“Adapté” sözcüğünden türetilmiş olan “adaptasyon” bir biyoloji terimidir. Canlılar yaşadıkları ortamlara uyum sağlamalarını kolaylaştıran genetik özellikler taşırlar. Farklı genetik özellikler sayesinde yaşama ortamlarında iklimsel değişiklik, doğal afet vb. değişmeler olsa da canlılar varlığını sürdürebilir. İşte bu adaptasyondur. Varlığın sürdürülmesi sonraki nesillere de aynı özelliklerin aktarılmasını sağlar. Yaşama ortamlarındaki değişmeler canlıları değişime zorlar. Bu süreçte başarılı olanlar hayatta kalır, güçlü olan ve hayatta kalanlar neslini devam ettirir, başarılı olamayanlar ise elenir. Bu durum “Doğal Seleksiyon” olarak adlandırılır. Çevreye uyumda başarıyı yakalamak için geçirilen kalıtsal ve evrimsel değişim, yani adaptasyon; kalıtsal çeşitlilik ve doğal seçilimin bir sonucudur.

Doğal Seleksiyon ve Adaptasyon

Bir canlı bir başka canlıyla aynı türden olsa da farklı genetik özelliklere sahiptir. Doğal seleksiyon ve adaptasyon bu çeşitliliklerden beslenir. Örneğin sıcak bir ortamda yaşayan canlının terleme yapabilmesi kendini korumasını ve hayatta kalmasını sağlar. Bu kısa vadeli bir adaptasyondur. Daha uzun süreli ortam değişikliklerinde canlıların fizyolojik yapıları da değişir. Adaptasyonlar sadece fizyolojik değil yapısal ve davranışsal da olabilir. Deri renginin değişmesi, vücut şeklinin yaşanılan ortama uyumu artıracak özellikler kazanması, deri üzerinde kıl, tüy gibi örtüler oluşması yapısal adaptasyona örnektir. Bitkilerin ışığa doğru yönelmesi (fototropizma) davranışsal bir adaptasyondur. Bazı canlıların kendini korumak için zehir ürettiği ya da salgıladığı bilinir. Bu fizyolojik bir adaptasyondur.

Ortama Uyamayanlar Elenir

Adaptasyona yönelik her türlü değişmede mutasyon ve doğal seleksiyon etkilidir. Örneğin karalarda yaşayan bazı hayvanların trake ve bazılarının da akciğer solunumu yapmasını, suda yaşayan hayvanların solungaç solunumu yapmasını sağlayan organlar bir anda gelişmemiştir. Bunlar uzun süreler içinde gelişen adaptasyonlardır ve bu tür adaptasyonlar bireylerde değil aynı türün üyelerinden oluşan populasyonlarda gerçekleşir. Değişen çevreye adapte olacak yeterli özelliğe sahip olmayan canlılar ya farklı bir ortama giderek hayatta kalacak ya da bu canlıların soyları tükenecek yani uzun süreler içinde türleri yok olacaktır. Uyum sağlayarak hayatta kalabilmesi demek o canlının seçilmesi (doğal seleksiyon) demektir. Örnekle açıklamak gerekirse diğerlerinden daha güçsüz ve hızlı hareket edemeyen ceylanlar aslanlar tarafından yakalanır. Hızlı koşabilen ceylanlar büyür ve çiftleşme dönemine ulaşır. Böylece ceylan nesli devam eder. Benzer bir durum aslanlar için de geçerlidir. Aslanlar hızlı koşamazsa ceylan ya da başka bir av yakalayamaz, açlıktan ölür. Çiftleşebilenler hızlı olan ve hayatta kalan aslanlar olacaktır. Bu aslanlardan sonraki nesillere hızlı koşma özelliği aktarılır. Sonuç olarak doğal seçilime uğramış olan ceylan ve aslan populasyonları yaşadıkları ortama uyum sağlayabilen, başarılı bireylerden oluşur.

Adaptasyon Örnekleri

Adaptasyon canlıların yaşamalarına ve düşmanlarından korunarak soylarını devam ettirmelerine olanak sağlar. Deve kuşlarının güçlü ve uzun bacaklara sahip olması ve hızlı koşabilmesi, penguenlerin perde ayaklara sahip olduğu için suda daha hızlı yüzebilmesi, bukalemunların renk değiştirebilmesi (kamuflaj) birer adaptasyondur. Farklı canlılardaki diğer adaptasyon örnekleri aşağıda belirtilmiştir.
*Kurbağaların nemli bir deriye sahip olması vücutlarının kurumasını engeller. Sahip oldukları uzun dilleri de sinekleri yakalamayı kolaylaştırır.
* Atmaca, kartal, şahin gibi yırtıcı olan kuşların pençe ve gagaları avlarını kolay yakalayıp parçalamalarını sağlar.
*Yunus ve balina gibi derin deniz canlılarının vücudunda depolanan yağ soğuktan korunmalarına yardım eder.
*Çölde yaşayan develerin hörgüçlerinde depolanan yağ metabolik su ihtiyacını karşılar. Bu özellik sayesinde develer hiç su içmeden 3 hafta yaşayabilir.
*Develerin gözleri uzun kirpikleri sayesinde kum fırtınalarından korunur.
*Sıcak bölgelere uyum sağlayan fare, tilki ve tavşan gibi hayvanların kulak ve kuyruklar soğuk bölgelerde yaşayan türdeşlerinden daha uzun, vücut yüzeyleri de daha geniştir. Bu özellik ısı kaybını artırmaya yöneliktir.
*Kutup bölgesinde yaşayan tilki, tavşan ve ayıların post rengi beyazdır. Bu özelliği sayesinde ortam rengine uyum sağlar ve düşmanlarından korunurlar.
*Kutup ayılarında deri altında depolanan yağ dokusu yalıtkan olduğunda canlıyı soğuktan korur. Ayrıca kutup ayılarının burunları suyun altındayken kapanır, gözleri ise su altında açık kalır. Bu özellik sayesinde burun deliklerinden içeri su girmez, su altında rahatça görüp avlanırlar.
*Ayılar yaz aylarında yedikleri besinleri yağ şeklinde depolar. Kış aylarında ise uzun bir uykuya yatıp bu süre içinde yaşamak için ihtiyaçları olan enerjiyi depoladıkları yağlardan elde ederler. Depo yağlar bu hayvanları soğuktan da korur.
*Sıcak ve kurak bölgelerde yaşayan kaktüslerin yaprakları su kaybını en aza indirmek için diken biçimini almış, gövdeleri de su depolama özelliği kazanmıştır.
*Nemli bölge bitkilerinin yapraklarının geniş olması terlemeyi artırarak uyumu sağlar.
*Nilüfer bitkisinin yaprakları havalandırma parankiması adlı bir dokuya sahip olduğundan suyun üzerinde yüzer. Dokunun boşluklarında hava depolanır, gaz alışverişi gerçekleştiğinden bitkinin canlılığı devam eder.
*Bitki yaprakları üzerinde yaşamakta olan böcekler genellikle yaprak renginde olduğu için düşmanlarından iyi korunur.
*Tırpana balıkları kuyruk yanlarında bulunan organlarından ürettikleri zayıf elektrik akımı sayesinde avlarını alt eder, gerektiğinde kendini korur. Elektrik üretimi bu canlılarda kur yapma amacıyla da kullanılır.
*Deniz kaplumbağasının ayaklarının palet biçiminde olması yüzmeyi kolaylaştırır.
*Çayır çekirgeleri yeşil renklidir. Renkleri sayesinde avcılar tarafından kolay fark edilmez ve hayatta kalma şansı kazanırlar.
*Ahtapotlar ve mürekkep balıkları bulundukları ortama göre renk değiştirebilir.
*Mürekkep balıkları bağırsaklarının son bölümündeki özel bir keseden suya bıraktıkları mürekkeple suyu bulandırır ve fark edilmeden kaçar.
Çiçekli bitkilerde embriyoyu besleyen tohum oluşumu, rüzgârla tozlaşma yapan çiçekli bitkilerin polenlerinin (çiçek tozlarının) çok sayıda olması, hayvanlarda gözbebeklerinin karanlıkta ya da az ışıklı ortamlarda büyümesi, bol ışıklı ortamlarda küçülmesi de birer adaptasyon örneğidir.

Kaynakça:

https://www.bilim-teknoloji.com
http://www.biyologlar.com
http://www.yenibiyoloji.com

Yazar: Müşerref Özdaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here