Balinalar Neden Kansere Yakalanmaz?

Bilim insanları, kanser riskinin kişinin yaşına ve aldığı kiloya göre arttığını iddia etse de bu iddia dünyadaki en büyük memesi olan balinalar için geçerli değildir. Balina, kansere yakalanma olasılığı en düşük olan canlı türlerinden biridir. Yapılan yeni çalışmalar, bu durumun nedenini bulmayı hedefliyor.

Kanser; hücreler anormal şekilde mutasyona uğradığında ve bu mutasyon sonucunda hücre, kontrolsüz şekilde bölündüğünde ortaya çıkar. Bunun sonucunda, bulunduğu dokunun normal işlevini de bozar.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre global ölçekte kanser, ikinci büyük ölüm nedenidir ve tüm yaş gruplarında milyonlarca insanı etkiler. Bazı araştırmacılar, kanser şemsiyesinin altında yayılan hastalıkların; kirlilik ve insan aktivitesinden kaynaklanan çevresel faktörlerden dolayı modern dünyada daha yaygın olduğunu ileri sürerler. Yine de bazı çalışmalar, insanların kanseri binlerce yıldır tecrübe ettiğini gösterir.

En erken kanser vakası 1,7 milyon yıl önce bir homininde (insan ırkının evrimde atalarından biri) ortaya çıkmıştı. Araştırmacılar, Güney Afrika mağarasındaki kalıntıları araştırdılar ve insan ırkında agresif türde bir kemik kanseri olan osteosarkoma ile karşılaştılar.

Ancak insanlar ve ataları tarih boyunca kanserden etkilenen tek canlı değillerdi. Kanser; sahipli olan ve doğal ortamda yaşayan kedilerin, köpeklerin, kuşların, sürüngenlerin ve balıkların da ana ölüm nedeniydi. Yeni keşiflere göre dinozorlar da kanser geliştirmiştir.

Yaş, Kilo ve Kanser Riski

Uzmanların açıklamalarına göre kişinin yaşı ve kilosu kanser geliştirme riskini arttırabilir. Çünkü kişi ne kadar çok yaşarsa, hücrelerin mutasyona uğramak için daha fazla vakti olur. Bu nedenle vücut yaşlandığında, hücreler mutasyona daha eğilimli olur. Ayrıca bir kişi kilo aldıkça ve boyu uzadıkça, mutasyon geçirebilecek daha fazla hücreye sahip olabilir. Fakat bu korelasyon hayvanlar aleminde, türler arası uygulanamaz. Ancak çok büyük ve uzun süre yaşıyor olmalarına rağmen, bazı hayvanların kansere yakalanma riskleri oldukça düşüktür.

Fillerin, yunusların ve balinaların çok düşük kanser oranları vardır. Bunun nedeni bu hayvanların kansere dirençli olmaları mıdır? Bu sorunun cevabı kanseri daha iyi anlayabilmemiz ve tedavi yöntemi geliştirebilmemiz açısından önemlidir. Geçen sene yayınlanan bir çalışmada filler açısından bu sorunun cevabı bulunmuş olabilir. Bu büyük kalın derili hayvanların kanser formunun oluşmasını önleyen tümör baskılayıcı genlere sahip olduğu ortaya çıktı. İnsanlar da bu genlere sahiptir. Fakat insanlar bu genlerin sadece bir kopyasını taşırken, filler 20 kadar kopyasına sahiptir.

Northern Arizona Üniversitesi’ndeki ve diğer enstitülerdeki bir grup araştırmacı, sudaki memelilerin genlerini inceledi. Bunun için araştırmacılar, yetişkin bir dişi balinadan deri örneği aldılar. Balinanın genomunu haritalamak için DNA ve RNA dizileme yöntemleri kullanıldı. Veriler elde edildiğinde; mavi balina, grönland balinası ve ada balinası gibi 10 tane deniz canlısı dahil çeşitli memeli hayvanlardan alınan verilerle karşılaştırıldı.

Araştırmacıların yaptığı analiz; genomun bir kısmının balinarda, diğer canlılara kıyasla daha hızlı evrimleştiğini ortaya çıkardı. Bu bölge hücre döngüsü, çoğalma ve DNA onarım sürecini düzenleyen genleri içerir. Bu işlevlerden sorumlu genler ise, insanlarda görülen kanser türlerinde mutasyona uğrar.

Balinaları diğer memelilerden ayıran diğer bir karakteristik özellik ise, kanserin oluşumunu önleyen tümör baskılayıcı genlerin çok sayıda kopyasını içermeleridir. Ayrıca diğer memelilere kıyasla, genomlarında daha az mutasyon birikiyordu.

Araştırmacılar, düşük kanser oranına sahip balinalarla ve diğer canlılarla neden araştırma yaptı? Elde edilen bilgiler insanlarda görülen kanser türlerini çözümlememizde faydalı olabilir miydi? Çalışmanın sonuçları, insan sağlığını çok sayıda yolla etkileyebilir. Elde edilen bilgi, çok sayıda türün kansere karşı kendine özgü şekilde evrimleştiğini gösterir. Bunun anlamı; kanserden korunmaya yönelik farklı mekanizmaların anlaşılmasıyla önleyici stratejiler ve anti-kanser terapiler geliştirilebilir.

Aynı zamanda farklı hayvan türlerinin nasıl kanser geliştirdiğini incelemek, hastalığın mekanizmalarını daha iyi anlamamızı sağlayacaktır. Balinaların ve fillerin kanseri yenmek için evrimleşebilirken dinozorların kansere yakalanabilmesi; kanserin milyonlarca yıllık evrimde hala devam eden seçici bir baskı olduğunu gösterir. Gelecek çalışmalarda araştırma grubu; laboratuvar ortamında balina hücreleriyle çalışmayı ve su memelilerinin kansere karşı savunma mekanizmalarına dayalı bir ilaç geliştirmeyi hedefliyor.

Kaynakça:

https://www.medicalnewstoday.com/articles/325178.php

Yazar: Ayça Olcay

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :