Altın Arayanlar İçin Kuvars Neden Önemli?

Altın, insanın yararlandığı ilk metallerdendir. Zaman ve çevre koşullarından etkilenmeyen, paslanıp güzelliğini kaybetmeyen bu parlak madenin kolaylıkla elde edilememesi ve değerinin her dönemde sürekli artması, tarih boyunca her toplumda büyük ilgi görmesinin nedenidir. Altının doğada oldukça yaygın bulunması, oranların düşük olması yüzünden verimli işletmeciliğe uygun olmayışını önlemez. Örneğin, deniz suyundaki altın, bölgesine göre, bir ton deniz suyunda 1 ila 10 mg arasındadır.

Altın Yataklarının Sınıflandırılması

Altın yatakları ikiye ayrılmaktadır. Kuvars bakımından zengin kayalardan oluşan birincil yataklar, gümüş ve altının yanı sıra, pirit (enayi altını) gibi çeşitli sülfürler de içerir. Alüvyon kökenli çökellerin oluşturduğu ikincil yataklar ise bu birincil yatakların aşınmasından kaynaklanmaktadır. Boyutları bir milimetrenin yüzde birini geçmeyen mikroskopik altın tanecikleri, yoğunlukları nedeniyle zamanla 25 – 30 kilogramlık büyük kütleler oluşturabilmektedir. Kuvarsla karşılaşılan bir bölgede altınla karşılaşılması (ekonomik açıdan anlamlı olsa da olmasa da) olasılığı yüksektir.

Kuvars Nedir?

Kuvars, saf silisyum dioksit (SiO2) kristalidir. Dünya yüzeyinde çok bol ve yaygın olarak bulunmaktadır ve içindeki diğer maddelerin cinsine göre, saydam, yarı saydam ya da renkli (beyaz, mor, pembe, füme gibi) durumdadır. Bozunma açısından, bilinen en dayanıklı mineraldir. Saf olmayan kuvarsın içinde genellikle demir bulunmaktadır. Beyaz kum olarak da adlandırılan saf kuvars cam endüstrisinde kullanılmaktadır. Kuvars kristali, morötesi ışınımları nedeniyle elektronik sanayiinde osilatör olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, kuvarstan, genleşmesi düşük bir cam türü elde edilmektedir. Bazı dizel motorlarda ise, gerekli yakıt ve oksijen karışımının yanmasının gerçekleşmesinde gene kuvarstan yararlanılmaktadır. Kuvars, piezoelektrik bir taş olması ve mekanik basınç altındaki kristal yüzeyleri arasında elektriksel gerilim üretmesi nedeniyle de saatlerde de kullanılmaktadır.

Kuvars Ve Altın İlişkisi

Günümüzde ulaşılan bilimsel düzey, maden yatakları ile ilgili çok sayıda problemi açıklığa kavuşturmuştur. Soy metallerden olan altınla doğrudan bağlantılı araştırmaların sonucunda, altının magmatik ve metasomatik yapılar içindeki davranışı da daha iyi anlaşılmıştır. Geniş alanları kap­layan epitermal oluşumların da dahil olduğu altın yataklarının çok büyük bir kısmı, magmatik veya metamorfik süreçlerle ilişkilidir. Genellikle, al­tın, kayaçtaki (pirit, kalkopirit gibi) başka minerallerin yapısında bulunmaktadır. Vol­kanik kayaçlara ve etkinliklere bağlı çö­keltilerin yerleştiği alanlar, piritli tortullar, arjilitler, altın açısından zengin ortamları oluşturmaktadır.

Tektonik açıdan aktif olan volkanik kuşaklarla, Prekambriyen ve Mezozoik volkanik ku­şaklardaki kuvars damarları ile polimetalik oluşumlar, altın çıkarılan yatakların çoğunluğunu meydana getirmektedir. Kimyasal süreçlerle çeşitli metaller yönünden zenginleşen çözeltilerin, deformasyonun ilerideki evrelerinde, faylara, makaslanma zonlarına veya antiklinallerin doruklarına yerleşmesi altın ya­taklarını ortaya çıkarmaktadır. Altın içeren kuvars filonları çevrelerindeki kayaçlara göre sert çıkıntılar oluşturduğundan gözlemle kolayca saptanabilmektedir.

Altının Çıkarılması

Bugün, dünyada üretilen altının neredeyse tamamı, söz konusu kuvarslı damar ve kumlardan çıkarılmakta olup, altının karışımlardan ayrılmasında çok çeşitli mekanik veya kimyasal işlemler uygulanmaktadır. Mekanik yöntem kullanıldığında, öğütülerek toz haline getirilen mineral, daha sonra yıkanır. Kimyasal yöntemde ise, işleme biçimleri çok çeşitlidir. Cıvayla alaşım işlemi sonrası altın damıtmayla ayrılır. Ayrıca klorürleme yapılabilmektedir. Günümüzde, sıklıkla siyanürleme uygulanmaktadır. Maddeler geniş havuzlarda potasyum veya sodyum siyanürün içinde çözündürüldükten sonra bir başka metal yardımıyla (alüminyum, çinko gibi) işlenip, altın çökeltilir. Daha karmaşık işleme yöntemlerinde ise, yükseltgenen metaller, bazı asit ve buharlarla elenebilmektedir. Altını arındırmada, önce maden altın klorüre dönüştürülür, sonra da bileşik elektrolizle ayrıştırılır. Saf altına “24 ayar altın” denilmektedir. Kolayca bükülerek biçimini kaybedeceğinden sertliğini artırmak amacıyla diğer metallerle (bakır, platin, gümüş) yapılan alaşımları kullanılmaktadır. Elektropozitif özelliği en düşük metal olduğundan kimyasal etkinliği de düşüktür ve doğal olarak bozunmaya uğramaz.

Kaynakça:
– Dave McCracken, “Gold Mining in the 21st Century: The Complete Book of Modern Gold Mining Procedures”, Keene Industries.
– Albert Chapin Bates, “Quartz and its varieties: Including rock crystal, amethyst, agate, jasper, agatized wood, smoky quartz, etc, with a description of localities”, University of California Libraries.

Yazar: Oben Güney Saraçoğlu

1 Yorumlar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :