Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Çocukluk Kavramı Nedir? Türklerde Çocukluk Olgusu

0 25

Çocukluk, çocuk kavramı ile eşdeğerdedir. Geçmiş çağlardan günümüze çocukluk kavramının kabulü ve kavranması uzun bir süreç almıştır.Çocukluk ancak 16. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Rönesans ürünüdür. Basımevinin (matbaanın) bulunmasından sonra kitaplar basılmaya, çocuk eğitimine ilişkin yazılar yazılmaya başlanmıştır

Çocukluk kavramının gelişmesinde;

1- Tarımdan sanayiye geçiş.
2- Orta sınıfın gelişmesi.
3- Aile yapısının, rolünün değişmesi.
4– Çocuk ölümlerinin azalması.
5- Boş zamanların artması.
6- Ana-baba ve çocuk ilişkilerinde duygusal bağın artması
İnsana, dolayısıyla da çocuğa büyük önem veren atalarımız çocuk eğitimine ve terbiyesine farklı biçimlerde yaklaşmıştır. Bazen dayağı kutsayarak bazen de insanın, dolayısıyla çocuğun gözbebeği olduğu kabulüne dayanarak hem şiddeti hem de eğitimi bir araya getirmeye çalışmışlardır. Bu anlamda atasözlerimiz de manidardır: “Dayak cennetten çıkmadır.” diyerek eğitimin en önemli unsurunun dayak olduğu kabulüne ulaşmışlardır.

Ziya Paşa’ nın meşhur Terkib-i Bend’ inde “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir./Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.” demek suretiyle aşamalı bir dayak anlayışına varmıştır. Ama bir yandan da Şeyh Galip insanı Türk toplumunun biricik unsuru sayarak “Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen/Merdum-u dide-i ekvan olan ademsin sen” demiştir. Bu farklı yaklaşımlar Türk toplumunun değişken bir çocuk eğitimine sahip olduğunu edebi metinler yoluyla göstermeye kafidir.

“Çocuk istenir ,sevilir; evlenen her çift ana-baba olmak isterdi. “Bunu en güzel kanıtlayan kaynak ise Dede Korkut hikayeleridir. Kimin ki oğlu ya da kızı yok ,kara otağa oturdun.”
Farabi‘ ye (870-950) göre,çocuk sözle ikna edilmez ise zora başvurulabilir. İbni Sina’ya (980-1037) göreyse çocuğa çok baskı yapmadan ,yanlışları uygun biçimde düzeltilerek öğretilmelidir. Çünkü bu dönemlerde gelişen huy, gelişen yetenekler çocuğun kişiliğine yerleşir, kalıcı olur. Çocuk gerekirse azarlanabilir, ama dayak son çaredir.”

Günümüzde de çocuğa değer verilir. Fakat çocuğun yetişmesinde ailenin sosyo- ekonomik şartları çok önemlidir. Eğer ailenin ekonomik durumu iyi ise çocuğun beslenmesi ve eğitimi daha iyi olur. Ama ailenin maddi ve manevi durumu kötü ise çocuğun büyüme koşulları da değişir. Birçok psikolojik travmanın çocukluğa dayanmasının sebebi de çocuklukta yaşanan hayattır. Bununla beraber maddi durumu çok iyi olan bir aile de farklı sorunlar olabilir. Genellikle böyle ortamlarda sevgisizlik ve ilgisizlik maddiyatın ön planda olmadığını gösterir. Burada da devreye manevi yoksunluk ortaya çıkar. Maddi imkanları olmayan bir ailede hayat mücadelesinden çocuk da nasibini alır. Önemli olan her durumda çocuklara huzurlu ve temel ihtiyaçlarının karşılanabileceği bir ortam sağlamaktır. Bu anne ve babaların en önemli görevidir. Şiddetten, kötü alışkanlıklardan çocuklar mutlaka uzak tutulmalıdır. Anne- babası sağlıklı ve sağ olan çocukların eğitimi tamamlatılmalı ve çocuklara kaldıramayacakları maddi ve manevi sorumluluklar verilmemelidir. Çocuklar sonuna kadar çocuklarını yaşamalı, oyun oynamalıdır. Geçen yılların geri gelmeyeceğini en iyi yetişkinler bilir.

Kaynakça:
Nas, Recep Örneklerle Çocuk Edebiyatı
2000 Bursa Ezgi Yayınevi
(Sınar 1997:16 Akyüz 1997:8):

Yazar:Serpil Altunyay

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.