece, kulak kanalları daha fazla hasara karşı korunur ve aynı zamanda sosyal ortama geri dönülür. Yüksek sesle müzik dinlememek, çim biçme makinesi gibi bir aleti çalıştırırken gürültü önleyici kulaklık kullanmak ve bir saatten fazla rahatsız edici seslerin yakınında kalmaktan kaçınmak da aynı derecede gereklidir. Evdeki gürültüden tamamen kaçılamayacağı için, kulakları rahatsız edici seslerden korumak için bazı koruyucu önlemlerin alınması akıllıca olacaktır. Bu koruyucu önlemlerden bazıları, kulaklık ile yüksek sesle müzik dinlememek, zemine halı yerleştirmek ve gürültü kaynaklarına bakan pencereler için gürültü emici perdeler satın almaktır.

Gürültü Kirliliğinin Yaban Hayatına Etkileri

Gürültü kirliliği sadece insanlara zarar vermez, hem karada hem de denizde yaban hayatının sağlığını ve refahını da etkiler. Uzmanlar, gürültü kirliliğinin üreme döngülerine ve hayvan yetiştiriciliğine müdahale edebileceğini ve hatta bazı türlerin neslinin tükenmesini hızlandırabileceğini söylemektedir. Araştırmalar, yüksek seslerin tırtılların kalplerinin daha hızlı atmasına ve mavi kuşların daha az yavruya sahip olmasına neden olduğunu göstermiştir. Hayvanlar, gezinmek, yiyecek bulmak, eşleri çekmek ve yırtıcılardan kaçınmak da dahil olmak üzere çeşitli nedenlerle ses kullanırlar. Gürültü kirliliği, hayatta kalma yeteneklerini etkileyen bu görevleri yerine getirmelerini zorlaştırır.
Gemiler, petrol sondajları, sonar cihazları ve sismik testler bir zamanlar sakin olan deniz ortamını yüksek sesli ve kaotik hale getirir. Sonar cihazlar okyanusun derinliklerine ses atımları göndererek çalışır. Sonar sesleri 235 desibel kadar yüksek olabilir ve balinaların ekolokasyonu kullanma becerisine müdahale ederek su altında yüzlerce mil yol alabilir. Balinalar ve yunuslar özellikle gürültü kirliliğinden etkilenir. Bu deniz memelileri, iletişim kurmak, gezinmek, beslenmek ve eş bulmak için ekolokasyona güvenir ve aşırı gürültü, etkili bir şekilde ekolojik konumlanma yeteneklerine müdahale eder. Araştırmalar, sonar cihazların balinaların kıyıya vurmasına neden olabileceğini ve nesli tükenmekte olan mavi balinaların (Balaenoptera musculus) beslenme davranışını değiştirebileceğini göstermiştir. Sismik araştırmalar ayrıca okyanus içinde yüksek ses patlamaları üretir. Derin deniz petrol veya gaz yatakları arayan gemiler, hava tabancaları olarak adlandırılan cihazları yedeğinde çeker ve okyanus tabanına doğru ses atımları yapar. Ses patlamaları deniz hayvanlarının kulaklarına zarar verebilir ve ciddi yaralanmalara neden olabilir. Bilim insanları bu gürültünün balinaların değişmiş davranışlarına da katkıda bulunabileceğine inanmaktadır.

Gürültünün Etkileriyle Başa Çıkmak

Birçok soruna sebep olması nedeniyle gürültü kirliliğinin kontrolü hem toplum hayatında hem de iş yerlerinde önem taşımaktadır. Gürültünün kontrolüne yönelik yönetmelikler ve yasalar, gürültü kirliliğinden kaynaklanan olumsuz etkileri azaltma konusunda etkilidir. Kapalı odalarda ağır perdeler veya ses emici ek emici malzemeler kullanılabilir. Düşük düzeyde tespit edilebilir gürültü seviyeleri dikkat dağıtıcı olabilir veya bitişikteki ofislerde ve resepsiyon alanlarındaki konuşmaların gizliliğinin önemli olabileceği durumlarda, istenmeyen sesler maskelenebilir. Odaya yerleştirilen küçük bir beyaz gürültü (bütün frekansları içeren ses dalgası) kaynağı, bitişik odalardan gelen konuşma seslerini, yakınlarda çalışan insanların kulakları için saldırgan veya tehlikeli olmadan maskeleyebilir. Bu tür cihazlar genellikle doktorların ve diğer profesyonellerin ofislerinde kullanılır. Kişisel gürültü seviyelerini azaltmanın bir başka tekniği de, kulakların üzerinde bir kulaklık gibi takılan işitme koruyucularının kullanılmasıdır.

İşyerinde Gürültü Kirliliğinin Azaltılması ve İzlenmesi

İşyerinde aşırı gürültüye maruz kalmanın azaltılması aşağıda belirtilenler gibi farklı yollarla gerçekleştirilebilir:
-Ekipman değiştirilebilir veya üzerinde değişiklik yapılabilir.
– Ekipman daha izole bir alanda bulundurulabilir veya oda ses geçirmez hale getirilebilir.
-İnsanların sessiz alanlarda da çalışarak zaman geçirmeleri sağlanabilir.
-Gürültülü ekipmanlar daha az insanın maruz kalacağı günün erken veya geç saatlerinde çalıştırılabilir.
-Kulak tıkacı veya kulaklık gibi kişisel işitme koruyucular kullanılabilir.
İş sağlığı ve güvenliği görevlileri, işyerindeki gürültünün azaltılması konusunda tavsiye ve bilgi sunabilir. Gürültü seviyeleri düzenli olarak izlenmeli ve işçilerin işitmesini korumak için çalışma uygulamaları sürekli geliştirilmelidir. İşverenler çalışanlarına işitme duyusunun korunmasını sağlamak için İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliklerine uygun olarak işitme testlerinin yapılmasını sağlamalıdır. Bu testler çalışanın işitme koruması gerektiren bir işe başlamasından sonraki üç ay içinde, işçinin sağlık ve güvenlik temsilcisi tarafından makul bir şekilde talep edilmesi durumunda, her halükarda en az iki yılda bir yapılmalıdır. İşitme duyusu hasar gördükten sonra geri döndürülemez. Gürültüye bağlı işitme kaybından şüphe duyulduğunda derhal doktora gidilmelidir.

Kaynakça:

https://www.betterhealth.vic.gov.au/health/HealthyLiving/workplace-safety-noise-pollution
https://www.nationalgeographic.org/encyclopedia/noise-pollution/
ttps://cevreonline.com/gurultu/

Yazar: Müşerref Özdaş

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.