Cicero ve Yaşamı

Cicero Arpinum’da doğan ve iyi bir ailenin çocuğudur. Sezar dönemine kadar politik bir yönü olan Cicero Sezar döneminde politikadan uzaklaşmıştır. Sezardan sonra yine politik işlerle uğraşmıştır. Octavianus’a övgüler yaparken, Antonius’u yermiştir. Daha sonrasında Octavianus ve Antonius birlikte Triumvirliği kurmuşlar Cicero’yu ise devlet düşmanı ilan ederek başını kesip halkın gözü önüne bırakmış, ellerini ise keserek Senato’ya asmışlardır.

Cicero Felsefesi ve Ahlak Anlayışı

Epistemolojik açıdan; Cicero’nun felsefesinde bir çok filozof gibi bilgiyi her şeyden üstün tuttuğunu görürüz. O bilginin mutlaklığını değil göreli olduğunu bu nedenle şüpheciliği savunduğunu belirtmiştir. Cicero‘nun epistemolojik açıdan olsallıklara yer verdiği görülmektedir. Öyle ki bilginin zamanla değişebilirliği, bazı olasılıkların mutlak bilginin olmadığını gösterdiğini savunur. Ontolojik açıdan; insan varlığını ele aldığı yazılarını incelediğimizde Cicero insanın ruhunun bedenden ayrıldığı durumun aslında çok basit bir olay olduğunu vurgulamıştır. Ona göre beden zaten her hangi bir acı duymaz. Bu nedenle yaşamımızı ölümden korkarak huzursuz bir şekilde geçirmemiz çok yersizdir. Ölüm bir doğa yasasıdır ve insan sonlu bir varlıktır. Bu nedenle her insan mutlaka ölümle karşılaşacaktır. Bu nedenle kişi dünyaya bağlanmamalıdır.

Ahlaki açıdan; Cicero denilince akla ahlak felsefesi üzerine görüşleri gelmektedir. Çünkü Cicero, bilgi felsefesinde savunmuş olduğu olasılık fikrini ahlak felsefesinde sürdürmez. O, aksine ahlakın temelinde bilgelik olduğunu, bilginin peşinde olmak gerektiğini savunur. Erdemli ve bilgili bir hayat kişinin mutlu olmasına da yardımcı olur. Kişi erdemli bir yaşamı seçerse zaten mutlu olacaktır. Sokrates’in de fikirleriyle çok benzer bir görüşe sahip olan Cicero, insanların ve aklın en büyük düşmanının maddi hazlar ve tutkular olduğunu savunmuştur.
Öyle ki maddi hazlar insanı, yalana riyakarlığa, genelin mutluluğu yerine kendi hazzına yönelik egoistliğe yol açar. Kişi zinaya, tecavüze, şehvete yönelir. Bu nedenle kişinin asıl yapması gereken ruhsal hazlarına yönelmesidir. Bu da ancak ahlaki iyiliğe yönelip, ahlaki kötülükten uzaklaşması ile olur. Erdemli yaşam ahlaklı ve bilgi peşinde olan yaşamdır.
Aynı zamanda ahlaki eylemler ve filozofların bu fikirlerinin genele de yarar sağlaması gerektiği kanaatindedir. Bu nedenle erdemli ve bilgili kişilerin devlet yönetiminde de aktif olmaları gerektiğini, bu sayede toplumun ilerleyebileceğini hatta bunun zaten akıllı bireylerin görevi ve sorumluluğu olduğunu savunur. Erdemli yaşamla beraber övgü, şan, ün gibi kavramları da seven Cicero, ahlaklı olmanın beraberinde bunlarında gerçekleşeceğini savunur. O halde bilgili olmak yetmez, bunları yaşama da geçirmemiz gerekmektedir. Eğer düşüncelerimiz ile yaptıklarımız arasında farklılıklar varsa, bu bize bilginin faydasızlığını gösterir. Kullanılmayan bilgi zihinde sadece yer kaplar. Felsefe bireye davranışları ve düşünceleri konusunda yol gösterir. Bu yolu öğrenmek ve bu yoldan yürümek ise, kişinin kendi elindedir. Bilge, adil ve dürüst bir kişi zaten gerçek mutluluğa da ulaşacaktır. Ruhun sevdiği ve istediği zaten bu ahlaki olanın yayılmasını sağlamaktır. Erdem başka kişilere de fayda sağlamakla olur. Cicero insanların eşit olduğunu ve birbirlerinden ırk, cinsiyet, din olarak bir üstünlüklerinin olmadığını savunur. Ahlaklı ve erdemli insanlar iyi insanlardır ve iyi insanlar ayrım yapmazlar.Zaten ona göre tek bir dünya devleti olmalı ve insanlar ırklarına göre ayrılmamlıdır. O devletin insanların bir arada yaşamasından kaynaklı zorunlu bir kurum olduğunu, bunun ise birlikte adil, dürüst bir şekilde yaşamakla olacağını savunur. Cicero’ya göre doğal hukuk kuralları herkes için aynı düzeyde ve zorunluluktan kaynaklanır. Ona göre Tanrı insanlara akıl vermiştir ve insanlar akıl yoluyla en doğrusunu bulmakla sorumludur. Bu kişinin en önemli ödevidir. Tanrısal akıldan nasibini alan insan, bunu kullanmalı ve diğer canlıların da bulunduğu bu doğayı sevmeli, korumalı uyum ve dengeyi sağlamalıdır. Bu görüşleri ile Kıbrıslı Zenon tarafından oluşturulan Stoa ahlakı ile görüşlerinin çok benzer olduğu görülür.

Cicero Felsefesi ve Stoacılık

Stoa felsefesinde de Cicero gibi aklın ve bilginin merkeze alındığı görülür. Erdemin en üst değer olduğunu savunurlar ve erdemli olmanın iyilikten geçtiğini savunur. İnsanın içinde iyiyi gerçekleştirme arzusu vardır. Stoacılıkta her şeye saygı ve sevgi duyma, kibirden, adaletsizlik ve haksızlıktan uzaklaşma fikri vardır. Hatta bir çok düşünme etkinliğinin amacı daha iyi olma ve iyiye yönelmedir. Bu nedenle Cicero’nun fikirleri stoa ahlakına son derece yatkındır.

Yazar: Soner İnce

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here