Ergot Mantarı LSD İle Tarihte Yaşanan Tuhaf Olaylar

Ergot mantarı,Çavdarda oluşan, sıradan görünümlü bir parazit türü mantarın sadece bir insanı değil, bir insan topluluğunu neredeyse delirtebileceği söylense buna inanır mıydınız? Büyük ihtimalle güler geçerdiniz herhalde. Ciddiye almasanız da acı gerçek bu.
Claviceps purpurea: Bilinen adıyla Çavdar mahmuzu, Clavicipitaceae ailesinden çavdarda parazit bir yaşam süren bir tür mantar. Diğer tahıllarda da az da olsa görülebilen, Ergot mantarı olarak da bilinen çok masum görünüşlü olan bu parazit mantarın insan beyni üzerinde inanılmaz etkileri vardır.

1800’lü yılların neredeyse sonuna kadar, çavdara ait bir parça olduğu düşünülen bu parazit, iki veya üç santimetre uzunluğunda, oldukça koyu bir mor renge sahiptir. Bu mantarın etkisine maruz kalan kişi zehirlenebilir, bu zehirlenme o kişiyi ölüme bile götürebileceği gibi, onun merkezi sinir sistemini etkileyerek sanrılar görmesine, dehşet verici psikiyatrik problemler yaşamasına, kuvvetle muhtemel sebep olan birinci derece alkaloidi nörotransmiterdir.

Çavdar mahmuzu(Ergot mantarı) Deliryum veya sanrı adı verilen psikiyatrik belirtileri oluşturur. Bu klinik durum, Akut beyin yetmezliği olarak da bilinir. Kişide bilinç bulanıklığı olarak müşahede edilir. Erken müdahale yapılmaması durumunda kişi demans denilen hali yaşayabilir, hayati riske girer. Deliryum veya sanrılara neden olan faktörler: Epilepsi hastalığından, beyin zedelenmesine, alkol bağımlılığının sürdürülmesi yahut henüz bırakılmasından dolayı oluşan anomalilerden, ağır gıda zehirlenmelerine kadar çok çeşit gösterebilir.

BİR TAHIL MANTARINDAN LSD SENTEZLENEBİLİR Mİ?

Albert Hoffman adlı İsviçreli bir bilim adamı, Basel’de bulunan laboratuvarında, çavdar mahmuzundan elde edilen lisejik asiti kullanmak suretiyle, açılımı Lysergic acid diethylamid olan ve LSD olarak bilinen maddeyi sentezleyebilmiştir. LSD çok tehlikeli, insan sağlığı için büyük tehdit oluşturan bir halüsinojen maddedir. İnsanlarda, olmayan şeyleri varmış gibi gösterme etkisi yaratan bu tehlikeli madde, insanın algılama sistemini tamamen tahrif ederek, kişinin fiziki ve psikolojik yapısına çok büyük zararlar vererek, onun algıları ve realitesini tamamen bozarak bu duruma sebep olur. Öyle dehşetli bir etkisi vardır ki: Kişi bu maddeye maruz kaldığı takdirde, olmayan şeylere dokunabilme, onları görebilme, olmayan sesleri duyabilme eğilimine girer.

Psikolojik olarak zayıf insanlarda, zihinsel bir hastalığa yatkın olan kişilerde oluşturabileceği hasar çoğu zaman tamir edilemez ve kişide kalıcı hasarlar bırakabildiği gibi onu ölüme dahi götürebilir. LSD, renksiz, tatsız ve kokusuz haliyle sıvı yahut toz halinde kullanılabildiği için son derece sinsi bir uyuşturucu türüdür. Bu sebeple LSD, bir kişinin haberi olmadan da kullandırılabilir. Casusluk ve suikast olaylarında kullanılmış olduğu, deneylerde denekler üzerinde tatbik edildiği yönünde oldukça kötü bir şöhrete sahip olan LSD ülkemizde kullanılmaz ve bulunması çok zordur. Elbette kullanımı kesinlik yasak ve cezai işlemlere tabi bir maddedir.

LSD hızla alışkanlık yapan bir maddedir. Birkaç kullanım sonrası bağımlılık yapar ve doz artırılması gerektirir. Bir saat, kişinin yapısına göre belki bir saatten daha az bir zamanda etkisi su yüzüne çıkmaya başlar. Etkinin şiddeti 2 saat içinde maksimum noktaya yükselir. Titreme, bulantı, hiper tansiyon, terleme, zihinde bulanıklık, dehidrasyon, vücut sıcaklığında anormal yükselme belirtileri gösterir. 24 saatten daha az bir sürede LSD etkisi biter
Sıradan gibi görülen, çavdarda bulunan, en fazla üç santimetrelik bir parazitten neler yaratılabileceğini bu satırlarda öğrenmek, insanı hayrete düşüren bir durumdur.

Ergot mantarı ya da diğer adıyla Çavdar mahmuzu, bunların tam aksine fayda sağlayabilen, insanlara şifa olarak sunulabilen bir mantar özelliğini de aynı zamanda sürdürebilmektedir. Elbette iyi niyetli insanların çalışmasıyla olacak bu durumda, ergot mantarının damarları daraltabildiği ve bu suretle aşırı kan kayıplarını önlediği de bilinmektedir. Ergot mantarının: anne ve bebek ölümlerinin yüksek olduğu eski dönemlerde, ebelerin heybelerinde mutlaka bulundurdukları bir hayat kurtarıcı olduğunu şimdilerde kaç kişi biliyor? Peki ya tansiyon ilacı olmadığı zamanlarda, hatta günümüzde bile düşük tansiyon hastalığından mustarip kişilerin tansiyonunu, Çavdar mahmuzunun yükselttiğinden kaç kişi haberdar? Anadolu’da nabzı yavaşlatması ve korkunç migren ağrılarına şifa olduğu için tedavi amaçlı kullanıldığını biliyor muyuz?

Buradan da anlıyoruz ki: Her şey, bir zehir, tehlikeli bir madde de olsa, doğru tatbik ve elbette doğru dozaj kullanıldığında insanlara şifa veren bir ilaca dönüşebiliyor. Bir uyku hapı uygun dozajda kullanıldığında, kişinin uykusuzluk sorununu çözebildiği gibi, fazla kullanımda istenmeyen sonuçlara sebep olabiliyor. Mesela. Aspirin bile çok kullanıldığı takdirde insanlarda travmatik sonuçlar geliştirebiliyor. Bu durumda Çavdar mahmuzu neden insanlığın iyiliği için kullanılmasın?

Sanıyoruz ki;Doğada bulunan her şey, ister parazit olsun ister bir mantar, insanın iyilik ve kötülük seçimleri arasında kalıyor ve yine insanın kendisi bu materyalleri insanlığın iyiliğine yahut kötülüğüne kullanabiliyor.
Elbette halk arasında bu tarz kadim bilgiler öyle bir anda insanlığın hizmetine sunulmuş mucizeler olarak baş göstermemiştir. Eskiden çavdar ekmeği yiyen ya da çavdar mahmuzuyla bir şekilde temas eden insanlarda gözlemlenen tuhaf durumlar, hastalanmalar hatta ani ölümler insanların bu durumu müşahede etmesine sebep olmuş, deneme yanılma ve bazen ölümlerle ödenen bedeller neticesi, insanlık bu kadim bilgilerin sırrına ermiş ve onu geleneksel bir sağaltma aracı olarak günümüzde de kullanmayı sürdürmüştür.
İyilik ve kötülük demişken, yaşanan olaylarda gelişen olayların değerlendirmesini size bırakacağımız, uzak ve yakın tarihli, iki çavdar mahmuzu olayını paylaşmak isteriz. Birincisi 1692 yılında Massachusetts’in Cadılar kasabası diye bilinen Salem kasabasında vuku bulan, oldukça ilgi çekici bir olaydır.

1692’de MASSACHUSET- SALEM’DE NE OLDU?

Bu tarihte, Salem kasabası sakinleri adeta delirmiş gibi türlü türlü olaylara karıştı. Kasabanın sakinleri, sakinlikten oldukça uzak görünüyordu. O dönemde olanları gören bir kişi, kesinlikle arkasına bakmadan, o kasabadan hızla kaçardı diye tahmin ediyoruz.
Kasaba halkının bir bölümü şarkılar söylüyor, durmak bilmeden sabahtan akşama dans ediyordu. Çılgın bir parti verilirmişçesine yaşanan bu olayda, yorgunluğa dayanamayan, özellikle yaşlı ve fiziki yönden zayıf olan kişiler bir kenara yığılıp, ölmeye başlamıştı. Kasabanın geriye kalan bir kısmı da, ejderhalar, iblisler hatta bizzat şeytanı gördüklerini söylüyor, kasaba bu haliyle, adeta bir açık hava akıl hastanesi görünümüne bürünüyordu. Bu durumu bir türlü mantıklı bir şekilde açıklayamayan yetkililer ki, o zamanların yetkililerinin mantığı, pek de bugünün kriterlerine uymuyordu, durumun tipik bir cadılık olayı olduğu yönünde karar verince, yüzlerce kasaba sakini, özellikle kadınlar, cadı olduğu iddiası ile cezalandırıldılar. Cezaları: yakılmaktı. Elbette daha sonra yapılan aklı selim araştırmalar: bu durumu, kişilerin halüsinasyon gördüğü şeklinde açıkladığında, Massachuset caddelerinde yakılmış bedenlerin külleri çoktan toprağa ve havaya karışmıştı. Külleri havaya dağılan kişilerin 15’i kadın, 6’sı erkekti. Verilen hüküm: Cadıların şeytana hizmet ettikleri ve bu sebeple şeytanın onların içine girerek, onlara bu tuhaf davranışları yaptırdığı yönündeydi. 200 kişiden fazlası tutuklanmış, çeşitli işkencelere maruz bırakılmıştı.

Aslında durum oldukça basitti: Çavdar mahmuzlu çavdar ekmeği yiyen kasaba halkı, topyekun halüsinasyon görmüş ve bu sebeple olmayan şeyleri varmış gibi algılamıştı. Aslında bütün olup biten buydu.
Bir diğer olayımız günümüz tarihine daha yakın bir vaka. ‘Lanetli Ekmek’ vakası 1951 senesinde Fransa’da Pont-Saint Esprit’de yaşandı. Kendi halinde, o güne dek sorunsuz bir şekilde yaşayan köylüler, bir sabah adeta delirmişti. Bu köyün sakin insanları neler söylemiyorlardı ki: Kimi ejderhalar gördüğünü, kimileri koca koca yılanların kendilerine saldırdığını iddia ediyordu.
Garip olaylar bunlarla sınırlı değildi elbette; on yaşında bir çocuk büyük anne ve babasını boğarak öldürmeye çalışıyor, sıradan bir işçi, kendisinin yılanlar tarafından parçalanarak öldürüldüğünü, mesai arkadaşının kafasının metalden olduğunu ihbar ediyordu.
Köyde yaşayan diğer kişilerde tuhaf iddiaları adeta köpürtüyordu. Mesela o gün, evinden işine gitmek için çıkan orta yaşlı bir kadın, kendisine aslanlar tarafından pusu kurulduğunu, aslanlar tarafından saldırıya uğradığını söylüyordu. Köylülerin ifadelerine göre: Yaratıklar, canavarlar, gulyabaniler, yılanlar çıyanlar, aslanlar kaplanlar, ejderhalar hatta şeytanlar köyde cirit atıyordu. Köylülerin hepsi aklını kaçırmak üzereydi. Bir akıl tutulması, bir zihin bulanması ve buna bağlı inanılmaz iddialar, köye yardıma gelenlerin ağzının açık kalmasına sebep oluyordu artık.

Bu durumun yetkililer tarafından araştırılması kaçınılmazdı. Uçuk iddialarda bulunan 250’den fazla insan kontrol altına alındı ve tıbbi olarak incelenmeye alındı. Birçok köylü zapt edilemediği için hastanelere kaldırıldı. Hastanelere yatırılan hastalar, orada da tuhaf iddialarını sürdürdüler: Bu iddiaların arasında en tuhaf olanları: Hastaların iç organlarının derhal yerine konulması yönündeydi. Hastalar, kalp, ciğer ve diğer hayati organlarının yerinden söküldüğünü ifade ediyorlardı zira.
Tuhaf olayların yaşandığı Pont-Saint Esprit’de, tam bir hafta sonra, müşahede altına alınan bir hasta, uçak olduğunu söyleyerek, kendini hastanenin penceresinden boşluğa bıraktı. Ölmekten kurtulan hasta ayağa kalkıp kaçmaya başladığında, kendisinin bir uçak olduğu iddiasını sürdürüyordu.
Toplam sekiz kişinin ölümüyle neticelenen olaylarda sorumlu kişi olarak gösterilen şahıs: Köyde fırın işleten fırıncı Roch Briand idi.
Hastalar üzerinde yapılan tetkiklerden çıkan sonuç: Köyde pişirilen ekmeğin içinden ergot mantarı(çavdar mahmuzu) çıktığı yönündeydi. Bu sonuç akla uygun gelse de elbette hala şüpheli bir hali vardı bu vakanın. Ergot mantarı ya da diğer bir adıyla çavdar mahmuzu bu kadar insanı neredeyse delirtecek bir etkiyi oluşturabilir miydi sahiden? Öte yandan, fırındaki yüksek ısıda bile bu mantar böylesi tahrif edici bir güce hala muktedir olabilir miydi?
Bu şekilde, hala akıllarda şüpheler bırakan olay kapatıldıktan tam iki sene sonra bir intihar olayı, köyde yaşanan olayların bir kez daha sorgulanması gerekliliğini getirdi gündeme.
On üçüncü kattan atlamak suretiyle, canına kıyan Frank Olson’ın, CIA tarafından yapılan ve adına MK-Ultra denilen bir zihin kontrolü deneyinde, kendisine verilen LSD uyuşturucusu ile bilincini tamamen kaybettiği ve bu korkunç deneyi insanlığa duyurmak arzusunda olmuş olabileceğini iddia eden kişilerin raporları, intihar vakasını oldukça derinlemesine araştırdıklarını ortaya koyuyordu. Raporlarda ortaya konan detaylar oldukça sıra dışıydı: İncelikli araştırmalar sırasında ele geçirilen bir doküman, bir ilaç şirketi ile gizli görevde bulunan bir CIA ajanı arasında geçen konuşmaları belgeliyordu. Kaydı tutulan belgede, köyde yaşanan tuhaf olaya sebep olan şeyin LSD olduğu ifade ediliyordu.

Bütün Avrupa’da LSD üretimi, sadece kendisinin yapabileceğine dair ruhsatını elinde bulunduran bu firma ne hikmettir ki, köye ancak 95 kilo metre üzerinde kurulu fabrikasıyla akıllarda haklı şüpheler yaratıyordu. Dahası CIA ile bu firmanın bazı projelerde işbirliği yaptığı herkes tarafından aşikardı.
Aslında CIA gizli ajanı, belli ölçüde LSD maddesini ekmeğe karıştırmış ve köylülerin zihinlerini ne kadar kontrol altında tutabileceklerine dair utanmaz, rezil bir deney yapıyordu.
Sonuç itibariyle, 300’den fazla köy sakinine dehşetli hayaller gördüren, 100’e yakın köylünün, akıl hastanelerinde tutulduğu, 10 köylünün vefat ettiği Lanetli Ekmek olayı, 2017 tarihinde bile aydınlatılamamış, bir sır olarak kalmaya devam etmiştir.

Kaynakça:
http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-2947385/Did-dinosaurs-HIGH-Fungus-containing-LSD-compound-100-million-year-old-fossilised-blade-grass.html

https://www.britannica.com/science/ergot

http://www.webmd.com/vitamins-supplements/ingredientmono-431-ergot.aspx?activeingredientid=431&activeingredientname=ergot

https://www.apsnet.org/edcenter/intropp/topics/Mycotoxins/Pages/ErgotAlkaloids.aspx

https://www.romerlabs.com/en/knowledge-center/knowledge-library/articles/news/what-are-ergot-alkaloids/

Yazar:Arzu Gökyolcu

Editör : Suna Korkmaz

1 Yorumlar

  1. Müthiş yazı için teşekkürler.Halüsonejik mantarların psikolojik ve migren türü rahatsızlıklara iyi gelmesi yüzyılın icadı olacak iken,ilaç firmalarının daha çok hasta ile müşteri portföyünü riske atmamak için adi bir şekilde insanların çoğunluğundan saklanan doğal psikoaktif bileşenleri insanlardan uzak tutmak için ne gerekiyorsa 2019 yılına gelmiş olmamıza rağmen saklamaya devam ediyorlar.İnsanın beynini yiyip bitiren migren ağrıları ve hayatı dar eden psikolojik problemler.İnanın Amanita Muscaria gibi diğerlerine oranla daha az psilosibin içeren bir mantar tıpkı bir büyü gibi belli dozajlarla kendi doktorum olmaya karar verdiğimde,hergün çektiğim bu acı bir anda yok oldu.Sanki daha önce hiç böyle bir ağrı çekmemişim gibi 1 ay gibi bir sürede o hastalıklı bölgeyi yok etti.
    İnsanlar bazı şeyleri okuyup araştırmaya başlamadığı sürece,bu kölelik ne yazık ki devam edecek.
    Araştırın,lütfen söylenen herşeye inanmayın.Doğada ihtiyacımız olan herşey mevcut.Teşekkürler…

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :