Günümüzde tenis, en popüler spor dalları arasındadır. Tarihçilere göre, antik Yunanlılar, Mısırlılar ve Romalılar arasında, tenis oyunu benzeri, farklı biçimlerde oynanan bazı oyunlarla ilgili kanıtlar var. Ancak, en güvenilir kaynaklar 11. veya 12. yüzyıllara dayanıyor. O dönemde Fransız keşişler avlularında oynamaya başladıkları bir top oyununu “jeu de paume“(aya oyunu) ya da “el oyunu” olarak adlandırmışlardı. Manastırın duvarlarına çarptırarak ya da avluda gerili bir halatın üzerinden topu aşırarak “jö dö pom” oynuyorlardı. Daha sonraları, çıplak ellerine çarpan tahta topun acısını önlemek için deri eldiven kullandılar.

Kısa süre sonra deriden yapılan ve içi selüloz malzeme ile doldurulmuş toplar geliştirildi. Deri toplar daha iyi zıplıyordu. 1500’lü yıllarda deri eldiven de yerini koyun bağırsağından yapılan iplerin de kullanıldığı kısa bir ahşap küreğe bıraktı. Tenis raketinin gelişimine ilham kaynağı o kürek oldu. Top, giderek 85 – 90 gram ağırlığında yapımında mantar kullanılan bir top haline geldi. Rahipler topu oyuna sokarken (servis vuruşu) birbirlerine “tut” veya “karşıla” anlamında “tenez” diye bağırıyorlardı. Sonuç olarak, tenis sözcüğü Fransızca “tenez” sözcüğünden gelmektedir.

Fransızların keşfettiği tenisin popülaritesi tüm Avrupa’da inanılmaz bir oyun dalgası yarattı. Öyle ki, Papa, kilise ve Fransa Kralı IV. Louis yasak koymaya çalışsalar da, daha 13. yüzyılda yaklaşık 1800 iç avlu kortu (tenis sahası) vardı. Tenis, İngiltere’de Kral VII.Henry ve Kral VIII.Henry’nin ülke çapında kortların kurulması emirleriyle yaygınlaştı. Bugüne kadar ayakta kalmış olan kortlardan biri 1625’te inşa edilen “Hampton Court Palace”dır. İngiltere’de çok sevilen tenis zamanla kroket oyununun önüne geçti. 16. yüzyılda raket icat edildi ve “Uluslararası Olimpiyat Komitesi”nce (IOC) özel bir puanlama sistemi geliştirildi.

1877’de ilk Wimbledon turnuvası düzenlendi ve Walter Clopton Wingfield, çimlerin üzerinde sıçrayabilen kauçuk bir top kullanma konseptini ortaya attı. Wingfield, çim tenisinin oyun kurallarını geliştirdiği için, çim tenisinin babası olarak adlandırılmıştır. 19. yüzyılın sonunda, diğer tenis sahası yüzeyleri olan kil, beton veya akrilik yüzeyler de kullanılmaya başlandı. 1884 yılına gelindiğinde kadınlar da Wimbledon’a katıldılar. Uzun kollu elbiseler, korseler ve şapkalar ile oynuyorlardı. 1895’te Wimbledon’u kazanan ilk kadın 23 yaşındaki Charlotte Cooper oldu.

1930’larda Grand Slam (büyük vuruş) konseptinin uygulanmasıyla, Avustralya Açık, Fransız Açık, ABD Açık ve Wimbledon’da çeşitli değişiklikler yapıldı. 1968’de tenis profesyonelleşti ve Olimpiyatlar’a bir gösteri sporu olarak alındı. 1973’te Tenis Profesyonelleri Birliği (ATP) ve Kadın Tenis Birliği (WTA) sıralamaları başladı. [steffi.jpg]

Raketler de giderek modernize oldu. 1980’li yıllara kadar tahtadan yapılan raketler, karbon, grafit, titanyum ve çelik gibi daha hafif daha güçlü yeni malzemelerle üretildi. Tenis, 1988’de resmi olarak Olimpiyat programına döndü ve Steffi Graf kadınlarda altın madalyayı alırken, ayrıca üst üste dört “Grand Slam” kazanmış, bir sezonda “Altın Vuruş”a ulaşmış kişi olarak tarihe geçti.

Kaynakça:
-Bud Collins, “The Bud Collins History of Tennis: An Authoritative Encyclopedia and Record Book”, New York, N.Y.: New Chapter Press, (2008). <br />
-Heiner Gillmeister, “Tennis : A Cultural History”, London: Leicester University Press, (1998). <br />
-Will Grimsley, “Tennis: Its History, People and Events: Styles of the Greats”, Englewood Cliffs, New Jersey: Prentice-Hall, (1971).

Yazar:Oben Güney Saraçoğlu

Editör : Suna Korkmaz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here