Dinozorların Kimyasal İzleri Ve Yeni Sırların Ortaya Çıkabilme İhtimali

Yaşamın çoğu karbon bazlıdır, yani organiktir. Çoğunlukla karbon ve hidrojen içeren bu organik moleküller, zamanın tahribatıyla kırılgan, nispeten etkileyicidir. Genellikle paleontologlar gezegenimizin geçmişinin hikayesini anlatmak için ortaya çıkarılan fosilleri korumazlar. Onlar için, sonsuza kadar kayıp hayati bilgilerdir.

Bildiğimiz fosillerin çoğu, tıpkı kemikler ve kabuklar gibi mineralli ‘sert kısım’ kalıntılarıdır. Nadir durumlarda, fosil kayıtları bize antik hayattan eşsiz bir pencere sunmaktadır.

Bazı araştırmacılar, tıpkı North Carolina State University’’den Mary Schweitzer gibi, kayaların içine gömülmüş organik moleküllerin milyonlarca yıl korunmuş olabileceğine inanmaktadır. Çalışması, tıpkı dinozorların korunması gibi özel olarak incelemeler içermektedir. O ve ekibi bu moleküllerin izlerini belirlemek için gelişmiş araçları kullanmaktadır.

6022_clip_image002

Onlar dinozorların, tıpkı Tyrannosaurus Rex gibi, kan damarlarına benzeyen yapılarını bulmanın mümkün olduğunu ve hatta proteinlerinin tortusunun olduğunu göstermiştir. Bu tür kalıntıların analizi bize dinozor fizyolojisini anlamada yardımcı olabilir. –Ne yedikleri, ne hızda büyüdükleri, tüylerinin ne renkte olduğu… Olasılıklar potansiyel olarak sonsuzdur.

Ama dokuları oluşturan organik moleküllerin hassas doğası nedeniyle, paleontoloji topluluğunun çoğu fosil dokusunun korunması konusunda şüpheci kalmaktadır. Schweitzer ve ekibinin hazırladığı yeni bir rapor bazı şüphecilere hitap etmektedir.

Royal Society B Proceedings’’te yayınlanan bu raporda, Schweitzer, “korunma süresi boyunca, koşullar genellikle dokuları kurtarmak için uygun olabilmiştir” demiştir (‘Goldilocks etkisi’). O’nun ‘doku fiksasyonu’ dediği bu süreç, paleontologlara bu hayvanlar hakkında önemli ipuçları taşıyan moleküler kalıntıları incelemekte yardımcı olabilir. Yeryüzü ve çevrebilimlerinden bir takım analiz araçları kullanılarak, Schweitzer fosillerde kalan ‘kimyasal izleri’ gözlemlemenin mümkün olabileceğini ve bu hassas moleküllerin nasıl korunması konusunda yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Fosillerin Tespit Edilişi

Doku fiksasyonunun gerçekleşmesi için, hızlı bir artışın gerçekleşmesine ihtiyaç vardır ki bu da yumuşak dokuların çürümesinin fosilleşme sürecinden daha yavaş olmasıyla gerçekleşir. Doku fiksasyonunun gerçekleştiğinden emin olmak için, Schweitzer’’in ekibi, aynı tetkikleri bir başka dinozorun (Brachylophosaurus canadensis) üzerinde ve modern çağın en ilkel kuşlarından biri olan devekuşu kalıntıları üzerinde uyguladı.

292588

Bir devekuşunda demir, dokuda bazı bölgelerde birikir. Schweitzer’’in analizine göre, en uzun sürede çürümenin bu parçalarda olduğunu, demirin modern hayvanların korunmasını arttırdığını göstermektedir, özellikle hala var olan dinozorların.

Hem T. Rex ve hem de B. Canadensis’te, demirin güçlü kan damarları ve osteositlere (kemikte bulunan yıldız şeklindeki bir hücre) bulunan benzer yapılarla ilişkisi bulunmuştur. Bu, aslında bu yumuşak dokulara ait daha fazla olağanüstü kalıntıların olduğuna kanıttır, bazı atıkların değil.

Sadece on yıl önce, bu hipotez bilimadamları tarafından alay konusu edilmişti. Çoğu hala ikna olmamışken, moleküler dokuların aslında korunmuş olabileceğine dair kanıtlar artmaktadır. Şimdi soru şu: Ne kadar paleontologun dikkatinden dinozorların korunmasındaki potansiyel seviyenin artışı kaçırılmıştır? Ve hala orada ne kadar seviyede ayrıntı bulunmaktadır?

Kaynakça:
Yazar Jon Tennat
Kaynak: The Conveersation / 12 Mart 2014
Çeviren: Bünyamin Tan

Yazar: Bünyamin Tan