Nüfus arttıkça, dünya ülkeleri besin kaynağı arayışlarını okyanuslara yönlendirmeye başladı. Ancak balıkların ve diğer deniz ürünlerinin doğal stokları aşırı avlanma yüzünden hızla tükenmekte. Balık çiftliklerinin kıyılardan açık sulara doğru uzaklaştırılması halinde, sadece okyanus yüzeyinin yüzde 0,025’i kadar, neredeyse göl büyüklüğündeki bir alanın, küresel balık talebinin tamamını karşılayabileceği ve denizlerdeki doğal yaşamın yeniden eski güzel günlerine dönebilmesine destek olacağı düşünülüyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre, kişi başına düşen balık tüketimi 2016’da ilk kez 20 kg’ı geçti. Bu, 73,8 milyon ton deniz ürünü anlamına geliyor. Deniz ürünleri, dünyanın birçok bölgesinde kritik önemde bir protein kaynağı. Öte yandan, beslenme uzmanları da, daha fazla balık içeren diyetlerin daha sağlıklı olduğunu söylüyorlar.

Sorun şu ki, doğal balık stokları, hızla artan talebin şiddetli baskısı altında. Bunun üstesinden gelmenin yollarından biri, balık yetiştiriciliği ya da su ürünleri yetiştiriciliğidir. Bu yeni bir fikir de değil. Su ürünleri kültürü (akuakültür), yakaladıkları balıkları hemen tüketmek yerine kafeslerde çoğaltmayı akıl eden, tarih öncesi çağların avcı topluluklarına kadar uzanıyor. Yüzyıllar boyunca, doğal veya özel yapılmış göletler, haliçler, balık ve kabuklu deniz hayvanları için bir tür kümes gbi kullanıldı.

Günümüzdeki balık çiftlikleri, alabalık, karides, somon, yılan balığı, istiridye, yumuşakçalar, istiridyeler, sazanlar ve sayılamayacak kadar çok çeşitli ürünleriyle, yaklaşık olarak yıllık 150-200 milyar dolarlık büyük bir iş alanı ve modern bir başarı öyküsüdür. Ama, kıyılardaki ve akarsulardaki snırlamalar nedeniyle balık çiftliklerinin büyütülmesi veya sayılarının çoğaltılması da sınırlanmaktadır. Ayrıca, sığ sulardaki balık çiftlikleri deniz ürünlerini çeşitli hastalıklara ve parazitlere karşı açık hale getirmekte ve balık pisliklerinden kaynaklanan kirlilik çevreyi de etkilemektedir.

Peter Kareiva ve Rebecca Gentry’nin liderliğindeki bir UCLA (California, Los Angeles Üniversitesi) araştırması, su ürünleri yetiştiriciliğinin, açık denizlere taşınması halinde, alınacak verimin, şimdiki mevcut balıkçılık endüstrisinin toplam üretiminden kat kat fazlasının elde edileceğini gösteriyor. Buna ek olarak, çevresel zararlar ortadan kalkacak, aynı zamanda balıkların soylarını tüketen bugünkü acımasız balık avcılığının etkilerini tersine çevirmeye yardım ederken, birçok gelişmekte olan ülke için büyük bir ekonomik katkı ve besin kaynağı olacaktır.

UCLA ekibi, önceki araştırmalarda olduğu gibi belirli türlere odaklanmak yerine, su ürünleri yetiştiriciliğini çok geniş anlamda inceledi. Dünya okyanuslarındaki nakliye rotaları, kıyı sondajı ve madencilik alanları, kirlilik ve diğer çevresel tehlikelerle işaretlenmiş alanlar gibi balık yetiştiriciliğinin uygulanamaz olduğu alanlar işaretlendi. Sonra, çiftlik ürünü 180 tür balığın ve kabuklunun fizyolojisi incelendi. Su derinliği, ısı gibi biyolojik ihtiyaçlarına göre hangi çevrelerde yetiştikleri not edildi. Daha sonra kıta sahanlıklarının dışında kalan çok derin okyanus alanları, belki günün birinde yetiştiricilik için kullanılacak olmalarına rağmen, şimdilik söz konusu bölgeler çiftliklerin kurulması, bakımı ve çeşitli hizmetler için büyük altyapı yatırımları gerektirdikleri için proje dışında bırakıldı.

Tropik ülkeler, Afrika’da Gine , Asya’da Bangladeş ve Güney Amerika’da Uruguay en yüksek üretim potansiyelini gösterdi. Araştırmaya göre, Arjantin, Endonezya ve Hindistan gibi ülkeler sadece nüfus artışı ve yoksulluk sorunlarına değil, aynı zamanda verimli denizlere sahipti. UCLA ekibi, “okyanus çiftçiliği”nin, doğal balık stoklarını geliştirirken, dünyayı besleyebileceğini savunuyor. Açık denizlerdeki balık yetiştiriciliği başlangıçta kolay olmayabilecek ve bilinen konvansiyonel balıkçılık da önemli bir oyuncu olarak varlığını devam ettirecektir.

Araştırmacılardan Kareiva, artan nüfus için daha fazla protein bulmamız gerektiğini ve protein kaynağı olarak doğadaki balıkların neredeyse tamamen tüketildiğini, UCLA’nın çalışmasının, okyanuslarda geliştirilecek balık çiftliklerinin, okyanuslardaki yaşama zarar vermeden, insanların beslenmesinde büyük bir rol oynayabileceğini gösterdiğini söylüyor.Belki de, küresel açlık sorununun çözümü su ürünleri üreten çiftliklerin elinde olacak.

Kaynakça:
-David Colgan, “A tiny fraction of oceans could satisfy the world’s fish demand”, UCLA,(2017).
-Peter Edwards, “Aquaculture environment interactions: Past, present and likely future trends”, Elsevier, Science Direct, (2015).
-Max Troell, Alyssa Joyce, Thierry Chopin, Amir Neori, Alejandro H.Buschmann, Jian-Guang Fang, “Ecological engineering in aquaculture- Potential for integrated multi-trophic aquaculture (IMTA) in marine offshore systems”, Elsevier, Science Direct,(2009).

Yazar:Oben Güney Saraçoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here