Türkiye Cumhuriyeti, son yıllarda yaptığı düzenlemelerle, birçok yabancının ülkeye gelmesi açısından adeta seferberlik ilan etmiştir. Bu durum kısmen iyi olsa da kısmen de kötü kabul edilebilir. Birçok Avrupa ve Kuzey Ülkesi, yeni düzenlemeler yaparak yasadışı göçmenliğin önüne geçmeye çalışmaktadır. Ancak Türkiye ise bu konuda tam tersi bir tutum sergilemesi ile dikkatleri çekmektedir. Ülkede günümüz itibariyle 3 milyonu aşmış bir Suriyeli varlığının yanı sıra 1,5 ile 3 milyon arasında değişen de yabancı uyruklu şahıs bulunmaktadır. Bu kesim içinde çok az sayıda gelişmiş ülke vatandaşı bulunur ki, bunlar sadece 100 bin civarındadır. Başka bir ifadeyle 6 milyon yabancı arasında sadece 100 kadar gelişmiş ülke vatandaşı ülke sınırları içinde yaşar. Bunların ağırlığını 80 bin kişiyle Alman vatandaşları oluşturur. Bunlar arasında daha önce Türk olanların sayısı ise yüzde 50’ler civarındadır. Ülkede kalan yabancı uyrukluların birçoğu ya turist vizesiyle gelmek suretiyle geri dönmeyerek kaçak durumunda yaşamakta ya da yasadışı yollarla ülkeye giriş yapanlardan oluşmaktadır. Hal böyle olunca bu şahısların denetimi de biraz zorlaşmaktadır. Birçoğunun çalışma izni bulunmaz ancak kaçak olarak bir şekilde çalışırlar. Bazıları kendi işlerini yaparken bazıları da istihdam edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde yaşayan yabancılar ister çalışma iznini sahip olsun ister olmasın sadece kanunların kendilerine izin verdiği meslekleri icra edebilirler. Bu da çok sayıda spesifik alanda yabancıların çalışmasını imkansız hale getirir. Oysa bu yasal uygulama pek de modern kabul edilmez. Çünkü Avrupa ve Amerika’da çok sayıda yabancı uyruklu şahıs devlet kurumlarında istihdam edilmeleri ile ön plana çıkarlar. Ancak ülkemizde durum biraz farklıdır. Devlet memuru olmak için kesinlikle T.C. vatandaşı olmanız gerekir. Bu yasal bir zorunluluktur ve hiçbir şekilde esnetilemez. Ayrıca T.C. vatandaşı olmanın yanı sıra Türkçe dilini de C1 seviyesinde konuşmanız gerekir ki, bu da yasal bir zorunluluktur. Bunun yanı sıra yabancı uyruklu olarak devlet memuru olmasınız dahi, çalışamayacağınız bazı birimler ve de icra edemeyeceğiniz meslekler bulunur. Bunların başında avukatlık, noterlik, savcılık, hakimlik, gümrük müşavirliği, eczacılık gibi gözde meslekler gelir ki, yabancı olmanız haline diploma denkliği alsanız dahi, çalışma izniniz olsa bile çalışmanız yasal olarak mümkün değildir. Bu da size, çok kısıtlı alanlarda çalışma imkanı sunar. Yine de yabancıların kendi mesleklerini serbest olarak yapmalarının önü çalışma iznine sahip olmaları durumunda açılmıştır. Tabi yukarıda sayılan meslekleri yapmaları yine imkansızdır. Çünkü gerekli birimlere kayıtları vatandaşlık engeline takılır.

Eğer Türkiye’de eğitim gören bir yabancı iseniz, bu durumu kesinlikle göz önüne alınız. Aksi halde hayal kırıklığına uğramanız kaçınılmazdır. Yabancı uyruklu şahıslar arasında Türk soylu olanlar biraz daha imtiyazlıdır ve gerekli izinleri alması durumunda gerek devlet memuru gerekse de yapması yasaklanan meslekleri icra edebilirler. Yabancı uyruklu olup da Türkiye’de ikamet edip çalışma izni bulunan yabancıların birçoğu, finans merkezli şirketler ve teknoloji ile teknik hizmet veren birimlerde faaliyet göstermektedir. Yabancı uyruklu olmanız halinde eğer ülkede gerekli belgelere sahipseniz, 5 yıl içinde Türk vatandaşlığı başvurusu yapma hakkına kavuşursunuz. Bu durumda şartları sağlamanız halinde başvuru tarihinden en geç 6 ay sonra Türk vatandaşlığına kavuşursunuz ve bu sayede tüm yasakları aşmış olursunuz. Ancak bazı ülkeler çift vatandaşlığa izin vermediğinden önceki vatandaşlığınızı kaybetme durumunuz da olabilir. Bu konuda konsolosluğunuz ya da elçiliğinizle iletişime geçiniz. Sonra başvuru yapınız. İzin almadan yapılan başvurular sonucunda vatandaşlık otomatikman düşebilir.

Kaynakça:
http://www.yabancipersonel.com/yabanci-personel-calisma-izni-2/yabacilara-yasak-meslekler/

Yazar:Emir Karasu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here