Hipofiz ve Hipotalamus

Hipofiz, beynin hemen altında yer alan küçük bir bezdir. Adrenallerde olduğu gibi hipofiz de bir çift bezdir. Bir ön, bir de arka lobtan oluşur. Ön lob, embriyoda ağız tavanının bir çıkıntısı olarak gelişir. Arka lob ise beyinin alt kısmının bir çıkıntısından oluşur. Her iki lob, büyümeyi sürdürdükçe en sonunda birbirleriyle temas ederler ve ön lob kısmen arka lobu sarmalar. Zamanla ön lob ağızla olan bağlantısını kaybeder; fakat arka lob, beyinin hipotalamus adı verilen bölgesiyle olan bağlantısını korur. Bu yakın fiziksel ilişkiye karşın, bu iki lob işlevsel olarak tamamen ayrıdır ve biz bunları ayrı ayrı inceleyeceğiz.

Arka Hipofiz

Arka hipofizden oksitosin ve vazapressin adlı iki hormon salgılanır. Bunlar kimyasal olarak çok benzerdirler. Her ikisi de dokuz amino asit içerir ve bunların yedisi iki bileşikte de bulunur. Sadece iki amino asit farklıdır, fakat bu bile iki hormona çok farklı özellikler kazandırmaya yeter. Oksitosin, esas olarak uterus kaslarını etkileyerek bunların kasılmasına yol açar. Böylece gebe bir kadında oksitosin salgılanması doğumu başlatır. Bu salgılamayı neyin başlattığı henüz bilinmemektedir. Oksitosin enjeksiyonu, doğumu yapay olarak başlatabilir. Vazopressin, arteriyollerin kasılmasına neden olur ve bunun sonucunda kan basıncı önemli ölçüde yükselir. Aynı zamanda da böbrek tübüllerini daha fazla su geri emmek üzere uyarır. Vazopressinden tamamen yoksun bir insanın günde 20 litreden fazla idrar çıkartması beklenir. Etil alkolün iyi bilinen diüretik etkisi, vazopressin salgılanmasını baskılamasından kaynaklanır.
Daha önce arka hipofizin beyinin hipotalamusunun bir çıkıntısı olarak geliştiğini söylemiştik. Erişkinlerde dahi hipotalamusla bu sap benzeri bağlantısını korur. Oksitosin ve vazopressin arka hipofizde yapılmazlar; fakat hipotalamustaki sinir hücrelerinde yapılarak sap içinden bunların aksonları boyunca arka hipofize iletilirler ve burada depo edilirler. Depo organı, hipotalamustan gelen elektrik sinyalleri tarafından uyarılınca bu hormonları salgılar.

Ön Hipofiz

Adenohipofiz adı da verilen ön hipofiz, geniş çeşitlilik ve etki alanına sahip hormonların yapıldığı son derecede önemli bir organdır. İnsanlarda ön hipofizden en az yedi hormon salgılanır. Prolaktin (PRL, aynı zamanda laktojenik hormon da denir), tüm hipofiz hormonları arasında en çok yönlü olanıdır. Bir bebeğin doğumundan kısa süre sonra dişinin meme bezlerinde süt yapımını uyarır. Yapımının sürmesi, meme emen bebek tarafından oluşturulan mekanik uyarıma bağlıdır ve bu uyarımın olmaması süt yapımının durmasına neden olur. Prolaktin aynı zamanda üremede, ozmotik düzenlemede, büyütnede ve karbonhidrat ve yağ metabolizmalarında çeşitli roller oynar.
Bir başka çok yönlü hipofiz hormonu olan büyüme hormonu (BH, somatotropik hormon ya da STH adı da verilir), normal bir büyüme için, özellikle tiroyit hormonuyla birlikte kritik bir rol oynar. Çok güçlü bir protein anabolizması indükleyicisidir. Amino asitlerin hem hücre içine alınmasını hem de protein yapısına katılmasını arttırır.
Bu etkisinde, glukokortikoyitlerin protein katabolize edici etkisini önleyerek bunların bir antagonisti gibi rol oynar. Buna ek olarak, kan şekeri derişimini yükselterek bir insulin antagonisti gibi de etki eder. Büyüme hormonu aynı zamanda adipoz dokudaki yağların hidrolizini de uyarır ve bu yolla kanda yağ asit derişiminin artmasına yol açar.
Eğer bir çocukta büyüme hormonu ciddi biçimde eksikse büyüme durur ve çocuk bir cüce olarak kalır. Bir çocuğa aşırı büyüme hormonu verilirse sonuçta bir dev oluşur (Kayıtlara geçen en uzun hipofiz devi 2.72 m boyundadır). Gerek hipofiz cüceleri, gerekse devleri normal vücut oranlarına sahiptirler. Eğer büyüme hormonunun aşırı salgılanması erişkinlik döneminde olursa, sadece bazı kemikler, yüz, el ve ayak parmakları gibi, yeniden büyüme gösterirler.
Sonuç, akromegali olarak bilinen bir durumdur. Bu durum, orantısız olarak büyük el ve ayaklar ile çarpılmış yüzeylerle karakterizedir. Büyümüş ve öne çıkmış çene, büyümüş elmacık kemikleri ve alın kemikleri ve kalınlaşmış burun.
Ön hipofiz, aynı zamanda diğer endokrin organlar üzerinde kontrol etkisi olan bir dizi hormon da salgılar. Bu hormonlar arasından tiroyiti uyaran tirotropik hormon (tiroyit uyarıcı hormon ya da TSH da denir), adrenal korteksi uyaran adrenokortikotropik hormon (ACTH) ve gonatları etkileyen en az iki gonadotropik hormon ya da gonadotropinler (follikül uyarıcı hormon ya da FSH ve luteinize edici hormon ya da LH) vardır. Bu endokrin organların düzgün büyümesi ve gelişmesi, hipofizden uygun tropik (uyarıcı) hormonun gereken miktarda salgılanmasına bağlıdır. Eğer hipofiz uzaklaştırılır ya da inaktif hale gelirse bu organlar atrofiye uğrarlar ve işlevleri çok düşük düzeylere iner. Hipofizin neden sıkça, endokrin sistemin şef bezi olarak adlandırıldığını anlamak kolaydır.
Tirotropik hormon, vücudun negatif geribildirimi nasıl kullandığına bir örnek oluşturur. Bu iki zincirli glikoprotein, kandaki tiroksin düzeyi düşük olduğu zaman hipofiz bezi tarafından salgılanır ve tiroyit tarafından tiroksin yapımını uyarır. Bunun sonucunda, kanda artan tiroksin derişimi, hipofizden daha fazla tirotropik hormon salgılanmasını inhibe eder. Diğer bir ifadeyle, hipofiz, kandaki düşük tiroksin düzeyine, tiroyit aktivitesini attırıcı bir kimyasal haberci göndererek tepki gösterir.
Fakat tiroyit daha aktif hale gelince üretilen fazla miktardaki tiroksin, hipofize tirotropik hormon salgılanmasının artık azaltılabileceğini söyler. Böylece tiroyitten hipofize bir bilgi geribildirimi vardır. Hipofiz tiroyit üzerinde kontrol uygular ve tiroyit de buna karşın hipofiz üzerinde bir çeşit kontrol uygular. Her biri, diğerine kimyasal haberciler gönderir. Fakat dikkat ediniz ki hipofizden tiroyite giden mesaj, uyarıcıdır; buna karşın tiroyitten hipofize geribildirim, negatiftir.
Hipofiz; sistemi hızlandırmak, tiroyit ise yavaşlatmak eğitimindedir. İki zıt güç arasındaki etkileşim -bu bölümde sıkça gördüğümüz antagonistik strateji- son derece duyarlı olarak dengelenmiş bir kontrol sistemi oluşturur. Hipofizin adrenal korteks ve gonatlarla olan etkileşimi, tiroyitle olan etkileşimine benzer. Hipofiz, düşük kortikal hormon düzeyine daha fazla ACTH salgılayarak, düşük eşey hormonları düzeyine de daha fazla gonadotropik hormon salgılayarak tepki gösterir. Sonuçta kortikal hormonlarm ya da gonadotropik hormonlarm derişiminde meydana gelen yükselme, hipofizden daha fazla salgı yapılmasını durdurur.
Diğer endokrin bezlerin düzenleyicisi olarak önemi olan ön hipofizin, şimdiye dek bilindiği kadarıyla, pankreasın, adrenal medulanın ya da paratiroyitlerin kontrolünde bir rolü yoktur. Hem pankreas hem de adrenal medulla, kısmen sinir sistemi tarafından kontrol edilirler (pankreas, aynı zamanda adrenalinden de etkilenir). Paratiroyitlerin ise esas olarak kandaki kalsiyum iyonu derişimi tarafından kontrol edildiği düşünülmektedir.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :