İtalya Yeni Gerçekçilik akımı bir döneme damga vuran en önemli sinema akımlarından biridir. Sadece sinemasal açıdan değil tarihi açıdan da son derece önemli bulunmuş, geleceğin ve şimdinin sinema üreticilerine birçok açıdan yön göstermiştir. En önemli temsilcileri arasında Vittorio De Sica, Roberto Rosselini, Marco Ferreri ve Bernardo Bertolucci gösterilebilir.

İtalya yeni gerçekçilik akımının en önemli filmi ise IMDB top 100 listesinde de yer alan Bisiklet Hırsızları filmi olarak gösterilmektedir. Bir baba ile çocuğunun tek bir gününe ışık tutan bu film, dönemin sınıf bilincini metaforlar ile ekranlara taşımış, doksan dakikalık süre boyunca toplumsal katmanları akımın kendine has teknikleri ile ele almıştır. İkinci Dünya Savaşından yenik ayrılan İtalya’nın yoksulluğunu bireyler üzerinden anlatan bu film uluslararası alanda 100’den fazla ödül kazanmıştır.

İtalya Yeni Gerçekçilik Akımının Öne Çıkan Özellikleri

1.Tüm diktatörleri ve diktatörlük rejimini eleştirmiş olması: Başta Mussolini ve Hitler olmak üzere ikinci dünya savaşında milyonlarca insanın ölmesine doğrudan sebep olmuş liderlerin eleştirisi, bu sinema akımlarının temel hedefi olmuştur. Savaşların sorumlusu olarak faşist liderleri göstermişlerdir. Halkçı ve bireyci yaklaşımları aynı oranda benimseyen İtalyan yönetmenler, senaryolarında sık sık savaş sonrası sefaleti gözler önüne sermiştir.

2.Fransız Yeni Dalga Sinemasına esin kaynağı olması: 1944 yılında başlayan bu sinema akımı sonrasında birçok akımın doğmasında doğrudan etkili olmuştur. Özellikle ellili yılların sonunda ortaya çıkmaya başlayan Fransız Yeni Dalgası da bunlardan biridir. O dönemde çekilen çoğu filmin İtalya- Fransa ortak yapımı olması da bunun en büyük örneğidir. Dönemin en önemli yönetmenlerinden Jean Luc Godard, bir söyleşisinde Yeni Gerçekçilik olmasaydı, Yeni Dalga da olmazdı diye belirtmektedir. Serseri Aşıklar filmi de tamamen yeni gerçekçilik akımının ana izlekleri ışığı altında çekilmiştir.

3.Profesyonel oyuncular yerine amatör oyuncularla çalışılması: Bu akımı diğer tüm sanat ve sinema akımlarından ayıran en önemli faktör profesyonel cast ile çalışmak yerine tamamen amatör oyuncular ile filmlerini çekmesidir. Öyle ki başta Bisiklet Hırsızları klasiği olmak üzere birçok önemli İtalya dönem filminde sadece amatör oyunculara ve halktan kimselere başrol verilmiştir. Akımın en önemli temsili gerçek ve gerçekçilik üzerinden gerçekleşmiştir. Tamamen halktan kimselere rol şansı vererek bu vurgu temel gerçekçilik manifestolarının üzerinden kendini göstermiştir.

4.Farklı yönetmenlere ve sinema anlayışlarına açık olması: Yeni Gerçekçilik akımı her ne kadar fiili olarak 1955 yılında bitmiş olsa da ardından gelen birçok İtalyan yönetmenin bu akımın ana etkilerinden feyiz alarak sinema üretmesine olanak tanımıştır. Akabinde gelen iki en önemli yönetmen ise Pierre Paolo Pasolini ve Federico Fellini olmuştur. Özellikle Pasolini çektiği işçi filmleri ile yeni gerçekçilik akımının bitmediğini, sadece kabuk değiştirdiğini gözler önüne sermiştir.

5.Konularında işsizlik, yoksulluk ve savaş eleştirisini ön plana çıkarması: Tabanını tamamen toplumsal parametrelerde dizayn eden Yeni Gerçekçilik akımı, işsizlik, yoksulluk, halkın çaresizliği, savaşın yıkımı gibi konularda sinema üretiminde bulunmayı tercih etmiştir. Birçok film gecekondu mahallerinde, varoşlarda ve benzeri yapılarda geçmektedir. Yönetmenlerin amaçları faşizm rejimlerinin yıkılması ile birlikte insanları faşizme karşı uyarmak, savaşın kaçınılmaz yıkımını tekrar tekrar hatırlatmaktır.

6.Diyalogların net, senaryoların anlaşılır olması: Dönemin yönetmen ve senaristleri ”halk için halk sineması” anlayışını benimsemişlerdir. Bu nedenle olabildiğince yalın bir sinema dili kullanmışlardır. Senaryo, kurgu ve diyalog kısımları herkesin anlayabileceği bir tonda ele alınmıştır.

7.Büyük bir seyirci kitlesine hitap etmesi: İtalya Yeni Gerçekçilik akımının sinema tarihinde birçok başarısı olmuştur. Bu başarılardan en önemlisi ise II. Dünya savaşının hemen sonrası olmasına rağmen büyük bir kitleyi sinema salonlarına çekmeyi başarmasıdır. Roma ve Torino birer sinema kenti olmuştur. Halan bu iki İtalya şehrinde birçok sinema atölyesi ve müzesi bulunmaktadır. Torino Ulusal Sinema Müzesinin kapıları hala birçok sinemasevere açıktır. Bu müzede başta Yeni Gerçekçilik akımı olmak üzere sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmış birçok yönetmen ve sinema insanının önemli eserleri de bulunmaktadır.

Yazar: Aytaç Arslan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here