Çocuk Terbiyesi Nasıl Olmalıdır ?

Çocuk terbiyesi, çocuğun iyi niyet ve eğilimlerini ortaya çıkarma, kötülerini ise bastırma veya silme işidir. Çocuğu etkileme ve iyi alışkanlıklarla terbiye etme işlemine ne kadar küçük yaşta başlanırsa o kadar etki olur. Bu süreçte çocukları baskı ve zorlamayla eğitmeye çalışmaktan ziyade, bireysel özelliklerine göre ayırt etmek ve tanımak gereklidir. Özellikle her çocuk özeldir ve farklıdır ilkesiyle hareket etmek çocukla ilgili mükemmel sonuç elde etmek için olmazsa olmazlardandır. Bu fikirle yola çıkan bir eğitimci veya bir ebeveyn çocuk terbiye etmede ilk adımı sağlam temellerde atmış olur.
Çocuk terbiyesinde sosyal olmak gereklidir. Yani çocuğa şahıs terbiyesi verirken aynı zamanda sosyal eğilimlerini de geliştirmek şarttır. Böylelikle çocuk bencil olmaktan kurtulur. Sosyal terbiyeyi biraz daha somutlaştırmak gerekirse, toplumsal kurallar, örf-adet ve sosyal tutum kazandırabilmek çocuğun salt şahsi çıkarlarına bakmasını engeller ve topluma faydalı bir birey olmasını destekler. Kazandığı niteliklerle toplum kurallarına uyan, isyankâr olmayan çocuklar cemiyete yararlı olma yolunda ilerlerler
Çocuk Terbiyesinin Unsurları Nelerdir?
Çocukları terbiye etmeye çalışırken insanı insan yapan değerlerden yola çıkmak ve her yönden terbiyeyi desteklemek gerekmektedir. Zekâ ve fikir, ruh, irade ve konuşma alanlarında çocuğu eğitmek, bütünsel bir süreç olan terbiyeyi vermek için oldukça faydalı olacaktır.
Zekâ ve Fikir Terbiyesi
Zekâ ve fikir terbiyesinin temelleri çocuğun muhakeme kabiliyetinin geliştirilmesiyle şekillenir. Örneğin çocuklar her zaman için içgüdüsel olarak ilk gördükleri eşyaları tetkik ederler, yoklarlar ve bu eşyaya dair sorular sorarak öğrenmeye heveslidirler. Bundan yola çıkarak diyebiliriz ki çocuklara daima iyi ve güzel şeyler gösterilmeli ve sordukları sorulara sabırla cevap verilmelidir. Böylelikle çocuğun hem düşünme hem de karar verme yetenekleri gelişirken, yeni bilgi ve görgü sahibi olmaya da başlarlar.
Ruh Terbiyesi
Çocuklara ruhen hitap edebilmek için çocuğun iç dünyasına hâkim olmak şarttır. Kimi çocuk duygusal ve hassas olurken, kimisi de aksine oldukça katı olabilir. Öncelikle hangi türdeki çocuğu eğiteceğini iyi anlamak gerekir. Çünkü, duygusal ve hassas bir çocuğun terbiyesinde alınıp kırılmaması ve hayata küsmemesi için, çok dikkatli bir şekilde gerçekleri görmesini ve tahammül edebilmesini, fedakar ve merhametli olmayı benimsetmek gereklidir. Aksine ruhen hassas olmayan, katı ruhlu çocuklara ise çok fazla sevgi ve ilgi göstermek, ruhlarını okşamak gerekir. Bunu yaparken ders alınacak olay ve durumlar anlatılarak çocuğun hassaslaşması sağlanabilir. Böylece çocuğun içindeki iyi duygular ortaya çıkarılır ve çocuğun kendisindeki iyi yönleri görmesi sağlanır. Unutulmamalıdır ki olgunlaşan çocuğun terbiye edilmesi de kolay olacaktır.
İrade Terbiyesi
Çocuğun irade terbiyesi için 3-4 yaş ve buluğ çağı en müsait zamanlardır. Çünkü bu dönemlerde çocuk çok inatçıdır ve kritik dönem olduğu için terbiyesi daha kolay ve köklü olmaktadır. İrade terbiyesinde amaç, iradesi güçlü bireyler yetiştirmektir. İradesi güçlü bireyden kasıt, kişisel arzularına yenik düşmeyen, nefsine hâkim şahsiyet yetiştirmektir. Çocukla ilgili her konuda olduğu gibi irade terbiyesinde de kişiliğe göre bir terbiye yöntemi seçmek önemlidir. Nitekim kimi çocuklarda irade zayıfken kimisinde ise güçlüdür. Zayıf iradeli çocukları gereğinden fazla itaat etmeye zorlamamak gerekir. Öte yandan böyle çocukları biraz serbest bırakıp kendilerin değer vermeleri sağlanmalıdır. Böylelikle çocuk kendine güvenini kazanmış olacaktır. İradesi güçlü olan çocuklarda ise, terbiye vermek zor olacağından biraz daha sert olmak gereklidir. Fakat sert bir terbiye verilirken çocuğun sevildiğini bilmesi gereklidir.

Konuşma Terbiyesi
Her çocuk tabiatı gereği farklıdır fakat konuşmak için kritik dönem 1,5 yaşından itibaren az çok başlamaktadır. Bu evrede anne-baba çocuğu konuşmaya teşvik etmeli ve ona yardımcı olmalıdır. Özellikle kelime dağarcığının doğru bir biçimde güçlenmesi için kelimeleri doğru telaffuz etmek önemlidir. Ayrıca çocuğun kelimeleri yerinde ve zamanında kullanabilmesini sağlamak için normal lehçe kullanılmalıdır. Çocuğun büyüklerine karşı saygı göstermesi, nasıl hitap edeceğini bilmesi gereklidir.
Çocuk Terbiyesinde Anne Babanın Rolü 
Çocuk terbiyesinde anne-babanın rolü tartışılmaz çok büyüktür. Anne babanın yaptığı herhangi bir yanlış tutum ve davranış, çocuğun tüm yaşantısında kalıcı izler bırakabilir. Bu izlerin olumlu olabilmesi için ebeveynlerin tutarlı davranış biçimi benimsemeleri gerekir. Aksi halde çocuk kavram kargaşası içine düşer ve bilincindeki anne-baba rolleri karmaşık bir hal alır. Bu karmaşaya düşmemek için, anne baba fikir birliği içinde olmalıdır. Yani anne-babadan biri sert davrandığı zaman diğeri şefkat göstermemeli, biri tarafından verilen ceza diğeri tarafından affedilmemelidir. Çocuk terbiyesinde sevgi, şefkat ve bağlılık önemlidir fakat göz ardı edilmemesi gerekir ki ciddiyet ve geçici sertlik de mutlaka olmalıdır. Çocuk için çok zor durumda kalınmadığı sürece ceza verilmemeli, ceza yerine alternatif çözümler uygulanmalıdır. Ceza yerine yoksun bırakma etkili bir çözümdür. Yoksun bırakmada kasıt, çocuğun sevdiği şeylerden mahrum bırakmak şeklinde anlaşılmalıdır. Somut örnek vermek gerekirse; dağıttığı oyuncakları toplamamakta ısrar eden çocuğa, toplamazsa akşam sevdiği çizgi filmi izlemeyeceği söylenebilir ya da çok sevdiği bir yiyecekten mahrum kalacağı söylenebilir. Bu örnekteki yaptırımlar çocuğun sevgi ve ilgisine göre değişkenlik gösterebilir.

Çocuğa iyi bir terbiye verebilmek için, anne-baba ve diğer aile bireylerinin bütün terbiye prensiplerini tam olarak uygulamasıyla beraber, aile hayatının düzenli ve ebeveynlerin iyi geçimli olması şarttır. Anne-baba geçimsizliği, hele de ayrılığı kadar çocuğun ruhunda derin yarlar açan daha etkili bir olay yok gibidir.
Unutulmamalıdır ki, çocuk anne-babasını model alır ve ideal bir insan olarak görür. Onlar gibi olmak ve hareket etmek için büyük çaba gösteren çocuklar, anne-babasının huy ve davranışlarını da çok kolay kaparlar. Bu nedenle çocuk dünyaya geldikten sonra, anne ve baba tüm yönleriyle daha iyi olmalı ve çocuklarının kendilerini model aldığını bilmelilerdir.

Yazar: Meltem Palu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :