Beyin, liflerle birbirine bağlanmış iki ayrı yarım küreden oluşur. Pineal gland, beynin ortasında, iki yarım küre arasında bulunur. Yaklaşık 1 santimetre çapında ve bezelye boyutunda küçük bir bezdir. Sfenoid kemikte bir çöküntü olan sella turcica’da durduğu için neredeyse kemikle çevrilidir. Beyindeki hipotalamusa, infundibulum adı verilen ince bir sapla bağlanır. Sirkadiyen ritimleri düzenlemeye yardımcı bir hormon olan melatonini salgılar.

Beyin, çok benzersiz bir hücresel yapıya sahiptir. Ana hücre tipi, epifiz bezine özgü hücreler olan ananasitlerdir. Diğer beyin bölümleriyle aynı embriyonik kökenden türetilmiş olsalar da, klasik sinir hücreleri değildir. Nöral stimülasyona cevap olarak hormon salgılayan endokrin hücreler olarak sınıflandırılırlar. Dört hücre tipi, ananasitlerin sinir ve endokrin fonksiyonlarını çaprazlar.

Hafif ananasitler: Bunlar en çok ananaslardır. Nörotransmitter serotonini içerirler. Serotonin, melatonine dönüştürülür.

Koyu ananasitler: Melatonin içeren ve endokrin ve sinir hücreleri ile benzer özelliklere sahip oldukları düşünülmektedir.

Sinaptik kurdela: Ananasitlerde bulunan küçük organeller. Muhtemelen ışığın tespitinde ve hormon salgılanmasında yardımcı olurlar.

Astrositler: Ananasitler beyine sinir destek hücreleri ile bağlanır. Bunlar, beyinde bulunan astrositlerden biraz farklıdır. Pineal glandda, bu hücreler ayrıca özel bir bariyer oluşturmak için çevre kan damarlarıyla da etkileşime girer. Kan pisti bariyeri olarak da bilinir. Burada epifiz bezi melatonini kan dolaşımına bırakır.

En iyi bilinen işlevi uyku ve gündüz-gece döngülerini düzenlemektir. Beynin ortamda ışık olup olmadığını tespit etmesini sağlar. Sinir ve endokrin sistemler arasında çapraz yapan bu özelliği ile ışığın tespiti, doğal melatonin döngüsünü uyarır. Ayrıca kadınlık hormonu seviyelerinin düzenlenmesinde rol oynarak doğurganlığı ve adet döngüsünü etkiler.

Vücutta 9 hormon rolü vardır:
– Büyüme ve gelişme
– Vücut ısısı
– Kan basıncı
– Su dengesi
– Metabolizma ve kilo alımı
– Verimlilik ve üreme
– Bağışıklık sistemi ve tümörlerin bastırılması
– Anti-aging ve anti-oksidan aktivite
– Depresyon, anksiyete ve zihinsel sağlık

Teosofiye göre, önemli bir psikofizyolojik merkez ve çakra olan Pineal gland, vücutta oynadığı fizyolojik rolün yanı sıra, genel olarak ruhsal düşünce ve mistik deneyimlerle de ilişkilidir. Duyularımızla çevremizdeki dünyaya dair bir algı verir. Vücudumuzdaki ışığın etkisini kontrol eder.

Pineal Gland DMT (Dimetiltriptamin) Üretir mi?

Hayvan çalışmalarında, DMT’nin canlı, serbestçe hareket eden kemirgenlerin epifiz bezinde serbest bırakıldığı bulunmuştur. Pineal glandda üretilen diğer moleküller gibi, üretim yolu da vardır.

Triptofan -> Tryptomin (TA) -> Metiltritamin (NMT) -> DMT

Son adım, indol-N-metiltransferaz adı verilen bir madde gerektirir. (INMT)

Çalışmalar INMT’nin epifiz bezinde yüksek konsantrasyonlarda bulunduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca beyine INMT uygulamasına bir cevap vardır. Pineal glanddaki DMT üretiminin doğrudan kanıtı henüz doğrulanmamıştır. Ancak, bilim adamları beyindeki rolünü ve kaynağını anlamaya yakınlar. Bununla birlikte, önerilen bir problem, insanın epifiz bezinin bir etki yaratmak için yeterli DMT üretip üretemeyeceğidir. Örneğin, bir psychedelic deneyim 25 mg DMT gerektirir. Küçük bezelye büyüklüğündeki minik bez için büyük bir görevdir.

Kaynakça:
https://humanoriginproject.com

Yazar: Börte Büşra Yavuz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here