Koku duyusunda azalma, bazı nörolojik hastalıkların belirtisidir ve kirliliğin bu tür hastalıklara yakalanma riskini arttırdığı gösterildi. Yapılan yeni bir çalışma, bu konuyla ilgili bulguları bir araya getirdi.

Yıllar boyunca araştırmacılar; Parkinson ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıklarla kirlilik arasında bir bağlantı olduğunu gözlemliyorlardı. Bu konuda elde edilen kanıtların birleştirilmesine rağmen, bilim insanları havadaki partiküllerin beyni nasıl etkilediğini henüz çözememişti. Yakın zamanda Penn State Üniversitesi’ndeki araştırmacılar; kirlilik, koku duyusu ve nörolojik hastalıklar arasındaki olası bağlantıları araştırdılar. Bulgularını eLife adlı bir dergide yayınladılar.

Araştırmada bilim insanları özellikle, omurilik sıvısı (CSF) akışına yoğunlaştılar. CSF; beyin ve omurilikten oluşan merkezi sinir sistemini çevreleyen bir sıvıdır. Geçmişte, merkezi sinir sistemini koruyan bir tampon çözelti olduğu düşünülüyordu ama zaman içinde bilim insanları, bu sıvının daha fazla görevi olduğunu keşfetti. Buna göre, beyin için sadece tampon değildi, aynı zamanda beyin ve omurilikten bazı maddeleri transfer ediyordu.

Omurilik Sıvısının Hastalıklardaki Rolü

CSF’nin atıkları temizleme üzerine rolü ve merkezi sinir sistemi çevresinde akışının nasıl olduğu konuları gittikçe daha fazla ilgi çekiyordu. Günümüze kadar, sıvının nasıl üretildiği ve akışkan olduğu kesin olarak bilinmiyordu.

Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıklar; hatalı ya da yanlış şekilli proteinlerin birikimiyle ortaya çıkan hastalıklar olarak tanımlanıyordu. Belki CSF’nin temizleme işlevi bu konuda rol oynayabilir. Soluduğumuz havadaki kirlilik CSF’yi ve beyni nasıl etkiler ve havadaki partiküller CSF’ye nasıl ulaşır? Çalışmada görev alan öğrenci Jordan N. Norwood, bu konuda ilk ipucuna ulaştı. Omurilik sıvısını deney için bir boyayla işaretlerken, sıvıdaki boyanın burun aracılığıyla azaldığını gözlemlediler.

Bunun şaşırtıcı bir bulgu olmasına rağmen Norwood, CSF’nin beyinden burun aracılığıyla çıktığını tartışan ilk kişi değildi. Eski araştırma dergileri incelendiğinde, bu olasılık ile ilgili birkaç referans vardı. Koku duyusundaki azalmaların; bazı nörolojik hastalıkların erken bir belirtisi olduğu zaten biliniyordu. Örneğin Neurology dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre; koku algılama testlerindeki zayıf performans, klasik belirtiler ortaya çıkmadan önce Alzheimer’ı tanımlama konusunda faydalı bir yol olabilir.

Algı Sinirlerinin Hasar Görmesi

Araştırmacılar daha ayrıntılı bilgi elde etmek için, faredeki koku duyusu sinirlerini çinko sülfat ile öldürdüler. İlginç şekilde bu sinirler; memeli sinir sisteminin dış ortamla bağlantı kuran tek parçasıydı. Beklenen şekilde öldürülen sinirler; farenin koku algılama yeteneğini ortadan kaldırdı. Ayrıca CSF’nin burundaki akımını da ciddi düzeyde azalttı. Bunun fare üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığını araştırdılar.

Hayvanlar ve insanlar sürekli olarak CSF üretir. CSF’nin vücuttan dışarı çıkmaması için basınç artar. Burundaki akış durduktan sonra basıncın artmadığı gözlemlendi. Araştırmacılar sistemin başka yollarla durumu telafi edeceğine inanıyorlar. Belki başka bir yol fazlalıkları alabilir. Örneğin; glymphatic system (lenf sisteminin beyindeki versiyonu) rol oynayabilir. Alternatif olarak; merkezi sinir sistemindeki basıncın artmasından kaçınmak için, vücut daha az CSF üretebilir.

Bütün bulgular değerlendirildiğinde, araştırmacılar kirliliğin koku algılama nöronlarına zarar verdiği hipotezini ortaya attılar. Kirlilik; CSF’nin akışında ya da üretiminde değişime yol açıyordu. Çünkü CSF, merkezi sinir sistemindeki metabolik atıkları temizlemek için hayati önem taşır. Atıkların temizlenmesi ise, nörolojik hastalıkların gelişiminde önemli rol oynar. Azalmış CSF geri dönüşümü, nörodejeneratif hastalıklara neden olan proteinlerin ve toksik metabolitlerin birikimine neden olan faktörlerden biri olabilir.

Çalışmada, kirliliğin beyni hangi yolla etkilediği kesin olarak kanıtlanmamıştır ama ortaya atılan teori ilgi çekicidir. Norwood; jet yakıtı partiküllerinin de aynı etkiyi yaratıp yaratmadığını görebilmek için, Materials Research Institute’deki bir laboratuarla beraber çalışacaklarını belirtti.

Kaynakça:
https://www.medicalnewstoday.com/articles/325638.php

Yazar: Ayça Olcay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here