Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Mikroplastikler İnsan Sağlığını Nasıl Etkiler, Zararları Nasıl Azaltılabilir?

0 369

Plastik kullanımı, modern yaşamın kolaylıklarından biridir ancak son yıllarda mikroplastik kontaminasyonu (bulaşması) yükselen küresel bir endişe haline gelmiştir. Plastikler, gıda ambalajlarında, giysilerde, halılarda, kişisel bakım ürünlerinde, ev aletlerinde, arabalarda ve elektronik cihazlarda yani her yerdedir. Mikroplastikler, 5 mm’den daha küçük (yeni bir kurşun kalem silgisinin genişliği kadar) olan küçük plastik parçacıklardır. Mikroplastikler boyut ve yapı bakımından farklılık gösterir ve alev geciktiriciler, plastik stabilizatörler ve renklendiriciler gibi çeşitli polimerler ve katkı maddeleri içerebilir. Başlangıçta, bilim insanları dünya çapında deniz habitatlarında mikroplastik kirliliği bulmaya, sonra onları her yerde keşfetmeye başlamışlardır. Mikroplastikler İnsan Sağlığını Nasıl Etkiler, Zararları Nasıl Azaltılabilir?
Çevrede halihazırda büyük miktarlarda mikroplastik varken, her gün yeni parçacıklar üretilmektedir. İlk kez 1900’lerin ortalarında piyasaya sürüldüğünden bu yana plastik üretimi ve kullanımındaki büyük artışa bakıldığında, bu sürpriz olmayabilir. 1950’de üretilen yıllık plastik miktarı 1,5 milyon ton iken bugün üretilen yıllık plastik miktarı 300 milyon tonun üzerindedir. Bazı mikroplastikler görülebilecek kadar büyükken, diğerleri yiyecek, su ve hava ile alınabilecek kadar küçüktür. Küçük boyutları ve kütleleri, rüzgarla kolayca taşınabilen mikroplastikler, dağlık ve kutup bölgeleri de dahil olmak üzere, Dünya’nın en uzak yerlerinde bile bulunmuştur. Mikroplastik denilen küçük parçacıklar plastik eşyaların parçalanmasından başka çeşitli kaynaklardan gelir. Okyanuslarda, nehirlerde, havada bulunabilen mikroplastikler giyim ve güzellik ürünlerinde, yiyeceklerde, şişelenmiş sularda ve musluk suyunda bile bulunabilir. ABD’de musluk suyunun %94’ünden fazlasında ve Avrupa’da %72’sinde ve ayrıca dünya çapında şişelenmiş suyun %93’ünde bulunmuştur. Dünya Sağlık Örgütü kısa süre önce sınırlı kanıtlara dayanan ve içme suyundaki mikroplastik parçacıkların mevcut seviyelerde zararlı olmadığı sonucuna varan bir rapor yayınlamıştır ancak acilen daha fazla araştırma yapılması çağrısında bulunmuştur. Mikroplastiklerin sulara girmesinin birçok yolu vardır: örneğin, yüzey akışı yoluyla (lastiklerin geride bıraktığı partiküller drenaj ağlarına geçer); nehirlere ve okyanuslara giren atık sular yoluyla; atmosferdeki kirlilik (partiküller rüzgâr ve karla taşınır); ve maden suyu şişeleri yoluyla sulara karışabilir.
Mikrıplastiklerin yaşayan dünyayı, biyolojik organizasyonun neredeyse tüm seviyelerini etkilediği keşfedilmiştir. Aslında araştırmacılar, yılda 39.000 ila 52.000 parçacık alındığını tahmin etmektedir. Mikroplastiklere maruz kalmanınn sağlığa etkileri tam olarak bilinmemekle birlikte, içlerinde tehlikeli kimyasal maddelerin varlığı potansiyel sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Risklerin tam olarak anlaşılması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Bu makale mikroplastiklerin ne olduğunu ve insan sağlığı üzerindeki potansiyel etkilerini ele almaktadır.

Mikroplastiklerin Birincil ve İkincil Kaynakları

Mikroplastiklerin birincil ve ikincil olmak üzere iki ana kaynağı vardır.
Birincil kaynaklar: Parıltı, tüylü kumaş üretmek için kullanılan mikrofiberler ve bazı kozmetiklerde eksfoliyan (pullanma önleyici) olarak kullanılan plastik mikroboncuklardır.
İkincil kaynaklar: Okyanusta plastik torbalar, zamanla bozulan su şişeleri, pipetler, plastik hap şişeleri ve balık ağları gibi küçük parçalara ayrılan daha büyük plastik öğelerdir.
Plastik gıda kapları nanoplastik adı verilen küçük parçacıklar salmaktadır. Aynı sorun su ısıtıcıları (kettle) ve biberonlar için de geçerlidir. Bulgular endişe vericidir ancak bilim insanları bunun ne kadar zararlı olabileceğini daha önceleri saptayamamışlardır. Sonuçta insanlar, örneğin düzenli olarak toz yutmakta ve solumaktadır. Plastik değişken bileşimde olabilir ve pigmentler, ultraviyole stabilizatörler, alev geciktiriciler, su iticiler (suya dayanıklılığı sağlayan bir çeşit kaplama), sertleştiriciler, örneğin bisfenol A, yumuşatıcılar (ftalatlar) gibi çok çeşitli katkı maddeleri içerir. Plastiklerin dayanıklılığı nedeniyle ortaya çıkan kirlilik uzun yıllar sürer. Aslında mikroplastik sorunu her geçen yıl daha da kötüleşmeye devam etmektedir. Üretilen yıllık tahmini mikroplastik kütlesinin (yaklaşık 400 milyon ton) 2050 yılına kadar iki katından fazla artması beklenmektedir.Mikroplastikler İnsan Sağlığını Nasıl Etkiler, Zararları Nasıl Azaltılabilir?
Mikrofiberler
Mikrofiberler, çapları 5 mm’den küçük olan ve çevrede bulunan en yaygın mikroplastik türüdür. Gözle görülmeseler de, plastik mikrofiberler her yerdedir. Tekstil endüstrisi mikrofiberlerin en büyük üreticilerinden biridir. Bugün bilim insanları, tekstillerin dünya okyanuslarındaki mikroplastik kirliliğinin %35’ini (sentetik mikrofiberler şeklinde) ürettiğini tahmin etmektedir. Giysilerin çoğu plastikten yapılmış lifler içerir. Polyester, naylon ve akrilik gibi sentetik elyafların düzenli aşınması ve yıpranması mikrofiber (mikro elyaf) denilen parçacıkları üretir. Giysilerin günlük olarak yıkanması, daha sonra yerel atık su arıtma tesisine giden mikrofiberler üretir ve bunların %40’a kadarı nehirlere, göllere ve okyanuslara karışır. Kurutucular ayrıca havaya atılan ve bir kez daha göllere, nehirlere ve ardından musluk suyuna karışan büyük miktarda mikrofiberlerden sorumludur.
Mikroboncuklar
Plastik mikroboncuklar, genellikle çok, çok küçük ve hatta bazen görülmesi zor olan bir mikroplastik kategorisidir. Mikroboncuklar genellikle imalatta kullanılan plastik hammaddelerin temel formu olan ve genellikle silindir veya disk şeklinde ve yaklaşık 2-3 milimetre boyutunda olan plastik pelletlerle sıklıkla yanlış bir şekilde karıştırılmaktadır.
Ürünlerdeki mikroboncuklar en çok kozmetik endüstrisinde kullanılan 1 mm’den daha küçük katı plastik parçalarıdır. Diğer mikroplastiklerin aksine, mikroboncuklar kasıtlı olarak küçük plastik parçacıkları olarak üretilir. Mikroboncuklar genel olarak sabun, yüz peelingi ve diş macunları gibi kişisel bakım ürünlerinde temizleyici ve eksfoliant olarak işlev görür. Birçok kişisel bakım ürünü şirketi, ürünlerinde mikroboncuk kullanımını gönüllü olarak aşamalı olarak bırakmakta veya alternatifler aramaktadır.
Çoğu atık su yönetim sistemi, plastik mikroboncukları filtreleyemez veya yakalayamaz. Bu, sonunda nehirlerde, göllerde ve okyanuslara karışmalarına neden olabilir. Balıklardaki yüksek mikroplastik seviyesi üzerine yapılan son çalışmalar farkındalığı artırmış ve 2015’in Aralık ayında çıkan ABD “Mikroboncuksuz Sular Yasası” ile ABD dahil olmak üzere giderek daha fazla ülke mikro boncukları yasaklamıştır.

Mikroplastikler Vücuda Nasıl Girer?

Mikroplastiklerin ana kaynağı içme suyudur. Yapılan bir araştırma, ortalama bir insanın her hafta şişelenmiş sudan ve musluk suyundan 1.769 parçacık (yaklaşık 5 g) plastik tükettiğini bulmuştur. İnsanların ne kadar kötü etkilendiği nerede yaşadıklarına bağlıdır: ABD ve Hindistan’da Avrupa veya Endonezya sularında bulunandan iki kat daha fazla mikroplastik bulunur. Mikroplastikler çeşitli şekillerde, örneğin yiyeceklerle de alınır. En büyük kaynaklar arasında bira, tuz ve kabuklu deniz ürünleri bulunur. Kabuklu deniz hayvanları bütün olarak yenir, bu yüzden plastikle kirlenmiş sindirim sistemleri de yutulur. Araştırmalar konserve balık ve balık karaciğerlerinin de mikroplastikler içerdiğini göstermiştir.

Mikroplastikler Zararlı mı?Mikroplastikler İnsan Sağlığını Nasıl Etkiler, Zararları Nasıl Azaltılabilir?

Mikroplastikler insanları çevreler ve havada, suda, gıdada, tüketici ürünlerinde her yerde bulunmaları nedeniyle soluma, yutma ve deriden emilim yoluyla maruziyet meydana gelebilir. Bilim insanları, her gün 100.000’den fazla mikroplastik parçacığın yutulabileceğini düşünmektedir. Giyilen sentetik giysiler bile lifler dökebilir, bazı araştırmalar tekstil ürünlerinin havadaki mikroplastiklerin ana kaynağını olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu küçücük parçacıklar vücudun hücrelerine, dokularına ve organlarına girme kapasitesine sahiptir. Bilim insanları, mikroplastiklerin daha önce düşünülenden daha büyük bir sağlık tehlikesi oluşturduğundan şüphe duymaktadır. Uzun vadeli etkiler net değildir ancak çalışmalar devam etmektedir. Mikroplastiklerin insanlar üzerindeki etkilerini doğrudan incelemek için henüz hiçbir araştırma yapılmamıştır. Şimdiye kadar mevcut olan araştırmalar ya insan hücrelerini veya dokularını mikroplastiklere maruz bırakmış ya da çalışmanın bir parçası olarak fareler veya sıçanlar gibi hayvanlar araştırılmıştır. Bazı maruz kalma seviyeleri, hayvanlarda ve in vitro çalışmalarda iltihaplanma, solunum problemleri ve toksisiteye yol açmıştır. Çalışmalarda kullanılan maruziyet seviyeleri muhtemelen günlük yaşamda karşılaşılanlardan çok daha yüksektir.
Yutulan mikroplastikler söz konusu olduğunda, potansiyel olarak maruz kalınan toksisite seviyesi, sistemden ne kadar hızlı geçtiklerine bağlıdır. Mikroplastikler sindirim sistemine girdikten sonra iltihaplanmaya, bağışıklık reaksiyonlarına ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir ve yakın zamanda yapılan bir inceleme, bunların bağırsak mikrobiyomu üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini öne sürmüştür. İnsanların bağırsaklarında plastik birikmesinin potansiyel riskleri ve bağırsak bakterilerinin bu sentetik kimyasallara tam olarak nasıl tepki vereceği hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmemektedir.

Deniz Mikroplastikleri

Bilim insanları, 20 yılı aşkın bir süredir mikroplastiklerin potansiyel olarak zararlı etkilerini araştırmaktadır ve şimdiye kadar yapılan çalışmaların çoğu deniz yaşamı üzerindeki risklere (şu anda havadaki mikroplastikler hakkında çok daha az şey bilinmektedir) odaklanmıştır. Dünya okyanuslarında bulunan birincil mirkoplastiklerin ana kaynakları %35 sentetik tekstiller, %28 lastikler, %24 şehir tozu, %7 yol işaretleri, %4 deniz suyuna karşı koruyucu kaplamaları, %2 kişisel bakım ürünleri, %0,3 plastik pelletlerdir. Mikroplastikler, balinalardan küçük zooplanktonlara kadar çok çeşitli su organizmalarında tespit edilmiştir. Bu mikroplastikler, deniz organizmaları için fiziksel ve fizyolojik bir tehdit oluşturmakta ve besin zincirinde kolayca taşınıp biyolojik olarak birikmeleri nedeniyle insanlar için de bir tehdit oluşturmaktadır. Ancak deniz mikroplastiklerinin insan sağlığı üzerindeki etkisini incelemek zordur çünkü insanlar deneylerde kullanılamaz, plastikler ve katkı maddeleri, fiziksel ve kimyasal bağlama bağlı olarak farklı davranır ve mikroplastiğin özellikleri, besin zincirindeki organizmalar onları tükettikçe, metabolize ettikçe ve salgıladıkça değişebilir. Gıda işleme ve pişirmenin sudaki organizmalarda plastiklerin toksisitesini nasıl etkileyebileceği ve aslında hangi seviyedeki kontaminasyonun zarar verebileceği hakkında çok şey bilinmemektedir. Daha olumlu olarak, mikroplastiklerin, tüketilen balıkların bir parçası olan kas dokusuna taşınmak yerine balıkların bağırsaklarında kaldığı düşünülmektedir.
Mikroplastiklerin her yerde (2015 yılında oşinograflar, dünya genelinde yüzey sularında 15 ila 51 trilyon mikroplastik parçacığın yüzdüğünü tahmin ediyorlardı) mevcut olduğu endişesi devam etmektedir. Mikroplastikler zamanla kaçınılmaz olarak nanoplastiklere dönüşecekler ve tespit edilmeleri zor olacaktır ancak plastik atıkların geri dönüştürülebileceği veya geri kazanılabileceği akılda tutulmalıdır.

Mikroplastiklerden Korunma Yolları

Mikroplastikleri almanın birçok yolu olduğu için onlara maruz kalmayı en aza indirmek en iyisidir. Mikroplastik alımını ve etkisini sınırlamanın, gezegendeki mikroplastik kirliliğini en aza indirmenin nispeten kolay yolları vardır. Genel olarak plastik kullanımı azaltılmalıdır, bu çevreye daha az mikroplastik girmesi anlamına gelir. Evdeki ve çevredeki mikroplastik miktarını azaltmak için herkes üzerinize düşeni yapmalıdır. Mikroplastiklerin, mikroboncukların ve mikrofiberlerin tüketimini ve etkilerini azaltmaya yönelik ipuçları şunlardır:

Şişelenmiş Su Kullanımı BırakılmalıdırMikroplastikler İnsan Sağlığını Nasıl Etkiler, Zararları Nasıl Azaltılabilir?

Mikroplastikler için mevcut en iyi verilerden bazıları suyla ilgilidir ve şişelenmiş suyun, musluktan ortalama 22 kat daha fazla içerdiği gösterilmiştir. Araştırmacılara göre, sadece şişelenmiş su içmekle yılda 90.000 plastik parçacığı tüketilirken, musluk suyunda bu sayı 4.000’dir. Şişelenmiş suyu inceleyen bir araştırma, su markalarının %93’ünün, esas olarak paketleme ve şişeleme sürecinden dolayı mikroplastik içerdiğini bulmuştur. Bazıları önde gelen uluslararası markalardır.
Tek kullanımlık plastik su şişelerinden kaçınılmalıdır ve yeniden doldurulabilir, plastik olmayan şişeler kullanılmalıdır. Musluk suyu çevre için daha iyidir ve elbette daha ucuzdur. Yaşanılan bölgedeki musluk suyunun kalitesi hakkında endişeler varsa, bir su filtresi kullanmak iyi bir fikir olabilir. Ayrıca, şişelenmiş su, çoğu musluk suyuyla aynı test gereksinimlerine tabi değildir, bu nedenle gerçek kalite genellikle bilinmemektedir. Filtreli su şişeleri veya filtreli sürahiler mikroplastik parçacıkları (ve diğer kirleticileri) içme suyundan uzaklaştırmak için tasarlanmıştır. Mikron derecesi 2 veya daha az olan çoğu blok karbon filtre mikroplastikleri giderir. Şimdiye kadar yalnızca üreticilerin laboratuvar testlerine güvenilmiştir ancak bu filtreler etkili görünmektedir.

Çay Poşetleri Özenle Seçilmelidir

Pek çok çay poşetinin plastikten yapılmış olması şaşırtıcıdır. Araştırmacılara göre, çay demlemek için plastik bir poşetin üzerine kaynar su dökmek çayın içine milyarlarca mikroplastik ve nanopartikül salabilir. Diğer bir konu ise sentetik çay poşetlerinin bozunabilir ve gübreleşebilir olmamasıdır. Bu sorunlardan kaçınmanın iki temel yolu vardır. Tekrar kullanılabilir bir metal veya cam süzgeçte yaprak ya da dökme, demleme çay hazırlamak bir çözümdür. Bir başka çözüm ise poşetler için doğal lifler kullanan çay markalarını dikkatlice seçmektir. Hem demleme çay hem de doğal lifli çay poşetleri gübre elde etmek amacıyla, organik kalıntı olarak çürümeye bırakmak için güvenlidir.

Doğal Zemin Ürünleri Tercih Edilmelidir

Yapılan bir araştırma, evlerdeki tozun çeşitli mikroplastikler içerebileceğini ortaya çıkarmıştır. Bu durum bebekleri ve yeni yürümeye başlayan küçük çocukları, yetişkinlere göre yerde daha fazla zaman geçirdikleri için hava yoluyla onları yutma konusunda özellikle yüksek risk altına sokar. Bununla birlikte, zemin tipi ve vakumlama sıklığı partiküllerin yaygınlığını ve türünü etkiler. Halı kaplı evlerde polietilen ve polyester gibi petrokimya bazlı elyafların miktarı neredeyse iki katına çıkarken, sert zeminli evlerde daha fazla polivinil elyaf bulunur. Ayrıca, zeminleri haftada en az bir kez süpürmek havadaki partikülleri azaltabilir.

Doğal Lifler Kullanılmalıdır

Polyester gibi sentetik giysilerin mikroplastiklerin oluşumuna katkısı büyüktür. Bu nedenle giysilerde ve ev eşyalarında doğal liflerin seçilmesi mantıklı olarak hava yoluyla maruziyeti azaltmaya yardımcı olur. Mümkün olduğunca, pamuk, ipek, yün, kenevir ve diğer doğal lifler gibi organik malzemelerden yapılmış çevre dostu, sürdürülebilir kıyafetler, yatak takımı, havlular ve halılar seçilmeli, sentetik olmayan çevre dostu ürünler satın alınmalıdır. Bazı markalar okyanus dostu mayolar ve dalış kıyafetleri, bazıları da sıfır atık, doğal çivit (indigo) boyama, tamamı pamuklu nevresimler, yatak takımları üretmektedir.
Her türlü malzeme bir miktar mikrofiber üretecektir fakat pamuk gibi doğal malzemeden elde edilen mikrofiberler, sentetik malzemelerden elde edilenlerden daha büyük kalma eğilimindedir. Bunun nedeni, pamuk liflerinin sıklıkla birbirine dolanması ve havaya kolayca salınmayan daha büyük tiftik (hav) parçaları oluşturmasıdır.

Çamaşır Yıkama Şekli Değiştirilmelidir

Giysiler, yıkayıcı ve kurutucudan geçerken fazladan bir aşınmaya ve yıpranmaya uğrar. Yıkayıcılar ve kurutucular tarafından her tür malzemeden mikrofiberler üretilir fakat en endişe verici olanlar polyester ve diğer sentetik malzemelerden elde edilen mikroplastiklerdir. Kurutucular, çamaşır makinelerinden yaklaşık 40 kat daha fazla mikrofiber üretir ve tek bir ev tipi kurutucu, her yıl havaya 120 milyona kadar mikrofiber salar. Aşağıdakiler yapılarak çamaşır makinesi ve kurutucu tarafından salınan mikroplastik miktarı azaltılabilir:
*Mikroplastikleri yakalayan kaliteli filtreler kullanılmalıdır. Mikroplastikler İnsan Sağlığını Nasıl Etkiler, Zararları Nasıl Azaltılabilir?
*Çamaşır makinesinde giysilerden dökülen mikrofiberleri yakalayan bir çamaşır topu edinilmelidir. Çamaşırların çevre üzerindeki etkilerini azaltmayı amaçlayan bu toplar mercanların okyanusu filtreleme şeklinden ilham alır ve mikrofiberleri görülebilen tüyler halinde toplar, böylece doğru şekilde atılabilirler.
*Çamaşırlar açık havada kurutulmalı, kurutma makinesi kullanılmamalıdır.
*Her yıkamada daha az su kullanılmalıdır.
*Normal döngüden daha fazla su kullanan hassas yıkama ayarından kaçınılmalıdır.
*Giysiler daha az yıkanmalıdır.
*Yeni kıyafetler daha önce yıkanmış ve giyilmiş kıyafetlerden daha fazla mikrofiber tuttuğu için daha az yeni kıyafet satın alınmalıdır.

Et ve Balık Tüketimi Azaltılmalıdır

Ne yazık ki, deniz ortamı mikroplastiklerle kirlendiğinden, bazı deniz ürünleri türleri kirlenmiş durumdadır. Bütün olarak yenen küçük balıklar, midyeler, istiridyeler ve deniz tarağı dahil olmak üzere çift kabuklular özellikle endişe kaynağıdır. Maruz kalmayı azaltmak için bu tür deniz ürünlerinin tüketimi azaltılmalıdır. Tam bir vegan olmaya gerek olmasa da daha esnek bir yaklaşıma ihtiyaç vardır.

Tek Kullanımlık Plastiklerden Kaçınılmalıdır

Plastik maddeler sonunda parçalanır ve çevreye giren ikincil mikroplastikler üretir. Tek kullanımlık plastiklerden kaçınılmalı, alışveriş yaparken kumaş çantalar veya sırt çantaları taşınmalıdır. Plastik poşetler yerine mümkünse kağıt olanlar kullanılmalıdır. Sıfır atık marketlerinden ve diğer çevre bilincine sahip perakendecilerden alışveriş yapılmalıdır. Tek kullanımlık plastik pipetler yeniden kullanılabilir metal, cam veya bambu pipetlerle değiştirilmelidir. Tek kullanımlık plastik su şişelerinin kullanımının azaltılmalı, bunun yerine yeniden doldurulabilir bir su şişesi kullanılmalıdır.

Yiyecekler Plastikte Isıtılmamalıdır

Araştırmalar, yiyecekleri veya suyu plastikte ısıtmanın daha fazla mikropartikül salmasına neden olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, plastik içindeki yiyecekleri mikrodalgada pişirmekten veya plastikleri bulaşık makinesinde yıkamaktan kaçınılmalıdır. Aynı şekilde, sıcak yiyecekleri plastik kaplara koymak ve plastik spatula gibi plastik pişirme gereçlerini kullanmak da endişe kaynağı olabilir. Cam ve metal harika alternatifler oluşturur fakat mikrodalga fırına metal nesneler koymaktan kaçınılmalıdır. Mikroplastik maruziyeti tamamen ortadan kaldırılamasa da en büyük suçlulardan bazılarını azaltmak veya ortadan kaldırmak mümkündür. Daha fazla bilimsel araştırma, maruziyeti azaltma konusunda daha bilinçli kararlar verilmesine yardımcı olacaktır.

Çevresel Sürdürülebilirlik Politikaları Desteklenmelidir

Mikroplastikleri azaltmak için kişisel eylemlerde bulunulmalı, politikalar, vatandaşlarının sağlığına öncelik veren ve aslında plastik ve mikroplastik kirliliği krizlerini ele alan politikacılar ve kuruluşlar desteklenmelidir. Dünya genelinde plastik ve mikroplastik miktarını azaltmak için çalışan önlemler (makyaj ürünlerinde, yıkanabilir ıslak mendillerde, güneş kreminde ve deterjanlarda mikroplastik kullanımının yasaklanması gibi) de desteklenmelidir. Çevrede mikroplastiklere karşı mücadele eden kuruluşlara ve hayır kurumlarına gönüllü olunmalı veya katkıda bulunulmalıdır. Toplu taşıma kullanılmalı ve demir yolu altyapısı tercih edilmelidir.

Kaynakça:
https://earth911.com/living-well-being/reduce-microplastic-exposure/<
https://www.news-medical.net/health/How-do-Microplastics-Affect-Our-Health.aspx
https://tappwater.co/en/what-are-microplastics-tips-to-reduce/
https://earth.org/are-microplastics-harmful/<br />
http://www.gidahareketi.org/haber-sise_degil_zehir_deposu-3947
https://mikroplastik.org/mikroplastik-nedir/

Yazar: Müşerref Özdaş

Bunları da beğenebilirsin
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.