Cilt Yaşlanmasını Önleyen Ve Güzelliğe Giden Yollar

Beden bir mucizedir. Tüm bedeni dıştan örten deri de bu mucizenin koruyucusudur. Deri veya cilt deyince sadece yüz akla gelmemeli, cilt sağlığını korumak için gereken önlemler alınmalıdır. Bir kadın için kendini daha iyi ve güzel hissetmenin yolu bakımdan geçer. Bazı kadınlar kişisel bakımlarıyla fazlaca ilgilenemeseler de en azından ciltlerinin düzgün olmasını sağlayacak kısa zamanlar ayırmalıdır. Farklı cilt tipleri farklı bakımlar gerektirir. Cilt yaşlanmasına sebep olan faktörlerden uzak durularak sahip olunan cilt sağlığı ve güzelliği korunabilir. Yapılacak bakımlardan önce cildi güzelleştirecek, yaşlanmayı geciktirecek yollar hakkında bilgilenmek gerekir. Bakalım cilt güzelliğine hangi yollar gidiyor?

Yeterli su içmek:

Cilt yaşlanmasını önleyecek doğru yollardan biri yeterince su içilmesidir. Su yaşamın temeli olduğundan vücuttaki su eksikliği cildin kuruması, kırışması ve yaşlanması şeklinde sonuçlar verecektir. Diyet yaparken, kilo vermeye çalışırken bile günlük olarak kişiye göre değişebilmekle birlikte en az 22,5 litre su içilmelidir. Çay, kahve ve gazlı içeceklerle alınan sıvı ile bu miktar tamamlanamaz, aksine vücuttaki suyun daha çok uzaklaşmasını tetikler. Asıl tercih daima su olmalıdır. Ancak düzenli olarak tüketilirse cildin su ihtiyacı tam karşılanacak, çatlak, kırışıklık gibi sorunlar ortaya çıkmayacak, yumuşak bir cilde sahip olunacak ve deri kendini rahatlıkla onaracaktır. Cilt dışında kalp, böbrek ve karaciğer sağlığının korunması için de yeterince su tüketilmelidir.
Fazla güneş altında kalmak, peeling yapmak, sık duş almak, banyo yaparken cildi fazla ovalayarak hırpalamak da cildin dışındaki epidermis tabakasına zarar verecek, kızarıklıklar ve kaşıntıya yol açacaktır. Bu sebeple çok sıcak suyla banyo yapmak önerilmemektedir.

Sağlıklı beslenmek ve spor yapmak:

Canlı kalabilmek için gerek duyulan enerji alınan besinlerden elde edilir. Sofralarda yer alacak besinler doğal, yararlı ve sağlıklı olmalıdır. Canlı, genç ve güzel bir cilde sahip olmak için tüketilen besinlerde yeterince vitamin ve mineral bulunmalıdır. Vitamin ve mineral eksiklikleri zaman içinde cilt, saç ve tırnaklarda belirti verecektir. Doktor önerisiyle gerekiyorsa eksikliği duyulan mineral ve vitaminler takviye olarak alınmalıdır. Sebze ve meyvelerden alınan antioksidanlar, omega 3 ile omega 6 adlı yağ asitleri cildin serbest radikallerden, güneş ışınlarından, kirlilikten korunmasını, kan dolaşımının düzenlenmesini ve hücrelere oksijen ulaşmasını sağlamaktadır.

Gereğinden fazla alınan şeker cilde gerginlik veren kolajenlere zarar vermektedir. Şeker gereksinimi meyvelerle doğal olarak karşılanmalıdır. Derinin susuz kalmaması için tuzlu besinlerden de kaçınmak gerekir. Sık ve çoğunlukla hatalı yapılan diyetler de deriyi etkilemektedir. Sık kilo alıp verme durumunda deri esnekliğini kaybeder. Doğru beslenmeyi yaşam biçimi haline getirip kilo korunmalıdır.
Sağlıklı kalabilmek için doğru beslenmeden başka yeterince hareketli de olunmalı, bol oksijen alınmalıdır. Spor yapmak kan akışını hızlandıracak, cildi diri ve esnek tutacak, yenilenmesine katkı sağlayacaktır. Spora vakti olmayanlar için günlük en azından yarımşar saatlik yürüyüşler bile yeterli olacaktır.

Yeterli uyumak:

Uyku dinlenmeyi ve yenilenmeyi sağlar. Uykunun süresinden çok kalitesi önemlidir. Bazı kişiler daha az veya daha çok uykuya ihtiyaç duyabilse de genellikle yetişkin bir insan günde en az 79 saat arası uyumalıdır. Yeterli uyunmadığında vücuttaki bazı fonksiyonlar aksayacak, biyolojik döngü olumsuz etkilenecektir. Az uyuyan veya iyi uyuyamayan kişilerde bellek problemleri ve erken yaşlanma, gözlerin altında torbalanmaları oluşacak, cilt daha yaşlı görünecektir. Aynalara daha rahat bakabilmek için uyku düzenine dikkat edilmelidir. Yüzükoyun yatmak da yüzdeki çizgileri artırmaktadır. Cildi basınç altında bırakmamak için sırtüstü yatmalıdır.

Sigara içmemek:

Cildin de en büyük düşmanı olan sigara başta kanser olmak üzere farklı akciğer hastalıklarına neden olur. Sigaranın nikotini cildin en üst tabakasının su tutma kapasitesini azaltır ve cildin kurumasına yol açar. Cildin gerginliğini sağlayan kolajen maddesinin yapımında önemli bir yeri olan C vitamini de sigara nedeniyle azaltmakta, bu da gevşemelere ve sarkmalara yol açmaktadır. Daralan kan damarları ve bozulan dolaşım sonucu deri hücreleri yeterince beslenemez. Böyle bir cilt esnekliğini yitirecek, kendini yenileyemeyecek, yeterli oksijen alamayacaktır. Hiç kimse sararmış, kırışmış, erken yaşlanmış, incelmiş, dudak çevresinde artmış çizgilerle dolu bir yüze sahip olmak istemez. Cildinin yaşlanmasını istemeyenler sigara içmemeli, içiyorsa zor olsa bile bırakmayı denemelidir. Sigara içmeyenlerin bile pasif içicilikten dolayı cildinin zarar göreceği unutulmamalıdır.

Güneşe karşı koruyucu kullanmak:

Yazın güneş altında fazla kalındığında ciltte yanıklar oluştuğunu, cildin ölen üst tabakalarının soyularak döküldüğünü birçok kişi bizzat yaşamıştır. Erkeklerin deri yapısı kadınlara göre farklıdır. Bu fark nedeniyle kadınlar ciltleriyle daha çok ilgilenmek zorunda kalır. Fazla güneşte kalmak cildin kurumasına, lekelenmesine, yaşlanmasına, yanmasına hatta kanserleşmesine sebep olur. Güneşten bize ulaşan mor ötesi ışınların(ultraviole) yardımı kısmı ile ciltte D vitamini sentezlenir ancak bu ışınların fazlası zararlıdır. Bunu engellemenin yolu dışarı çıkmadan önce koruyucu faktörü yeterli bir güneş koruyucu krem kullanmaktır. Uzmanlar cilt rengi fark etmeksizin herkesin bütün yıl güneş koruyucu kullanılmasını önermektedir. Kremlerdeki koruyucu faktörün (SPF) en az 15 olması gerekmektedir. Fazla terleyenler ve suya girenler koruyucunun etkisinden yararlanabilmek için 4080 dakika arayla kremlerini yenilemelidir. Bulutlu bir günde bile güneş koruyucu kullanılmalıdır.

Son zamanlarda bazı genetik bilimciler güneş kremlerinin deri vasıtasıyla D vitamini sentezlenmesini engellediğini, bu kremlerdeki serbest radikallerin ve diğer bazı toksik maddelerin cildi olumsuz etkilediğini, hormon dengelerini bozduğunu savunmaktadır.
Güneş altında yatarak güneşlenmek ve bronz bir tene sahip olmak her ne kadar popüler olsa da zararları olduğunu unutulmamalıdır. Güneşin zararlı etkilerinden korunabilmek için saat 11.00 ile 15.00 arasında çıplak tene güneş değmemesi, cildin ince bir giysi ile korunması, yüz ve ense için de kenarları geniş olan şapkalar kullanılması gerekmektedir. Aksi halde ciddi güneş yanıkları ve alerjilerle karşılaşılabilmekte, uzun vadede ise melanom (deri kanseri) oluşabilmektedir. Zararlı ultraviole ışınlarının % 25’lik bir kısmı plajlardaki kumlardan da yansıyabilmektedir. Şemsiye altında olunsa bile plajda kalınan süreyi kısıtlamakta veya en uygun saatlerde orada bulunmakta yarar görülmektedir. UV ışınlarının büyük bir kısmı suyun içinde de 2 metre derinliğe kadar ulaşabilmektedir. Uzun süre suda kalmak ve yüzmek de risk oluşturmaktadır.

Stresten uzak kalmak:

Sayılan tüm etkenlerden başka stres faktörü de cilt sağlığını olumsuz etkilemektedir. Bu yüzden cilt yaşlanmasını önleyen yollardan biri stresten uzak kalmaktır. Stres altındaki bir kişinin cildi yıpranacak, çabuk yaşlanacak ve kanserleşme kolaylaşacaktır. Kurdeşen (ürtiker), sedef (psoriasis) , zona, çeşitli alerjiler, saçkıran ( alopesi areata) gibi cilt hastalıklarının ana sebebi strestir. Ayrıca bağışıklık sistemini zayıflatan ve çağın hastalığı olan stres nem, yağ ve hormon dengelerini bozduğundan kuruma, sivilcelenme, lekelenme gibi cilt sorunlarına ve dudaklarda uçuk çıkmasına da sebep olmaktadır. Duruma bakılırsa stres hem kişilerin hayatını hem de cildini karartmakta, yaşam kalitesini düşürmektedir. Stresli bir insanda kaslar kasılır, yüzde, boyunda mimik çizgileri artar. Kitap okumak, müzik dinlemek, yürüyüş yapmak veya bir hobi edinmek stresten uzaklaşmayı sağlayabilmektedir. Can sıkıcı ortam ve kişilerden uzak kalmak sizin elinizdedir. Stresli bir yaşam yerine sakin, huzurlu bir yaşam seçebilir, duygularınızı kontrol edebilir, gülmek için bahaneler yaratabilirsiniz.

Alkol kullanmamak:

Arada bir arkadaş toplantısı gibi özel zamanlarda az da olsa alkol alınmaktadır ancak alkol kullanmanın birçok organa zarar verdiği de bilinmektedir. Kana karışan alkol vücudun su kaybetmesine sebep olmakta, bu da beraberinde cilt kırışıklıklarını ve yaşlanmayı getirmektedir. Alkol nedeniyle A vitamini azaldığından hücrelerin yenilenmesi güçleşmekte, sedef, alerji, egzama gibi cilt hastalıkları tetiklenmektedir. Cildin koruyucu bariyeri bozulduğunda ciltte kızarıklıklar, hassasiyet ve tahriş ortaya çıkar. Zararlarını ortaya koysak da aşırı alkol kullanmayanlar açıklamalardan paniğe kapılmamalıdır.
Alkolü direkt olarak tüketmekten başka alkol içerikli cilt temizleme ürünlerinin kullanımı da sakıncalıdır. Ancak, içki olarak kullanılanlardan çok farklı olan yağ alkolleri içeren bakım ürünlerinde durum farklıdır. Bu tür kıvam verici olan yağ alkollerini içeren losyon ve kremler cildi tahriş etmez hatta kurumuş bir cilt için yararlıdır. Kozmetik sektörü ve başka sektörlerde kullanılan setil alkol, behenil alkol ( dokosanol) ve stearil alkol böyle alkollerdir.

Doğru kozmetik seçmek:

Makyaj, banyo ve cilt bakımı için kullanılan çeşitli kozmetikler bulunmaktadır. Kozmetik ürün satın alırken son kullanma tarihine, içerdiği maddelere dikkat edilmelidir. Bu malzemelerin kullanma ve saklama şekilleri de önemlidir. Yağlı kozmetik ürünler sivilcelere neden olabilir. Fondöten, allık ve pudra kullanımı da abartılmamalı, cazip gelse de deneme ürünleri beklenmedik tepkiler verebileceğinden cildin tamamına değil el üstündeki küçük bir bölüme uygulanmalıdır. Saç spreyi kullanılacaksa yüze gelmemesi sağlanmalı, makyaj fırçaları düzenli aralıklarla temizlenmeli, her şeyden önemlisi makyaj temizlenmeden uyunmamalıdır.

Hava kirliliğinden korunmak:

Hava kirliliği güncel sorunlar arasındadır Ağır toksin ve kimyasal maddeler içeren kirli hava saçlara ve cilde zarar verebilmektedir. Her eve dönüşte giysiler çıkarılmalı, hafif bir duş alınmalı ya da sadece eller ayaklar yıkanıp yüz temizlenmelidir.
Klimalı bir odada bulunmak da cildi kurutmaktadır. Havanın rüzgârlı ve kuru olması cilde nem kaybettireceğinden uygun bir nemlendirici kullanılmalıdır.

Yukarıda sayılan bütün yollardan başka telefonla fazla görüşmenin de cilt ısınması gibi olumsuz etkileri bulunmaktadır. Kulaklık kullanmak telefonun vereceği zararlara karşı alınabilecek bir önlemdir. Gözlük veya lens kullanılsa bile süreleri geçmişse veya göz bozuklukları ilerlemişse kişiler gözlerini kısarak bakacak, bu da göz çevresindeki çizgileri artıracaktır. Yıllık göz kontrolleri bu sebeple gereklidir.

Yaşlanmak kaçınılmaz bir süreç olsa da gerekli önlemler alındığında geciktirilebilmekte, kişiler kendisiyle daha barışık yaşayabilmektedir. Yaş alınsa da kişisel bakımını ihmal etmeyenler genç ve dinç kalabilmektedir.
Sağlıklı, mutlu ve dinç kalabilmeniz dileğiyle.

Kaynakça:
http://www.harbiforum.net/konu/cilde-en-cok-zarar-veren-10-etken.45519/
http://www.haber7.com/bakim/haber/1089777-cilde-zarar-veren-17-aliskanlik

Yazar:Müşerref Özdaş

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :