Karnivor Yeşil Bitkiler

Fotosentez yapan bazı bitkiler, inorganik besinlerini organik bileşiklerle takviye ederler. Bunu, bakterileri, böcekleri ve diğer küçük organizmaları yakaladıktan sonra parçalayarak gerçekleştirirler. Bu tür bitkiler, herhangi bir avı yakalamaksızın yaşamlarını sürdürebildiklerinden, gerçek ototrofturlar. Bununla birlikte, aylarını yakalayarak elde ettikleri besinler, daha hızlı büyümelerini teşvik eder. Örneğin, besince fakir göllerde, derinde yaşayan algler, bakterileri yakalayarak ve parçalayarak düşük ışık ışık şiddetinin eksikliğini giderirler. Bu algler, kamçılarını kullanarak bir su akıntısı üretirler. Bu su akıntısı, prokaryotik canlılar olan bakterileri çukur olan bir yakalama bölgesine çeker. Saatte 30-40 bakteri tüketebilen tipik bir alg hücresi, içerdiği karbonun yarısından fazlasını bu yolla elde edebilir. Bir havuzdaki “karnivor” algler, çoğunlukla, “otla beslenen” diğer tüm bakterilerin tükettiklerinin toplamından çok daha fazla bakteri tüketirler.
Özellikle asidik bataklıklar ve ağır volkanik killer gibi, çoğunlukla fakir topraklarda büyüyen ve gelişmiş bir kök sistemine sahip olmayan böcekçil bitkiler için, hayvanların yapısında bulunan azotlu bileşikler karbona dayalı besinlerden daha yararlıdır. Bu bitkilerde ayın yakalaması için geliştirilmiş uyumları ilginç olup, üzerinde durulmaya değer bir konudur. Yaprakları ibrik şeklinde olan bitkiler içi kısmen suyla dolu olan, tüpsü ya da kese şeklinde değişime uğramış yapraklara sahiptir. Yaprağın ucu, yaprağın açık ağzını kısmen kapatan bir başlık oluşturmak üzere fazladan değişim geçirmiştir. Kesenin içine düşen böceklerin tırmanarak dışarıya çı kışları, çok sayıda, sert ve aşağı doğru yönelmiş tüyler tarafından önlenir. Yakalanan böceklerin proteinleri, suya salgılanan enzimler tarafından parçalandıktan sonra parçalanma ürünleri yaprağın iç yüzeyleri tarafından absorbe edilir.
Dionaea muscipula’nın yaprağı, aralarında bir orta damar olan iki loptan oluşmuştur. Her bir lobun kenarında uzun sert bir diş bulunur. Herhangi bir böcek, yaprak yüzeyindeki

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

küçük, duyarlı tüylere dokununca, loplar süratle şekillerini değiştirirler ve dişlerin kapanmasıyla birleşirler (Bitki yalnızca aynı anda iki tüyü eş zamanlı uyarıldığında tepki göstererek kazayla oluşan bir tepkiye karşı da duyarlıdır). Tepki gösteren tüylerin uyarılmaları sonucu, daha çok bir sinir uyarısına benzeyen bir sinyal oluşur. Bu, iki saniye içerisinde, hücredeki kullanılabilir ATP’nin yaklaşık %30’unun tüketilerek iyonların hücre zarından hızlı bir şekilde pompalanmasını başlatır. Oluşan pH değişimi de, hücreler arası alanlardan tuzağın kaidesindeki hücrelere hızlı bir su akışını başlatır ve bunun sonucu hızla genişleyen yaprak kurbanın üzerine kapanır. Yakalanan hayvan, daha sonra yaprak yüzeyindeki bezlerden salgılanan enzimlerle yavaş parçalanır ve oluşan amino asitler absorbe edilirler.
Drosera’nin yaprakları, karnivor etkenlikte ilişkili diğer bir modifıkasyon örneği oluşturur. Bu bitkiler, herbiri uç kısımlarında bir beze sahip olan tüysü bir dokunaça sahiptirler. Bu bez, bitkinin kokusunun çekiciliğine kapılan küçük böceklerin yakalanmasını sağlayan yapışkan bir sıvı salgılar. Yakalanan bir böceğin oluşturduğu uyarı , bitişikteki dokunaçların hayvanın üzerinde kıvrılmasına neden olur. Bu hayvanı daha fazla şaşırtır. Yaprakları ibriğe benzeyen Sarracenia purpurea ve Dionaea muscipula’da olduğu gibi, böceğin proteinleri enzimler tarafından parçalanır ve daha sonra amino asitler absorbe edilirler.
Bitkiler, büyümeleri için gereksinim duyduklarını hammaddeleri ortamdan alabilmek için bir dizi yöntem geliştirmişlerdir. Bitkiler aleminde, uzunlukları yüzlerce kilometreyi bulan köklerin oluşturulmasının yanısıra, mutualizm, azot fiksasyonu ve karnivor beslenme gibi adaptasyonlar ve stratejilere de rastlanmaktadır. En azından, biyologların kimyasal reaksiyonlar, hücre yapısı, solunum ve fotosentez gibi yaşam sağlayıcı işlevler gibi konulardaki bilgilerinin sentezinin organizmaların gerçekte nasıl çalıştıkları konusunun daha iyi sağladığını görmeye başlayabiliriz.

Kaynakça:
Biological Science – James L. Gould, William T. Keeton

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :