Mağara Türleri Nelerdir ?

Okuma Süresi: 4 Dakika  | Yazdır

Mağaralar,

bizi gizemli görünüşleriyle büyüler. Nitekim mağaraların morfolojisi ve bu ortamlarda yaşayan canlılar, dış dünyadakilerden oldukça farklıdır. Bütün mağaralar aynı değildir, oluşum ve yerleşimlerine bağlı olarak birbirlerinden büyük ölçüde farklıdırlar. Mağaralar çok çeşitli bölgelerde, çöllerde, yüksek dağlarda, buzullarda, kayalık yüzeylerde rüzgar ve suyun aşındırıcı etkisi ile oluşur. Karst bölgelerindeki mağaralar, sarkıtlar ve dikitlerle süslü büyük iç mekanları nedeniyle en görkemli ve en çok ziyaret edilen mağaralardır. Mağaraları ve mağara sistemlerini Speleoloji yani Mağara Bilimi inceler.

Buzul mağaraları, buzulların burunlarında oluşan mağaralardır. Bu mağaralar genellikle alttaki kayalık ile buz arasında yer alan uzun bir tünel formundadır. Suyun, eriyen buzulun yüzeyinden aşağılara doğru inmesiyle buzulun uzunluğu boyunca tüneller oluşur. Birkaç kilometre uzunluğundaki buzul mağaraları karmaşık boru hatlarına benzerler. Bu mağaralar ancak buzulun yüzeyi donduktan sonra keşfedilebilir. Diğer zamanlarda içleri su ile doludur. İzlanda’daki, Vatnajökull buzulunda bulunan Kverkfjöll mağarası buzul mağaralarının ünlü bir örneğidir.

Deniz mağaraları, dalgaların hareketi ile kıyı şeritlerinde oluşur. Bu tür mağaralar, denizin ana kayayı jeolojik bir süre zarfında oymasıyla oluşur. Deniz mağaraları küçük yarıklar veya büyük oyuklar biçiminde olabilir. Deniz mağaraları genellikle cazip turistik yerlerdendir. Bazı deniz mağaralarına sadece gelgitler sırasında teknelerle ulaşılabilirken, diğerleri daha kolay erişilebilir durumdadır ve mağaraları gezmek için kumsal boyunca yürümek yeterlidir. Yeni Zelanda’daki (Coromandel) Katedral Deniz Mağarası, tanınmış bir deniz mağarası örneğidir.[mağara 2.jpg]

Rüzgar (aeolian) mağaraları, genellikle çöl alanlarında oluşan, rüzgarın oyduğu mağaralardır. Kum taşıyan şiddetli rüzgârların aşındırıcı etkisi, kayalarda birkaç on metre uzunluğunda mağara benzeri yapılar oluşturur. ABD’de, Kentucky’de bulunan White Rocks ve Sand Caves rüzgar mağarası örnekleridir.

Kumtaşı gibi dirençli bir kayanın, şist (killi yaprak taşı) gibi nispeten erozyona hassas bir kayanın üzerinde bulunduğu yerlerde, hava şartları alttaki hassas kısmı eriterek “barınak” mağaralar oluşturabilir. Diğer mağaralar gibi karmaşık yapıda olmasalar da, bu kaya barınaklar önemli tarihi ve arkeolojik alanlardır. Hindistan’daki, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde olan Bhimbetka mağaraları ünlü bir örnektir.

Talus mağaraları, doğal olarak bir tepenin veya dağın tepesinden aşağıya düşerek rasgele bir yığın haline gelen kayalar arasında oluşan mağaralardır. Bu mağaralar genellikle küçüktür. Talus mağaraları ile ilişkili kayalar istikrarsız doğalarından dolayı heyelanlara neden olabilmektedir. Kaliforniya’daki Pinnacles Milli Parkı, sayısız talus mağaraları ile ünlüdür.

Birincil mağaralar çevrelerindeki kaya ile aynı zamanda oluşan mağaralardır. Bu tip mağaralara en iyi örnekler lav mağaralarıdır. Lav mağaraları volkanik aktivite ile oluşur. Sıcak sıvı lav yanardağın yamacından akarken, lav yüzeyi soğur ve katılaşır. Bununla birlikte, sıcak sıvı lav katılaşmış yüzeyin altında akmaya devam eder ve akış durduğunda içi boş bir tüp oluşur. Hawaii’deki 65,8 km uzunluğundaki Kazumura Mağarası, bir lav mağarası örneğidir.

Karst mağaraları, mağara sistemlerinin en yaygın ve karmaşık yapıdaki türüdür. Bu mağaralar çözünür kayaçlarda, özellikle kireç taşı, mermer, dolomit, kalker, tuz veya alçı kayaçlarında oluşur. Sular, çatlaklar, yatak yerleri ve diğer yüzey açıklıkları vasıtasıyla yeraltına sızdığında, jeolojik çağlar boyunca kayalardaki küçük çatlaklar büyük mağara sistemleri haline gelir. Kireç taşı çözeltisi mağaraları, genellikle sarkıtlar ve kalsiyum karbonat çökeltisinin yarattığı dikitler gibi mağara oluşumlarıyla çok pitoresktir.

Kaynakça:
-John Burcham, “Learning about caves; how caves are formed”, Project Underground, 2009.
-Don Easterbrook, “Surface Processes and Landforms” (2nd ed.), New Jersey, Prentice Hall.

Yazar: Oben Güney Saraçoğlu

 

Editör : Suna Korkmaz