Her insan hayatında kendini yalnız ve çaresiz hissetmiştir. Ancak üniversite çağındaki gençlerin bu dönemi atlatması bazen zor olabiliyor ve hatta kötü sonuçlar doğurabiliyor.Bir çok üniversitede artan intihar girişimleri ve ölümler bizi bu konuyu psikologlar ve rehberlik servislerinden aldığımız yardımlar ışığında daha ayrıntılı incelemeye itti.
Son zamanlarda Türkiye’nin ODTÜ, İTÜ gibi önde gelen üniversitelerinde yaşanan intihar teşebbüsleri üniversitelerde öğrenci depresyonuyla ilgili bir gündem oluşturdu. Ve bu gündemle beraber tüm gözler öğrencilere, eğitimcilere ve tabi ki uzmanlara çevrildi.
Uzmanlara göre depresyon, beyindeki biyokimyasal enzim dengelerinin bozulması sonucu ortaya çıkan, ancak ruhsal belirtilerle kendini gösteren, psikiyatri biliminin odukça önemli bir hastalığıdır. Depresyon halindeki kişiye gelecek hiçbir şey vaad etmediği gibi, karanlık günler onu beklemekte, ne işinde ne de özel hayatında sevilmeyeceği, değerli ve başarılı olamayacağı düşüncesi ve duygusu kişiliği bir ağ gibi sarmaktadır. Uykusuzluk ya da aşırı uyku hali, enerji kaybı, içe kapanıklık, günlük aktivitelerde azalma, sosyal çevreden uzaklaşma bu durumu açığa vuran davranışlardır.
Depresyonun nedeni tam olarak bilinememekle birlikte neden olabilecek faktörler üç başlık altında toplanmaktadır: Biyolojik, genetik ve psikososyal faktörler. Bunlardan biyolojik olanları yapılan araştırmalarda beyin hücrelerinde bulunan biyojenik aminlerin depresyon hastalarının kan, idrar ve beyin sıvılarında bulunan miktarlarının normal değerlerin dışında olduğu teşhisiyle ortaya çıkar. Bu maddelerden başka vücutta değişik organlardan salgılanan hormonlarda depresyon oluşumunda rol oynar. Örneğin böbrek üstü bezi, tiroid bezi, veya hipofizden salgılanan hormonlar depresyon oluşumuna neden olabilir. Genetik faktörler henüz açıklanamamakla birlikte, psikososyal faktörler ilk atağın ortaya çıkışına ve tekrarlanmasına yol açan etkenlerdir. Psikososyal faktörlerden bazıları ise; aile ve okul sorunları, ülke, şehir değiştirme gibi yaşam koşullarıdır.
Gençlerde Depresyon ve İntihar Eğilimleri
Günümüzde genç deprsyonlarına, çağdaş toplumlardaki işsizlik sorunu, ümitsiz aşklar, istediği statüyü elde edemeyeceğine inanma, okul başarısızlığı, cezalandırılma korkusu, aile içi kavgalar neden olabilmektedir.
Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nın bu konudaki görüşleri ise şöyle; “Uygarlık ve teknolojideki artış, insanları tüm dünyada giderek yalnızlaştırmaktadır. Televizyonlar, bilgisayarlar, internet ağları bir yandan bütün dünyayı ayağımıza getirirken, bir yandan da insan ilişkilerini giderek azaltmaktadır. Bunlara ek olarak giderek değişen veya kaybolan manevi değerler, örf ve adetler, insanları bir yandan özgürleştirirken, bir yandan da sınırları tanımlanamayan bir boşluğa, bir bilinmezliğe götürmektedir. Mega kentlerin kalabalığında, henüz kişiliği yeteri kadar gelişmemiş, yeteri kadar deneyim kazanamamış gençler, kendilerini bu insan denizinde kolayca kaybetmekte, ufacık engellerle bile bazen başa çıkamamakta, özellikle Türkiye gibi hızla gelişmekte ve değişmekte olan ülkelerde doğruyla yanlışı ayıramamakta, sorunları giderek artmaktadır. Ve gençler bu sorunları çözebilmek için çevreden sürekli yardım beklemekte, etrafındakilerden anlaşılmayı dilemektedirler. Bu nokta da iletişim gençler için her şeyden önemlidir. Ancak bu iletişimi kuramayan gençler için ne yazık ki son iletişim aracı intihardır.”

Bu durumda kendini durdurulmuş, yolu kapatılmış hisseder ve depresyon ortaya çıkar. Hareket etmesi gerektiği halde edemediğini düşünen genç için ölüm hareketsizlikle eş anlamlıdır. Aslında genç bir çözüm olarak gördüğü intihara başvurmadan önce bazı sinyaller verir. Şaka yollu da olsa intihar etmeyi düşündüğünü direk söyleyebilir. Veda etme ayrılık düşüncelerini belirgin bir biçimde dile getirir ve bu yolculuğa çıkmadan önce dargın olduğu insanlarla barışma çabaları içine girer veya uzun zamandır göremediği insanları bir an önce görmek ister. İntihar etmeyi düşünen biri intiharı bir kurtuluş olarak gördüğü için içinde bulunduuu depresyon döneminden hızla sıyrılabilir.
Üniversitelerde İntihar Girişimleri
Türkiye, son zamanlarda, ODTÜ ve İTÜ gibi önde gelen üniversitelerinde art arda yaşanan intihar girişimleriyle sarsıldı. İlk intihar girişimi, mimarlık 1. sınıf öğrencisi Cemile Şahin’den geldi ve bu üzücü olay ne yazık ki ölümle sonuçlandı. Bu olaydan sadece birkaç gün sonra 2 öğrenci daha intihar girişiminde bulundu. Son anda kurtarılan öğrenciler şu anda psikolojik yardım alıyorlar. ODTÜ’lü öğrenciler müfredatın ağırlığından yakınırken Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun konuya yaklaşımı ise şöyle: “Özellikle ODTÜ, İTÜ gibi, yüksek puanlarla girilebilen üniversitelere, ülkemizin her yanından en başarılı öğrenciler gelmektedir. Başarılı olmak, yüksek beklentiyi de beraberinde getirir. Yüksek başarı ise bazı fedakarlıklar gerektirir. Bu öğrenciler başarılı olabilmek için çok çalışmakta ve o arada hayat önlerinden akıp gitmektedir. Çalışmaktan başka şeye zaman kalmadığından, yaşam deneyimleri arkadaşlarına göre daha az olmakta, çoğu zaman sosyalleşememektedirler. Bulundukları kentlerden kalkıp, büyük şehirlere ve oralardaki ünlü üniversitelere geldiklerinde, zor bir adaptasyon süreci onları beklemektedir. İşte bütün bunlar ve burada yazamadığımız daha pek çok ayrıntı, bu çocukları daha yüksek risk grubuna almaktadır.”
ODTÜ Rektörü Pof Dr. Ural Akbulut, müfredatın ağırlığını kabul etse de, standartların aşağı indirilmesinin söz konusu olamayacağını belirtti. Bu sorunları rehberlik danışma merkezlerinde ve bu merkezlere ek olarak kurmayı plandıkları “Alo İntihar Hattı” gibi değişik projelerle aşmaya çalışacaklarını söyledi.
Gençlere Yardım Eli Nasıl Uzatılabilir?
Depresyonla ilk kez tanışan gencin bunu fark etmesi oldukça zordur. Bu konuda ailenin ve arkadaşların uyanık davranması gerekmektedir. Ancak depresyondaki genç yardım almak yerine, yakın çevresinden kendini mümkün olduğunca izole etmeye çalışır. Yine de depresyondaki gencin en çok ihtiyacı olan şey ilgidir. Ve bu ilgi onu dinleyerek, sadece onunla vakit geçirerek sağlanabilir. Bunun yanı sıra, onları nasıl hissettikleri hakkında konuşmaya cesaretlendirebilir, tedavi olması için onu ikna edebilirsiniz. Bütün bunları yaparken genci depresyonda olduğu için suçlamamaya ve artık toparlanması gerektiğini söylememeye özen göstermelisiniz. Çünkü genç zaten olanlar için kendini suçluyor olabilir ve gelen eleştiriler karşısında kendini daha da kötü hissedebilir.
Genç Kendi Kendine Nasıl Yardım Eder?
Depresyonla savaşan gencin dikkat etmesi gereken en önemli nokta depresyonun kendi kendini beslemesidir. Yani olumsuz düşünceler alışkanlık halini alır, bu depresyonu derinleştirir ve içinden çıkılması daha da zor hale getirir. Unutulmaması gereken diğer bir nokta ise hayattaki sorunların anlık çözümlerinin olmadığıdır. Sorunları çözmek zaman, enerji ve çaba gerktirir. Depresyondan kurtulmak istiyorsanız hayatınızı daha yapıcı aktivitelerle doldurmaya çalışın. Fiziksel aktivitelerde bulunmak depresyonun üstesinden gelmede en etkili yöntemlerden biridir. Spor yapmak, koşmak, bisiklete binmek, tempolu yürümek beyindeki endorfin adı verilen kimyasalları harekete geçirir ve kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Bunun yanısıra kendinizi yakın çevrenizden uzaklaştırmamalı, dikkatinizi ve düşüncelerinizi kendi üzerinizde yoğunlaştırmak yerine, dışarıya yöneltmelisiniz. Bütün bunları yapmaya çalışırken kendinize iyi bakmalı ve vücudunuzu sigara, alkol, uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıklardan korumalısınız. Dış görünüşünüze önem verip, kendinizi ödüllerdirmelisiniz.
Ve son olarak Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun Türkiye’de gelecek kaygısıyla yoğrulmuş gençler için tavsiyeleri ise şöyle: “Gençler öncelikle korkmaktan korkmamalıdırlar. Yeni tanıştığı her şey insanları korkutabilir, tedirgin edebilir. Hiç korkmadan, hiç huzursuz olmadan başarıyı yakalama şansımız yok. İnsanlar hayat tecrübesi denen şeyi hep korkarak kazanabiliyorlar. Kendine güven de ancak böyle geliyor. Bir şeyi yapmayı çok istiyor ama korktuğumuz, kendimize yeteri kadar güvenmediğimiz için vazgeçiyorsak yanlış yapıyoruz, yenilgiyi kabul ediyoruz, gelişemiyoruz demektir. Bu konuda bir başka önemli konu yaşamı ertelememektir. Sadece derslerimizi çalışarak gelişemeyiz. Güzel olan, bir yandan çalışırken, bir yandan hayatın hep içinde olabilmek yani yaşamaya devam edebilmektir. Hayatı ne kadar çok seviyor, onun içinde sizin ilginizi çeken ne kadar çok şey bulabiliyorsanız, o kadar zenginsiniz demektir. Bu yüzden ilgi alanlarınızı genişletin, bir tek şeyden değil, pek çok şeyden zevk almaya çalışın. Yani dünyaya olan yatırımlarınızı arttırın, yayın ki, ona dört elle tutunabilesiniz.

Yazar: Enes Eker

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here