D Vitamini Eksikliği Ve Fazlalığı Nelere Yol Açar?

Bir vitamin, daha güçlü kemikler oluşturabiliyorsa ve diyabet, multipl skleroz, kanser, kalp hastalığı ve depresyona karşı koruyabiliyorsa, üstelik kilo vermeye de yardım ediyorsa bu mucizevi olarak tanımlanabilir. D vitamini bebeklikten yaşlılığa, güçlü kemikler için kritik bir öneme sahiptir. Vücudun besinlerden kalsiyumu emmesine yardımcı olmaktadır. Yaşlı erişkinlerde kemiklerin kırılganlığını azalttığı gibi, çocuklarda güçlü kemik oluşumunun sağlanması ve raşitizmin önlenmesinde rol oynar. 1930’larda süte eklenen D vitamini sayesinde raşitizm neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı. Multipl skleroz (MS), ekvatora yakın güneşli bölgelerde daha nadir görülmektedir. Düşük D vitamini düzeylerine ve daha yüksek MS riskine yol açan bir gen defekti tespit edilmiş olsa da, uzmanlar yıllardır güneş, D vitamini ve sinirlere zarar veren otoimmün bozukluk arasındaki bağlantıyı araştırmayı sürdürüyor.

Vücuttaki Rolleri

D vitamini, çok az sayıda gıdada doğal olarak bulunan, yağda çözünen bir vitamindir. Daha çok güneşin ultraviyole ışınlarının cildimiz yoluyla D vitamini sentezini tetiklemesiyle endojen olarak üretilir. D vitamini biyolojik olarak inerttir ve aktivasyonu için vücutta iki hidroksilasyon geçirmesi gerekmektedir. Bunların ilki karaciğerde oluşur ve D vitamini, kalsidiol olarak da bilinen 25-hidroksivitamin D’ye dönüştürülür. İkincisi ise böbrekte gerçekleşir ve kalsitriol olarak da bilinen fizyolojik olarak aktif 1,25-dihidroksivitamin D oluşturulur. D vitamini bağırsakta kalsiyum emilimini destekler ve kemiklerin normal mineralizasyonunu sağlamak için gerekli serum kalsiyum ve fosfat konsantrasyonlarını korur. D vitamini, hücre büyümesi, nöromüsküler ve immün fonksiyonun modülasyonu ve inflamasyonun azaltılması dahil olmak üzere, vücutta çok önemli başka rollere de sahiptir. Hücre proliferasyonunu, farklılaşmasını ve apoptozu düzenleyen proteinleri kodlayan birçok gen, kısmen D vitamini tarafından modüle edilmektedir.

Bilinen Yararları

D vitamini zayıf kemiklerin (osteoporoz), kemik ağrısının (osteomalazi), hiperparatiroidizmde kemik kaybının ve kemiklerin kolayca kırıldığı kalıtsal bir hastalığın (osteojenez imperfekta) tedavisinde ve böbrek yetmezliği olan kişilerde düşük kalsiyum ve kemik kaybını (böbrek osteodistrofisi) önlemek için de kullanılmaktadır. D vitamininden, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol de dahil olmak üzere kalp ve damar sorunlarında da yararlanılmaktadır. Ayrıca diyabet, obezite, kas zayıflığı, multipl skleroz, romatoid artrit, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, astım, bronşit, premenstrüel sendrom, diş ve diş eti hastalıkları için de etkili bir yardımcıdır. Gene, vitiligo, skleroderma, sedef hastalığı, aktinik keratoz ve lupus vulgaris gibi cilt hastalıkları için de D vitamini uygulamalarına başvurulmakta, bağışıklık sistemini güçlendirme, otoimmün hastalıkları ve kanseri önleme amaçlı kullanımı için de araştırmalar sürmektedir. D vitamini, fosfor ve kalsiyum gibi minerallerin düzeylerinin düzenlenmesinde önemli rol oynadığından, fosfor eksikliği (ailesel hipofosfatemi ve Fanconi sendromu) ve kalsiyum eksikliği (hipoparatiroidizm ve psödohipoparatiroidizm) nedeniyle oluşan rahatsızlıklarda da kullanılmaktadır. Kalsitriol veya kalsipotrien olarak bilinen formlardaki D vitamini ise, belirli bir psoriasis (sedef) türünde doğrudan cilde uygulanmaktadır.

Bazı çalışmalar, D vitamini düzeyinin düşüklüğü ile hem tip 1 ve hem de tip 2 diyabet arasında bir bağlantı olduğunu göstermiştir. D vitamini düzeyini yükseltmek bu hastalıkla başa çıkılmasına yardımcı olabilir mi? Henüz diyabetin önlenmesi için yüksek D vitamini önerilmesini destekleyecek yeterli kanıt yok. Vücuttaki kilo yani yağ fazlalığı, D vitamini düşüklüğü ve tip 2 diyabette rol oynayabilmektedir. Araştırmalarda, obezite sorunu olanların genellikle düşük D vitamini düzeylerine sahip oldukları bulunmuştur. Yağlar, D vitamininin vücuda yeterli alımını önlemektedir. Ancak, D vitamini düzeyinin düşük olmasına doğrudan obezitenin mi yol açtığı yoksa arada başka bir faktör mü geliştiği çok net değildir. Gene de, araştırmalarda, diyetisyenlerin, kilolu ve D vitamini düzeyi düşük kişilerin diyetlerine yüksek D vitamini eklemelerinin, daha hızlı kilo verilmesine yardımcı olabildiği görülmüştür.

Gıdalar Ve Takviyeler

D vitamini, beynin gelişiminde ve işlevlerinde de önemli rol oynamaktadır ve yapılan araştırmalarda depresyonlu hastalarda D vitamini düzeylerinin düşük olduğu bulunmuştur. Ancak bu çalışmalar, D vitamini desteğinin depresyon belirtilerini azaltmaya yardımcı olacağını kanıtlamamaktadır. Genellikle, sağlıklı bir yaşam için gerekli miktardaki D vitamini güneş ışığından elde edilebilmektedir. Haftada birkaç kez güneş altında 5-10 dakika zaman geçirmek yeterli olabilmektedir. Ama bulutlu günler, kış aylarının kapalı havası, cildin yaşlanmasını ve kanseri önlemek için kullanılan güneş kremleri bu yararlanımı azaltmaktadır. Ayrıca, yaşlılar ve koyu ten rengine sahip olanlar da güneşten çok fazla yarar sağlayamamaktadır. Bu nedenle, sağlıklı beslenme programlarında üzerinde durulan bazı yiyeceklere ve desteklere gereksinim oluşmaktadır.

Yediğimiz besinlerin hiçbirinde, beslenme referans değerini karşılayacak yeterli miktarda D vitamini yoktur. Somon balığı, kılıç balığı veya uskumru gibi balıklar bir istisnadır ve gerekli D vitaminini sağlayabilmektedir. Ton balığı ve sardalye gibi diğer yağlı balıklarda, yumurtanın sarısında, sığır karaciğerinde ve tahıl ve süt gibi gıdalarda ise çok az miktarlarda D vitamini bulunmaktadır. Peynirlerin çoğu ve dondurmalar ise D vitamini içermemektedir. Ancak, vitamin ilaveli üretilen çeşitli sütler, yoğurtlar, kahvaltılık tahıl gevrekleri, meyve suları gibi bazı yiyeceklerin yanı sıra bazı gıda takviyeleri de bulunmaktadır. Bunlar, gıdalarda bulunan biçimiyle D2 (ergokalsiferol) ve güneş ışığının sağladığı biçimiyle D3 (kolekalsiferol) olmak üzere iki ayrı tipte hazırlanmaktadır. Farklı yöntemlerle hazırlanmış olsalar da, her ikisi de aynı desteği sağlamaktadırlar. Ayrıca, multivitaminlerin çoğunun içeriğinde de D vitamini yer almaktadır.

Eksiklik Nedenleri

Vücudun, D vitaminini güneş ışığından veya yiyeceklerden kazanma bozuklukları ciddi bir eksiklik durumu yaratabilir. Riski artıran faktörler arasında, elli yaş üzerinde olmak, koyu ten rengi, az güneş alan bir bölgede yaşamak, sürekli olarak gün boyu kapalı ortamlarda çalışmak veya yaşamak, aşırı kilolu olmak, obezite, gastrik bypass ameliyatı geçirmiş olmak, süt alerjisi veya laktoz intoleransı bulunmak, Crohn hastalığı veya çölyak hastalığı gibi karaciğer veya sindirim sistemi hastalıkları sayılabilir. Genellikle, etkilerini zamanla gösteren kandaki D vitamini düzeyi düşüklüğünün herhangi bir belirtisi hemen hissedilmemektedir. D vitamini eksikliği, yetişkinlerde, sinsi özellikte, azalmış kemik yoğunluğuyla karakterize, osteomalazi olarak adlandırılan “yumuşak kemiklere” neden olabilmektedir ve kemik ağrıları ve kaslarda güçsüzlükle kendini göstermektedir. Çocuklarda ise, yumuşak kemikler ve iskelet problemlerine yol açabilmektedir.

Önerilen Günlük Miktar

D vitamini düzeyini kontrol etmek için 25-hidroksivitamin D testi denilen basit bir kan testi uygulanmaktadır. Kemik sağlığı ve genel sağlık için mililitre başına 20 nanogram (ng / mL) düzeyi belirlenmiştir. Ancak, bazı bilim insanları, D vitamininin etkilerinden tam olarak yararlanılması için 30 ng / mL’ye çıkılması gerektiğini ileri sürmektedir. D vitamini alımı için önerilen günlük miktar, 70 yaşına kadar olan yetişkinler için, 600 IU (uluslararası ünite)’dir. 71 yaş ve üstü kişilere önerilen ise 800 ünitedir. Bazı uzmanlar çok daha yüksek dozda D vitamini önermekteyse de, örneğin günde 4.000 ünite ve üzerindeki miktarlar, ciddi zarar verme riski taşımaktadır. Bebekler, 400 üniteye ihtiyaç duymaktadır. Bir yaşından başlayarak, takviyeli süt ve mamalara geçtiklerinden ayrıca bir D vitamini desteği gereksizdir.Yüksek dozlar, bulantıya, kusma, iştahsızlık, aşırı susama, kas ağrıları veya daha ciddi semptomlara neden olabilir.

Doz Aşımı Riskleri

Bebeklik döneminden sonra, çoğu çocuk ve ergen, sütlerden yeterli D vitaminini alamaz. Bu nedenle 400 IU ila 600 IU arasında bir destek almaları önerilmektedir. Söz konusu miktarlar beslenmelerine dikkat edilerek veya multivitaminlerle sağlanabilir. Vücudun çeşitli sistemlerini ve organlarını etkileyen kistik fibroz gibi bazı genetik veya başka kronik hastalıkları olan çocuklar ise, D vitamini eksikliği açısından yüksek risk altında olabilirler. Ancak, D vitamininin eksikliği kadar fazlalığı da tehlikeli olabilmektedir. Örneğin, çok yüksek dozda alınan D vitamini kandaki kalsiyum seviyesini normal değerlerin üzerine yükselterek, damarlara, kalbe ve böbreklere büyük ölçüde zarar verebilmektedir. Sarkoidoz hastalarında böbrek taşı oluşumuna yol açabilmektedir. Yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara göre, ortalama insan vücudunun tolere edebildiği üst limit uzmanlarca günde 4,000 ünite D vitamini olarak belirlenmiştir.

Etkileşimleri Ve Yan Etkileri

Bazı ilaçlar vücudun daha az D vitamini alımına yol açmakta, bazıları ise etkileşim sonucunda istenmeyen durumlara neden olmaktadır. Bunlar, laksatifler, steroidler ve anti-nöbet ilaçlarıdır. Digoksin kullanan kalp hastalarında, D vitamini kandaki kalsiyum seviyesini yükselttiğinden anormal kalp ritmine yol açabilir. Kalp hastalarının D vitamini takviyeleri kullanmayı mutlaka doktorları veya eczacılarıyla görüşmeleri önemlidir.

Sürdürülen Araştırmalar

Çeşitli kanserler ile D vitamini arasındaki ilişkilerin araştırılması da sürmektedir. Son yıllarda gerçekleştirilen çalışmaların sonuçları, kanında D vitamini düzeyi yüksek olan kişilerde kolon kanseri riskinin daha düşük olduğu yönündedir. Gene, meme ve prostat kanserini, kalp krizini ve inmeleri önleyebileceği de ileri sürülmektedir. Bu konularla ilgili olarak, Harvard Üniversitesi Tıp Okulu’nca 25.874 kadın ve erkek üzerinde yürütülen VİTAL (D vitamini ve Omega-3) adlı, 2010 yılında başlatılan ve halen sürdürülmekte olan bir araştırma yapılmaktadır.

Yaşlı insanların kanlarındaki D vitamini düzeylerinin düşüklüğünden hareket eden bazı araştırmalarda da, araştırmacılar, D vitamini eksikliği saptanan yaşlıların, kanında yeterli D vitamini bulunan kişilere kıyasla, bellek, dikkat ve akıl yürütme testlerinde yetersiz performans gösterdiklerini bulmuşlardır. Yine de, D vitamini takviyesinin demansı önleyip önleyemeyeceği veya zihinsel gerilemeyi yavaşlatıp yavaşlatamayacağını öğrenmek için daha ayrıntılı ve kitlesel çalışmalara ihtiyaç olduğu bildirilmektedir.

Kaynakça:
– Sarfraz Zaidi, “Power Of Vitamin D”, CreateSpace Independent Publishing Platform, (2015).
– David Feldman, J. Wesley Pike, Francis H. Glorieux, “Vitamin D”, Elsevier Academic Press, (2011).
– Institute of Medicine, Food and Nutrition Board, “Dietary Reference Intakes for Calcium and Vitamin D”, Washington, DC: National Academy Press, (2010).

Yazar: Oben Güney Saraçoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :