Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Toprağın Canlılar İçin Önemi ve Faydaları

0 50

Toprak, üzerinde yaşayan canlılara hava, su, mineral ve çeşitli besin maddeleri sağlayan, onlara barınak teşkil eden, kendisine kendini yenileme yeteneği bahşedilmiş dinamik bir ekosistem, barındırdığı canlı ve cansız tüm unsurlarının ahenkli bir etkileşim halinde olduğu bir bütündür. Basitçe üzerine basıp geçtiğimiz toprak, aslında milyonlarca canlı organizmaya ev sahipliği yapmaktadır.

Yeryüzündeki topraklar gözümüze çok geniş görünse de tüm gezegene nispeten oldukça ince bir tabakadan ibarettir ve yüz ölçümü de dikkate alındığında oldukça azdır. Bu yönüyle toprak çok dikkat etmemiz gereken hayat dolu bir hazinedir.

Özellikle geçtiğimiz son yüzyıl boyunca, insan faaliyetleriyle oluşan erozyon, bozulma, tuzluluk, çölleşme ve aşırı kullanım gibi birçok mesele ile karşı karşıya olan topraklara, maalesef gerekli değer ve önemi verememekteyiz. Bunun en önemli sebebini ise, insan ve toprak arasındaki ilişkinin, özellikle şehirler nazara alındığında, her geçen gün daha da azalmasında aramak mümkündür. Dünyadaki insan sayısı hızla artarken, toprak miktarında önemli kayıplar yaşanmaktadır. Türkiye’de her yıl 500 milyon tona yakın verimli tarım toprağı başta erozyon olmak üzere çeşitli sebeplerle kaybedilmektedir.. Dünya genelinde ise bu miktar 24 milyar tona ulaşmaktadır.

Muhtevasına bakıldığında, toprak hava, su, mineral madde ve organik madde olmak üzere dört temel unsurdan meydana gelmektedir. Mineral maddeler, canlıların (hayvan, bitki vs.) kalıntılarından oluşan organik madde ile birlikte toprağın yaklaşık yüzde 50’sini teşkil etmektedir. Toprağın ihtiva ettiği katı maddelerin arasında bulunan boşluklar ve gözenekler hayati öneme sahiptir. Ortalama olarak toprağın yarısını oluşturan bu boşluklarda canlıların hayatı için lüzumlu olan hava ve su bulunmakta, bitkilerin kökleri büyümekte ve sayısız mikroskobik organizmalar yaşamaktadır. Sıkışma, sel ve diğer sebeplerle bünyesinde yeterli miktarda boşluk olmayan topraklar zirai verimlilik açısından yetersizdir. Toprak, bitki kökleri için adeta bir havalandırma sistemi gibi çalışmakta, köklerin teneffüs yoluyla bünyeye aldığı oksijenin köklere ulaştırılması ve karbondioksitin dışarı atılmasında da önemli bir rol oynamaktadır.

Duruma su açısından bakıldığında ise, toprak suyun daha alt katmanlara iletilmesini sağlar, yağmurun aşındırıcı etkilerini azaltır, nemi tutarak bitkiler için adeta su deposu görevi yapar. Yağmur sularının yaklaşık üçte biri yeraltına sızmaktadır. Atmosferden inen saf sular, topraktaki yolculukları sırasında bünyelerine aldığı mineral maddelerle canlılar için içilebilir ve faydalı sular haline gelmektedir.

Topraklar muazzam bir şekilde inşa edilmiş arıtma sistemleridirler. Toprakta çeşitli zehirli maddelerin ve zararlı gazların etkisiz hale getirilmesi, kirlenmiş suların arıtılması, çeşitli kirlilik ve hastalık ihtiva edebilecek organizmaların temizlenmesi gibi fonksiyonlar da icra edil-mektedir. Toprağın dünya ekosisteminde oynadığı en önemli rollerden biri, insan dâhil üzerine düşen tüm unsurların geri dönüşümünü sağlamasıdır. Eğer toprağın bu özelliği olmasaydı; canlıların besin ihtiyacını karşılamaları mümkün olmazdı. Toprak var edilmemiş olsaydı ve milyonlarca organizma ile teçhiz edilmeseydi, sayısız bitki, hayvan artığı ve hayatını kaybetmiş insan bedeni ayrışamaz, toprağa karışamazdı. Muhtemelen dünyamız kilometrelerce kalınlığa ulaşan organizmaların ölü bedenleriyle kaplanmış olurdu. Sadece bu açıdan bakıldığında bile, toprağın varlığa verilen çok büyük bir nimet olduğu görülmektedir.

Toprak bünyesindeki suda erimiş halde bulunan potasyum, kalsiyum, bakır, demir, fosfor, azot gibi mineral maddeler bitkiler için çok önemlidir. Bitkilerin kendileri için gerekli olan elementler yanında, kullanmayacakları bazı elementleri de bünyelerine almaları gerçekten ilgi çekicidir. Bu durum, tabiatta müşahede ettiğimiz dayanışmanın bir göstergesidir. Bitkiler, kendi-lerinin kullanmayacakları, ya da kullanmaları şart olmayan ancak insan dâhil birçok canlı için gerekli olan bu elementleri (krom, selenyum, vanadyum gibi.) bünyelerine alarak adeta birer taşıyıcı vazifesi görmektedirler. Hatta sezyum (Cs-137) gibi radyoaktif serpinti elementlerini ve pek çok doğal radyoaktif elementi bünyelerine alabilmektedirler. Bu yönüyle toprak için temizlikçi görevi yapmaktadırlar.

Sıcaklık açısından baktığımızda, bitkilerin hayatlarını devam ettirmeleri için toprağın sıcaklığı düzenleyici etkisini görürüz. Hava sıcaklığının 40°C’nin üzerine çıktığı durumlarda bile, bitki köklerinin bulunduğu derinlikte sıcaklık 10°C’nin altına düşebilmektedir.

İyi gelişmiş bir toprak atmosfer açısından da önemli faydalar sağlar. Nem açısından doygun, iyi gelişmiş bir bitki örtüsüne sahip topraklar, rüzgâr vasıtası ile yayılan toz, kum gibi insan hayatını da tehdit eden parçacıkların tutulmasında önemli bir rol oynamaktadır. Buharlaşma yoluyla atmosfere karışan toprak nemi, atmosferde bulunan su buharının önemli kaynaklarından biridir. Bunun yanında toprak, diğer canlılar gibi adeta nefes alıp vermekte ve bu yolla karbondioksit ve azot oksit gibi bazı gazları dışarı salarken oksijen ve metan gibi bazı gazları da bünyesinde tutmaktadır.

İnşaat malzemesi olarak kullanıldığında, topra-ğın havalandırma özelliğine sahip olması sağlık açısından faydalı bulunmaktadır. Günümüzde, özellikle gelişmiş ülkelerde tasarlanan “biyoevler”in hammaddesi topraktır. Topraklar ayrıca, üzerlerinde inşa edilen yollar ve yapılar için temel ortamı oluşturmaktadır. Toprakların “katı bir zemin” olmaması; aksine yumuşak, şekillenebilir ve işlenebilir bir özellik göstermesi inşaat mühendisliği açısından önemli katkılar sunmaktadır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki dünya barındırdığı toprağa bağlı olarak hayatlarını devam ettiren canlı çeşitliliği bakımında adeta âlemin kalbi olduğu gibi, toprak da arzın kalbidir, yani en önemli ve hayati unsurudur. Buradan hareketle bizler bastığımız yerleri toprak diyerek geçmemeli, şairin dediği gibi “altındaki binlerce kefensiz yatanın” yanında pek çok değerli maddeyi ve milyonlarca organizmayı düşünerek toprağa gereken önemi vermeliyiz.

Yazar: Enes Eker

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.