Aşk, kucaklaşma ve annelik hormonu olarak bilinen Oksitosin, kimilerini dışadönük, dost canlısı, sevgi ve merhamet dolu bir insan olmasını sağlarken, kimilerini kıskanç, antisosyal ve başkalarının mutsuzluğuna sevinen, nefret dolu birer kişiye dönüştürür. Bu durum onun sanıldığı kadar masum bir hormon olmadığını, olumsuzluklarının da olduğunu göstermektedir.

Oksitosin; Sevgi, Cömertlik ve Merhamet Hormonu mu?

Oksitosin hormonunun etkisi ilk kez hayvanlar üzerinde yapılan bir takım araştırmalar sonucunda fark edildi. Bu hormon tek eşli olan kır sıçanlarda sevgi bağlarının güçlenmesine, dişi koyunlarda ise kuzulara karşı annelik duygularının kabarmasına yardımcı oluyor. Afrika kıtasında koloniler halinde yaşayan, sosyal ve dayanışmacı davranışlar sergileyen mirketler ile (çöl faresi) yapılan bir başka deney sonuçları da oksitosin hormonunun üyelerde sosyalleşme ve yardımlaşmayı daha da artırdığını gözler önüne serdi. Oksitosin hormonunun hayvanlar üstünde etkisini araştırmaya liderlik eden Illinois Üniversitesi üyelerinden Sue Carter, oksitosin hormonunun emzirmeden toplumsal davranışa kadar birbirinden farklı bir takım temel işlevleri düzenleyen, basit ama metabolizma üzerinde yüksek etkisi olan bir hormon olduğunu açıkladı.

Oksitosin hormonu en çok üremede olan rolü ile biliniyor. Uzmanlar aşk hormonu olarak lense edilen oksitosinin eşler arasındaki ilişkiyi güçlendirdiği ve bağlılık düzeyini arttırdığını belirtiyor. Özellikle doğum sırasında ve doğum sonrasında vücutta meydana getirdiği değişimler nedeni ile oksitosin prolaktin ile beraber en önemli annelik hormonları arasında gösterilmektedir. Doğum esnasında serviks ve uterus kaslarının gerilmesi ile çok yüksek düzeyde oksitosin salgılanır. Bu da rahim kaslarının kasılma ve gevşemesini sağlayarak doğumu kolaylaştırmaktadır. Doğum sonrasında ise anne sütünün salınmasına destek olarak emzirmeye yardımcı olmaktadır. Anne ve bebek arasındaki duygusal bağı güçlendirmektedir.
Tıbbi olarak sakıncası olmayan bazı özel durumlarda, oksitosin doktor kontrolünde damardan hastalara verilebilmektedir. Özellikle doğumun gecikmesi durumunda ya da fetüs hayatının tehlikeye girdiği durumlarda doğumu suni olarak başlatmak için günümüzde sık sık kullanılmaktadır. Doğumdan sonra süt kanallarının açılması ve süt üretim düzeyinin artması için de uygulanabilmektedir.

Vücudumuzdaki hücrelerde de sinyalleri algılayan antenler gibi hormonların üretimini ve seviyelerini düzenleyen bazı sinyal alıcılar bulunmaktadır. Heyecanlı, stresli, üzgün ya da mutlu olduğumuz zaman etkinleşen bu sinyaller salgılanan hormon miktarında artış sağlar. Örneğin sevdiğimiz bir kişiye sımsıkı sarıldığımız zaman oksitosin hormonunun seviyesi gittikçe artar ve buna bağlı olarak da daha iyi ve huzurlu hissederiz. Bu nedenle oksitosin hormonu çoğu zaman “kucaklaşma kimyasalı” şeklinde de lense edilmektedir.
Oksitosin hormonunun kişi davranışları üzerindeki olumlu etkilerini, özellikle geçen 10 yılda yapılmış olan çalışmalar, ortaya koyup “aşk ve kucaklaşma hormonu” olarak yıldızının daha da parlamasını sağladı. İnsan doğası ile ilgili hemen hemen bütün olumlu özellikler ile ilişkilendirilen oksitosin hormonu toplumsal yapının artı yönlerini arttırdığı görüşü hâkim oldu. Oksitosin miktarında meydana gelen ufacık bir artış bile kişiyi güler yüzlü, sevgi dolu, çok daha güvenilir, cömert, anlayışlı, paylaşımcı ve merhametli bir insan yaparken, oksitosin hormonundaki yetersizlik antisosyal, vicdan ve empatiden yoksun olan kişilik özellikleri ve bazı tutum bozuklukları ile ilişkilendirilmektedir.

Oksitosin Spreyi

Medyada yapılan bir takım haberler ile -bütün bu bilgilerin ve araştırma sonuçlarının yanında- oksitosin zaman içinde öyle popüler bir hormon oldu ki insanlar sıkıntılarından kurtulmak, mutlu, iyimser ya da sosyal bir kişi olmak için profesyonel hizmetlerden yardım almak yerine, internet üzerinden oksitosin içeren burun spreyleri alarak kullanmaya başladılar. Oksitosinli bileşikler içeren burun spreylerinin kullanımı öyle olağan bir hal aldı ki, toplum önünde konuşamayan insanlar sunumlarını kolay şekilde gerçekleştirebilmek, insanlar yolunda gitmeyen bir takım evlilikleri kurtarabilmek ya da rahatça arkadaş edinebilmek ve sosyalleşmek arzusu ile reçetesiz satılan bu tür spreyleri bile kullanır hale geldi. Aşkı ve mutluluğu yakalamak için bu tür spreyler kullanmanın hiçbir yararının ve anlamının olmayabileceği de uzmanlarca özellikle vurgulanıyor.

Oksitosinin Olumsuz Özellikleri

Günümüzde yapılan araştırmalar, oksitosin hormonunun içimizde bulunan iyi duyguları uyandırmadığı ve sıkıntılara çare olmadığı, burun spreyi şeklinde kullanılınca her zaman işe yaramadığı gerçeğini açığa çıkardı. Sosyal ilişkilerde olumlu etkide bulunduğunu, fakat bu etkinin kişi karakter yapısına, içinde bulunduğu duruma ya da kültüre, ayrıca karşısında bulunan kişinin kim olduğuna bağlı çok büyük ölçüde değişebildiğini göstermektedir. Yani oksitosin hormonu sayesinde toplumsal bir takım etkileşimler daha iyiye gidebildiği gibi durumlar daha da kötü bir hal alabiliyor. Oksitosinin kişi üzerinde güven ve cömertlik duygularını bir ölçüde pekiştirmesinin yanı sıra kıskançlık ve diğer insanlarının acılarından zevk alma türünden duyguları da körükleyebileceği ortaya kondu. Ayrıca toplumsal davranışları güçlü kıldığı gibi anti sosyal olan bazı davranışları da tetikleyebileceğini de ortaya koydu.

Kişisel niteliklerimize bağlı olarak, oksitosin bazı anıları olduklarından farklı bir biçimde anımsamamıza da sebep oluyor. Yapılan bir araştırma, çalışmaya katılan kişilerden genelde kişisel ilişkileri güven ve sağlamlık üzerine kurulmuş olanların anneleri ile ilgili geçmişteki güzel hatıraları hatırlamasına yardımcı olan oksitosin hormonunun, sürekli kaygılanan antisosyal kişilerin annelerini sevmekten uzak ve mesafeli anneler olarak hatırlamasına sebep olduğu ortaya kondu.

Genlerle İlişkisi

Oksitosinin hormonal etkisinin, OXTR geninin kodladığı sinir ve üreme hücrelerinde bulunan bir protein ile ilişkili olduğu belirtilmektedir. Gen dizisinde bulunan DNA harflerinden, adenin yerine guanin olması gibi bir değişiklik neticesinde, insanlar toplumsal anlamda daha duyarlı bir tavır sergilemektedir. G-taşıyan bireylerin genelde daha anlayışlı ve sevecen olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca, dertli olduklarında da dostlarına daha sıkı bağlandıkları belirtiliyor.

Bu da beraberinde güven duygusu ve yardımseverliği getirebilir. Aynı zamanda oksitosinli sprey kullanan kişiler sadece kendilerine benzer özellikler taşıyan kişiler ile işbirliği içinde olabilir. Elde edilen bütün bu araştırma ve sonuçlar oksitosinin vücudumuzda ne şekilde çalıştığını ve davranışlarımızı nasıl etkilediğini tam olarak göstermeyebilir.

Sonuç

Oksitosinin bazı temel işlevlerinin olduğu kulak arkası edilemese de, insanların karmaşık olan kişilik ve davranış özellikleri, edindikleri bir takım bilgileri farklı analiz etmeleri, hatta sosyal durum ve farklılıkları işin içine girdiği zaman hormonun etkileri de değişikliğe uğramaktadır. Bu nedenle uzmanlar, oksitosin hormonunun çalışma mekanizması ile ve davranışları ne şekilde etkilediği ile ilgili genel bir model oluşturmadan önce, doğal durumu gösteren kan verileri ile oksitosinli burun spreylerinin kullanılarak elde edilen çalışma bulgularının karşılaştırılması ve tekrardan değerlendirilmesi gerektiğini belirtmekteler.

Kaynakça:
http://www.newscientist.com/article/mg21328512.100-dark-side-of-the-love-hormone.html
http://www.scientificamerican.com/article/fact-or-fiction-oxytocin-is-the-love-hormone/
http://www.scientificamerican.com/article/a-love-hate-relationship/

Yazar: Taner Tunç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here