Çevre ve Hava Kirliliğinin Salgınlara Etkisi

Pandemi başladığından beri, kirlilik seviyeleri düştü, hayvanlar daha önce terk ettikleri alanlara geri döndü ve insanlar daha çok yürüyerek ve bisikletle seyahat etmeye başladı. Bu durum kısa ömürlü olmasına rağmen, davranışları değiştiren bu etkilerin bazılarının doğa ve insan yaşamı için olumlu etkilerini gözlemlenmiştir. Bunun yanında birçok kişi bu beklenmedik pozitif gelişmelere şahit olunca, çevre ve sağlık arasındaki ilişki hakkında yeni bir anlayış getirmiştir.
Ormansızlaşma ve sıcaklıkların yükselmesi gibi sorunların her türün yok olma riskini nasıl arttırdığı bilinmektedir. Küresel eko sistemin bir parçası olarak, insanlar iklim değişikliğinin etkilerinden direk olarak etkilenmezler. Oysa aşırı değişen iklimler, su kaynakları, hava kalitesi ve gıda üretimi gibi faktörleri etkileyerek insanlık için bir tehdit oluşturmaktadır. 2018’de Dünya Sağlık Örgütü, küresel ısınmanın 2030-2050 arasında 250.000 ilave ölüme neden olacağını tahmin etmektedir.

Hava Kirliliği Neden Hasta Ediyor?

Hava kirliliğinin tüm dünyada olduğu gibi hastalıklar konusunda da olumsuz etkileri vardır. Bu etkiler şu şekildedir:
Havanın kirli olması
Dünyadaki her on kişiden dokuzu, mikroskobik partiküllere maruz kalmayla ilgili koşullardan dolayı sağlık sorunları yaşarken her yıl tahmini 7 milyon kişi kirli havayı soluduğu için ölmektedir. Kömür, dizel, gaz yağı, hatta biyo yakıt ve çöp gibi kirli yakıtların yakılmasının bir sonucu olarak, bu çok küçük kirleticiler akciğerlere girmektedir. Endüstriyel tarım ve petrol ve gaz üretiminden kaynaklanan metan emisyonlarının yanı sıra, insan solunum sistemi solunan bu kirli havayı temizlemeye çalışmaktadır. Hava kirliliği akciğer kanseri, felç ve kalp hastalığı gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.
Hava kirliliği ile ilgili ölümlerin yüzde 90’dan fazlası düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana gelmektedir, ancak yüksek gelirli ülkelerde bu duruma bağışıklık kazanmış değildir. 2019’da yapılan bir araştırma, hava kirliliğinin Avrupa’da yılda 800.000’den fazla ölüme neden olduğunu tespit edilmiştir. Bunu perspektife sokmak, hava kirliliğinin yılda Dünya Sağlık Örgütü’nün 2015 yılında fazladan 7,2 milyon ölümden sorumlu olduğunu tahmin edilmiştir ve bu demek oluyor ki hava kirliliği tütün içiciliğinden daha fazla ölüme neden olmaktadır.
Hayvanlar ve insanlar arasında geçen hastalıklar
İnsanları etkileyen yeni ortaya çıkan hastalıkların yüzde 70’inden fazlası yaban ve evcil hayvanlardan kaynaklanmaktadır. BM Çevre Programı, zoonotik hastalıklar için en önemli risk olarak hayvanlar ve insanlar arasındaki artan temas miktarını listelemektedir. Tarım ve endüstri gibi insan eylemleriyle yaşamsal yaşam alanlarının doğasını değiştirerek, insanları vahşi yaşamdan ayıran ‘tampon bölgeler’ ciddi şekilde azaltılmıştır. Hükümetler arası Bilim-Politika Platformu (IPBES) uzmanlarının yaptığı açıklamada, doğal kaynakların korunması üzerinde ekonomik büyümeyi ödüllendiren bir sistemin, hastalıkların vahşi yaşamdan insanlara yayılması için mükemmel bir fırtına yarattığını açıklamaktadır. Bu demek oluyor ki Korona virüs pandemi sonrası daha güçlü ve daha sıkı uygulanan düzenlemelerle çevreye özen göstermek zorunluluktur.
Besleyici gıdalara sınırlı erişim
Sağlıklı olmak, bağışıklık sistemini destekleyen dengeli bir diyete bağlıdır. DSÖ, gıda üretimi üzerindeki etkisi nedeniyle biyolojik çeşitliliğin doğrudan beslenmeyle bağlantılı olduğunu belirtmektedir. Çok çeşitli türler toprağın daha uzun süre üretken kalmasına yardımcı olur ve yiyecek için hasat edilebilecek yeni bitkiler, hayvancılık ve deniz türlerini keşfetmek için bir kaynak sağlamaktadır.
Ancak gıda güvenliği sadece yeterli olmamaktadır. 800 milyon insanın gıda kıtlığı riskiyle karşı karşıya kaldığı durumlarda 2,1 milyar kişi obez veya fazla kilolu durumdadır. Enerji ihtiyaçlarının çoğu sadece üç ürünle karşılanmaktadır; bunlar pirinç, buğday ve mısırdır. Bunların çoğu ekmek gibi yüksek derecede işlenmiş ürünler olarak sonuçlanır veya şekerlemedeki tatlandırıcılar dâhil olmak üzere bileşenlere dönüştürülür. Ne yazık ki, son derece endüstrileşmiş, yoğun gıda üretim sistemi, besin açısından fakir yiyecekleri ucuz ve kolay erişilebilir kılmaktadır.
Doğal tıp kaynaklarını yok etmek
Tarım, iklim değişikliği ve aşırı hasat nedeniyle habitattaki değişiklikler biyolojik çeşitlilik açısından zengin ortamları tüketmektedir. Bu bir sorundur, çünkü bu alanlar genellikle doğal kaynaklardan elde edilen bir sonraki büyük tıbbi atılımların bulunduğu yerlerdir. ABD’de önde gelen reçeteli ilaçların yaklaşık yüzde 80’i doğal kaynaklara dayanmaktadır ve bunların çoğu özellikle kanser tedavisinde önemlidir. Doğal kaynakların hızla azalmasıyla, önemli tıbbi türleri keşfetmeden önce kaybedilebilir.
Dünya çapında milyonlarca insan sağlık hizmetleri için doğal ortamdan toplanan geleneksel ve yaygın tıp kaynaklarına da güvenmektedir. Bazı ülkelerde, bu tıbbi bitkiler sağlık sistemlerinin önemli bir parçasıdır. Bu geleneksel ilaçlar için hayati önem taşıyan türlerin kaybı milyarlarca insanın kullanabileceği tedavi seçeneklerini azaltacaktır.
Temiz su sıkıntısı
Ortalama olarak bir kişi kişisel temizlik ve içmek için günde 50 litre su kullanır. BM, mevcut hızda kullanmaya ve kirletmeye devam edersek, dünya nüfusunun üçte ikisinden fazlası 2025 yılına kadar su stresi olan bölgelerde yaşıyor olabilir. Zaten, 1,8 milyar insan kirli içme suyuna bağlı hastalıklara yakalanma riskiyle karşı karşıyadır. Su Yardımının Kıdemli Politika Analisti Jonathan Farr, Birleşmiş Milletler Dünya Su Gelişimi raporunun yayınlanmasına yanıt olarak “Şu anda 844 milyon insan (dünya nüfusunun dokuzda biri) temiz suya sahip değil” diyor. “Diğerleri güvenilmez bir su kaynağı ile karşı karşıyadır, çünkü tarım, sanayi veya toplumun daha zengin kesimleri sudaki adil paylarından daha fazlasını alabilirler.”
Dünya Sağlık Örgütünün Koronavirüs pandemisinde sürekli vurguladığı bir durum vardır. Virüsü kont-trol etmenin en etkili yolunun el hijyenine dikkat etmek olduğudur. Fakat dünyada milyonlarca insan yeterli su kaynakları olmadığı için bu tavsiyeyi uygulayamamaktadır. 42 ülkenin yaptığı bir ankette, nüfusun yarısından azının evlerinde temel sabun ve suya erişimi vardır. Covid-19 krizi, küresel su krizini ön plana çıkarmış ve herkesin temiz tedarike erişiminin sağlanmasının aciliyetini vurgulamıştır.

Çözüm Yeşillenme

Sorumsuz davranışlar hastalanma riskini artırıyor olsa da, pandeminin diğer tarafındaki iyileşme, sistemik değişim için bir fırsat sağlayabilir. Gelecekteki salgınları ve bunların toplum üzerindeki etkileri ancak insanlar ve doğa arasındaki sağlıklı dengeyi geri kazandırılarak azaltılabilir. Yeşillenme fikri şimdiden önemli sayıda Avrupalı tarafından desteklenmektedir. 1,2 milyon kişi AB’nin “dünyanın gördüğü en büyük yeşil yatırım planını” başlatma çağrısına katılmıştır. Avrupa’nın en büyük on çevre kuruluşundan oluşan Green10 koalisyonu, yenilenebilir enerjinin yaygın kullanımı, doğal yaşam alanlarının restorasyonu ve tarım uygulamalarının yeşillendirilmesi gibi çözümler için milyarlarca yatırım yapılmasını istemiştir. Bunların hepsi, küresel sağlığa etki eden iklim değişikliğinin etkilerinin üstesinden gelmeye yardımcı olacaktır.
Avrupa Çevre Bürosu AB politika direktörü Patrick ten Brink’ e göre yeni bütçe, kaynak tasarrufu, kirliliği azaltma ve iklim çöküşüyle mücadele edecek şekilde ayarlanmalıdır. Gelecekteki salgınları ve bunların toplum üzerindeki etkileri ancak insanlar ve doğa arasındaki sağlıklı dengeyi eski haline getire bildiğinde kurulabilir.

Kaynakça:
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5903037/#:~:text=The%20pollutants%20emitted%20from%20industrial,and%20eye%20diseases%2C%20acute%20bronchitis%2C
https://www.who.int/airpollution/news-and-events/how-air-pollution-is-destroying-our-health

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar