Bilinmeyen Yönleriyle Charles Bukowski

Charles Bukowski; yazdıkları, görüşleri ve sansasyonları ile dönemine damga vurmuş, Alman asıllı Amerikalı öykücü, şair ve roman yazarıdır. İlerideki yaşlarında da çeşitli kitaplarında ”çok sevmediğini” dile getirdiği sinema sanatında da aktif olarak rol oynamıştır.

16 Ağustos 1920’da Almanya’da dünyaya gözlerini açan Bukowski, 4 Mart 1994’te Amerika’da lösemi hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Günümüzde hala en çok paylaşılan, okunan ve hakkında münazara edilen Bukowski, yarı otobiyografik eserlerinde kendisini kısaca ”Hank” adıyla tanıtmıştır. Asıl adı ”Heinrich Karl Bukowski” çevresindekiler ona kısaca ”Buko” ya da ”Hank” diye seslenmiştir.

Hakkında yazılıp çizilen ve sürekli tartışılan bir isim olsa da hayatı ve karakteri hakkında çok bilinen yanlışlar, birer klişe olarak günümüze kadar gelmiştir. Onun olmayan sözlerin ve şiirlerin sosyal medya hesaplarından onun ismiyle paylaşıldığı çağımızda, Bukowski’nin bilinmeyen yönlerini bu yazıda derleyip sizlere sunduk.

Bukowski ve Zor Geçen Çocukluğu

Bukowski’nin hem hayatına hem de eserlerine yön veren acı ve hüsran dolu deneyimler, çocukluk döneminde en sarsıcı ayrıntılar bulunmaktadır. Yazarın tamamen otobiyografik olan tek eseri ”Ekmek Arası” kitabı, yazarın kendi çocukluk anılarını mercek altına aldığı bir romandır. Çocukluğunda babasından gördüğü psikolojik ve fiziksel şiddet türleri kitabın genel hatlarını oluşturmaktadır. Babası ile annesinin şiddetli geçimsizlikle geçirdiği yıllar, Bukowski’nin edebiyata bakış açısını keskinleştirecektir. Daha sonrasında bir televizyon röportajında ”Babasının çok iyi bir edebiyat öğretmeni olduğunu, kendisine nedensiz acıyı yani edebiyatı öğrettiğini” söylemiştir.

Yer Altı Edebiyatı Değil Sokak Edebiyatı Üretti

Charles Bukowski hakkında belki de en yaygın ve en yanlış bilgi, varlık gösterdiği edebiyat sahasıyla ilgilidir. Birçokları tarafınsan yeraltı edebiyatçısı olarak tanımlanan Bukowski, aslında bir sokak edebiyatı yazarıydı. Bu konuda kavramsal karmaşalardan uzak düşünmek için ”Charkes Bukowski ve Meat Kuşağı” kitabı okunabilir. Burada yer altı edebiyatı ve Beat kuşağına savaş açan bir sokak yazarının birçok farklı alıntısına göz gezdirilebilir. Sokak ile yer altı edebiyatı arasındaki işleyiş, üslup ve içerik farkı anlaşıldığı takdirde Bukowski’nin tıpkı Fante ve Jack London gibi sokak edebiyatına daha yakın olduğu anlaşılabilir.

Sokaklarda Alkolik Bir ”Factotum”

Bukowski, evden ayrılmaya karar verdiğinde çok gençti. Ayakta ve hayatta kalmak için birçok geçici işte çalıştı. Çoğu zaman günü kurtarmak için part-time işlerde karın tokluğuna çalıştığı da biliniyor. İngilizcede her işi yapan kişi anlamında kullanılan ”factotum” sözü onun gençlik zamanlarını özetlemek için kullanılabilir. Daha sonra kendisi de aynı isimle bir kitap yazarak 20 yaşlarında çalıştığı ağır işlerden kesitler sundu. Bir dönem az kalsın gazeteci oluyordu. Uzun yıllar boyunca postanede çalıştı. Bu dönemdeki anılarını anlattığı ”Postane” romanı basılan ilk kitabı olma özelliği taşıyor. Profesyonel yazar olduğunda yaşı 50’ye yaklaştı. Çalışmaktan nefret edip miskinlik yapmaktan hoşlanan Charles Bukowski, bu dönemi hayatının en karanlık dönemi olarak tanımlamıştır.

Çapkın Değil, Tek Eşliydi

Charles Bukowski hakkında tevatür derecesinde yaygın olan bilgiler, tamamen kulaktan dolma ve kişi kültü yaratmaya yöneliktir. Amerikalı yazar, hayatı boyunca iki evlilik gerçekleştirmiştir. 1955 yılında evlendiği Barbara Bukowski ile 1958 yılında iki taraflı anlaşma ile boşanmıştır. Uzun süre sevgili kaldığı Linda Lee Beighie ile 1985 yılında evlenen yazar ölene kadar bu birlikteliği korumuştur. Kadınlara olan muzip ve seksüel yaklaşımı, tamamen roman ve şiirlerde birer ”imge” olarak değerlendirilmelidir. Hakkında yazılan en kapsamlı kitaplardan biri olan ”Charles Bukowski’nin Kızılı”nda Bukowski’nin son derece ilginç bilgiler vardır. Aynı zamanda “Kadınlar” kitabında bahsi geçen karakterlerin ve olayların çoğunun ”hayal gücü” ve ”uydurma” olduğu da belirtilmektedir. Bukowski’yi sürekli çapkın, zampara ve kadın düşkünü olarak tanımlamak, yazarın eserlerine olan edebi yaklaşımı da baltalamaktadır. Çeşitli araştırmalar ve incelemeler doğrultusunda kurgu ile Bukowski’nin gerçeklerini ayrıştırmak mümkün olabilmektedir.

Barfly Filminde Küçük Bir Rol Oynamıştır

Barfly filmi, Bukowski’nin hayatının bir kesitini ele alır. 1987 yılında çekilen filmde, baş rolleri Mickey Rourke ve Faye Dunaway paylaşmıştır. Filmi izleyen yazar, Bukowski rolüne hayat veren Mickey Rourke’nin performansını yerden yere vurmuştur. Daha sonra Hollywood adlı kitabında filmin çekilme süreçlerine kendine özgü bir dille anlatan yazar, sinema macerasından hiç hoşnut kalmadığını bu kitabında okurlarıyla paylaşmıştır.

Teknolojik Gelişmelere Açık Bir Yazardı

Çağdaşı birçok yazarın aksine hayatının son dönemlerinde tüm eserlerini bilgisayarla yazmıştır. Elle yazmaktan nefret eden Bukowski, deneme türündeki birçok yazısında bilgisayarı öven yazılar kaleme almıştır. Aynı zamanda ısıtmalı jakuziye de sahip olan Bukowski, teknolojik gelişmeleri yakından takip etmiştir. Konforuna da çok düşkün olan Amerikalı yazar, bu yönüyle yer altı okurları tarafından sık sık eleştirilmektedir.

3000’den Fazla Şiir Yazdı

Kulağa her ne kadar ”şehir efsanesi” gibi gelse de Bukowski hayatı boyunca 3000-5000 arasında şiir yazdığı bilinmektedir. Yakın arkadaşları, yazdığı eserlerde bu gerçekliğin sık sık altı çizilmektedir. Çalışmayı sevmeyen Bukowski, söz konusu edebiyat olduğunda son derece üretken bir insandı. Bazen günler boyunca odasından çıkmaz, onlarca şiiri birkaç günde tamamlardı. Yazarın 30’dan fazla kitabı Türkçeye çevrilmiştir. Ancak bir 30 kitaplık daha çevirinin daha mümkün olabileceği gelen haberler arasında yer alıyor.

Beat Kuşağına Karşı Meat Kuşağını Kurdu

Ünlendiği dönemde Beat Kuşağı adlı bir edebi akım, önce Amerika’yı sonra tüm dünyayı sardı. Temsilcileri arasında William S. Burroughs, Alan Ginsberg ve Jack Kerouac yer almaktadır. Beat Kuşağının edebi yönelimlerini sık sık eleştiren Bukowski, onları burjuva ve şımarık zengin çocukları olarak tanımlamıştır. Buna tepki olarak yakın arkadaşı Douglas Blazek ile Meat kuşağını kurarak mevcut olan Beat kuşağıyla alay etmiştir.

İnsanlardan pek hoşlanmayan Bukowski, yaşadığı ve yazdığı gibi yalnız öldü. Geride sadeliğin ve özgün seslerin karıştığı onlarca kitap bıraktı.

Kaynakça:

Charles Bukowski – Ekmek Arası (Metis Yayınları)
Şenol Erdoğan – Charles Bukowski ve Meat Kuþaðý (Altı Kırk Beş Yayınları)
Charles Bukowski – Factotum (Metis Yayınları)
Charles Bukowski – Postane (Parantez Yayınları)
Charles Bukowski – Hollywood (Parantez Yayınları)

Yazar: Aytaç Arslan

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :