L-Metilfolat Sağlığa Faydaları

L-metilfolat, gıdalarda bulunan doğal olarak oluşan bir folattır ve genellikle güvenli olduğu kabul edilmektedir. Bir gıda katkı maddesi olarak onaylanmıştır, ancak herhangi bir tıbbi amaç veya sağlık iddiası için bir tedavi olarak kabul edilmemiştir. Ayrıca kişi takviye almadan önce doktoruyla görüşmelidir. L-metilfolat sağlığa yararları aşağıdaki gibidir:

Hamilelikteki Sonuçları

Hamilelik sırasında folat eksikliği tehlikelidir ve hem fetusta hem de annede bozukluklara neden olmaktadır. Takviyenin önemi nedeniyle ABD hükümeti, Ocak 1998’de tahıl ürünlerine daha fazla folik asit eklenmesini zorunlu kılmıştır. Folik asit, L-metilfolattan daha yaygın bir destektir. Bununla birlikte, MTHFR varyantları olan ve olmayan kadınlarda yapılan yeni araştırmalar, L-metilfolatın daha etkili olabileceğini düşündürmektedir. Çocuk doğurma çağındaki 144 kadının yer aldığı bir çalışmada, L-metil folat alan kişiler, kırmızı kan hücrelerinde folik asit alanlara göre daha yüksek düzey de folat seviyelerinde artış yaşamışlardır.
Nöral tüp defektleri (NTD): Folik asit veya L-metilfolat ile takviye, beyin, omurilik ve omurilik defektleri olan nöral tüp defektlerini önlemeye yardımcı olmaktadır. Ailede NTD öyküsü olan hamilelere günde 5mg folat (genellikle folik asit olarak) alınması tavsiye edilirken, diğer tüm hamile kadınların tipik olarak günde 0.4-1mg almaları önerilmektedir.
Anemi: Hamile kadınlar genellikle hemoglobin (kanda oksijen taşıyan protein) seviyelerine sahiptir, bu da gebeliklerin % 5’inde anemiye yol açmaktadır. Bir retrospektif çalışmada, L-metilfolat ile birlikte doğum öncesi takviyeleri alan 58 hamile, doğum sırasında hemoglobin düzeylerini folik asit ile doğum öncesi takviye alan 54 kadına göre anlamlı olarak daha yüksek bulmuştur.
Erken doğum: Düşük kan folat seviyeleri daha kısa hamilelik süreleri ile ilişkilendirilmiştir. 34.480 kadından oluşan bir çalışmada folat ile bir yıldan fazla takviye yapılmasının erken doğum riskini önemli ölçüde azalttığı bulunmuştur. Ayrıca folat ile takviye sağlamanın, kalp ve ağız çatlakları gibi diğer hamilelik problemlerinin ağız ve dudakta oluşabilecek açıklıklar olan riskleri azalttığı gösterilmiştir.
Depresyon: Depresyon veya şizofreni tanısı almış 123 hastayla yapılan bir çalışmada, üçte birinin folat eksikliği olduğu tespit edilmiştir. Folat eksikliği olan hastalara ya metilfolat ya da plasebo verilmiştir. Metil folat verilen hastalar, özellikle karışık ruh halindeyken hem klinik hem de sosyal olarak plaseboya kıyasla anlamlı şekilde iyileşmişlerdir ve iyileşmelerdeki fark zamanla artmıştır. Konvansiyonel antidepresanlara (selektif serotonin geri alım inhibitörleri veya SSRI’lara) cevap vermeyen 68 depresyon hastasının bir başka çalışmasında, 12 ay boyunca 15 mg/gün L-metilfolat verilmiştir. 68 hastanın 26’sı depresyonları tamamen düzelmiş ve 35’i depresyonunun şiddetinde bir azalma yaşadığı (remisyon), ancak 7’si iyileşmemiştir. Tam iyileşme gösteren hiçbir hasta çalışma esnasında semptomlarında nüks görülmemiştir.
Başka bir çalışmada, yalnızca SSRI verilen 147 hastanın, SSRI ve L-metilfolat takviyesi verilen hastalara göre hastaneye yatma olasılığı üç kat daha fazladır. Depresyon karmaşık bir durumdur ve birçok ilaç ve ek bazı kişiler için işe yarayabilir. Bazı araştırmacılar, L-metilfolat takviyesinin bu özelliklere sahip depresyon hastalarında daha etkili olabileceğine inanmaktadır:
• Kandaki azalmış folat veya diğer folat yan ürünleri seviyelerinde
• Yaygın antidepresanlara yanıt vermiyorsa
Aşağıdakilerin sonucu olarak düşük folat seviyeleri görülebilir:
• Alkol bağımlılığı
• Yeme bozuklukları
• Gebelik
• Gut hastalıkları
• Yüksek homosistein düzeyleri
• Folat metabolizmasına müdahale eden ilaçlar
Homosistein, L- metilfolat ile metiyonine dönüştürüldüğünde, S- adenosilmetiyonin ( SAM-e ) konsantrasyonları yükselmektedir. SAM-e, metil gruplarının hücre zarlarını kaplayan yağ moleküllerine ve nörotransmiter serotonin oluşumunda bulunan bağışından sorumludur.
Potansiyel yararları: Bu potansiyel faydalar kişilerde çalışılmıştır ve umut verici sonuçlar elde edilmiştir. Bununla birlikte, bu çalışmaların bazıları, özgüllük eksikliğine ve şüphe kaynağına yol açan L-metilfolat yerine folik asit takviyeleri kullanmıştır. Herhangi bir yararı doğrulamak için özel olarak L-metilfolatın başka denemeler gerekmektedir. Her zamanki gibi, kişi takviye almadan önce doktoruyla konuşmalı ve asla doktorunun yazdığı bir şeyin yerine L-metilfolat kullanmamalıdır.
Şizofreni: 91 şizofreni hastasıyla yapılan çalışmada, düşük kan folatı, şizofrenide negatif belirtilerin ciddiyeti ile ilişkili bulunmuştur. Uzmanlar zayıf diyet ve sigara içmenin düşük folattan sorumlu olabileceğini öne sürmüşlerdir. 140 şizofreni hastasının 140’ında (DB-RCT) yapılan bir çalışmada sadece B1 2 vitamini takviyesi ile folik asit verilenler negatif semptomları belirgin şekilde iyileştirmiştir. Tedavi yanıtı, metil folat metabolize etmekten sorumlu genlerden biri olan FOLH1 genindeki bir mutasyonla da ilişkili olduğu bulunmuştur. Daha önce belirtilen çalışmadaki tüm hastalar, altı ay önce veya daha uzun süre antischizophrenic ilaçlar kullanmışlardır, ancak semptomlarda iyileşme göstermemişlerdir.
35 şizofreni hastasının bir başka çalışmasında, L-metilfolat sadece semptomları iyileştirmekle kalmamış, aynı zamanda beyinde yararlı fizyolojik değişiklikler de üretmiştir. L-metilfolat takviyeleri verilen hastalar, medial prefrontal kortekste (mPFC) artmış kortikal kalınlık göstermiştir. Bu, mPFC’nin yapısının ve fonksiyonunun kısmi restorasyonu ile ilişkilendirilmiştir. Normalde çalışma belleği gerektiren işler sırasında devre dışı bırakan medial orbitofrontal korteks (mOFC) şizofrenik hastalarda işlevsizdir. L-metilfolat desteği alan hastalar deaktivasyon artışı göstermişlerdir. Şizofreni, oldukça karmaşık ve iyi anlaşılmayan bir hastalıktır. Şizofreni hastalarında folat takviyesinin ve FOLH1 gen mutasyonlarının rolünü belirlemek için ileri çalışmalar gerekli olmaktadır.
Alzheimer hastalığı: Alzheimer hastalığı olan kişilerin sağlıklı kişilerle karşılaştırıldığında folat seviyelerinin azalması daha olasıdır. Bu nedenle araştırmacılar, L-metilfolat takviyelerinin bu hastalarda semptomları iyileştirip iyileştiremediğini araştırmaktadır. Alzheimer hastalığı, beyindeki yüksek seviyeli tümör nekroz faktörü ( TNF ) -a, enflamatuar bir molekül ve amiloid beta plakları ile bağlantılı enflamatuar bir durumdur. Yeni Alzheimer tanısı alan 121 hastanın bir çalışmasında folik asit ve amiloid beta seviyelerini anlamlı derecede düşürdüğü bulunmuştur.
Yüksek homosisteinli 30 Alzheimer ve demans hastasının yakın tarihli bir klinik denemesinde, L-metilfolat (metilkobalamin ve NAC ile birlikte) içeren bir takviye, beynin hipokampus ve korteksindeki beyin bozulmasını azaltmıştır. Araştırmacılar, homosisteinin dönüşümünün beyin bozulmasını yavaşladığını ve bilişsel işlevi geliştirdiğini öne sürmüşlerdir. L-metilfolatın (veya diğer folat formlarının) yüksek homosisteinli veya homosisteinsiz Alzheimer hastalarına yardımcı olup olmayacağını belirlemek için ek denemeler gerekmektedir.

Yetersiz Kanıtın Diğer Potansiyel Faydaları

Bu potansiyel faydalar kişiler üzerinde incelenmiştir, ancak kanıtlar son derece küçük çalışmalardan kaynaklanmaktadır veya mevcut sonuçlar çelişkilidir. Bu koşullarda kişi L-metilfolat kullanmadan önce doktoruyla görüşmelidir.

Bipolar bozukluk: Bipolar bozukluk, depresyon ve mani dönemleri ile karakterizedir. Montgomery Asberg Depresyon Değerlendirme Ölçeği (MADRS), skoru daha kötü olan hastalarda depresyon derecesini ölçmek için kullanılmaktadır. Mania, yükseltilmiş uyarılma, yüksek ruh hali ve artan enerji durumudur. Genç Mania Derecelendirme Ölçeği (YMRS), daha yüksek sayılara sahip olan ve daha kötü mani olduğunu gösteren mani skorları için kullanılmaktadır.
Bipolar depresyonu olan 10 hastanın bir çalışmasında, geleneksel tedavi ile kombinasyon halinde L-metilfolat, ortalama MADRS skorunu 23.4’ten 13.9’a ve YMRS’yi ortalama 3.2’den 2.7’ye düşürdüğü bulunmuştur. 10 hastanın altısı MADRS skorunda en az % 50 iyileşme göstermiş, diğer dördü depresyonlarının şiddetinde bir azalma yaşamıştır. L-metilfolatın bipolar bozukluğu olan kişilere yardımcı olup olmadığını belirlemek için daha büyük ve daha sağlam insan denemeleri gerekmektedir.
Otizm: Otistik çocukların 29’unda yapılan bir çalışmada folik asit takviyesi, sosyalleşme ile bilişsel ve sözel semptomları iyileştirmiştir. Bununla birlikte, hamilelik sırasında aşırı folik asit desteği, bebeklerde artan otizm oranları ile ilişkilendirildiğinden, bazı araştırmacılar, metabolize edilmemiş folik asidin otizm için risk faktörü olabileceğini düşündürmektedir. 5,10-metilentetrahidrofolat (MTHFR) enzimini kodlayan gendeki mutasyonlar, enzimin folik asidi L-metilfolat’a dönüştürme kabiliyetini bozmaktadır. L- metilfolat, MTHFR C667T mutasyonu olan otistik bir çocukta agresif ve yıkıcı davranış semptomlarını azalttığı bulunmuştur. Herhangi bir folat formunun otizmli insanlarda özellikle de çocuklar faydalı veya zararlı olup olmadığını belirlemek için ileri çalışmalar gereklidir. Araştırmacılar günümüzde diğer bağlamlarda L-metilfolatı araştırmaktadırlar, ancak hiçbir klinik kanıt L-metilfolat’ın bu bölümde listelenen koşulların hiçbiri için kullanımını desteklememektedir.

Bağışıklık sistemi: T hücreleri, bağışıklık sisteminin patojenlere karşı kısa süreli savunma sağlayan bir parçasıdır. Bir hücre çalışması, folat eksikliğinin, T hücrelerinin üretiminin azalmasına yol açtığını göstermiştir. Folat seviyelerinin artması, T hücre seviyelerini normal seviyelere çıkarmıştır. Diğer çalışmalar, folattaki eksikliklerin ayrıca T hücrelerinin ve antikorların belirli patojenlere karşı cevaplarının azalmasına yol açtığını göstermiştir. Bu sonuçta enfeksiyonlara karşı direncin azalmasına yol açmaktadır.

Kaynakça:
gettespo.com
lovemajka.com
uofmhealth.org
drugs.com

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :