Mutlu evliliğin sırlarından bahsetmeden önce akla başka bir soru geliyor: “Mutlu evlilik mümkün mü?” Evli insanların genellikle evliliklerinden ve eşlerinden şikayet ediyor ve boşanmaların günden güne artıyor olması; insanların evlilik konusunda karamsar bir izlenime sahip olmalarına neden oluyor. Bugün, 1 yıllık evli çift de 20 yıllık evli çift de evliliğinden memnun değil. Üstelik evli çiftlerin şikayetlerinin benzer problem etrafında dönüyor olması, “mutsuzluğun” evliliklerin kaçınılmaz bir sonu gibi algılanmasına neden oluyor.
Yıllardır evlilik, aşk ve ilişkiler üzerine birçok çalışmalar yapılıyor ve mutlu ilişkiler var mı, var ise bu ilişkilerde farklı olanın ne olduğu bu çiftlerin neyi farklı yaptığı, araştırılıyor. Amerika’da kurulmuş olan Gottman Enstitüsü de yaklaşık 40 yıldır bu soruların cevaplarını arıyor. Enstitü’nün kurucusu olan Dr. John Gottman’ın söylediğine göre bugüne kadar yaklaşık 3000 çifti incelemişler. Sonuç olarak da mutlu çiftlerin neleri yapmadıklarına dair bir fikir sahibi olmuşlar ve ilişkileri bitiren 4 davranış tespit etmişler.  İlişkilere zarar veren bu dörtlüden ilki “yıkıcı eleştiri” ya da bir başka deyişle “suçlama”dır. Çiftler elbette ki birbirlerini olumlu ve olumsuz eleştirir ve hatta en yakınımızdaki kişinin bize getirdiği eleştiriler kendimizi geliştirmemize yardımcı olabilir. Fakat eleştiriden bulunurken kullanılan üslup oldukça önemli. Eleştiri yaparken amacımız eşimizi ya da partnerimizi kırmak, suçlamak değil uyarmak ya da yardımcı olmak olmalı. Hakaret edercesine yapılan eleştirinin ne karşımızdakine ne de ilişkimize bir faydası olmayacaktır.
İkincisi ise aslında birincisinin de sonucu olan “savunma”dır. Çiftlerden birbirlerini suçlamaya başladıklarında bunu kendilerini savunmaya geçmeleri takip ediyor. Bu durumda çiftlerin bakış açılarında küçük bir değişiklik yapmaları, tartışmanın sonucunu iyi yönde değiştirebilir. Çiftler bir konuda anlaşmazlığa düştüklerinde birbirlerine karşı gard alıyorlar. Oysa, tartışmaya neden olan sorunu hedef almak birbirine karşı değil de birlikte “soruna” karşı gardını almak soruna bir çözüm getirmeyi kolaylaştıracaktır.
Dr. Gotman’nın ilişkilere çok zarar verdiğini ortaya koyduğu üçüncü davranış ise “saygı eksikliği”dir. Çiftler evlendikten ya da birbirlerine alıştıktan sonra oluşan aşırı samimiyetin de bir sonucu olarak çıkabilen bir durum. Samimiyet ve birbirine karşı rahat olmak ve hissetmek her ilişkinin olağan ve güzel de bir sonucu fakat bazen bu rahatlık, beraberinden birbirimize karşı sözlerimizi ve davranışlarımızı düşünmeksizin sergilememize ve aradaki saygıyı zedelememize neden olabiliyor. Tartışma esnasında hakaret etmek ve partnerimizi küçümseyici ifadelerde bulunmak bizim için normalleşirken, karşımızdaki kişinin kırgınlıkları birikip bizden soğumasına neden olabiliyor.
Sonuncu olumsuz davranış ise “duvar örme”dir. Duvar örmeyi, çiftlerden birinin, bir sorunu ya da rahatsız olduğu bir durumu çözmeye çabalarken diğerinin tepkisiz kalması olarak tanımlayabiliriz. Bir ilişkide taraflarda biri için sorun varsa bu her ne kadar görmezden gelse de diğer taraf için de aslında sorun teşkil eden bir durumdur ve iki tarafı da eşit derecede ilgilendirir. Bunu görmezden gelmek ya da halı altına süpürmek sadece birikip büyümesine neden olur. Ayrıca ilişkide bir problem varsa buna çiftlerden birinin yol açtığını söylemek haksızlık olur. Evlilikte, ilişkide bir sorun varsa her iki tarafın da bu sorunun oluşumunda payı ve sorumluluğu olduğu gerçeğini kabul etmek gerekir. Sorunun çözülebilmesi için öncelikle onu kabul etmek daha sonra ise harekete geçmek gerekir.
İlişkimizi korumak için neler yapmamamız gerektiğini konuştuk. Şimdi ise nelerin yapılması gerektiği ve elzem olduğundan bahsedelim. Pek çok farklı uzmanlar, yine de farklı insanlarla birçok araştırmalar yaptılar. İlişkilerle ilgili de yazılan, söylenen ortaya konan pek çok önemli unsurlar ortaya konuldu. Bir önem sırasına koymak gerekirse; arkadaşlık ilişkisi, cinsellik, kişisel alan ve sorun çözme becerisi şeklinde sıralanabilir bu dörtlü. Bu dörtlünün öncelik sıralaması, her çiftin ilişkiden ve birbirlerinden olan beklentilerine göre değişiklik gösterebilse de, dördünün de bulunması ilişkinin mutlu bir şekilde devamı için olmazsa olmaz.
Bir ilişkide ya da evlilikte çiftin arkadaşlık ilişkisi kurabilmiş olmaları iyi ve güçlü bir iletişim kurabildiklerini gösterir. Ayrıca muhabbet edebiliyor olmalarının dolayısıyla da birlikte vakit geçirmekten keyif aldıklarının bir göstergesidir. Ortak ilgi alanlarını keşfetmek ve birlikte yapabilecekleri hobiler edinmek bu konuda çiftlere yardımcı olacaktır.
Cinselliğin verimli yaşanması, çiftlerin evlilikten ve ilişkiden doyum almalarını ve aralarındaki tutkuyu kaybetmemelerini sağlar. Cinsel çekim çiftin arasındaki bağı güçlendirir ve yine ilişkiyi daha keyifli hale getirir. Cinsel sorunlar ise hiç vakit kaybetmeden uzman desteği almak gerekir.
Günümüzde bazı çiftlerin “biz” olmayı biraz yanlış anladıklarını görüyoruz. Her şeyi her zaman birlikte yapmak ve tüm vakti beraber geçirmek “biz” olmak değildir. Evlilikte, ilişkide bireylerin kendilerine ait özel alanlarının olması, ayrı vakit geçirdikleri zamanları ve arkadaşları olması hem ilişki için hem her iki taraf için gereklidir. Her şeyi birlikte yapmaya kalkışmak partnerlerin birbirlerini bunaltmasına neden olabilir, birey kendinden uzaklaşabilir ve boşluğa düşebilir. Zaman zaman ayrı takılıp, birbirini özlemenin her iki tarafa da iyi geldiği ilişki uzmanları tarafından sıkça hatırlatılmaktadır.
Son olarak da “sorun çözme becerisi”. İlişkilerin kurtarıcı unsurlarından da sonuncusudur. Her evlilikte her ilişki de aslında insanın olduğu her yerde sorun vardır. Dolayısıyla, mutlu evlilik ya da mutlu ilişki sorunsuz demek değildir. Mutlu çiftler de pek çok sorun yaşarlar. Onların farkı sorun çözme becerilerinin gelişmiş olmasıdır. Birbirlerini iyi tanıyan ve birbirlerine karşı duyarlı olan çiftler sorunlarını daha rahat çözebilirler. Buna bağlı olarak, sorun çözme becerisini geliştirmek için öncelikle aradaki iletişimi güçlendirmek gerekiyor. Zaten iletişimi güçlendirmek pek çok problemin çözümünü de beraberinde getirecektir.
Mutlu ilişki imkansız ya da zor değildir sadece biraz gerçekçi olmayı ve doğru iletişim kurmayı gerektirir. Birey önce kendini tanıyıp, sınırlarını ve ne istediğini bilirse daha doğru seçimler yapabilir. İkinci adım olarak ise partnerimizi tanımak onun sınırlarını bilmek ve beklentilerinin farkında olmak doyumlu bir ilişki yaşamanızın anahtarıdır.

Yazar: Nida Altan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here