Dogma akımı, Danimarkalı senarist ve yönetmen Lars Von Trier’in ortaya çıkardığı ve tarihi 15 yıl öncesine dayanan bir sinema akımıdır. Sinemada mevcut kuralları yıkan ve yerine yenilerini getiren bu akım, ilk çıktığı zamanlardan bu yana büyük yankı uyandırmış ve birçok yönetmenin de bu akıma dahil olmasını sağlamıştır. Her akımda ve sinema ekolünde olduğu gibi Dogma’da da ayırt edici özellikler bulunmaktadır. Bunlara geçmeden önce Lars Von Trier sinemasına kısaca göz atmakta fayda var.

Lars Von Trier ve Sinema Macerası

Sinemaya çok erken yaşlarda başlayan Lars Von Trier kısa metrajlı filmler çekerek kendini geliştirmiştir. İlk uzun metrajlı filmi olan Suç Unsuru filmi ise 1984 yılında çekilmiştir. Oldukça üretken ve farklı türleri denemeyi seven yönetmenin filmografisinde yer alan en önemli eserler ise; Dalgaları Aşmak, Dogville ve Melankoli filmleridir. Filmlerinde katı bir gerçeklikle işlediği şiddet genelde nevrotik karakterler aracılığıyla yansıtılır. Toplamda 4 saat süren Nemfomanyak filmi de birçok sinema eleştirmenleri tarafından övgüyle karşılanmıştır. Her zaman tartışmaların odak noktasında olan Lars Von Trier, Antichrist filminden sonra basın toplantısı düzenlemiş ve ”depresyonda olduğunu, böyle bir film çektiği için herkesten özür dilediğini” ifade etmiştir. Sinema alanında ortağı sayılabilecek bir diğer Danimarkalı yönetmen olan Thomas Vinterberg ile beraber Dogma manifestosunu kaleme almıştır. Son filmi 2018 yapımı olan Jack’in Yaptığı Ev bir seri katilin hikayesine odaklanmaktadır.

Dogma Akımının Çıkış Noktası

Lars Von Trier, sinemanın endüstrileşmesine karşı çok büyük tepkiler gösteren bir yönetmendir. Büyük prodüksiyonların, aynı oranda büyük olan setlerin ve film yıldızlarının karşısında durarak çok daha minimal, ekonomik ve metin odaklı filmler çekilmesinden yana olmuştur. Dogma akımının çıkış noktası Hollywood’a karşı bir tepki olarak doğmuştur. Günümüzde hala bu akıma bağlı kalınarak çekilen Danimarka merkezli filmler bu yöndeki sinema üretimlerine örnek olarak gösterilebilir.

Filmler Gerçek Mekanda Çekilmeli

Dogma akımının en büyük kuralı gerçek mekan kullanılmasıdır. Küçük, orta ya da büyük odaklı hiçbir set kurulmaz. İzleyicilere tamamen gerçek mekanların görüntüleri aktarılır. Her ne kadar Lars Von Trier Dogville filmini bir tiyatro sahnesinde çekmiş olsa da Dogma akımının en büyük göstergelerinden biri olarak gerçek mekan kullanımına büyük oranda dikkat edilmiştir.

Jenerikte Yenilik

Dogma akımının belki de en marjinal kurallarından biri yönetmenin isminin jenerikte yer almamasıdır. Burada temel amaç izleyiciye doğrudan filmi sunmaktadır. Özellikle Amerika ve Avrupa filmlerinde yönetmenin adının öne çıkarılarak çekilen filmlerin artmasına karşı bir tepki olarak geliştirilen bu kural, hala geçerliliğini korumaktadır.

Müzik Kullanımı Yok

Bu akımdaki filmlerin genelinde müzik kullanılmamaktadır. Gerçek mekana eşlik eden doğal sesler filmlerin genel çatısını oluşturmaktadır.

Aktüel Kamera Kullanımı

Sinemada aktüel kamera kullanımı daha çok 1950 ve öncesine ait bir tekniktir. Kısaca hiçbir ekipman kullanılmadan, elde taşınılan ve yönetilen çekim tekniklerine verilen genel isimdir. Lars Von Trier birçok filmini el kamerası ile çekmiştir. Bu da büyük prodüksiyonlara ve filmin metninin önüne geçen kamera açılarına karşı bir protesto olarak geliştirilmiştir.

Günümüzde birçok Dogma akımı hayranı bulunmaktadır. Erdem Yemini başlığı altında sunulan bu kurallar, tartışmalara açık olsa da içerdiği sıra dışı çizgi ile beraber büyük izleyici kitlesine ulaşmıştır.

Yazar: Aytaç Arslan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here