Grip Virüsü ve Çeşitleri

“Influenza” (grip) kelimesi, gerçekte İtalyancadır ve “etkilemek” anlamına gelir). Aslında, geçmişi orta çağlara kadar uzanan eski bir isimdir.
Ortaçağ doktorları, yıldızların bazen birkaç on yılda bir Avrupa çapında yayılan gizemli bir ateşe de sebebiyet vererek hastalarının sağlığını etkilediğine inanırlardı. O zamandan beri grip, türümüzün canına okumaktadır. 1918’de, özellikle öldürücü bir grip salgını, tahmini elli milyon kişiyi öldürmüştür. Salgın olmayan yıllarda bile, grip acımasızca intikam almıştır. Her kış, sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde otuz altı bin insan gripten ölmektedir; dünya çapında ise çeyrek milyonla yarım milyon arası insan ölmektedir. Bugün bilim insanları, gribin tanrıların işi değil ama mikroskobik virüslerin işi olduğunu biliyorlar. Soğuk algınlığına neden olan rhinovirüsler gibi, grip virüsleri, sadece on gen ile zarar vermeyi başarmaktadırlar. Virüsler, hasta insanların öksürükleri, hapşırmaları ve burun akıntılarıyla bıraktıkları damlacıklada yayılırlar. Yeni bir kurban, virüs yüklü bir damlacığı soluyabilir ya da virüsü bir kapı kolundan kapabilir ve sonra da artık bu kirlenmiş parmaklarını kendi ağzı ile temas ettirebilir. Grip virüsü bir kez burun ya da boğaza yerleştiğinde, solunum yolunda sıralanmış bir hücre üzerine yapışabilir ve içeri sızabilir. Grip virüsleri, solunum yolu üzerindeki bir hücreden bir hücreye yayılırken, arkalarında tahribat bırakırlar, çimleri kesen bir çim biçme makinesi gibi, solunum yolunu kaplayan hücreleri ve mukoza salgısını tahrip ederler.
Sağlıklı insanlarda, bağışıklık sisteminin birkaç gün içerisinde bir karşı saldırı başlatabilme gücü vardır. Bu tür durumlarda, grip, bir ağrı, ateş ve yorgunluk dalgasına neden olur, fakat en kötüsü bile bir hafta içerisinde biter. Grip virüsü, kurbanlarının küçük bir bölümünde daha ciddi enfeksiyonlara yol açar. Normalde, hücrelerin üst tabakası, geniş bir patojen dizisine karşı bir engel gibi hizmet görür. Patojenler, mukoza salgısında sıkışır kalır ve hücreler, davetsiz misafirlerin bağışıklık sistemini hızla uyararak, patojenlere saçaklarıyla takılırlar. Bir çim biçme makinesi gibi hareket eden grip, bu koruyucu tabakayı bir kez kesip attığında, patojenler içeri kayabilir ve bazıları öldürücü olabilen tehlikeli akciğer enfeksiyonlarına sebep olabilirler.
Geçmişte çok fazla ölüme neden olan ve her yıl pek çok kurban almaya devam eden bir virüs için, grip virüsü şaşırtıcı bir şekilde bilinmez kalır. Virüsleri kontrol altında tutamayan zayıfbağışıklık istemine sahip insanlar, özellikle küçük çocuklar ve yaşlılar için, mevsimsel grip en tehlikelisidir. Ama 1918’deki salgın gibi grip salgınlarında, güçlü bağışıklık sistemlerine sahip insanlar da özellikle savunmasız olduklarını ortaya koydular. Bilim insanları, gribin hedeflerini neden bu şekilde değiştirdiğini bilmiyorlar. Bir teoriye göre, gribin belirli virüs suşları, bağışıklık sistemini cevap vermesi için öyle saldırgan bir tavırla kışkırtırlar ki, durum, virüsü yok etmek yerine, ev sahibinin kendi kendini tahribatıyla sonuçlanır. Fakat bazı bilim insanları, bu açıklamadan şüphe duymakta ve doğru cevabın başka bir yerde yattığına inanmaktadırlar. Bilim insanları, influenza virüslerinin, insanları ilk ne zaman hasta yaptığını da bilmemektedirler. Binlerce yıl geriye giden ölümcül ateş salgınlarının tarihi kayıtları elbetteki vardır, ama bunlara grip virüslerinin mi, yoksa benzer bulgulara sahip bir başka virüs türünün mü sebep olduğunu bilmek imkansızdır.
Gribin tüm bu bilinmezliklerinin arasında, virüsün kökeni bellidir. Kuşlardan gelmiştir. Kuşlar, insanları hasta etmeyen diğer grip virüslerinin bütün çeşitleriyle birlikte, insan grip virüslerinin bilinen bütün virüs türlerini taşırlar. Birçok kuş hasta olmadan gribi taşır. Kuşların solunum yollarına hastalığı bulaştırmaktan ziyade, grip virüsleri, normalde kuşların bağırsaklarına hastalık bulaştırırlar; virüsler daha sonra kuş pisliğiyle yayılırlar. Sağlıklı kuşlar, virüs dolu suyu içerek hastalığa yakalanırlar.
