Dodo (Tür adı: Raphus cucullatus), Raphidae ailesini oluşturan üç türden biri olan Mauritius’un (Hint Okyanusunda adası) soyu tükenmiş uçamayan kuşudur. Genellikle Columbiformes (güvercinler) takımında yer alırlar ancak bazen Raphiformes adı altında ayrılırlar. Hint Okyanusu adalarında da bulunan diğer iki tür, Raphus solitarius ve Pezophaps solitaria’dır.
Dodo kuşları ilk kez yaklaşık 1507’de Portekizli denizciler tarafından görülmüştür. Dodoların 1681’de, Raphus solitarius’ların1746’da ve Pezophaps solitaria’ların ise 1790’da soyu tükenmiştir. Dodo, genellikle insan kaynaklı yok oluşun en iyi bilinen örneklerinden biri olarak gösterilmektedir. Dodo’nun ölümü ani ve hızlı olsa da, bu talihsiz kuş, bugün nesli tükenmekte olan hayvanları korumak ve ada ekosistemlerinin benzersiz ortamlarına adapte olan endemik türlerin hassaslığı hakkında önemli dersler vermektedir. Bu masum kuşların birkaç yüzyıl önce neslinin tükenmesinden bu yana, artık sadece tarihi açıklamaları, çizimleri ve müzelerde saklanan birkaç iskeleti bulunmaktadır. Bu makale Dodoların özellikleri, neye benzedikleri, nerede yaşadıkları ve soylarının neden tükendiği gibi konularda okuyucuları bilgilendirmeye çalışmaktadır.

Nikobar Güvercini En Yakın Akrabasıdır

Evrimsel biyologlar güvercinlerin ve kumruların dodoların en yakın akrabaları olduğunu iddia etmektedir ancak dodos’un büyüklüğü ve ağırlığı bu diğer türlerden farklıdır. Dodo kuşunun anomalisinin ne olduğunu göstermek için, korunmuş numunelerin genetik analizi yapılmış, en yakın yaşayan akrabasının Güney Pasifik’te bulunan çok daha küçük bir uçan kuş olan Nicobar güvercini (Caloenas nicobaria) olduğunu doğrulanmıştır. Nesli tükenmiş olan bir başka akrabası, Hint adalarından biri olan Rodrigues’teki kahverengimsi Pezophaps solitaria’lardır. Dodo gibi bir defada sadece bir yumurta bırakmakta olan Rodrigues solitaire’lerin 17. yüzyılda adaya gelenlere karşı tamamen hazırlıksız durumda oldukları tahmin edilmektedir.

Dodo Kuşlarının Tahmini Boyutları

Eldeki kaynaklara göre Dodo kuşlarının bir hindiden daha büyük olduğu, boylarının 1 m, ağırlıklarının 20–23 kg olduğu, büyük bir kafasına, 23 cm’lik siyahımsı (ucu kırmızımsı kılıfla sarılı olan) bir gagaya, küçük işe yaramaz kanatlara, kalın sarı bacaklara, arka ucunda kıvırcık tüylerden oluşan bir tutama sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Dodoların birçok tarihi illüstrasyonu onları kahverengimsi gri tüylere sahip olarak tasvir etmiştir ancak bilim insanları arasında tüylerin gerçek rengi konusunda fikir birliği yoktur. Bu tasvirlerden dodoların gagalarının uzun ve yeme düzenlerine uyan kanca şeklindeki bir ucu bulunduğu anlaşılmaktadır. Bazı uzmanlar, gagalarının bir hindistancevizini kırarak açacak kadar güçlü olduğuna inanmaktadır. Réunion adasındaki Raphus solitarius’lar dodo’nun beyaz bir versiyonu olabileceği düşünülmektedir. Rodrigues adasındaki kahverengimsi Pezophaps solitaria türleri daha uzun ve daha narindir ve daha küçük bir başa sahiptir.
Tarihi bilgilere göre dodolar insanların varlığına alışık olmadıklarından yeni yerler keşfetmek arayışında olan insanlarla karşılaştıklarında uysal davranmışlar. Bazı uzmanlar ayrıca denizcilerin ve kaşiflerin Dodoları yakaladıklarını ve onları aşırı besleyerek başlangıçta olduğundan daha şişman ve yavaş hale getirdiğini varsaymaktadır. Eğer bu doğruysa, şu an elde bulunan çizimlerdeki Dodo kuşlarının tipik görüntüleri muhtemelen yanlıştır.

Dodo Kuşları Nasıl Keşfedilmiştir?

Birçok tarihi metin, Arap kâşiflerin 16. yüzyıldan önce Mauritius adasını ziyaret ettiklerini ancak dodo’yu kayda almadıklarını göstermektedir. Dodolar ilk defa1601’de Hollanda Doğu Hindistan Şirketi denizciler tarafından belgelenmiştir. Bir dodo kuşunun ilk illüstrasyonu ise birkaç yıl sonra ortaya çıkmıştır. Dodo kuşunun en son canlı olarak görüldüğünün kaydı 1681’de tutulmuştur.

Dodo İsmi Nereden Gelmektedir?

Dodo kuşunun resmi olarak adlandırılması ile ortadan kaybolması arasında sadece kısa bir zaman aralığı bulunmaktadır ancak bu 64 yıl boyunca çok fazla kafa karışıklığı yaşanmıştır. Modern filologlar, dodo adının nasıl türetildiğinden emin değillerdir. Hollandalıların kullandığı Felemenk dilinde “miskin ya da tembel” anlamına gelen “dodoor” kelimesi veya Portekizce’de “çılgın” anlamına gelen “doudo” kelimesinden türetildiği tahminler arasındadır.

Dodolar Endemiktir

Nesli tükenmiş olan, “Alice Harikalar Diyarında” adlı Serüvenlerde de adı geçen Dodo kuşları Mauritius adasına özel, endemik kuşlardır. Adanın habitatı ve ekosistemine bağlı olarak, bedenleri orada hayatta kalmak için mükemmel bir şekilde uyarlanmıştır. Beslenmeleri bilimsel adı Sideroxylon grandiflorum olan, dodo ağacı ya da Tambalakok olarak tanınan ağaçla bağlantılıdır. Bu ağaç da endemiktir. Biyologlar, dodoların tambalakok ağaçlarından başka tohum, meyve, kök ve küçük böceklerle beslendiğini düşünmektedir.

Dodolar Uçamayan Kuşlardır

Bazı biyologlar, dodoların doğal avcıları bulunmaması nedeniyle uçma kabiliyetlerini kaybettiklerini söylemektedir. Uçmadan hayata adapte olmaları kanatlarının küçülmesi, kuyruklarının kısalması gibi bir dizi anatomik değişikliğe yol açmıştır. Güçlü uçuşların sürdürülebilmesi için çok fazla enerji harcanması gerekir, bu yüzden doğa uçamamaya yol açan adaptasyonu yalnızca kesinlikle gerekli olduğunda destekler. Dodo kuşunun güvercin ataları adalara indikten sonra yavaş yavaş uçma kabiliyetini yitirmiş, aynı zamanda hindi boyutlarına ulaşacak kadar evrimleşmişlerdir. Sonradan uçamama durumu kuş evriminde tekrarlayan bir temadır, penguenlerde, devekuşlarında ve tavuklarda gözlenmektedir. Dinozorların soyu tükendikten sadece birkaç milyon yıl sonra Güney Amerika memelilerini avlayan terör kuşları da böyledir.

Dodolar Tek Yumurta Bırakan Kuşlardır

Belirli bir hayvan, sadece neslini devam ettirmek için gerekli olduğu kadar yavru üretir. Dodo kuşunun doğal düşmanı olmadığı için, dişiler bir seferde sadece bir yumurtlama lüksünü yaşamışlardır. Dodolar yumurtalarını doğrudan yere bırakmış, daha sonra insanlar ve evcil hayvanların bu adaya ulaşması onlar için bir tehdit oluşturmuştur. Diğer pek çok kuş, kuluçkadan çıkan yavru oranını artırmak, avcılardan veya doğal felaketlerden kaçınmak ve aslında hayatta kalmak için birden fazla yumurta bırakır.

Dodoların Soyları Neden Tükenmiştir?

Dodo kuşu, 17. yüzyılda soyu tükenmiş olabilir ancak bugün hala kendilerinden bahsedilmektedir. Paleontologların kalıntıları incelemesi sonucunda bu kuşların yaşadıkları zamanlarda büyük oldukları ve uçamadıkları anlaşılmaktadır ancak bilim insanları, dodoların anatomisinin aslında oldukça çevik olan ve çok hızlı hareket edebilen bir kuşa işaret ettiğini söylemektedir. Bilim insanları ayrıca, dodoların bu büyüklükte bir kuş için ortalama büyüklükte bir beyne ve ortalamanın üzerinde bir koku alma duyusuna sahip olduğunu belirlemiştir. Bu yüksek koku alma gücü kuşun koklayarak en sevdiği yiyecek olan meyveleri, yerden ulaşabileceği yerlerde bulmasına izin vermiştir. Biyologlar tarafından ateşli bir şekilde tartışılan, hayatta oldukları dönemlerde ortalama olarak 30 yıl yaşayabildikleri düşünülen dodoların, on yedinci yüzyılın sonunda üç olası nedenden ötürü ya da bunların bir kombinasyonu nedeniyle soyları tükenmiştir.
İlk olarak, insanlar Dodoların yüzyıllardır yaşadığı ve evrimleştiği bir ada olan Mauritius’u keşfedinceye kadar dodoların doğal bir avcısı olmadığı bilinmektedir. Yaklaşan tehditlere uyum sağlayamadıkları ve etkili bir şekilde kaçamadıkları için kolay bir hedef haline gelmişlerdir. Dodoların neslinin tükenmesinin ana nedeni denizciler ve kâşifler tarafından serbest avlanmaları olmuştur ancak aslında dodoların yok olmaları için avlandıklarına dair çok az kanıt vardır. 1638 ve 1710 yılları arasında Hollandalı yerleşimcilere ev sahipliği yapan Fort Frederik Hendrik’teki kazılar, yerleşimcilerin temel olarak adaya getirdikleri çiftlik hayvanlarının yanı sıra yerel balıklarla beslendiklerini göstermektedir. Hollandalı denizcilerden gelen dergiler, dodoların adada yaşayan insanlar tarafından beslenme amacıyla en azından ara sıra tüketildiğini ortaya koymaktadır. Bazı paleontologlar adadaki nispeten küçük kolonici grubun (en fazla 250 kişi veya genellikle çok daha az olan) özellikle adanın ormanlarının yoğunluğu ve arazinin zorluğu göz önüne alındığında, bu kuşların hepsini yemiş olabilme ihtimalinin düşük olduğunu söylemektedir.
İkincisi, batılı kâşifler ve denizciler Mauritius adasına yalnız gelmemişler, adaya dodo’yu avlayacak veya diğer hayvan hastalıklarını taşıyacak olan yerli olmayan türleri (fare, kedi, köpek, domuz gibi yabancı hayvanları ) de getirmişlerdir. Bu canlıların bazıları, özellikle domuzlar, dodo yumurtaları ve civcivleri yerken, bazıları ise besin için dodolarla rekabet etmiştir. Daha önce de belirtildiği gibi, dodolar yumurtalarını doğrudan yere bırakmış, bu yabancı hayvanların çoğu dodoların yuvalarına baskın yapmış, kuluçkadan çıkan veya yumurta içindeki henüz çıkmayan yavrularla beslenmişlerdir.
Son olarak, kâşifler adanın derinliklerini keşfederken, doğal kaynaklar sömürülmüş, dodoların yemeyi sevdiği ağaçları kesilmiş veya meyveleri toplayarak adanın habitatını değiştirilmiştir. Bu sadece dodolara değil, diğer endemik türlere ve bitkilere de zarar vermiş, sonuçta bu eksantrik kuşun yok olmasının önü açılmıştır. Bütün bunlar dodoların yetersiz kaldığı ya da “evrimsel bir mağlup” olduğu anlamına gelmemektedir. Güçlü, hızlı, zeki hayvanlar bile iklim değişikliği, habitat tahribatı, insan sömürüsü veya sadece asteroit büyüklüğünde kötü bir şans nedeniyle her türlü nedenden ötürü ölmektedir.
Özetle, insan istilası, yaşam alanı (habitat) kaybı ve yabancı hayvanlardan gelen tehditler dodoların soyunun tükenmiş olmasının üç ana nedenidir. Tüm gerçekler bilinemese de dodo kuşları gibi varlıkları bilmek ve bugün hayvan dostlarımızın yaşadığı ortamlara ve habitatlara en iyi uygulamaları getirmek önemlidir. Ormanlara, dağlara ve adalara daha iyi bakıldığı zaman orada yaşayan muhteşem canlıların yok olma riski azaltılmış olacaktır.

Dodoların İtibarı Geri Verilmektedir

Güvercin ailesinden olan dodoların kökenleri gizemini korumaya devam etmektedir. Son birkaç yılda, anatomik ve ekolojik çalışmalar, dodolara ve tarihine yeni bir ışık tutmuş, onların itibarını kurtarmıştır.
Yaklaşık 8 milyon yıl önce, Hint Okyanusunda küçük volkanik Mauritius adası oluşmuştur. Bundan kısa bir süre sonra, bilim insanları dodoların atalarının adaya vardıklarında, sonunda iri bir kuşa dönüşerek uçma yeteneklerini yitirdiklerine inanmaktadır. O zamanlar, neslin tükenmesi kavramı (türlerin geri dönüş olasılığı olmadan yok olabileceği fikri) henüz gelişmemiş, gelişmiş tahnitçilik (hayvan postlarını doldurarak saklama) teknikleri uygulaması yapılmamıştır. Fiziksel kanıtların kıtlığı, güvenilmez açıklamalar ve kuşların hayali illüstrasyonları ile birleştiğinde, efsanelerin ve yanlış anlamaların kök salmasına izin verilmiştir.
Birkaç paleontolog dodoların yaşadıkları bölgelerde kazı yaparak buldukları kemikleri ayrıntılı olarak incelemiş ve anatomileri hakkında bir dizi yeni gözlem ve nasıl hareket ettiğiyle ilgili bulgulara rastlamıştır. Bulgular, kuşun pelvik şekli ve kalça eklemlerinin konumlandırılması ile birleştiğinde, dodo’ların yerde hızlı ve etkili bir şekilde hareket etmiş olabileceğini, muhtemelen çevik olduklarını göstermektedir. Bu bulgular daha sonra bir paleontoloji dergisinin özel bir sayısında yayınlanmıştır. Aslında, bir 17. yüzyıl denizcisi dodoların yakalamayı zorlaştıracak kadar hızlı olduklarını bildirmiştir. Daha sonraki birçok çalışma, dodo’ların tarihsel çizimlerde göründükleri kadar şişman olmadıklarını ve yeni dijital onarımlar onların daha dik duruşlu ve ince kaburgalı bir kuş olduklarını ortaya koyulmuştur.

Dodolardan Geriye Neler Kalmıştır?

Mauritius adasındaki Hollandalı ve Portekizli yerleşimcileri birkaç canlı örneği Avrupa’ya göndermeyi başarmışlardır ancak bu talihsiz kuşların çoğu aylarca süren yolculuğa dayanamamıştır. Bugün bu bir zamanlar sayıları fazla olan kuşlar sadece bir avuç kalıntı ile temsil edilmektedir: Oxford Doğa Tarihi Müzesi’nde kurutulmuş bir kafa ve tek bir ayak, Kopenhag Üniversitesi Zooloji Müzesi ve Prag Ulusal Müzesi’nde kafatası ve bacak kemikleri parçaları, Avrupa, Amerika ve Mauritius’un çeşitli müzelerinde az çok tamamlanmış iskeletler.

Dodoların Yok Olması Önleyebilir miydi?

Daha önce ele alındığı gibi, dodo kuşlarının neslinin tükenmesinin arkasında birçok sebep vardır. Acaba onların zamansız yok oluşu herhangi bir şekilde önleyebilir miydi sorusu araştırmacıları düşündürmektedir. Bilimle uğraşanlar dodoların Mauritius adasının ötesinde başka yerlerde yaşamış ya da doğal yırtıcılara daha çok alışmış olması durumunda, avcıları savuşturmak ve hayatta kalmak için bir yol bulmuş olabilecekleri tahmininde bulunmaktadır.

Dodoları Yeniden Yaşama Döndürme Düşünceleri

Dodo türünün neslinin tükenmesine dikkat çekmedeki önemli rol, yeniden üretilebilmesine izin verebilecek genetik ilerlemelerle birleştiğinde, bilim insanlarının dodoyu geri getirme olasılığının düşünülmesini sağlamasıdır. Yeniden hayata döndürmek, soyu tükenmiş türleri vahşi doğaya yeniden sokulabilecek bilimsel bir programdır. Dodo genomunun 2016 yılında gen haritasının çıkarılması doğal tarihi değiştirmek için yeniden üretme tekniklerini kullanmanın etik tartışmasını yeniden canlandırmıştır. Dodo kuşunun bazı yumuşak dokularını (ve dolayısıyla dodoların DNA parçalarını) kurtarmak için yeterince korunmuş kalıntı vardır. Dodolar genomlarını, Nicobar güvercinleri gibi modern akrabaları ile onların vekil ebeveynlik yapmalarına yetecek kadar paylaşmaktadır. Yine de, dodoların yeniden hayata döndürülmesi riskli, zor bir girişimdir. Tüylü mamutlar ve Avustralya’ya has gastrik (midede üreyen) kurbağaların ebeveyn olmaları çok daha muhtemeldir.

Kaynakça:

https://www.thoughtco.com
https://www.wildrepublic.com
https://www.scienceabc.com

Yazar: Müşerref Özdaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here