Moda, sosyal bir varlık olan insanın yaşam anlayışını şekillendiren en önemli kavramlardan biridir. İlk insanların karınlarını doyurduktan sonra hakkında fikir yürüttükleri ilk konuların başında moda gelmiştir. İnsanın sosyal dürtüleri, onu daima beğeni duygusu bakımından yeni ve uyumlu yani insanların beğeni ve ilgisini cezbetmek üzerine kuruludur.Moda kelimesinin bizdeki kullanımı Batılılaşma sürecindeki Osmanlının Fransa üzerinden geliştirdiği kültür sanat etkileşimine dayanır. Global anlamda moda İngilizcedeki fashion kelimesiyle kendine meslek jargonunda kullanım alanı bulmuştur. Fashion kelimesinin kökeni Latincedeki “facio” kelimesinden gelmektedir. Bizde bugün kullanılan moda kelimesi (mode) ise güncel olan, zamanın ruhuna denk düşen usul, tarz veya davranış şekli anlamına gelir. Moda denince aklımıza çoğunlukla giyim kuşam alanındaki yenilikler ve davranışlar bütünü gelse de moda hayatın her alanına dair yenilik ve zihniyet kalıplarını ifade eder.

Moda özel olarak bir toplum ruhunun ya da küresel anlamda bir akımın her bakımdan gözlemlenebildiği bir aynadır. Moda, globalleşen dünyada bireyselleşen hayatlarımızın ve aidiyet, farklılık, özgünlük ihtiyacımızın doğrudan tatmin kaynağıdır. Bunun yanında moda bireysel ihtiyaçların tatmin aracı olmasının yanında devasa bir endüstriyel sektörün de varlık alanını ifade eder. Modanın temelinde yeni bir şey ortaya koymakla birlikte daha güzeli daha farklıyı zihinlerde albenili hale getirmek vardır. Modaya uyumlu olmak normal kıyafet sahibi olmaktan daha farklı bir duygu ve olaydır. Moda bir ihtiyacı karşılamak değil o ihtiyaca anlamlı bir görünümüm ve uyumlu bir duygu kazandırmaktır. Bu anlamda moda fayda ilkesini değil de yeni ve farklı; güzel ve özgün olanı ortaya koyması bakımından sanatsal bir meşgale olarak görülebilir.

Moda bilhassa İlk Çağ’dan Sanayi İnkılabı’na kadar aristokrat sınıfın bir statü beyan aracı ve arayışıyken kozmetik endüstrisinin tüm dünyayı kasıp kavurduğu ve sınıf ayrımlarının geçişkenleşmesiyle birlikte günümüzde hemen hemen tüm insanların ortak endişesi ve takip ettiği bir yaşam anlayışı haline gelmiştir. Modanın medya etkisiyle tüm bireyleri ilgilendirir hale gelmesi modanın hayatımızın birinci gündem maddesi olmasını beraberinde getirmiştir.

Modanın tarihçesi tarih öncesi çağlara kadar uzanmaktadır. Gerek yapılan arkeolojik araştırmalar gerekse de kıyafetlerin tarihsel gelişimi incelenince Mısırlıların çöl ikliminden korunmak için giydikleri kıyafetler ve seçtikleri renkler, Eski Yunan ve Roma’da statü sahiplerinin toplum içerisinde statülerini vurgulamak için tercih ettikleri kıyafet ve aksesuarlar biçimleri modanın bağımsız bir disiplin haline olarak ne kadar eski bir serüvene sahip olduğunun ifadesidir.

Modanın Bilinmeyenleri ve İlkleri

Modayla ilgili bilinmesi gereken en önemli şey, modanın akan bir nehir gibi sürekli kendini yeniliyor ve değişim halinde olmasıdır. Bu değişim kimi zaman bir gün içinde olabileceği gibi yıllar da sürebilir nihai olarak bugün moda olarak beğeni ve ilginin odağında olan bir şey yarın demode yani itici ve absürt olabilir.

Şimdi moda tarihinin enlerini ve ilklerini sizler için derleyecek olursak aşağıda yer verdiğimiz detayların birçoğu size oldukça şaşırtıcı gelecektir.

– Orta Çağ Avrupa’sında yeşil dirilişi ve doğayı temsil ettiği için hamileler tarafından tercih edilen en önemli renkti.
– Sanayi inkılabında İngiltere’den sonra ilk fabrikaların ve atölyelerin kurulduğu Almanya aynı zamanda İlk moda dergisine de ev sahipliği yapmıştır. 1586 yılında Almanya’da yayınlanan bu dergi sonrasında tüm ülkelere de yayılmıştır.
– Moda kelimesinin en fazla duyulduğu alan olan tekstil dünyasının altın kasesi olan ilk iğneler 30 bin yıl önce hayvan kemiklerinden elde edildi..
– İnsanoğlunun giyim kuşam denilince aklına gelen en önemli parçalardan olan ayakkabılar ilk defa sandalet formunda M.Ö. 7 bin yılında üretilmiştir
– Kot pantolonların ana vatanı olan Amerika, aynı zamanda ilk pantolon cebinin tasarlandığı yerdir de. İlk cepler kovboyların saatlerini taşımaları için tasarlanmıştır.
– Bugün kadın, erkek herkesin kıyafette en önemli parçalardan biri olarak gördüğü gömlekler 19. yüzyıla kadar erkeklerin iç çamaşırı olarak kabul ediliyordu.
– Uykularımızın vazgeçilmezi olan pijamalarımızın tarihi 16.yüzyıla dayanmaktadır. Bu tarihten önce çoğunlukla çıplak yatmaktaydı.
– Kadınların son derece güzel görünmesinin diğer adı olan bikinilerin ismi ilginç bir hikayeye dayanmaktadır. Bu kıyafetlerin tasarımcısı Louis Réard, dizayn ettiği şeyin bomba etkisi yapacağına gönderme yapmak için II. Dünya Savaşı’nda ABD ordusunun nükleer bomba denediği mekan Bikini Atolü’nün ismini verdi.
–Kıyafetler için marka sembolü olan İlk logo tasarımı timsah figürüyle Lacoste markası tarafından kullanılmıştır.
–Moda endüstrisinin kalbi olan Amerika aynı zamanda ilk resmi moda haftasının düzenlendiği yerdir. İlk Resmi moda haftası 1943 yılında New York’ta düzenlenmiş ve büyük ilgi odağı olmuştur.
Barbie bebekleri olarak bilinen oyuncakların kız çocuklarının güzellik parametreleri üzerinde ne kadar etkili olduğunu bilmeyen yoktur. Bugün her renkten ve desenden kıyafetlerle satılan Barbie bebekler ilk ortaya çıktıklarında siyah beyaz bir mayodan başka bir şey taşımıyorlardı.
– Moda dünyasında her rengin ayrı bir anlam ve değeri vardır. Yakın zaman kadar renklerin statü belirlemede önemli bir etkisi olduğu gerçeği birçok kimse tarafından gözden kaçırılan bir noktadır. Renklerin bu değeri özellikle protokollerde hala varlığını korur. Roma ve Bizans döneminde mor rengi, gerek zor elde edildiği gerekse de yüksek bir asaleti simgelediği için bu renkten yapılan pelerinleri sadece imparatorlar ve hakimler giyebilirdi.
– Renklerin duygu ve ruh halini ifade etmesi birtakım evrensel değerler taşısa da bu durum kültürden kültüre farklılık gösterebilir. Bunun en güzel örneği beyaz renkle ilgilidir. Beyaz rengi pek çok kültürde saflığı, masumiyeti temsil ederken beyaz renk, Çin kültürüne göre yorgunluğun, tükenmişliğin ifadesidir.
– Dünya moda tasarımcıları arasında bir ikon ve Coco markasının da sahibi olan Coco Chanel’in tuhaf kişilik özellikleri de moda dünyasının ilginçliklerinin şaşırtıcı bir yönüdür. Coco Chanel, 70 yaşına girdiğinde bütün eteklerinin boylarını kısaltma kararı aldı. Chanel beğenilme ve dikkat çekme dürtüsüne kendisini o kadar kaptırdı ki tıpkı genç kızlar gibi olmak peşindeydi. Coco yaşamının ilerleyen senelerine doğru gerek beğenilme duygusu gerekse aşırı bohem yaşamını dizginleyebilmek için kendisini kaldığı Ritz otelindeki yatağına bağlatıyordu. Çünkü kendisini çok iyi bilen Coco, gece kalkıp otel personelini ve genç erkekleri ayartmaya ve onlarla ilişki yaşamaya çalışıyordu.

Kaynakça:
https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/coconun-mahrem-sirlari<br /><br />
http://www.pazarlamasyon.com/tasarim/logolardaki-renklerin-psikolojik-yansimalari-mor/

Yazar: Erdal Uğur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here