Bazen kuş gribinin virüs suşları, tür engelini aşarlar ve insan virüsleri haline gelirler. Fakat her başarılı geçiş için, muhtemelen pek çok başarısız geçiş vardır. Kuş gribi virüsleri, kendi konukçularını hasta etmeye ve onların içinde hızlı bir şekilde üremeye çok iyi adapte olurlar. Bu adaptasyonlar onları, insanlar arasında yayılmaya uygun hale getirir. Örneğin, kuşlardan geçen H5N1 adındaki bir grip virüs suşu, 2005’ten itibaren Güneydoğu Asya’da yüzlerce insanı hasta etmeye başladı. Bu virüs, sıradan mevsimsel virüs suşlarından çok daha ölümcüldür.
Halk sağlığı çalışanları, bu virüs suşunu yakından izlemekte ve yayılmasını durdurmak için önlemler almaktadır. H5N1, hiç olmazsa şimdilik, yalnızca kuştan insana geçebiliyor; insandan insana geçemiyor.
Adaptasyonu kötü olan bir grip virüsü maalesef, iyi adapte olmuş bir virüs şeklinde evrimleşebilir. Grip virüsleri özellikle kendi genlerini kopyalamada özensizdir, bu yüzden birçok yeni virüs mutasyona uğrar. Bu mutasyonlar, gribin seyrindeki gelişmeler için önemsiz değişiklikler gibidir. Mutasyonların bazılarının, virüsler üzerinde hiç etkisi yoktur. Bazıları, virüslerin türemesini engeller. Fakat çok az mutasyon, grip virüslerine üreme avantajı sağlar. Doğal seçilim bu faydalı mutasyonları seçer ve grip virüs suşları, bir mutasyon sonrası mutasyonun çoğalması gibi, insanlara daha kolay hastalık bulaştırır. Bazı mutasyonlar, virüs kabuğunu kaplayan proteinlerin, insan hücrelerini daha etkin bir şekilde ele geçirmelerine olanak vererek, şeklini değiştirip virüse yardım ederler. Diğer mutasyonlar, kuşların vücut sıcaklığından birkaç derece daha düşük olan insan vücut sıcaklığıyla baş etmede grip virüsüne yardım ederler.
İnsan grip virüsleri, ev sahibinden ev sahibine geçen yeni bir rotaya da adapte olmaktadırlar. Kuşlarda, virüsler, bağırsaktan suya, sudan bağırsağa geçerler. İnsanlarda, virüs, solunum yolundan damlacıklara, damlacıklardan da solunum yoluna geçerler. Bu yeni rota, gribin, mevsimlerle birlikte artmasına ve azalmasına da sebep olur. Birleşik Devletler gibi yerlerde, birçok grip vakası kış mevsimi sırasında ortaya çıkar. Bir hipoteze göre, bu durum, bu aylarda havanın, virüs dolu damlacıkların havada saatlerce uçmasını sağlayacak kadar kuru olmasından kaynaklanmaktadır. Bu damlacıkların havada saatlerce uçması, virüsün yeni bir ev sahibine geçme şansını da artırır. Yılın diğer zamanlarında, nem, damlacıkların şişmesine ve yere düşmesine neden olur.
Bir grip virüsü, bir damlacığa sıçradığında ve yeni bir ev sahibine hastalığı bulaştırdığında, bazen, zaten diğer grip virüsünü barındıran bir hücreyi, istila eder. Böylece aynı hücrede iki farklı grip virüsü çoğaldığın da, işler karışabilir. Bir grip virüsünün genleri sekiz ayrı parçada bulunurlar ve bir ev sahibi hücre, bir kez iki farklı virüsten bu parçaları oluşturmaya başladığında, bazen birbirleriyle karışabilirler. Bu yeni ürün, her iki virüsten aldığı genetik materyali taşımayı bırakır. Yeni çeşit olarak bilinen bu karışım, türün virüs kaynaklı bir modelidir.
İnsanlar çocuk sahibi olduğunda, ebeveynlerin genleri, DNA’nın birbiriyle aynı iki setinin yeni bileşimlerini de ortaya çıkararak, birbirleriyle karışır. Ortaya çıkan çeşit, grip virüsünün, yeni bileşimlerde genlerle karışıma da olanak verir.
Bilim insanları, grip virüslerinin genlerine daha yakından bakarken, gribin doğal seyrinde yeni çeşidin büyük bir rol oynadığını keşfediyorlar. Bazen, çok nadir durumlarda, kuş gribi, yeniden çeşitlenme yoluyla insan grip virüs genlerine geçebilir. Bu bir felaket olabilir, çünkü bu geçiş, insandan insana kolayca yayılabilen yeni farklı bir virüs suşunun ortaya çıkmasıyla sonuçlanabilir. Daha önce insanlar arasında hiç görülmemiş bir virüs suşu olduğundan, hiç kimsenin yeni virüs suşunun yayılmasını yavaşlatabilen bir savunması da yoktur.
Yeniden çeşitlenme, başka sebepler açısından, virüslerin tür engelini aşmasından daha önemlidir. Bir kez kuş gribi insan patojenlerine dönüştüğünde, her grip mevsiminde kendi aralarında genleri değişmeye devam ederler. Bu devam eden çeşitlenme, virüslerin yok olmaktan kurtulmasına olanak sağlar. Bir grip virüs suşu ne kadar dolaşırsa, insanın bağışıklık sistemine o kadar aşina olur ve bağışıklık sistemleri de virüsün yayılmasını o kadar hızlı engelleyebilirler. Fakat bazı virüs kaynaklı birleşmelerle eski bir grip virüs gurubu, daha az bilinen genlere geçer ve savaşılması zor bir hale gelir.
İnsanoğlu, kuşlardan grip virüsü kapan tek ev sahibi değildir. Atlar, köpekler ve diğer birkaç memeli gurubu da hastalığı kapar. Ve 2009 Nisan’ ında, dünya, grip virüslerinin domuzlara da bulaştığını acı bir şekilde fark etti. Domuz gribi diye anılan salgın, domuzlardan insanlara sıçradı. İlk olarak Meksika’da su yüzüne çıktı ve kısa sürede bütün gezegene yayıldı.
İnsan/Domuz 2009 H1N1 olarak adlandırılan bu özel grip virüsünün oluşumu, sanayileşmiş tarım ve genetik karışımın birbirine girmiş bir hikayesidir. Domuzlar, tam da yeniden çeşitlenme için doğru biyolojiye sahip gibi görünmektedirler; domuzların diğer alıcıları kuş gribini hoş bir şekilde karşılarken, alıcılarının bazıları da insan grip virüslerini kolayca kabul edebilirler. Geçtiğimiz yüzyıl boyunca, domuz çiftlikleri, boyut ve yoğunluk olarak büyüdüler, bu yüzden de grip virüsleri cv sahibinden ev sahibine kolayca geçebilir ve diğer virüs guruplarıyla genleri değiş tokuş yapabilir hale geldiler. Bilinen en eski domuz gribi virüs suşu, 1918 pandemik virüs suşunun insanoğluna nüfuz ettiği sıralarda ortaya çıktı. Klasik suş diye anılan bu domuz virüs suşu, domuzları hala hasta ediyor.
1970’lerde, Avrupa ya da Asya’da bir kuş gribi virüs suşu, yeni bir domuz gribi virüs suşuna dönüştü. Birleşik Devletlerde farklı bir domuzdan kuşa geçen bir virüs karışımı ortaya çıktı.
1990’ların sonunda, Amerikalı bilim insanları, domuzlardaki, bütün üç grip virüs suşundan gelen genleri karıştıran bir “üçlü yeni çeşit” keşfettiler.
Bilim insanları, yeni 2009 H1N1 İnsan/Domuz virüsünün genlerini bir kez sıraladıklarında, bu yeni virüsün, iki farklı grip virüsünün ürünü olduğunu fark ettiler: yeniden çeşitlenme üçlüsü ve bir Avrasyalı kuştan domuza geçen virüs suşu. Araştırmacılar, farklı hastalara hastalık bulaştıran virüslerden meydana gelmiş yeni mutasyonları karşılaştırarak, bu yeni virüsün, ilk önce 2008’in sonbaharında evrim geçirdiğini tahmin ettiler. Virüs, 2009’un baharında ortaya çıkmadan önce, sessizce yayılmıştı.
İnsan/Domuz 2009 H1N1 yeni bir virüs olduğundan, kamu sağlık otoriteleri hızla harekete geçtiler. Meksika hükümeti, virüslerin geçiş yapabileceği yeni ev sahipleri bulmasını engelleyeceğini umut ederek, bir süreliğine tüm ülkeyi kapattı. İnsan/Domuz 2009 H1N1 virüsü diğer ülkelere yönelirken, bu ülke hükümetleri de kendi planlarını harekete geçirdi. Mayıs 2009 tarihinde, yeni virüs alışılmadık şekilde hızla hareket ederken, bilindik mevsimsel gripten önemli ölçüde daha tehlikeli olmadığı açıktı.
2010’da yazdığım gibi, kimse, yeni virüs suşunun diğer grip virüs türleri tarafından yenilerek ortadan yok olup olmayacağını, ya da daha tehlikeli bir şekle dönüşüp dönüşmeyeceğini, ya da daha da yeni bir tür olup yeni genlere hastalık bulaştırıp bulaştırmayacağını söyleyemez. Ama evrimin bizim nelere gebe olduğunu görmek için beklerken, çaresiz değiliz. Gribin yayılmasını yavaşlatmak için, ellerimizi yıkamak gibi şeyler yapabiliriz. Ayrıca bilim insanları, grip virüsünün evrimini takip ederek nasıl daha etkili aşılar yapacaklarını öğreniyorlar ki böylece, gelecek grip mevsimlerinde hangi virüs guruplarının daha tehlikeli olacağını daha iyi tahmin edebilirler. Grip üzerinde henüz bir üstünlük sağlamamış olabiliriz, fakat hiç değilse artık kendimizi savunmak için yıldızlara bakmak zorundan değiliz.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :