Hedefe yönelik kanser terapisinde, kanser hücrelerinin çoğalmasına ve yayılmasına yönelik değişiklikler hedef alınır. Araştırmacılar, kansere neden olan hücresel değişiklikler hakkında daha fazla bilgi sahibi oldukça, bu değişiklikleri hedef alıp, etkilerini baskılayacak umut verici tedavileri tasarlamak mümkün olabilir.

Hedefli terapiler için; küçük molekül ilaçlar ya da monoklonal antikorlar kullanılır. Küçük molekül ilaçlar; hücrenin içerisine kolayca girebilecek kadar küçüktür ve bu yüzden hücreleri hedeflemek için kullanılırlar.

Monoklonal antikorlar, terapötik antikorlar olarak da bilinirler. Bu proteinler; kanser hücrelerindeki tek bir özgül hedefe bağlanmak için tasarlanırlar. Bazı monoklonal antikorlar da kanser hücrelerini, bağışıklık sistemi tarafından görülüp yok edilebilmeleri için işaretler. Diğer antikorlar ise, kanser hücrelerinin büyümesini durdurmayı ya da kanser hücrelerinin kendilerini yok etmelerini sağlar. Bazıları ise kanser hücrelerine toksin taşır.

Çoğu kanser terapisi tümörün büyümesine yardım eden özgül proteinleri hedef alır. Kanseri farklı şekillerde yok edebilirler. Bunlar;

1) Bağışıklık sistemine, kanser hücrelerini öldürmeleri için yardım ederler. Kanser hücrelerinin çoğalabilmelerinin bir nedeni, bağışıklık sisteminden gizlenebilmeleridir. Belli hedefli terapiler kanser hücrelerini işaretleyebilirler ve böylece bağışıklık sistemi onları bularak yok edebilir. Diğer hedefli terapiler, bağışıklık sistemi işlevinin artmasına yardım ederek kansere karşı daha iyi çalışmasını sağlar.

2) Kanser hücrelerinin çoğalmasını durdurur. Vücuttaki hücreler güçlü sinyaller aldıklarında yeni hücreler oluşturmak için bölünürler. Bu sinyaller, hücre yüzeyindeki proteinlere bağlanır ve hücreleri bölünmeye teşvik eder. Bu süreç sırasında, vücudun ihtiyacı olduğunda yeni hücreler meydana gelir. Fakat bazı kanser hücreleri yüzeylerindeki proteinleri değiştirir ve proteinler sinyal olsa da olmasa da hücreyi bölünmeye teşvik eder. Bazı hedefli terapiler bu proteinlere müdahale eder ve onların hücreyi bölünmeye teşvik etmesini önler. Bu süreç, kanserin kontrolsüz büyümesini yavaşlatır.

3) Kan damarı oluşumuna yardım eden sinyalleri durdurur. Tümörler belli bir büyüklüğe ulaşabilmek için kan damarları oluşturmaya gerek duyar. Bu süreç anjiogenez olarak adlandırılır ve bu yeni kan damarları tümördeki sinyallere cevap olarak oluşur. Anjiogenez inhibitörleri olarak adlandırılan bazı hedefli terapiler bu sinyalleri bloklamak için tasarlanır. Kan akımı olmadan tümör küçük boyutta kalır. Eğer tümörde kan akışı varsa bu tedaviler, kan damarlarının ölmesine neden olur ve tümör küçülür.

4) Kanser hücrelerine hücre öldürücü kalıntıları verebilir. Bazı monoklonal antikorlar, toksinlerle, kemoterapi ilaçlarıyla ve radyasyonla kombinlenirler. Bu monoklonal antikorlar, kanser hücrelerinin yüzeyine bağlandığında hücreler öldürücü kalıntıları içeri alır. Antikorlar tarafından hedeflenmemiş hücreler de zarar görmez.

5) Kanser hücrelerinin ölümüne neden olur. Normal hücreler hasar gördüklerinde ya da artık onlara ihtiyaç duyulmadığında ölürler. Fakat kanser hücrelerinin bu ölüm sürecinden kaçınma yolları vardır. Bazı hedefli terapiler, kanser hücrelerinin de bu normal ölüm sürecinden geçmesini sağlar.

6) Kanser hücrelerinin ihtiyaç duyduğu hormonları kısıtlar. Bazı meme ve prostat kanserleri, gelişmek için bazı hormonlara ihtiyaç duyar. Hormon terapileri iki yönlü çalışan hedefli terapilerdir. Bazı hormon terapileri, vücudun bazı hormonları üretmesini engeller. Diğerleri de hormonların kanser hücrelerine ulaşmasını engeller.

Hedefli terapi ile ilgili bazı engeller vardır. Bunlar:

1) Kanser hücreleri terapilere karşı dirençli olabilir. Bu nedenle hedefli terapiler, kemoterapi ya da radyoterapi gibi diğer kanser tedavileriyle birlikte kullanıldığında en iyi sonucu verebilir.
2) Bazı hedefler için ilaç geliştirilmesi zordur. Bu nedenler, hedefin yapısı ya da hücredeki işlevi ile ilgili ya da ikisi birlikte olabilir.

Yan Etkiler

Hedefli terapi bazı yan etkilere neden olabilir. Bu yan etkiler, kullanılan terapi türü ve vücudun onlara nasıl yanıt verdiğiyle ilgili olabilir. Hedefli terapinin en yaygın yan etkisi, ishal ve karaciğer sorunlarıdır. Diğer yan etkiler; kan pıhtılaşması, yara iyileşmesi, yüksek kan basıncı, bitkinlik, tırnak değişiklikleri, saç rengi kaybı ve cilt problemleridir. Cilt problemleri; döküntü ya da kuru cildi içerebilir. Bu yan etkilerin çoğu, tedavinin sonlanmasının ardından kaybolur.

Küçük molekül ilaçlar, hap ya da kapsül şeklinde hastaya verilebilir. Monoklonal antikorlar ise genellikle iğne ile kan dolaşımına verilir. Terapinin hangi sıklıkla ve ne kadar süre alınacağı; kanserin türüne, ilerleyişine, hedefli terapinin türüne ve terapiye vücudun nasıl yanıt vereceğine bağlıdır. Tedavinin hastayı nasıl etkileyeceği ise; hastanın tedaviden önceki sağlık durumuna, kanserin türüne, kanserin ne kadar ilerlediğine, terapinin türüne ve dozlarına göre değişir. Bu süreçte hastanın durumu; fiziksel muayene, X-ray ve diğer tarama yöntemleriyle gözlemlenir.

Kaynakça:
https://www.cancer.gov/about-cancer/treatment/types/targeted-therapies

Yazar: Ayça Olcay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here