20. yüzyılın sonlarına doğru gelindiğinde artık dünya üzerinde hemen hemen her milletin kendine özgü bir ülkesi var olmuştur. Tıpkı Türkiye gibi birçok ülke de resmi olarak bağımsız olmuş ve de kendi bayrağı, yasası ve de milleti uluslararası anlamda hukuki ehliyete sahip olarak tasarruf yetkisine kavuşmuştur. Devletlerin iç ve dış hukuk politikaları oluşmaya başlamış ve de iç meseleler genellikle kimsenin karışmadığı konulardan oluşmuştur. Bir ülkenin vatandaşlık kavramı ve bu kavramla sağladığı haklar da işte iç hukuk meselelerinin başında gelen konular arasında yer alır. Örneğin Avrupa Birliği’nde dahi, vatandaşlık kavramı bir iç hukuk meselesi olarak görüldüğünden Birliğin bu konuda herhangi bir tasarrufta bulunma yetkisi yoktur. Ancak bu uygulamada çok ciddi sorunları da beraberinde getirebilmektedir. Özellikle serbest dolaşım gibi bir hukuk kuralının hayatta olduğu Avrupa Birliği’nde vatandaşlık meselesi kesinlikle Birlik çatısı altında ele alınması gereken konulardan olmalıdır. Aksi halde hukuku dolanma durumları yaşanması an meselesidir ki, zaten de yaşanmaktadır. Vatandaşlık meselesi devletlerin iç hukuk meselesi olup, herhangi bir dış güce ihtiyaç duymaksızın tasarruf edebileceği bir sahadır.

Her egemen ülke kendi vatandaşlık yasasını kendisi düzenler ve de bu doğrultuda ülke sınırları ve de dışında yaşayan şahıslara vatandaşlık bağı sebebiyle mutlak haklar sunar. Vatandaşlık bağı, soy esasına, doğuma ve de iktisaba bağlı şekilde kurulabilir. Her ne şekilde kurulursa kurulsun, vatandaşlık bağı kurulması sonrasında vatandaşlar arasında herhangi bir ayrıma gidilmez. Yani, kişinin göçmen statüsü altında bir ülkeye yerleşmesi ve sonrasında kendisine sunulan yasal imtiyazlar sonucunda hukuki olarak vatandaşlığı iktisap etmesi, onu o tarih itibariyle kökeni ne olursa olsun tüm vatandaşlarla eşit bir hale getirir. Vatandaşlık bağı sonrasında, vatandaşlığı iktisap eden kişi artık bir vatandaş olması sebebiyle, vatandaşlığını iktisap ettiği ülkeden ne gönderilebilir ne de mutlak hakları ayrımcılık suçu işlenecek şekilde sınırlanabilir. Görüldüğü üzere vatandaşlık hakkı son derece mutlak bir bağdır ve de kişiye yaşamı boyunca kesin bir güvence sunar. Her ülke çeşitli şekilde vatandaşlık verir. Birçoğu soybağı esasına göre zaten otomatik olarak vatandaşlık verir. Burada soybağından anlaşılması gereken, doğan kişinin en az anne ya da babasından birinin vatandaşlık bağının bulunmasıdır. Bu durumda çocuk da otomatik olarak vatandaşlığı soybağı esasına göre iktisap eder.

Bazı durumlarda ise soybağı esasına göre vatandaşlık mümkün olmaz. Ancak doğan kişi doğduğu toprakların yasaları uyarınca vatandaşlığa doğum sebebiyle hak kazanabilir. Para karşılığı vatandaşlık veren ülkeler : Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri olarak gösterilebilir. Bu durumda kişinin ebeveynlerine bakılmaksızın toprak esası uyarınca vatandaşlık hakkı tanınır. Bazı ülkeler de vatandaşlık bağının tesisini kimi durumlar için sermayeye bağlamıştır. Hatta öyle ki, sermaye sahibi kişi kendisinden devletçe istenen meblağı yatırdığı andan itibaren vatandaş dahi olabilmektedir. Bu gibi düzenlemelere sahip ülkeler bulunur.

Örneğin, Avrupa Birliği üyesi olan Malta, sermaye karşılığı vatandaşlık imkanı sunmaktadır. Bunun değeri 650 bin avro olarak belirlenmiştir. Başka bir ifadeyle 650 bin avroyu Malta devletine ödemeniz halinde size Malta vatandaşlığı verilmektedir. Malta vatandaşı olmanız haline aynı zamanda da Avrupa Birliği vatandaşı olursunuz ki, bu da size bütün Avrupa Ekonomik Alanı ülkeleri ve de İsviçre’de çalışma, yaşama hakkı verir. Ayrıca dünyanın hemen hemen bütün ülkelerine de vizesiz seyahat etme hakkına kavuşursunuz. Malta pasaportu ile vizesiz seyahat imkanları arasında Kanada, Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya gibi önemli ülkeler de bulunur.

Malta dışında diğer bir seçenek de Singapur vatandaşlığıdır. Ancak bu Malta’ya göre biraz daha zordur ve de Malta kadar da cazip değildir. Singapur vatandaşı olmak istiyorsanız; 2 milyon doları Singapur’da bulunan bir bankaya kendi adınıza yatırmanız ve de işletme adı altında 160 milyon dolarlık bir yıllık kara sahip olmanız gerekecektir. Bunlar dışında Belçika, Avusturya gibi ülkeler de para karşılığı vatandaşlık tanımakta ancak bunun için 3 ila 5 yıllık bir süre boyunca oturum izni ile bu ülkelerin topraklarında da yaşamanız gerekmektedir. Güney Kıbrıs Rum Kesimi de vatandaşlık hakkını sermayeye bağlayanlardan, bunun için 3 milyon avroyu gözden çıkarmak gerek. Balkan ülkelerinden Karadağ ise vatandaşlık hakkını yarım milyon avroyu vermektedir. Ancak Karadağ henüz Avrupa Birliği üyesi olmadığından bu meblağ biraz yüksek bulunmaktadır. Diğer birçok ülke ki, Almanya, İngiltere, Amerika, Kanada para karşılığı doğrudan vatandaşlık hakkı vermez. Sadece oturum hakkı verir ve size yasal prosedürü takip ederek iktisap sonucu vatandaşlık imkanı sunar. Bu Almanya için 8, İngiltere, Amerika ve Kanada için 5 yıllık bir süreçtir.

Yapılan bir istatistik göstermektedir ki, Türkler en çok Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve de Kanada’ya yönelim göstermiştir. Ancak bu ülkelerde para karşılığında vatandaşlık almak mümkün değildir. Onun yerine milyonlarca dolara yakın bir sermaye kullanarak oturum alan Türk vatandaşları bulunur ki bunlar zaten zengin sınıfa mensup insanlar olarak göze çarparlar.

Yazar:Emir Karasu

Editör : Suna Korkmaz

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here