Hans Bellmer Hayatı ve Eserleri

Alman Sürrealist ressam Bellmer, 1902 yılında Kattowitz’de doğdu. Bellmer, yetişkinlik hayatını çocukluk çağı travmasıyla geçirdi. O ve erkek kardeşi, sert mizaçlı babalarından korkarak yaşadılar. Babasının “soğuk gölgesi” altında oyun oynaması yasak olduğu için normal bir çocukluktan mahrum bırakıldığına inanıyordu. Bu sebeple de hayatını, babasına olan saplantılı bir nefretle yaşadı.

 

Bellmer, babasından kaçmak için Berlin Polytechnic’te mühendislik eğitimi almayı kabul etti ancak gerçek tutkusu sanat eğitimi almaktı. Bu sebeple de 1924’te mühendislik eğitimi aldığı okulu bıraktı ve Malik-Verlag yayınevi için reklam ve illüstrasyon tasarımcısı olarak çalışmaya başladı. Dada hareketinden etkilenerek John Heartfield, Rudolf Schlichter ve George Grosz gibi avangard sanatçılarla arkadaş oldu. Bu esnada Bauhaus’taki derslere katıldı. Weimar döneminde Berlin’in sanatsal özgürlüğü 1920’lerin sonlarında Hitler altında baskıcı Nazi rejiminin iktidarda yükselmesiyle ezildi. Nazi partisi, modern sanatı “dejenere” olarak nitelendirdi ve Grosz gibi birçok sanatçının çalışmasını yasakladı. Bellmer, faşizm ile babası arasında bir bağlantı kurdu. 1933’te babasıyla ilişkilerini tamamen kesti ve Nazi rejimine yardımcı olabilecek, politik vicdanını gösterebilecek herhangi bir faydalı faaliyetten (bir illüstratör gibi çalışmaktan) kaçınma sözü verdi.

 

Ahşap, metal malzemelerden bir bebek yaptı. Bebek tamamlanırken parçalar halinde bir dizi fotoğraf çekti. Fotoğraflar çeşitli etkilere yol açtı: Man Ray ve Brassaï’nin başsız, bacaksız, kadın torso fotoğraflarından, Jack the Ripper’dan etkilenerek bir dizi “torso cinayeti” dizisi yarattı.

Paris’te, André Breton’ın Sürrealist Manifestosunu yeniden düzenlemesini istedi. Berlin’de, Bellmer, bebeğin vücut parçalarını şiir olarak kullanarak yanıt verdi: “Bir kızın vücudunun cinsel unsurlarını bir tür plastik anagram gibi yeniden düzenlemeye çalıştım.” dedi. Bellmer’in kuzeni Ursula Paris’te çalışıyordu ve onun isteği üzerine Breton’a bebek fotoğraflarını verdi. Breton kendinden geçmişti – Bellmer’in bebeğini “evrensel ve kışkırtıcı bir güce sahip ilk ve tek orijinal sürrealist nesne” olarak nitelendirdi. Fotoğraflar 1934 yılında Minotaure’de yayınlandığında, Bellmer’in bebeği bir Sürrealist ikonuna dönüştü.

 

Bellmer fantezisini “sahiplenilmesi gereken gerçek bir nesneye” dönüştürdü. Bebek, arzuların izdüşümü için bir ekrandı ve ona bir fetiş nesnesi olarak davrandı. Ama Bellmer’in arzusunun, günahkâr ve şiddetli bir yanı vardı. O, bebekle çift pozlamada, tahakküm ve zalimlik oyununda kendini gösterdi. O bir kukla ustasıydı – bir ihlalci ve röntgenciydi. Onun bebeklerini tanımlamak için kullandığı kelimeler, “deformasyon” ve “bir intikam ipucu” ve onun Doll of Doll Teması (1934) adlı makalesinin cinsel şiddet yankıları ve “saldırgan parmaklarla sondalama” isteğini içeriyordu.

 

Bu karanlık keşif, Bellmer’den ve Sürrealistlerin Marquis de Sade ile paylaştıkları ortak ilgiyi çekti. Bellmer, dışın içte buluştuğu “brennpunkt” (yanma noktası) diye adlandırdığı şeylere takıntılıydı. Bir çocuğun içeride görünmesi için bir oyuncağı kırması gibi, bir kadının içinde görmek istedi. Yine de, bebekle olan “oyunları”, günahkârdı. Fotoğrafları koyu renkler ile renklendirdi.

Alman olduğu için, Aix-en-Provence yakınlarındaki Camp des Milles’a Fransızlar tarafından hapsedildi. Orada, bir Alman sanatçı olan Sürrealist Max Ernst ile aynı hücreyi paylaştı.

Savaştan sonra, Alman uyrukluğundan vazgeçti. Aşk, cinsellik temasını nihai gerçeküstülük (öz ile ötekinin birleşmesi) olarak keşfetmeye devam etti. Hayatının geri kalanı için odak noktası pornografik baskılar ve gravürlerdi.

1940’larda ve 1950’lerde, Sürrealist tekniğini (mürekkep, sulu boya veya kağıda uygulanan boya) kullandı. 1959’da sanatçı Unica Zürn ile tanışarak, on altı yıl sürecek bir aşk ilişkisi ve rahatsız edici bir yaratıcı ortaklık başlattılar. Unica’nın sayısız pornografik eserini, vajinasını, anüsünü ve vücudunun tüm parçalarını çizdi. Bir kadına aşık olan bir erkeğin “hermafrodit” olduğunu ve onun saplantılı arzusunun onunla birleşip onunla bir olmak olduğunu yazdı.

Bellmer üst üste binmiş bir teknikle kendi arzularını dikizler görünürken bizleri arzularını dikizletir konuma getirdi. Bu nedenle Bellmer’in eserlerine bakarken kendimizi öngöremediğimiz bir dikizleme pozisyonunda buluruz.

Sanatı, genellikle dil imgeleri olarak adlandırdığı bebekler biçiminde, küfürlü ilişkileri nesnelleştirdiği, fantezilerini keşfettiği, kadına ve nesneye olan arzusunun özünü yansıttığı bir kişisel terapi biçimi olarak hizmet etti.

1975 yılında intihar ederek Paris’te hayatını kaybetti.

En önemli eserleri:

Düşünceler, Evlenme, Romanlarda Fikir, Fazilet, Bebeğin İskeleti ve Gölgesi, Bebek Oyunları, Bebek, Bir Amerikalı Portre’den Les Bas Işınları, Makineli Tüfek Zarafet Halinde, Dönen Topaç, Kral Ubu Sarayı, Katedraldeki Kadın…

Kaynakça:
http://www.theartstory.org

Yazar: Börte Büşra Yavuz

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :