En Sık Karşılaşılan Uyku Bozuklukları Nelerdir?

Uyku, kişiye ve yaşa göre değişmekle birlikte vücut için hava kadar, su kadar elzem, fizyolojik bir ihtiyaçtır. Yorucu bir günün sonunda en çok ihtiyaç duyulan şey, yatağa uzanıp uykuya dalabilmektir. Uyku ihtiyacı, küçük yaşlarda daha fazla olup yaşın ilerlemesiyle birlikte azalır. İnsan vücudunda günlük uyku-uyanıklık döngüsü, “sirkadiyen ritim” adı verilen ve yaklaşık 24 saate göre ayarlanmış biyolojik saat şeklinde çalışır. Biyolojik ritmin düzenlenmesinde gün ışığının mühim rolü vardır.
Uyku, gün içerisinde vücudun dinlenmesi ve organların tamiri için lüzumludur. Uyumak için en ideal vakit gecedir. Beyinden salgılanan melatonin hormonu, hava karardıktan sonra üretilir ve hücre yenilenmesi daha çok geceleri meydana geldiğin-den gece uykusu mühimdir. Uyku, insanın vücut sağlığı kadar ruhî dengesinin devamı için de gereklidir. Yetişkinler için günlük 6 saat uyku yeterli olmakla birlikte, hayat disipline edilerek zamanla uyku süresi azaltılabilir ve azaltılmalıdır. Peygamberimizin tavsiye ettiği ve “Kaylule” olarak bilinen gündüz uykusu, gece uykusu ihtiyacını azalttığı gibi öğrenme ve hafıza kapasitesini de arttırmaktadır. Ayrıca, öğle uykusu ile kişinin vücudu tazelenir; günlük performansı, düşünme ve problem çözme kabiliyeti artar. Araştırmalar, gün ortasında, 60-90 dakika uyumanın beyni 8 saatlik bir gece uykusu kadar dinlendirdiğini ortaya koymuştur.

Uykunun Safhaları
Uyku sırasındaki beyin dalgalarının analiziyle uykunun iki safhadan oluştuğu belirlenmiştir. Birinci safha, uykunun başlangıcından itibaren gittikçe derinleşen ve kendi içerisinde dört bölüme ayrılan “Non-REM” adı verilen safhadır. En derin uyku, dördüncü bölümde olur ve dış ortamdaki sesler kişiyi pek uyandırmaz. Daha sonra uykunun ikinci safhası başlar; hızlı göz hareketleri görüldüğü için bu safhaya “REM (rapid eye movement) uykusu” denir. REM uykusunun süresi 5-30 dakikadır ve rüyalar genellikle bu safhada görülür. REM uykusu esnasında kan basıncı ve kalp hızı artar, göz ve solunum kasları dışındaki istemli kaslarda ise gevşeme meydana gelir. Kaslardaki bu geçici gevşeme, rüya esnasında beklenmedik hareketlerden ve kişiyi tehlikelerden korumaya matuf birçok hikmetli mekanizmadan sadece biridir. İki safhadan oluşan ve ortalama 90 dakika süren bu uyku periyotları, gece boyunca tekrarlanır. Her tekrarda uykunun birinci safhasına ait 3. ve 4. dönemlerin süresi azalır ve buna bağlı periyotların ortalama süreleri de kısalır. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise REM uykusunun süresi uzar.

Uyku Bozuklukları
Uyku bozuklukları toplumda sık görülen bir durumdur. Geceleri yeteri kadar uyumuş bir kişi, gün içeri-sinde uyku ihtiyacı hissetmez. Psikolojik sebepler, nörolojik rahatsızlıklar, hormon bozuklukları ve bazı irsî faktörler tedavi gerektiren uykusuzluğa sebep olabilir. Biyoritmin bozulması, düzensiz uyuma, yorucu çalışma, seyahatler ve aşırı üzüntü gibi durumlardan kaynaklanan uyku eksikliği ise rahatlıkla telafi edilebilir.
Uyku bozuklukları; uykuya dalamama, aşırı uyuma veya uyku düzeninde bozulma şeklinde olabilir. Ha-yat kalitesini düşüren müzmin uykusuzluk, kişinin ruh ve beden sağlığına tesir ederek bazı problemlerin ortaya çıkmasına yol açabilir. Uyku eksikliği ve REM uykusuna geçememe, öğrenmeyi %40 azalttığı gibi bilgilerin çabuk unutulmasına da sebep olabilir. Uykusuz kalan kişilerde konsantrasyon güçlüğü, öğrenme problemleri, psikolojik bozukluklar görülebilir ve depresyon eğilimi artar.
Yüzden fazla çeşidi olan uyku bozuklukları, genel olarak dört grupta incelenir.

1) Uyuma Güçlüğü veya Uykusuzluk Hastalığı (insomnia)
Uykusuzluk, toplumda en sık ve daha çok kadınlar ve ileri yaştaki kimselerde görülen uyku bozukluğudur. Bu hastalar, uykuya dalma veya uykuyu sürdürme güçlüğü çeker. Problem, uyku süresinin azlığından ziyade kişinin yeterli ve kaliteli uyuyamamasıdır. Bazı kişiler hiç uyuyamazken bazıları bir süre uyuduktan sonra uyanır ve bir daha uyuyamaz. Uyuma güçlüğü çekenler, az uyumalarına veya hiç uyuyamama-larına rağmen genellikle gündüzleri uyku ihtiyacı hissetmez. Uykusuzluk, tedavi edilmediğinde depresyona veya uyuşturucu madde bağımlılığına yol açabilir. Tedavide kullanılan antidepresanlar, uykunun yavaş dalga safhasının derinliğini azalttığı için kaliteli uyku sağlayamaz. Uyku düzenine tesir eden “melatonin” hormonu, gece yarısı en üst seviyeye çıkar. Bu hormonun seviyesinin düşük olduğu kişilerde ve yaşlılardaki uykusuzluk hallerinde melatonin tedavisinin uykuyu artırıcı tesire sahip olduğu bulunmuştur. Şiddetli uykusuzluğun sebeplerinden biri de toplumda %5-10 nispetinde görülen “huzursuz bacak sendromu”dur. Bu rahatsızlıkta genellikle geceleri uykuya dalarken ve bacaklar hareketsizken başlayan ayaklarda uyuş-ma, karıncalanma, ağrı ve kas kasılmaları gibi şikâyetler görülür. Uykuya dalmakta zorlanan bu kişiler, uyuyamadığı için yataktan kalkıp ayaklarını ovuşturur ve bir süre dolaştıktan sonra tekrar yatmayı dener.

2) Çok Uyuma (hipersomnia), Uyku Apnesi ve Narkolepsi
İdiopatik hipersomnia, belirgin bir sebebi olmadığı halde gün içerisinde görülen aşırı uyku eğilimidir. Bu durum, kişilerin gece boyunca derin uykuya geçememelerinden kaynaklanır.
Uyku apnesiyle, kadınlarda %2, erkeklerde %4 nispetinde karşılaşılır. Bu hastalık, genellikle çok horlayan kişilerde görülür. Daha çok şişmanlarda görüldüğü zannedilse de zayıf kişilerde ve çocuklarda da uyku apnesi görülmektedir. Kişi, uyku sırasında solunum kaslarındaki gevşeme ve hava yollarındaki daralma sebebiyle kısa süreli nefes alamaz ve bu esnada beyine yeterli oksijen gitmediği için sık sık uyanıp derin uyku safhasına hiç geçemez. Bu kişiler, gece uykusunu yeterli alamadıkları için gün içerisinde sürekli uyuklar. Bu yüzden, kazaya yol açma riski yüksek olduğu için bu kişilerin araba kullanma gibi dikkat gerektiren işler yapmaları sakıncalıdır. Ayrıca uyku apnesi, kan basıncında ani yükselmelere yol açarak kalp krizi riskini artırabilir. Tedavide öncelikle yapılması gereken, hastanın fazla kilolardan kurtulmasını temin etmektir.

Narkolepsi (uyuma hastalığı) hipersomnianın bir çeşidi olup, iki bin kişide bir görülür. Uyanıklık esnasında görülen uyku atakları, uyku geçişi sırasında geçici uyku felci ve birtakım halüsinasyonlarla karakterize edilir. Belirtiler, gün içerisinde kişi uyanıkken gülme, sevinme ve üzülme gibi herhangi bir hissi durumda ortaya çıkabilir; kişi oturduğu yerde, ayakta ya da araba kullanırken çok hızlı şekilde uykuya dalar, hatta rüya bile görebilir. Hastalıkta, REM uykusundaki gibi bütün kaslarda ani gevşeme ve geçici felç hali meydana gelebilir. “Katapleksi” denilen bu durum, hasta için hayati tehlikelere yol açabilir. Narkolepsi hastalarındaki temel problem, uyku-uyanıklık arasındaki sınırın kaybolmasıdır. Bu kişilerin davranışları otomatik olup Non-REM uykusu ile uyanıklık halinin karışımına benzer. Çoğu defa hastanın uyanıklığı şuur seviyesinde olmadığından hasta, yaptıklarının farkında değildir. Mesela; koyduğu yeri hatırlayamadığı için eşyalarını bulmakta güçlük çeker. Başka bir belirti de, normal kişilerin alışkanlık şeklinde yaptıkları bazı otomatik hareketlerin bu hastalarda görülme sıklığının artmasıdır. Kişiye ölecekmiş hissi veren, “uyku felci” denilen ve birkaç saniye süren bu durum bir narkolepsi belirtisidir. Gündüzleri sık sık uykuya dalan bu hastaların gece uykuları da düzensizdir. Narkolepsi hastalarının %90`ından fazlasında genetik faktörler rol oynar ve bu geni taşıyanların çocuklarında narkolepsi riski %2’dir.

3) Parasomnia grubu
Parasomnia;. Bu gruptaki hastalarda, uykuda diş gıcırdatma, çığlık atarak uyanma, uyku sırasında yürüme ve etrafın-dakilere saldırma şeklinde davranış bozuklukları görülür. Bu grupta dört mühim bozukluk vardır: Uyur-gezerlik, kâbus görme, uyku terörü ve REM uykusunda ortaya çıkan davranış bozuklukları.
Uyurgezerliğin en sık görülen belirtisi, uyku sırasında yürümedir ve genellikle çocuk yaşlarda görü-lür. Çocuklarda görülme oranı %17’ye kadar çıkmaktadır ve en sık olarak 11-12 yaşlarda görülür. Erişkinlerde uyurgezerlik daha düşüktür (%4). Kişi uykuda kalkıp gezer, kapıyı açıp dışarı çıkabilir veya konuşabilir. Uyurgezer, uyandığında neler olduğunu genellikle hatırlamaz. Hastalığın en mühim riski, uyku sırasında pencereden veya balkondan düşme tehlikesidir.
Kâbus, her yaşta görülebilmekle beraber en çok 3-5 yaş arası çocukluk döneminde görülür. Hasta, derin uykuya dalış evresinde bir dış uyaran olmaksızın korkutucu bir rüya görür; büyük bir panik ve endişeyle çığlık atarak uyanır. Bu hastalar, derin uyku safhasına pek giremez; hastalarda gece boyunca ani kas kasılmaları, şuursuz ve kontrolsüz davranışlar görülür. Bazılarında ise “kafa karışıklığı” ile uyanma veya “uyanma güçlüğü” söz konusudur. Derin uyku esnasında manasız hareketler, ani ağlamalar gözlenir. Bu hastalar, uyandıklarında çoğu zaman bu yaptıklarını hatırlamaz. Erişkinlerde uykusuzluk, yorgunluk, stres ve ateşli hastalıklar parasomniayı tetikleyen faktörlerdir.
Uyku terörü, uykunun ilk saatlerinde yavaş dalga uykusu esnasında ortaya çıkan, korkma, çığlık atma ve ağlamanın eşlik ettiği bir durumdur. Bu kişiler; aniden yataktan kalkıp koşmaya, duvarları yumruklamaya başlar; eşyaları devirir, çevresine zarar verir. Bu davranışlar esnasında şahsı uyandırmak güçtür, genellikle yaptıklarını daha sonra hatırlamaz. Çoğu defa atak sonrasında hasta, tam olarak uyanmadan yatağına döner ve tekrar uyur. Bu hastalar, aynı zamanda birer uyurgezerdir. Çocuklarda genellikle 4-12 yaşları arasında ortaya çıkar ve ergenlikten sonra ekseriyetle kaybolur.

4) Uyku ritmi düzensizliği
Normal uyku düzeni, gece-gündüz değişikliğinden etkilenebilir. Kişinin biyolojik ritim şartları değiştiğinde uyku düzeni bozulur ve bu kişiler istenilen saatte uyuyup uyanamaz. Seyahat eden kişilerin uyku düzeni, saat farkı sebebiyle bozulabilir. “Jet-lag” denilen bu durumda kişinin, uyuması gereken vakitler değiştiği için gündüz vakitlerinde uykusu gelir. Bu durum, genellikle bir hafta kadar devam eder ve uyku düzeni bulunduğu ülkeye uyum sağlar. Geç yatıp geç kalkmak, uyku ritim bozukluğunun en sık görülen çeşididir. Bu kişiler, istenilen saatte uykuya dalamadıkları için genellikle gece yarısından sonra uyur ve sabahları da oldukça geç uyanır.

Netice olarak uyku düzenindeki bozukluklar, oldukça sık görülmesine rağmen çoğu zaman insanlar arasında hastalık olarak algılanmaz. Oysaki uyku, beden ve ruh sağlığı için çok mühim bir ihtiyaçtır.Uyku bozukluk ve düzensizlikleri önemsenmeli, gerektiğinde hekime müracaat edilmelidir. Uzun süreli uyku bozuklukları, kişilerde nörolojik hastalıkların belirtisi olabildiği gibi tedavi edilmediğinde bazı hastalıklara ve psikolojik problemlere yol açabilir. Sağlıklı bir hayat için sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz yapmanın yanı sıra yeterli ve düzenli uyku da şarttır.

Yazar: Enes Eker

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar