Fransız Savaş Bakanlığı’nda önemli bir memurun oğlu olan Bonnard, 1867’de Fontenay-aux-Roses, Hauts-de-Seine’de doğdu. Babasının ısrarı üzerine Sorbonne Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesinde eğitim aldı. Mezun olduktan sonra hükümet bürosunda bir avukat olarak çalıştı. Bu sırada Ecole des Beaux-Arts’ta sanat derslerine katıldı. 1889 yılında Academie Julian’a sanat eğitimi almak için kaydoldu. Maurice Denis, Henri Gabriel Ibels, Ker-Xavier Roussel, Felix Vallotton, Edouard Vuillard, Paul Ranson ve Paul Serusier gibi isimlerle tanışarak arkadaş oldu. Bonnard bu süreçte ressam olmaya karar verdi. 1890’da Denis ve Vuillard ile Montmartre’de aynı stüdyoyu paylaştı.

Sembolik ve manevi doğanın eserini yaratmaya kendini adamış bir grup genç sanatçının oluşturduğu Les Nabis’e katıldı. Arkadaşları, onu etkileyen Japon baskılarına atfen ona “Nipponized Nabi” adını takmıştı. Japonizmin bu etkisi, İzlenimcilerin ve Post-empresyonistlerin çalışmalarına da atfedildi.

1891’de yılında, Henri de Toulouse-Lautrec ile tanıştı ve çalışmalarını Societe des Artistes Independants’ın yıllık sergisinde sergiledi. Litografi çalışmaları 1895’te ünlü sanat satıcısı Ambroise Vollard tarafından basıldı ve aynı yıl Louis Comfort Tiffany için vitray bir pencere tasarladı. İlk kişisel sergisini 1896’da Galerie Durand- Ruel’de yaptı. 1900’de şair Paul Verlaine’in “Sembolist şiirleri Parallelement ” kitabını resimledi. Paris ve Normandiya arasındaki kırsal bölgede empresyonist ve Paul Gauguin tarzı manzaralar çizdi.

 

1907’den itibaren, Avrupa ve Kuzey Afrika’ya seyahat etti, ancak bu gezintiler sanatını büyük ölçüde etkilemedi. 1910’da Fransa’nın güneyi için Paris’ten ayrıldı. Savaş temalı birkaç eskiz dışında, savaşın sanatı üzerinde etkisi olmadı. Bonnard, tarihçiler ve kendi arkadaşları tarafından “sessiz mizaç” olarak tanımlandı. Genellikle karmaşık kompozisyonları – tipik olarak arkadaş ve aile üyeleriyle dolu olan oda ve bahçelerin güneşli aydınlatmaları – hem anlatı hem de otobiyografik olarak kullandı.

Çeşitli otoportreler, manzaralar, sokak sahneleri, çiçek ve meyveleri tasvir eden birçok natürmort çizdi. Bonnard, modern sanat tarihinde en küçük stüdyolardan birine sahipti. Bu şekilde, bir resmin şeklini daha özgürce belirleyebilirdi: “Tuvallerim bir çerçeveye gerildiğinde beni rahatsız ederdi. Hangi boyutlarda seçeceğimi önceden bilebilirim.” dedi.

Bonnard 1926’da Fransa’nın güneyindeki Cannes yakınındaki Le Cannet’e taşındı.1938’de Vuillard’larla birlikte Chicago Sanat Enstitüsü’nde yaptığı işin büyük bir sergisi vardı. II. Dünya Savaşı sırasında, Le Cannet’teki ikametgahını sürdürdü. Assy Kilisesi için 1947’de “Sivil Hıristiyan Şifa” adlı büyük duvar resmi yaparak tamamladı.

Ölümü sırasında, Bonnard’ın ünü, sanat dünyasındaki müteakip avangard gelişmelerden çoktan etkilenmişti. 1947’de Bonnard’ın Paris’teki çalışmalarının retrospektifini gözden geçiren eleştirmen Christian Zervos, sanatçıyı İzlenimcilikle olan ilişkisi açısından değerlendirdi.

Bonnard’ın çalışmaları, empresyonist paleti zenginleştiren eşsiz bir renk kullanımıyla karakterize edilir. Bonnard ayrıca mobilya tasarladı, tekstil desenleri geliştirdi, boyalı ekranlar oluşturdu, sahne setleri oluşturdu, kukla gösterileri için kuklalar yaptı.

1947 yılında La Cennet’te hayatını kaybetti.

En önemli eserleri:

Banyoda, Oturma Odası, Babamın Portresi, Kroket Partisi, Büyükannem, Kız kardeşim Andree, Kareli Korsaj, Havuzda Çocuklar, Kahvaltı, Öğle Uykusu, Salıncak, Günbatımı, Tuvalet, Banyo, Kent Manzarası, Süt Kasesi, Beyaz Kedi, Kırmızı Ağaç, Vernon’daki Teras, Bahçede Yeşil Elbiseli Kadın, