Abdülhak Hamit Tarhan Kimdir?

 Tanzimat edebiyatının ikinci neslinin en önemli şair ve tiyatrocularından biri olan Abdülhak Hamit Tarhan, Türk edebiyatının yenileşmesi ve modernleşmesi sürecinde ciddi katkıları olmuş bir aydındır. 1852 yılında doğan şair, baba tarafından üst sınıflara mensup bir aileden gelmektedir. Dedesi Abdülhak Molla, II. Abdülmecid’in hekimbaşılığını yapmıştır. Babası da hem bir tarihçi hem de bir devlet adamıdır. İlk eğitimini evinde almıştır. Evleri adeta bir kültür merkezidir. Batılılaşmış bir aileye mensup olan şairin muhiti eğitimli insanlardan oluşmuştur. Evliya Hoca, Bahaeddin ve Hoca Tahsin Efendi gibi kişilerden ders almıştır. Daha sonra abisi Nasuhi Bey ile birlikte Paris’e gitmiş, İstanbul’a döndüğünde Amerikan Koleji’nde eğitim görmüştür. Tahran büyükelçisi olarak görevlendirilen babası ile birlikte İran’a gitmiş, Paris elçiliğinde katip olarak çalışmış, Bombay, Londra ve Brüksel elçiliğinde farklı görevlerde bulunmuştur. Meclis-i Ayan üyesi olarak da görev yapan Abdülhak Hamid, Cumhuriyet’in ilanından sonra 1928 yılına kadar İstanbul milletvekili olarak çalışmıştır. Şair, 1937 yılında vefat etmiştir.
Tanzimat edebiyatının ikinci neslinin ilkelerine bağlı olan şair, Cumhuriyet’e kadar pek çok edebi mektebi görmüş, fakat bunların hiçbirine dahil olmamıştır. Şiir yazmaya 18 yaşlarında iken başlayan şairin ilk önemli eseri Duhter-i Hindu’dur. Hindistan’da geçen bu alegorik eseri henüz Hindistan’a gitmeden önce yazmıştır. Duhter-i Hindu’da yerli karakterler kullanarak Abdülaziz yönetimini sert bir biçimde eleştirmiştir. Bu eserdeki “Tagannum” adlı manzume şairin Batılı şiir tarzını denediği görülmektedir. Bu tavrını Sahra adlı eserinde de sürdürmüştür. , Racine, Musset, Voltaire gibi Fransız ediplerinden etkilendiği açıkça görülen şairi Namık Kemal ve Recaizade Mahmut Ekrem taklit etmiştir. Eşi Fatma Hanım’ın ölümü üzerine yazdığı Makber isimli uzun şiir ve mukaddimesi de önem arz etmektedir. Mukaddimede şair şiir görüşlerini, yani poetikasını açıklamıştır. Ölüm karşısında kayıtsız kalamayan bir şairin iç burkucu feryatlarının yer aldığı Makber, klasik Osmanlı edebiyatında ölüm karşısındaki pasif duruşun değişmesine sebep olmuştur. Ölümü irdeleyen, ölüm hakkında fikir yürüten şair; isyan, kader eleştirisi, teessür gibi pek çok duygu ve düşünceye can vermiştir. Makber bir bakıma felsefenin sınırlarını zorlamış bir eserdir. Şiirlerini Hazine-i Evrak, Gayret ve Servet-i Fünun isimli dergilerde yayımlayan şairin “Kabr-i Selim-i Evveli Ziyaret” , “Kürsi-i İstiğrak”, “Külbe-i İştiyak” gibi şiirleri öne çıkmıştır.
Şair-i azam olarak anılan şair, Türk şiirinin modernleşmesine pek çok katkıda bulunmuştur. Türk şiirden felsefi duyuşun kapılarını aralayan şair, tabiatı canlı tablolar halinde tasvir etmiş, geniş bir coğrafyayı şiirine ve tiyatrosuna taşımıştır. Aruz veznini farklı şiir biçimleri ile kullanmış, mısralarını kırarak aruz vezni içerisinde bir ölçüde serbestliği yakalamıştır. Birkaç şiirinde de heceyi denemiştir. Zıtlıkları sanatına yansıtan Ahbülhak Hamid, tabiat ve aşk konularını J. J. Rousseua’nun etkisi ile şiirlerinde işlemiştir. Genellilkle lirik şiirler yazmıştır. Bazı eserlerinde sade bir dil kullanırken bazılarında daha ağır bir dil tercih etmiştir. Sanatı sanat için yapmıştır. Tiyatro eserleri de yazan şair, bazı tiyatrolarında aruz veznini kullanmıştır. Mitoloji ve tarihi tiyatroların işleyen şair, daha çok okunmak için tiyatro yazmıştır. Şiir kitapları: Sahra (1879), Makber (1885), Ölü (1885), Hacle (1885), Belde (1885), Bunlar Odur (1885), Baladan Bir Ses (1912), Garam (1923), İlham (1913), Validem (1913), İlham-ı Vatan (1916), Yabancı Dostlar (1924). Tiyatroları: Macera-yı Aşk (düzyazı, 1873), Sabr u Sebat (mensur, 1875), İçli Kız (mensur, 1875), Duhter-i Hindu (mensur, 1876), Nazife (manzum, 1876), Nesteren (manzum, 1878), Tarık yahut Endülüs Fethi (manzum, 1879), Tezer (manzum, 1880), Eşber (manzum, 1880), Kahbe yahut Bir Sefilenin Habıhali (manzum 1887), Liberte (manzum, 1913), Turhan (manzum, 1916), İbn-i Musa yahut Zatü’l Cemal (manzum, 1917), Abdullahu’s Sagir (manzum, 1917), Sardanapal (manzum, 1917), Yadigar-ı Harp (manzum-mensur, 1917), Cünun-ı Aşk yahut Mihrace (manzum, 1917), Tayflar Geçidi (manzum, 1917), Zeyneb (manzum, 1918), Finten (manzum, 1918), Ruhlar (manzum, 1922), Arziler (manzum, 1925), Hakan (manzum, 1935), Kanuni’nin Vicdan Azabı (manzum). Bu eserlerin dışında hatıraları ve mektupları da kitaplaştırılmıştır.

Kaynakça:
Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Değişen Metafizik ve Edebiyat-Abdülhak Hamid Tarhan Örneği-, Kenan Mermer, İz Yayıncılık

Yazar: Korhan Altunyay

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :