Hayvanlarda Savunma Davranışları

Kamuflaj

Çok sayıda hayvan bulundukları ortama görülmeyecek kadar iyi uyarlar. Sıklıkla onların renkleri, tam olarak bulundukları zemine benzer. Bazı durumlarda, hayvanlar, kendi pigment hücrelerinin durumlarını değiştirme ve bununla bulundukları zemine uymak için görünüşlerini değiştirebilme yeteneğine bile sahiptirler. Sı klıkla hayvanlar genel zemin rengine uymaktan çok, yaşadıkları ortamda bol olarak bulunan yaprak ve kuru dal gibi objelere benzemeye çalışırlar.
Bir hayvanın şekil ya da rengi zemine göre gizleme arz ediyorsa, bu hayvanın kriptik (kamufle) bir görünüme sahip olduğu söylenir. Dikkatli çalışmalar, kamufle görünümün hayvanların avcılarından kaçmasına yardımcı olan uyumsal bir özelliği olduğunu teyit etmektedir. Böyle bir çalışma, California, Scripps Oşenografi Enstitüsün’den F.B. Sumner tarafından kurulmuştur. Sumner, Galapagos penguenlerinin, pigment hücrelerini genişletip-daraltarak zemin rengine uyabilen sinek balıkları (Gambusia partuelis) üzerindeki predasyonu araştırdı. Sumner, penguenlerin yakaladıkları balıkların zemine zıt olanların % 70, ancak, zemine benzer olanların %34 olduğunu hesaplandı. Trinity Üniversitesi’nden (San Antonio-Texas). F.B. Isely, tavuk, hindi ve doğal kuşların, zemine göre farklı olarak renklenmiş, değişik renkli çekirgeler üzerindeki predasyonunu çalışmıştır. Isely, kamufle edici olarak renklenmiş çekirgelerin % 40’ının, ancak savunmasız olanların % 88’inin yendiğini bulmuştur. Avcılar avlarına çok iyi benzeyen kamufle edici renklenme gösterebilirler. Kaplan ve leopar gibi etçillerin kamufle edici beneklerini hepimiz iyi biliyoruzdur. Belirli bir zemine benzeyen biçim ve renklenmeler, büyük ve küçük diğer avcılarca da görülür. Çok yaygın olarak çalışılmış kamufle edici renklenme durumlarından biri kelebeklerin sanayi melanizmi denen durumdur. Çok sayıda kelebek türü, 1880’lerin ortalarından bu yana sanayi bölgelerinde renk açısından belirgin olarak koyulaşmışlardır. Bu durum, iki formdan seyrek olanının daha yaygın duruma geçtiği gerçek bir polimorfizmdir.
Biston betularia türünde, başlangıçta baskın olan açık renkli form, endüstri bölgesinde koyu (melanik) formun baskınlığına dönüşmüştür. Ingilterenin Manchester bölgesinde, Biston betularia türünün siyah örnekleri 1848’de yakalanmıştı: 1895 yılı itibarıyla melanik formlar bu alandaki populasyonun %98’ini oluşturmaktaydı. Kısa bir zamanda oluşmuş olan böyle çarpıcı bir değişimin olabilmesi için, koyu renkli formların açık renkli formlara göre en azından %30 luk bir avantaja sahip olması gerekir.
Birbirleriyle ilişkili olmamalarına rağmen, değişik kelebek türleri, melanizme hızlı bir uyum gösterirler. Üzerinde kendisini teşhir ettiği zemin olan ağaç gövdesi ya da kayalıktaki pozisyonunda gün boyunca aynı şekilde kalır ve yalnızca bulunduğu zemine uyarak avlanmakta korunmuş olur. Sanayi devriminin ilk yıllarında, ağaç gövdeleri ve kayalıklar açık renkliydi ve açık renkli likenlerle örtülüydü. Bu zemine zıt olan koyu renkli formlar göze çarparken, açık renkli formların farkına varmak çok zordu. Öyle görülüyor ki bu koşullarda, avcılar koyu renkli olan kelebekleri açık renklilere göre çok daha fazla avlanacaklardır. Böylece, açık renkli formlar kuvvetle korunmuş olacak ve koyu renkli formlardan daha yüksek frekansta kalacaklardır. Fakat, yaygın bir endüstrileşmenin görülmesi ile birlikte, ağaç gövdeleri ve kayalıklar is ile koyulaştı ve böylesi kirlenmelere belirgin olarak duyarlı olan likenler kayıp oldu. Değişen bu çevrede, koyu renkli kelebekler, zemine, açık renklilerden daha çok benzemeye başlamışlardır. Böylece, seçilim şimdi koyu renkli formları tercih edecektir. Bu da bunların zaman içinde frekanslarının niye arttığının açıklamasıdır.
