26 Mart Ölmeme Günü

Şairlerin dünyası aynı zamanda yaşama olan; aşkın ölüme olan isyanın haykırışıdır. Şair mısralarıyla, her birimizin yüreğinde yer eden, söze dökülemeyen duyguların bayrağını çeker yaşamın surlarına. Mart ayı ki baharın tüm canlılığı ve albenisiyle yüreklerin kıpır kıpır olduğu, aşkların ve anıların derlendiği zamanların kapsını aralar.

Ölmeme Günü Nedir ve Nereden Gelir?

8431_3İsmindeki şairanelikten de tahmin edilebileceği üzere şairlerin renkli dünyasının icadıdır bu gün. Son dönem Türk edebiyatına mühür vuran, her biri birbirinden müstesna edebiyatçıların bir araya gelmesinin meyvesi olan ve edebiyatla haşır neşir çevreler haricinde pek bilinmeyen bir gündür “Ölmeme Günü”. Şairlerin bir araya geldikleri ve şiiri ve aşkı tüm güzellikleriyle tatmanın mutluluğunu her sene, tadından hiçbir şey kaybetmeden ölüme meydan okuyarak yaşama dileği ve bu dileği kutlamanın günüdür bu gün.

Bu günün hikayesi nereden gelmektedir ?

Bu günün ortaya çıkışıyla ilgili çeşitli hikayeler olsa da en güveniliri o günün ve o mekanın müdavimlerinden olan İsa Çelik’in anlatımıdır. İsa Çelik’e göre bu gün şöyle doğmuştur:

Ç8431_olme-gunuoğunluğunu edebiyat tarihçilerinin “ İkinci Yeniciler” olarak tarif ettiği şairlerinin oluşturduğu bir grup şairin Eski Rumelihisarı Avcılar Lokantası’nda düzenli olarak bir araya gelip rakı eşliğinde edebiyat- sanat muhabbetleri yaptıkları bir gün masada bulunanlar darbe ve siyasi baskıların etkisiyle iyice gerilmişken, rakının ve şiirlerin etkisiyle iyice keyfekeder olunca ortamdaki havayı şiirin ve rakının coşkunluğuyla birleştirmek isteyen Tomris Uyar bu günü “Rakı ve Özgürlük” ilan edelim der. Takvimler o gün 26 Mart’ı göstermektedir. Derken masa müdavimlerinin yakından tanıdığı Tombalacı İsmet adlı biri gelir ortama ve onu solgun, üzgün yüzüyle gören Turgut Uyar ölümden yakınan bu İsmet için bir rakı şişesi istetir garsondan. Garsonun getirdiği rakı şişesini muhafaza etmesini isteyerek seneye aynı günde bu şişeyi getirip bu günü kutlamalarını ister, tam o sırada İsmet’in içki düşkünlüğünden haberdar olan İsa Çelik, şişeyi bir kağıda sarıp üstüne orada bulunan herkesin imzasını attırarak bantlatır ve böylelikle gelecek yıl o güne kadar şişenin muhafaza edilmesini sağlar. O günden sonra bu günün adı “Ölmeme Günü” olarak anılır kalır.

O gün o masada edebiyatımızın köşe taşı isimleri olan Can Yücel, Edip Cansever, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Tomris Uyar, Ömer Uluç, Muhteşem Sünter, Salim Şengil, İsa Çelik, Mehmetcan Köksal, Dürnev Tunaseli, Behzat Ay, Nezihe Meriç gibi şahsiyetler yer almaktaydı.

8431_26-728x728Bir başka anlatıma göre de Ölmeme Günü’nün bir başka doğuş hikayesi de şöyledir: Edebiyatımızın her biri birbirinden güçlü kalemlerinin yer aldığı yine böyle bir gecede masada yer alan (bir başka rivayete göre masaya sonradan gelen kim olduğu bilinmeyen Rum asıllı bir kadın) bayanlardan biri (kimi kaynaklar ismini Destina olarak verir) vücudundaki bir iğneden bahsederek bu iğnenin her an kalbine doğru ilerleyip kalbine saplanarak ölmekten korktuğunu ve her an yaşamının sona erebileceğini söyler. Bunun üzerine Turgut Uyar, garsondan bir şişe rakı getirmesini isteyerek şişenin üzerini masada bulunanlara imzalatıp Destina Hanım’a veriyor. “Bu şişeyi al; gelecek sene bugüne kadar sakla, 26 Mart’ta burada oturup birlikte içeceğiz bu rakıyı.” Diyerek kadını teselli edip uğurlar ve kadın bir sonraki sene o gün imzalı rakı şişesini getirip masadakilerle beraber içerler. İşte o günden sonra bu günün adı “Ölmeme Günü” olarak adlandırılır.

Ve başını Turgut Uyar eşi Tomris Uyar, Edip Cansever gibi usta sanatçıların çektiği Ölmeme Günü 70’li yıllardan itibaren Turgut Uyar’ın hayatını kaybettiği 1985’e kadar düzenli olarak kutlanır.

Son yıllarda kimi sanat çevrelerinin bu geleneği devam ettirmeye çalıştıkları görülmektedir.
Kaynakça:

Rakı İçtiğin Gün Ölmezsin: 26 Mart “Ölmeme Günü”‘


http://listelist.com/olmeme-gunu/
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/omer-turan/eski-bir-fotografa-bakarken-olmeme-gunu-81913

Yazar: Erdal Uğur