Zimbabwe ya da resmi adıyla Zimbabwe Cumhuriyeti, dünyanın en eski yerleşim bölgeleri arasında yer alan Afrika kıtasında bulunan bir ülkedir. Söz konusu bu ülke, Afrika’nın güney hattında bulunur ve de ülkenin ne Atlantik ne de Hint Okyanusu ile herhangi bağlantısı yer almaz. Bu anlamda etrafı sadece komşu ülkelerle çevrili olan Zimbabwe, uluslararası anlamda ticaretini bölgede yer alan ülkelerle yaptığı iki anlaşmalar sayesinde sağlar. Bu yolla civarda yer alan Atlantik ve Hint Okyanuslarına ulaşmayı başaran Zimbabwe, ithalat ve ihracatını da bu yolla gerçekleştirir. Bölgenin stratejik önemi tartışılmazdır. Çünkü Afrika’nın güney hattı, iki devasa okyanusu birbirine bağlar ve bu anlamda çok önemli bir ticaret hattıdır. Başka bir ifadeyle, Hint ve Atlantik Okyanusu’nun birbirine karıştığı ”ümit burnu”nun civarında yer alan ülkeler bir anlamda ticaret güzergahında da bulunur. Ancak yine de bölge ülkeleri dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alır. Zimbabwe ise, coğrafi olarak Zambezi ve Limpopo nehirleri arasında olup, güneyde Güney Afrika, batı ve güneybatıda Botswana, kuzeybatıda Zambiya, doğu ve kuzeydoğuda ise, Mozambik ile komşudur. Bakıldığında bölgede yer alan Namibya ile doğrudan komşu olmasa da bu iki ülkeyi 200m genişliğindeki Zambezi Nehri ayırır. Ülke içinde çok sayıda şehir bulunur. Ancak bu şehirler arasında en önemli olanı, şüphesiz ki, her anlamda ülkeye merkez görevi gören Harare’dir.

Zimbabwe sınırları dahilinde yaşayan halk, refah seviyesi nazara alınacak ise, aslında diğer birçok ülkeden farksızdır. Fakir bir hayatın ve yoksulluğun kol gezdiği bu coğrafyada belki de sadece Güney Afrika Cumhuriyeti, kendisini biraz da olsa sıyırabilmiştir. Zimbabwe’yi ele alırsak, ülkede kişi başına düşen milli gelir, aşağı yukarı 2 bin Amerikan doları civarındadır. Bu da ülkenin ne kadar zor şartlar altında olduğuna en büyük parametredir. Zimbabwe, diğer bölge ülkeleri gibi çok uzun yıllar boyunca Avrupalı ülkelerce sömürülmüştür. Bu sömürge politikası ülkenin her yerinde görülebilir. Bu bölge Avrupa’nın en büyük sömürgecisi olan ve de bu sayede kendisine ”üzerinde güneş batmayan imparatorluk” lakabı takılan Britanya ya da başka bir ifadeyle Birleşik Krallık’tır. Çok uzun yıllar boyunca Birleşik Krallık tarafından tam anlamıyla sömürülen Zimbabwe, bu duruma 11 Kasım 1965 tarihinde son vermiştir. Her ne kadar bağımsızlığını ilan etse de bu resmi olarak ancak 15 yıl sonra kabul edilmiş ve de 18 Nisan 1980 tarihiyle beraber yürürlüğe girmiştir. Ülke, Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını elde etse de bu durum ülkenin iç refahına ne gibi pozitif bir etki yapmıştır; bu ciddi anlamda ele alınması gereken bir meseledir. Aslında bu durum sadece Zimbabwe için geçerli değildir. Bu bölgede yer alan birçok ülkede görülen bir durumdur.

Ülkenin sahip olduğu nüfusu inceleyecek olursak, bu durumda 17 milyona seviyelerinde bir yerleşik insanla nüfusuyla karşılaşırız. Afrika’nın en hızlı nüfus artışı yaşayan ülkelerinden olan Zimbabwe, yoksulluktan bir türlü kurtulamamaktadır. Bölgeye tarifeli olarak Türkiye üzerinden uçak isterseniz, güncellenmiş rotaları takip ediniz. Ayrıca geçerli vize politikaları da seyahat öncesinde bakılması gereken önemli hususlardandır. Ortalama seyahat süresi 9 ila 15 saat arasında değişiklik gösterir. Bu tamamen yapılacak olası aktarma ve de izlenilecek rota ile doğrudan alakalı bir durumdur.

Yazar:Emir Karasu

 

Editör : Suna Korkmaz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here