Kültürümüzde kökleri çok eskiye dayanan masal toplumda insanlar arasında, köy odalarında, çeşitli toplantılarda anlatılagelen bir sözlü edebiyat ürünüdür. Bu yönüyle toplumsal olan masal, topluma ait birçok imgeyi de üzerinde barındırır. Bir anlamda toplumsal şifreler masallarımızın içine yerleştirilmiştir. Kültürel değerin doruk noktasında olan masal bir milleti tanımak, o millet üzerine fikir yürütmek için en inandırıcı malzemelerden biridir. Zira masal sadece anlatılmak ve eğlenmek üzere oluşturulmuş şifreli yazın ürünleri değil, başka birçok yönü olan, ait olduğu kültürün hem dilsel hem de toplumsal yanlarına ışık tutan bir özelliğe sahiptir. Masalın toplumsallık yönüne atıf yapan Carl Jung, masalların toplumun ortak bilinçaltı ürünleri olduğunu belirtir. (Yalçın, Aytaş, 2002:37). Toplum teker teker fertler oluşturur, her birinin zihinsel dünyası o toplumu oluşturan ortak bilinçaltının birer alt şubesi nevindedir. Her fert ait olduğu toplumun kültürel değerlerini benimser, bu değerlerle oluşur.

Hayal mahsulü olan edebi türlerden masal, bilinmeyen bir ülkede, bilinmeyen zamanlarda imgesel kahramanlarla gerçekleşen olayları gösterir. Masal, bu yönüyle rüyaya benzer. Olağanüstülük, yer ve zaman kavramlarının yerine oturmamış olması gibi hususiyetler rüyada da mevcuttur. Rüya bilinçaltı ile ilgilidir; masal ve post- modern yansıması da anlatı da bilinçaltı ögesiyle meşguldür. Masalda yazıcı veya anlatıcı bilinçaltını bol bol kullanır. Atıflar yapar adeta bilinçaltına veya bilinçaltı anlatıcıyı atıf yapmaya zorlar. Masalın amacı dinleyen ve okuyanı eğlendirmektir. Bu durum rüyada bilinçsiz yapılırken masalda uyanıklık hali dolayısıyla bilinçli yapılır. Post- modern bir edebi tür olan anlatı olan ise masalsı unsurları kullanır, fakat gerçek anlamda masalla özdeş değildir. Yazar metnini kurarken gerçeklikten yararlanır, gerçekliği yeniden kurar; ama bunu yaparken de masal ögelerini metnine yedirir.
Masal anlatıya sadece kurgu safhasında etki ederken, konu anlamında anlatı kendine özgüdür. Gerçek bir olay farklı yönleriyle masalsı (veya olağanüstü) bir havayı büründürür. Tabii yazılış amacı bakımından birbirinden farklı türlerdir masal ve anlatı. Masal aynı zamanda günümüzde çizgi filmlere de yansımıştır.

Çizgi film yapımcıları filmleri kurgularken yine masalsı öğelerden yararlanır. Yazılış amacı bağlamında düşünecek olursak masal ve çizgi filmler arasında ortak yönler vardır. Zira ikisi de çocuklar için kurgulanmıştır. Biri edebi diğeri görseldir. Çizgi filmlerin fantastik olanlarında az önce masal için söylediğimiz yer, zaman ve kişilerle ilgili özellikler mevcuttur. Masal da fantastik çizgi filmlerde padişahları, hayvanları, cinleri, perileri, devleri konu edinen olaylarla doludur. Bu bakımdan çizgi filmin tek farkı görsel öğelerle bezenmiş olmasıdır.

Masal anonim halk edebiyatı mahsullerindendir. Bunların başlıcaları ;Habeşçe mes ve Aramice masla, İbranice ise masaldan, Arapça ise masal, mesel şekli le mukayese ve karşılaştırma manasıyla geçtikten sonra Türkçe’nin malı olmuştur. ( Elçin, 2001:368). Köken ve kültür itibariyle doğu toplumlarında çok yaygın olan masal doğunun egzotizmini, uzaklığını ve farklılığını sevdirir. En önemli yönü çocuklar için anlatılmasıdır. Çocukların eski zamanlarda zihin gelişimini sağlamak, çocuklara vakit geçirtmek için kurgulanmıştır. Ve bu yönüyle de anonim özellikler içerir. Masal toplumun malı olduğu için yazılı özellikler barındırmadığı için değişebilir, geliştirilebilir bir yana sahiptir. Her anlatıcı kendi imgelem dünyasını masala yansıtabilir. Böylece eski zamanlarda masalda gelişmeye ve değişmeye açık özellikler dolayısıyla her yörenin, kültürün farklı özelliklerini içermiştir.

Masal kahramanları insanlar,

hayvanlar, bitkiler, maddi unsurlar, hayali yaratıklar, yalın fikirler biçiminde sıralanabilir. ( Elçin, 2001:369). Anlatıcı tüm bu kahramanları hem gerçek hem de gerçek olmayan unsurlarla süsler. Mesela kahraman gerçektir, ama yaptığı iş olağanüstüdür. Bitki gerçek hayatta vardır, ama konuşur. Masalları bu yönüyle düşünürsek sadece olağanüstü konuları ele alan bir tür diye tarif etmek yanlış olur (Boratav, 2000:95).
Şükrü Elçin, masalların üç bölümden oluştuğunu söyler. Başlangıç bir tekerlemedir. Dinleyicinin dikkat ve alakası bu yolla masala çekilir. Tekerleme hikayenin ortasında da kullanılabilir. Asıl masal bölümünde masal gelişir. Sonuç bölümünde kahramanların kaderi tayin edilir. En sonunda bir tekerleme yer alabilir. (Elçin, 2001:369).

Masallarda anlatı kısa ve yoğundur. Olaylar bir kez geçmeden, bir kez geçtikleri süre içinde anlatılır; kimi zamanda tersine önceden kısa olarak yaşadıkları süre içinde ise ayrıntılarıyla anlatılır. Anlatım duyulan geçmiş zamandır ( Boratav, 2000:95). Masallarda çoğunlukla olayların geçtiği yerler ve zamanlar da belirsizdir. (Helimoğlu Yavuz, 1997:22)

Yazar:Serpil Altunyay

 

Editör : Suna Korkmaz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here