Oxford’tan H.B.D. Kettlewell 1950’lerin ortalarında, ağaç gövdelerinin açık renkli ve likenlerin bol olduğu, doğal kelebek popülasyonunda açık renkli kelebeklerin % 94.6 oranında olduğu, Dorset (İngiltere)’nin kırsal bir bölgesindeki ağaçlara, yaklaşık olarak eşit sayıda koyu ve açık renkli Biston betularia örneği bırakarak bu varsayımını test etti. Bu uygulama, insan müdahalesinden uzak kalmış kelebekler üzerinde doğrudan yapılan bir gözlemdir. Kuşlar tarafından yakalandığı gözlenen 190 kelebeğin 164’ü koyu ve yalnızca 26’sı açık renkli kelebek iken, diğer deneyde her bir formun bırakılan yaklaşık 500 bireyinden, Dorset ormanlarına yerleştirilen tuzaklara, yaklaşık açık renklilerin iki katı kadar koyu renkli formun yakalanması, açık renkli bireylerinin çoğunun yaşayabildiğine işaret etmektedir.
Ancak bu çalışmalar tek başına ele alındığında, bu deneyler açık renklileri koyu renklilere tercih eden faktörün zemine benzemeleri olduğunu kesin olarak kanıtlamamaktadır. Ancak, sonuçlar varsayımla açıklanabilir. Örnegin, koyu renkliler zemine göre farklı olduğundan kuşlar bunları tercih ederler. Bu nedenle Kettlewell, deneylerini Birmingham (İngiltere) yakınlarında, ağaç gövdelerinin sisle koyulaştığı likenlerin olmadığı ve yabanıl populasyonun % 85’inin koyu renkli kelebeklerden oluştuğu, zıt çevresel koşulların bulunduğu (İngiltere yakınlarında) ormanlarda tekrarlanmıştır. Bu deneylerin sonuçları, Dorset’te yapılan deneylerin sonuçlarının tersi idi ve hipotezi onaylıyordu. Şimdi kuşların koyu renkli formların üç katı kadar açık renkli formu yakaladığı ve tekrar yakalama tuzaklarında, yaklaşık koyu renkli formların iki katı kadar açı k renkli formun yakalandığı gözlenmiştir. Kettlewell tarafından yapılan bu deneyler, kelebeklerin bulundukları yerde, zemine en çok benzeyenlerin, avlanmaktan kurtulma şansları en yüksek olanlar olduğunu kanıtlamaktadır ve önceden tahmin ettiğimiz gibi sanayinin yarattığı kirlenmenin kontrol edilmesi sonucu, değişimin geriye doğru açık renkliler olmasına yol açmıştır.
Korkutucu renklenme Bazı hayvanlar kamuflaj renklenmeleri geliştirirken, diğerleri cesaretle bulundukları zemine zıt olan ve dolayısıyla onları potansiyel avcılarına görünür kılan renk ve desenler geliştirmişlerdir. Bu hayvanların yaklaşık tümü, her hangi bir şekilde avcılarının hoşuna gitmezler; bunların tatları ya da kokuları kötü olabilir, avcıyı sokar ya da canını acıtabilir ya da zehirli maddeler salgılayabilir. Başka bir deyişle bu hayvanlar avcının memnun olmadığı bir ya da iki karşılaşmadan sonra, genellikle red edeceği hayvanlardır. Böylesi hayvanlar gösterişli ve göze çarpan renklenmelerinden yarar sağlarlar. Çünkü, hoş olmayan özelliklerin verdiği deneyime sahip olan avcılar, onları tanımayı öğrenir ve daha sonra onlardan kaçınır. Bu hayvanların gösterişli görünümleri koruyucudur. Çünkü, bu görünümler, çevresinde bulunan potansiyel avcılar korkutur. Bu tür korkutucu görünümler aposematik (korkutucu) görünümler olarak adlandırılır.
Korkutucu renkler bazen o kadar etkilidir ki, bazı omurgalı avcılar bir ya da iki korkutucu renkli böcekle olan memnuniyetsizlik deneyiminden sonra daha önce karşılaştıklarına benzese de benzemese de çarpıcı renkli böceklerden kaçınırlar. CarKnter böcekçil bir maymuna 200’den fazla farklı böcek türü sunarak bunu göstermiştir. Maymun, sunulan kamufle renkli böceklerin % 80’ini kabul etmiştir. Fakat, büyük olasılıkla bunların çoğu maymunun karşılaşmadığı türlere ait olan böcekler olmasına rağmen korkutucu renklilerin % 16’sını red etmiştir. Bu nedenle, korkutucu görünümlü böceklerden kaçmmanın tamamen öğrenmeye bağlı olmaması olasıdır. Genetik olarak, çarpıcı renkli aylardan kaçmaya eğilimli olan avcılar, yenmeyecek ayları kovala. yarak zaman ve enerji harcayan avcılara göre uyumsal bir üstünlüğe sahip olabilirler. Korkutucu renklenmeler gösteren avına tepki olarak sakınmanın gelişimi avcıların bir eğilimi olabilir.

Mimikri

Doğal olarak kendisine has bazı özelliklerle korunmayan türler, korkutucu görünüşlü, davranışta tehlikeli va da nahoş tatları olan türlere çok benzeyebilirler (taklit). Böyle bir benzeşme uyumsal olabilir; taklitçiler avlanmaya çok az maruz kalır, çünkü avcılar taklitçileri daha önce karşılaştıkları, hoş olmayan modellerinden ayırt edemezler. Bu durum Batesi mimikrisi olarak adlandırılır.
Mimikrinin bu tipi, taklitçi türlerinin korumadaki potansiyel etkinliği ile ilgili inandırıcı kanıtlar Oxford’dan Jane van Brower’in mükemmel deneylerinden edinilmiştir. Brower sığırcığın oburca yediği unkurdunu, av olarak kullanarak bir model taklit sistemi oluşturmuştur. Brower, unkurtlarının üzerini tatsız bir renk bandı ile boyadı ve tadı hoş olmayan bir çözeltiye batırdı. Daha sonra Bower, kötü solüsyona batırılmış olunan modelleri ve taklitlerini değişik oranlarda farklı kuş gruplarına sunmuştur. Model ile bir kaç tatsız karşılaşmadan sonra, kuşlar ayırt etmeyi öğrenmiş ve boyanmış unkurtlarından kaçınmışlardır. Özellikle sığırcıklara sunulan taklitler % 60 ya da daha az olduğunda, onlar arasındaki taklitleri de avlanmaktan kurtulmuşlardır.
Taklitçilerin bazı türleri farklı yaklaşımlar gösterir: saldırgan bir taklitçi potansiyel kurbanını cezbetmek için görünüş olarak lezzetli av tuzakları oluşturur. Aldatmaya dayandırılan, Batesi mimikrisine ek olarak -tatsız, nahoş, zararlı ya da tehlikeli bir türün bu özelliklere sahip olmayan biri tarafından taklit edilmesi ikinci bir mimikri tipi vardır. Müller mimikrisi dediğimiz bu tip mimikri, tatsız ya da tehlikeli iki ya da daha fazla türün benzer bir görünüme sahip olması yönünde evrimleşmesini içerir. Bu tip mimikride, her bir türün bireyleri hem taklit hem de model gibi davranırlar.
Her bir türün bireyleri bazı savunma mekanizmalarına sahiptirler. Fakat her bir türün kendine has karakteristik görünümü olsa idi, avcılar ayrı ayrı bunların her birinden kaçınmayı öğrenirdi: böylece, öğrenme sürecine daha fazla ihtiyaç olacak ve her av türünden bazı bireylerin ölümünü getirecek, bu da seçilimin tek tür gibi görünme yönünde evrimleşmesini destekleyecek. Böylece, savunma mekanizmaları olan değişik türler, avcılara göre tek av grubu haline gelecek ve de kaçınmayı daha kolay öğreneceklerdir.
Müller mimikrisinin çarpıcı durumlarından biri kral kelebek (Danaus plexippus) ve bununla akraba olmayan viseroy (Limenitis archippus Amerika’ya özgü bir kelebek) kelebeğinde görülen durumdur. Bu iki tür birbirine çok benzer ve farklı şekilde de olsa her ikisinin tadı kuşlar için kötüdür. Kral kelebekleri, zehirlerini tırtırlarının beslendikleri Asclepias bitkilerinden alırlar, halbuki viseroy kelebeği kendine has kötü tatlı kimyasallar sentezler. Kuşlar, bu türlerden birinden bir bireyle kazanacağı deneyimle, her ikisinden kaçınmayı öğrenir. (Son zamanlara kadar, viseroy kelebeğinin, kral kelebeğinin Batesian tipi bir taklitçisi olduğu sanılıyordu, çünkü ilkin testlerde avcı olarak kullanılan alakarga, viseroy kelebeğini çok az tatsız bulan kuşlardan biriydi).
Müller mimikrisinin seçici avantajı, akraba olmayan bir çok yabanarısı ile bal arısı ya da mercan yılanları olarak bilinen zehirli sürüngen türlerinin benzer şekildeki desenlenmelerini açıklayabilir. Eğer kaçınma herhangi bir genetik yetenek gerektiriyorsa, avcının avı tanıma mekanizmasını güçlendirmek için daha hızlı bir seçilim sağlayacaktır. Gerçekten, bazı avcı türlerinin mercan yılanlarını tanıma yeteneğinin doğuştan gelebildiğine dair kanıtlar vardır. Belki sadece Müller mimikrisi avını tanımanın böylesi özelleşmiş evrimleşmesini sağlayacak yeterince güçlü bir seçilim baskısı sağlayabilir. Bu tanıma hem avcı hem de av bireylerine yararlıdır.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :