Anlatım Bozuklukları Nedir ? Nasıl Düzeltilir ?

Gördüklerimizi, düşüncelerimizi, duygularımızı, tasarladıklarımızı, isteklerimizi başkalarına anlatmak, başka bir deyişle “aktarmak” için, söylediklerimize ve yazdıklarımıza amaçlarımıza göre biçim veririz. Değişen amaçlarımız, sözlü ve yazılı anlatım biçimlerimizi de etkileyip, değiştirir. Olayları aktarmak, bir kavramı tanımlamak, bir durumdan söz etmek, duyguları, düşünceleri ve davranışları yorumlamak, varlıkları tanıtmak gibi çeşitli amaçlara göre, açıklayıcı, tartışmacı, betimleyici, öyküleyici anlatım biçimlerini, ayrı ayrı ya da birlikte kullanırız.

Ancak, söylediklerimizi ya da yazdıklarımızı doğru seçilmiş sözcüklerle kurulmuş ve gereksiz sözcüklere yer verilmemiş, doğru cümlelerle aktarmamız gerekir. Açık, yalın ve anlaşılır cümleler kuramıyorsak, anlatımımızda bir bozukluk olması kaçınılmazdır. Sık yapılan belli başlı anlatım bozuklukları şunlardır:

Sözcük Düzeyindeki Anlatım Bozuklukları

– Anlamdaş (eş anlamlı) sözcüklerin birlikte kullanılması: Örneğin, “Bu olay hakkında herkesin görüş ve fikirleri alınmalı.”, “Osman, varlıklı, zengin bir adamdır.” gibi.

– Sözcüklerin gereksiz kullanılması: Bir sözcüğü çıkardığımızda, cümlenin anlamı değişmiyorsa o sözcük gereksizdir. Örneğin, “Yaklaşık iki yıl kadar bu mahallede oturduk.” cümlesinde “yaklaşık” ve “kadar” sözcüklerinden biri gereksizdir.

– Doğru sözcüğün yerine yanlış sözcüğün kullanılması: Sık yapılan yanlışlardan biri de bazı sözcüklerin anlamlarına uygun kullanılmamasıdır. Örneğin, “Yeni gelen öğrenciler genellikle çekimser davranırlar.” cümlesinde, “çekimser” değil “çekingen” sözcüğü yer almalıdır. “Saçları çok büyümüştü.” cümlesinde, “büyümüştü” değil “uzamıştı” sözcüğü kullanılmalıdır.

– Bir sözcüğün anlamına uygun olmayan biçimde kullanılması: Örneğin, “Bugün resim çektirmeye gideceğim.” gibi. Resim çekilmez, yapılır. Fotoğraf çektirilir.

– Çelişen sözcüklerin birlikte kullanılması: “Seni yaklaşık tam bir saattir bekliyorum” cümlesindeki gibi, anlamca birbiriyle çelişen sözcüklere dikkat edilmelidir. “Yaklaşık” sözcüğü tam olmayan anlamını taşır. “Tam” sözcüğü ise karşıtıdır.

– Sözcüğün yerinin yanlış olması: “Çok başım ağrıdığı için ilaç aldım.” cümlesi, “Başım çok ağrıdığı için ilaç aldım.” biçiminde olmalıdır.

Deyimlerle İlgili Anlatım Bozuklukları

Deyimler, anlamları iyi bilinmeden kullanılmamalı, ayrıca kalıplaşmış yapıları da bozulmamalıdır. Örneğin, “Bindiği ağacı kestiğinin farkına varmadı.” değil, “Bindiği dalı kestiğinin farkına varmadı.” denilmelidir.

Cümle Düzeyindeki Anlatım Bozuklukları

– Özne ile yüklemin uyumsuzluğu:

Bir cümlede söylenmesi gerekli olan öznenin söylenmemesi ya da özneyle yüklem arasında olumluluk – olumsuzluk, tekillik – çoğulluk açılarından uyumsuzluk bulunması anlatım bozukluğu yaratır. Örneğin, “Hepimiz bağıra çağıra sağa sola koşuyorduk, yardım etmeyi düşünemiyorduk.” dediğimizde, birinci cümle olumlu, ikinci cümle olumsuzdur. “Hepimiz” öznesi olumlu yüklem için kullanılır. Yüklem olumsuz ise “hiçbirimiz” denilmelidir. Oysa örnekte “hepimiz” öznesi hem olumlu hem de olumsuz yüklem için ortak kullanılmıştır. Doğrusu şöyle olmalıdır: “Hepimiz, bağıra çağıra sağa sola koşuyorduk; hiçbirimiz yardım etmeyi düşünemiyorduk.”.

– Nesne ile yüklemin uyumsuzluğu (nesne eksikliği):

Cümlelerde nesnelerin söylenmemesi anlatım bozukluğuna yol açar. Örneğin, “Biliyorsun babam sana çok güvenir ve sever.” cümlesi, “Biliyorsun babam sana çok güvenir ve seni sever.” biçiminde olmalıdır.

– Tümleçlerle ilgili bozukluklar:

Aynı nesneye bağlanmaması gereken cümlelerin aynı nesneye bağlanması ve yüklemi tümleyen tümlecin söylenmemesi anlatım bozukluğu oluşturur. “Dostlar, birbirini anlar ve gerektiğinde yardım eder.” cümlesi, “Dostlar, birbirini anlar ve gerektiğinde birbirine yardım eder.” biçiminde olmalıdır.

– Fiil çatılarıyla ilgili bozukluklar:

Yan cümleciklerin yüklemi ile temel cümlenin yüklemi arasında uyumsuzluk olmamalıdır. “Avcılar, avladıklarını odun ateşinde pişirilerek yediler.” cümlesi, “Avcılar, avladıklarını odun ateşinde pişirerek yediler.” biçiminde olmalıdır.

– Eklerle ilgili bozukluklar:

Gerekli bir ekin kullanılmaması, yanlış bir ekin kullanılması ya da bir ekin fazladan kullanılması anlatım bozukluğu yaratır. Örneğin, “Trenle yolculuk yapmasını ben de çok severim.” cümlesindeki iyelik eki anlatımı bozmaktadır. Doğrusu, “Trenle yolculuk yapmayı ben de çok severim.” biçiminde olmalıdır.

– Tamlamalarla ilgili bozukluklar:

Kurulan cümlelerdeki tamlamalarda, tamlamayı oluşturan öğeler (isim, zamir, sıfat) arasında tekillik çoğulluk uyumu bulunmalıdır. Ayrıca, sayı sıfatlarından ve belgisiz sıfatlardan sonra gelen isimlerin çoğul eki almadıkları kuralına da dikkat edilmelidir. Birden fazla tamlananı bulunan isim tamlamalarında, tamlananlardan biri tekilse diğeri de tekil, biri çoğulsa diğeri de çoğul olmalıdır. Örneğin, “Fabrikada ne kadar işçiler varsa, hepsi zam istiyor.” cümlesinde, tamlamayı oluşturan sözcüklerde tekillik çoğulluk uyumsuzluğu vardır. Bu cümle, “Fabrikada ne kadar işçi varsa, hepsi zam istiyor.” biçiminde olmalıdır.

Kaynakça:
– Atilla Özkırımlı, “Türk Dili, Dil ve Anlatım”, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Yazar: Oben Güney Saraçoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :