Deri vücudun her yerini saran iyi bir koruyucudur. Yaralanma, yanma gibi nedenlerle veya gereklilik durumunda sağlık sorunlarını düzeltmek için gerçekleştirilen ameliyatlar sonrasında dıştaki derinin iki tarafını bir araya getirmek amacıyla atılan dikişler görüntüsü hoş olmayan izler bırakabilir. Bu tip izlerden rahatsızlık duyanlar olacaktır.

Dikişler ve Yaralar Geriye İz Bırakır

Açık yöntemle yapılan ameliyatlarda işlem yapılacak bölgeye ulaşılabilmesi için yapılması gereken kesiler daha uzun dolayısıyla atılması gereken dikiş sayısı fazla olacaktır. Ancak kapalı yani laparoskopik yöntemle yapılan ameliyatlarda oldukça küçük bir bölgede kesi yapılır. Cerrahi işlemlerden sonra kesilen cildin iki ucunu bir araya getirmek, zedelenmiş olan dokuyu yeniden onarmak için tıpta kullanılan özel iplerle uygun bir şekilde dikiş atılır veya stapler yöntemiyle ( cilt zımbasıyla) birleştirilir. Ameliyattan belli bir süre sonra bu dikişler alınır ve geriye bir iz kalır. Bu izler operasyonun amacına ve bölgesine göre bazen çok kısa ve kolay görünmeyen yerlerde bazen de daha uzun ve vücudun daha kolay görünen alanlarında olmaktadır. Dikiş izlerini veya herhangi bir sebeple oluşan, çoğunlukla kendiliğinden iyileşen yaraların izlerini taşıyanların genel isteği izlerin mümkün olduğunca az rahatsız edici görünmesi ya da mümkünse yok edilmesidir. Ancak şunu bilmek gerekir ki izlerin görünürlüğü azaltılabilse de tamamen yok edilememektedir.

Yara İzlerinin Oluşum Sebepleri

Her cerrahi müdahalenin sonunda geride bir iz kalacaktır ama bazen cerrahi ekibin ihmalinden veya yeterince önemsememesinden dolayı yara izleri daha belirgin olmaktadır. Steril olmayan bir malzeme, operasyon bölgesine uygun olmayan bir sütür (dikiş) ya da vücudun hatalı bir bölgesinde yapılan keşiden geriye dönüşümü olmayan kötü izler kalmaktadır. Cerrahi dikişlerde kullanılan ipliklerin bazıları doğal ( keten, ipek gibi) bazıları yapay malzemelerden üretilmiştir. Bazı dikişler( sütürler) deride kendiliğinden çözülmekte bazılarıysa çözülmemektedir. Çözülmeyen veya erimeyen dikişler bir süre sonra bulunduğu yerden alınmalıdır. Kendiliğinden çözünen iplikler genelde deri altında kalanlardır.
Vücudun dışını örten derinin üstünde kalan sütürlerin iplikleri erimediği için alınmalıdır. Dikiş alınırken dayanılabilecek derecede hafif bir ağrı hissedilebilir ve geriye genellikle bir gün içinde normal cilt rengine dönen kızarıklıklar kalır. Hastaların bazılarında ipliğin alındığı yerde kalan izler normal deriden daha açık renkte olur.

Yara Veya Dikiş İzleri Neden Farklı Görünür?

Hangi şekilde olursa olsun deride meydana gelen yaralar orijinal deri doku tarafından değil fibröz doku tarafından onarılır. Onarımın erken evrelerinde dokuya direnç kazandıran kollagen sentezi de fazladır. İşte yara izlerinin farklı görünmesinin sebebi budur. Yaralanan ya da kesilen bölge ne kadar uygun ve dikkatle dikilerek ( sütür atılarak) onarılmaya çalışılsa da mutlaka deride iz kalır. Yara izleri (skar) ve yaraların iyileşme süreci de kişilere, yaranın bulunduğu bölgeye, kişilerin genetik yapılarına, yaşlarına göre farklılık gösterir. Yaraların derinliği, kesinin genişliği, bölgenin büyüklüğü, bölgeye ulaşan kan miktarı, derinin kalınlığı, rengi gibi birçok faktör de yara izinin derecesini etkiler. Nasıl bir yara izi kalacağı önceden kestirilemez. Yara iyileşmekte, deri tamir edilmekte iken dokularda fazla kollagen sentezlenirse kalan iz kırmızı ve kabarık olur. Yara ya da dikiş izleri vücudunun kolay görünmeyen, giysi altında kalan bir yerinde ise kişiyi fazla rahatsız etmez. Ancak kol, el, yüz, çene, dudak, bacak gibi dışarıdan rahatlıkla görülebilecek bir yara izi kişiyi rahatsız edecek, muhtemelen estetik kaygılar ortaya çıkacaktır.

Yaraların İyileşme Süreci

Yaralar onarımı sürecinde fibröz doku ve kollagen yapımıyla yıkımı en az 6 ay devam etmekte ve sonra durmaktadır. İlk başlarda kırmızı, mor, pembe renkte görünen yara izleri dikkat çekici olsa da zaman geçtikçe hafifler, rengi solar, ten rengine yaklaşır, sertliği azalır ve dikkat çekici olmaktan uzaklaşır. Genellikle yara izlerinin son şeklini alması bir ya da iki yıl sürer. Uzun bir süreç olsa da hastalar biraz sabırlı olmalıdır. Kollagen yapım ve yıkım olayları durmayıp devam ederse kesi yerinin üzerinde deri yüzeyinin dışına doğru kabarık ve sert bir yapı (keloid) oluşur Hatta bu yapı aradan bir yıl geçmesine rağmen büyümesine devam eder. Keloidlere cilt rengi koyu olan kişilerde daha çok rastlanır. Bu çeşit skarlar X ışınları kullanılarak, estetik cerrahi yoluyla ya da bazen kortikosteroidler ile onarılıp rahatsız edici görünüm hafifletilir.

Yara İzlerinin Belirginliği Neye Bağlıdır?

Deride kalan izler ameliyatın ya da yaranın türüne bağlıdır. Örneğin bir sezaryen ameliyatı ile kalp ameliyatında kalan izler birbirinden farklıdır. Sigara, kafein, alkol kullanan kişilerde yaraların iyileşmesi daha uzun sürmekte ve kalan iz daha belirgin olmaktadır. Derin, büyük yaralarda kullanılan kesiler ve sütürler sonucunda oluşan skarlar ( yara izleri) daha geç iyileşir, daha belirgin olur. Protein bakımından zengin beslenme, yeterince su içme yara izinin belirginliğini azaltır. Kilolu kişilerde yaralar biraz daha zor iyileşir. Yaralı bir cilt iyileşinceye kadar çok temiz tutulmalı, enfekte olmamalıdır. Enfeksiyon gelişen yaralarda geriye kalan izler daha belirgin olur. Dikişli bölgelerin güneşte kalması da yara izinin daha belirgin olmasına sebep olur.

Dikişli Bölgenin Bakımı Nasıl Yapılmalı?

Doktorun uygun gördüğü yerde ve zamanda dikişlere pansumanı yapılmalıdır. Dikişli bölge temiz kalmalı, mikrop kapmamalıdır. Ayrıca su değdirilmemeye, basınç uygulanmamaya, gerdirmemeye ve kaşımamaya da dikkat edilmelidir. Doktorun bilgisi olmadan yaralı bölgelere pudra ve krem sürülmeli ve en az 6 ay güneşten korunmalıdır.

Yara Veya Dikiş İzleri Nasıl Azaltılabilir?

Yara izleri kişinin dış görünümünü ve psikolojisini olumsuz etkileyecekse bazı özel girişimlerle kamufle edilip belirginliği azaltılabilir. Bu girişimlerden biri estetik ameliyatıdır. Estetik ameliyatların amacı dikiş izlerin tamamen yok edilmesi değil azaltılmasıdır ve ameliyattan ya da dikiş atılmasının ardından 6–12 ay geçmelidir. Daha fazla zaman geçerse yara iyileşmesinin tamamlanmasından dolayı beklenen sonuç alınmayabilir. Dikiş izinin azaltılmasını sağlayan TCA peeling ve lazer tedavileri de bulunmaktadır. Lazer tedavisini konusunda uzman olan kişiler yapmaz ise deri hasar görebilir.

TCA Peeling Yöntemi

TCA ( trichloroacetic asit) sürülen üst deri soyulur, yani cilt kazınır ve alttan yeni bir deri gelir. Bu kimyasal bir peelingdir. Uygulandıktan sonra deri yıkanmalı, kimyasal madde arındırılmalı ve deri güneşten korunmalı, nemlendirici, yumuşatıcı ve besleyici bakım yapılmalıdır. Yeterince bilgi almadan evde uygulamaya kalkışmamalı, risk alınmamalıdır. Dikiş, yara izlerini azaltıcı yöntemlerle ilgili seçim yapmadan önce araştırılmalı, uzmanlara danışılmalıdır.
Bazı losyon ve kremler de dikiş izlerinin veya kızarıklıkların azaltılmasına yardımcı olabilir. Ancak bir doktora danışmadan kullanılmamalıdır. Yara izinin olduğu bölgenin üzerine elle yapılan masajlar da bağ dokuyu yumuşatabilir ve izlerin göze daha iyi görünmesine sebep olabilir. Bazı bitkisel yağlar ve karışımlarla da dikiş izlerinin azaldığı söylense de internet ortamında dolanan bu tür formüllerin deriye zarar verme olasılıklarına karşı bir tıp doktorlarına danışmak yararlı olur.

Kaynakça:
https://www.poliklinik.org
http://www.estetiks.com
http://lotusmdc.com
http://www.yara.gen.tr

Yazar: Müşerref Özdaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here