Genesis Kavramı ve Diğer İnançlardaki Yaradılış Temasıyla Karşılaştırılması

İnsanoğlunun ezelden beri en temel sorunsalı “varoluş” problemi olmuştur. Dünyaya ilk gelişinden bu yana insan; evrenin, eşyanın ve en önemlisi de kendisinin nasıl var olduğunu merak edegelmiştir. Bu merakının karşılığını da efsanelerde, destanlarda, dini inanışlarda bulmuştur. Bilinen en eski yazılı destan olan Gılgamış’tan, son semavi din olan İslamiyet’e kadar bütün inanışlarda “Nasıl var olduk?” sorusuna cevap verilmiştir. Aynı zamanda hemen her milletin mitolojik unsurları arasında insanın yaratılışı, kâinatın var oluşu hakkında mitler yer almaktadır. Yunan mitolojisinde, Türk mitolojisinde, Çin mitolojisinde diğer mitolojilerde olduğu gibi insanın ilk kez oluşumu önemli bir konu olmuştur.
“Genesis” kavramı Kitab-ı Mukaddes’in ilk bölümü olan Tevrat’ın, yani Eski Ahid’in birinci bölümünü oluşturur. Genesis, Yunanca’da “yaradılış, doğuş” anlamına gelir. Söz konusu bölümde Dünyâ’nın yaratılışı, Âdem ile Havvâ, cennetten kovuluş, Habil ve Kabil, Nuh Tûfânı, Bâbil Kulesi ve İbrâhim, İshak, Yâkup, Yusuf peygamberler anlatır.
TanTevrat’ta yaratılış; kâinatın, yeryüzünün, bitkiler-hayvanların, insanın yaratılışı olarak bir bütün halinde ele alınmıştır. Arka arkaya sıralanan ayetlerde Tanrı bütün evreni altı günde yaratmış, yedinci günde ise yorulduğu için istirahate çekilmiştir. Bu ayetlere göre Tanrı ilk beş günde sırasıyla geceyi-gündüzü, göğü-yeri-denizi, bitkileri, ışığı ve yıldızları, hayvanları yaratır. Altıncı günde ise bütün yarattıklarının hakimi olarak insanı topraktan yaratır ve burnuna hayat soluğunu üfler. Tanrı sonrasında Âdem’i yine yeryüzünde yarattığı “Aden” adında bir bahçeye yerleştirir. Bahçenin ortasında ise daha sonra Âdem’in oradan kovulmasına sebep olacak olan “yaşam ağacı” ve “iyiyle kötüyü bilme ağacı” vardır. Tanrı Âdem’e “iyiyle kötüyü bilme ağacı”ndan uzak durmasını tembihler. Âdem, Tanrı’nın buyruklarına karşı gelmeden Aden bahçesinde yalnız bir hayat sürerken Tanrı onun yalnız kalmasını iyi görmez ve ona bir yardımcı yaratmaya karar verir. Ve Âdem’e dünyada yarattığı bütün canlıları göstererek onlara bir isim vermesini söyler. Âdem her bir canlı için sonrasında bütün insanlığın kullanacağı isimler verir. Ancak kendisi için uygun bir yardımcı bulamaz. Bunun üzerine Tanrı Âdem’e hafif bir uyku vererek onun kaburga kemiğinden bir kadını, Havva’yı yaratır. Aden bahçesinde Âdem’le Havva çıplak bir şekilde masum bir hayat sürerken bir gün hayvanların en kurnazı yılan gelir ve Havva’ya “iyiyle kötüyü bilme ağacı”ndan meyve yediklerinde iyi ile kötüyü ayırt ederek Tanrı gibi olacaklarını söyler. Havva Âdem’i de buna inandırarak yasak meyveden yerler. Yasak meyveyi yer yemez çıplak olduklarını fark ederler ve utanarak incir yapraklarıyla örtünmeye çalışırlar. Bu durumu anladığında Tanrı, Âdem’e neden böyle bir hata yaptığını sorar. O ise bunu kendisine Havva’nın yaptırdığını söyler. Tanrı, aynı soruyu Havva’ya sorduğunda Havva bunu kendisine yılanın yaptırdığını söyler. Bunları duyan Tanrı üçünü de cezalandırır. Bu cezalar her biri için farklı farklıdır. Yılanın cezası, tüm hayvanların en lanetlisi olmak ve ömrü boyunca sürünerek yaşamaktır. Kadının cezası, acı çekerek çocuk doğurmak ve yaşamı boyunca onu yönetecek olan kocasına muhtaç olmaktır. Adem’in cezası ise alın teri dökmeden kazanç sağlayamamak, emek vermeden yiyecek bulamamaktır.Tanrı bu cezaları verirken Âdem ve Havva’nın iyiyle kötüyü ayırt ederek kendisi gibi olduğunu düşünür. Hayat ağacının meyvesini de yiyerek kendisi gibi ölümsüz olmasınlar diye onları Aden bahçesinden kovar ve dünyanın farklı yerlerine gönderir. Böylelikle insanoğlunun serüveni başlamış olur.
Tevrat’ta geçen yaratılış(genesis) bölümü Yahudilik ve Hristiyanlığın ortak bir inancıdır. İslamiyet’te ise yaratılışa bakış açısı çok farklıdır. En başta Kur’an evrenin ve insanın yaradılışını aynı anda tek bir yerde anlatmaz. Farklı surelerde ve yeri geldikçe evrenin ve insanın nasıl yaratıldığını hatırlatır. Dağlardan denizlere, yıldızlara kadar, karıncalardan sinek kanadına kadar doğrudan ya da dolaylı olarak Allah’ın yaratıcılıktaki kudretini gösterir. İnsanın yaradılışını ise yalnızca ilk insanın yaradılışı olarak değil nesiller boyu aynı şekilde anne rahminde gelişen ceninin yaradılışı olarak da ele alır. İnsanın ilk önce çamurdan nutfeye dönüşümü, bu nutfenin zamanla alaka denilen bir embriyo oluşu, embriyonun bir et parçasına dönüşmesi ve anne karnındaki süreç içerisinde bu et parçasının büyüyerek bir insan vücudu olması Kur’an’da aşama aşama anlatılır.
Kur’an, varlığın yaratılışını ince detaylarla tasvir ederken ilk insanın yaradılış hikâyesinde fazla ayrıntıya girmez. Bu yönüyle Kitab-ı Mukaddes’ten ayrılır. Ayrıca Kur’an’da insan henüz yaratılmadan dünyaya ineceği bellidir. Bunu Allah’ın meleklerle geçen konuşmasından anlarız. Bu konuşmada Allah yeryüzünde bir halife yaratacağını söyler. Melekler ise Allah’a yeryüzünü fesada verecek bir topluluk mu yaratacağını, kendilerinin yaratıcılarını yeterince tesbih etmediklerini mi sorarlar. Bunun üzerine Allah meleklerine onların bilmediği şeyleri kendisinin bildiğini söyler. Bu diyaloğun ardından Allah Âdem’i topraktan yaratır ve ona ruhundan ruh üfler. Sonra ona bütün varlığın ismini öğretir. Ve meleklerden bu isimleri söylemelerini ister. Onlar cevap veremezler ve Allah’ın kendilerine öğrettiklerinden başka bir şey bilmediklerini söylerler. Bunun üzerine Allah Adem’e isimleri söylemesini emreder. Âdem kusursuz bir şekilde cevap verir. Burada bir nevi insanın meleklerden üstün oluşunun ve yeryüzünde Allah’a halifelik etmeye neden layık olduğunun ispatı yapılır. Sonrasında ise Allah meleklerden Âdem’e secde etmelerini ister. Yine Allah’ın melekleri kendisinden başka bir varlığa, Âdem’e, secde ettirmesi onun büyük bir değeri olduğuna işarettir. Bütün melekler Âdem’e secde eder, İblis hariç. Bu kibir ve itaatsizliğinin sonucunda İblis Allah’ın huzurundan kovulur ve Âdem’le (insanoğluyla) bir savaşa girişmek için Allah’tan izin alır. Kur’an’da hiçbir şeyin Allah’ın izni ve kontrolü dışında gerçekleşemeyeceği sık sık vurgulanmıştır. O günden sonra kovulmuş şeytan ismiyle anılacak olan İblis’in insanoğlunu yoldan çıkarmak için bir gerekçesi olduğu Kur’an’da bir yönüyle bu şekilde izah edilmiştir.
Kendisine secde edildikten sonra Allah Âdem’e bir de eş yaratır. Onları, Tevrat’ta yeryüzünde Aden bahçesi şeklinde ifade edilenden farklı olarak nerede olduğunu bilmediğimiz bir cennete yerleştirir ve orada diledikleri gibi yaşayabileceklerini ancak işaret ettiği ağaca yaklaşmamalarını emreder. Aksi taktirde zalimlerden olacakları yönünde onları uyarır. Âdem ve eşi(Havva) cennette masum bir hayat sürerken, yaradılışından beri Âdem’e derin bir nefret duyan şeytan, onları kandırarak yasak meyveden yemelerine sebep olur. Kur’an’la Tevrat’ın bu konuda ayrıştığı en önemli nokta burada başlar. Çünkü Kur’an meyveyi önce kimin yediğiyle ilgili hiçbir bilgi vermez. Oysa Tevrat’ta yasak meyveyi önce Havva yemiş ve Âdem’e de o yedirmiştir. Bu inanış, özellikle Hristiyan dünyasında, kadınların birer cadı, şeytan olarak görülmesine sebep olmuş, hatta ortaçağda cadı olarak gördükleri kadınları meydanlarda yakarak öldürmeye kadar götürmüştür. Kur’an’la Tevrat’ın ayrıştığı diğer bir nokta da; Kur’an’da Âdem ve eşinin yasak meyveyi yedikten sonra hemen tövbe edip Allah’a sığınmalarıdır. Bu tövbeden sonra Allah onları cennetten dünyaya indirir. Yine bir kıyaslama yapacak olursak Tevrat’taki gibi bir kovulma ve ayrı ayrı cezalandırma söz konusu değildir. Çünkü zaten en başta Allah dünyayı insan için yaratmıştır ve cennette geçen olay imtihan dünyası için bir sebeptir. Bu yüzden Müslümanlar, insanı doğduğu andan itibaren günahkâr saymazlar. Hristiyanlar ise insanlığın atası Âdem’in cennette işlediği hatadan dolayı doğan bütün insanları henüz bebekken günahkâr kabul eder ve bu günahtan arınmaları için vaftiz ederler. Ayrıca Tevrat’ta olduğu gibi, Kur’an’da Allah’ın, Âdem’in iyiyi kötüyü ayırt edip ölümsüzleşerek ilahlaşması gibi bir kaygısı yoktur. Kur’an’a göre, Allah’ın Âdem ve Havva’yı cennetten dünyaya indirişi, onları ve soylarını çeşitli şekillerde imtihan etmek; gönderdiği elçilerinin yolundan giderek iyi işler yapanları cennetle mükafatlandırmak, İblis’in yolundan giderek kötülük yapanları ise cehennemle cezalandırmak içindir. Böylece insanoğlunun yeryüzündeki macerası ve iyilikle kötülüğün dünyanın sonuna kadar sürecek olan savaşı başlamış olur.
Semavi dinlerde yaradılış inancının nasıl olduğunu yukarıda kısaca anlatmaya çalıştık. Peki, Hristiyanlık ve İslam’dan sonra dünyada en çok inanana sahip olan üçüncü din olan Hinduizm’de yaradılış inancı nasıldır? Buna da kısaca değinmek istiyoruz.
Semavi dinlerin aksine Hinduizm’de Tanrı yarattığı evrenden ayrı değildir. Evrendeki her şey, bilinçten enerjiden oluşmuştur. Madde de “bilincin” dönüşü- münden ibarettir. Bilinç her yerdedir, dağda, taşta ormanda, nehirlerde, okyanuslarda… En büyük enerji, bilinç olarak da Tanrı kabul edilir. Dolayısıyla Tanrı her yerdedir ve her şeydir. Tanrı evrendir ama evrenle sınırlı da değildir. Tanrı her bir atomun içindedir. Aslında evrende Tanrı’dan başka hiçbir şey yoktur ama bizler illüzyon sonucu maddeyi görürüz. Evrendeki hiçbir şey Tanrısız değildir, her şeyde Tanrı vardır. “Yaratılış” kelimesiyle kastedilen olgu, Tanrı’nın değişik şekilde tezahür etmesidir veya Tanrı’nın çeşitli enerjilerinin yayılması, dönüşümü değişimidir. Dolayısıyla Hinduizm’de semavi dinlerde olduğu gibi bir “ilk insan yaradılışı” söz konusu değildir.
Evrenin ve insanın yaradılışını hemen her inanış ele almıştır. Ancak biz burada yalnızca dünya nüfusunun çoğunluğunu oluşturan inançları ele aldık. Bunların dışında çeşitli milletlerin mitolojileri, efsaneleri ve destanları da yaradılış konusunda fikir beyan etmişlerdir. Sonuç olarak yaradılış konusu insanoğlunun ezelden ebede hep merakını celbeden bir konu olmuştur.

Kaynakça:
1. H.Karaman, A.Özek, S.Gümüş, A.Turgut, M.Çağrıcı, İ.K.Dönmez (Hzl.), 2000. Kur’an-ı Kerim Açıklamalı Meali. Ankara : Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları
2. Gürkan S.L., 2003. Yahudi ve İslam Kutsal Metinlerinde İnsanın Yaradılışı ve Cennetten Düşüş. İslam Araştırmaları Dergisi, 2003, Sayı 9, 1-48, http://www.isam.org.tr/documents%5C_dosyalar%5C_pdfler%5Cislam_arastirmalari_dergisi%5Csayi09%5C001_048.pdf [erişim tarihi 27.02.2016].
3. Yaradýlýþ (Genesis). http://kutsalkitap.info/tr-gen1.html [eriþim tarihi 25.02.2016].
4. Tekvin. https://tr.wikipedia.org/wiki/Tekvin [eriþim tarihi 25.02.2016].
5. Hinduizm’e Göre Yaratilis. http://www.dunyadinleri.com/tr-TR/forum/hinduizm/oku_hinduizme-gore-yaratilis [erişim tarihi 26.02.2016].

Yazar: Süveyda Sarıcan

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :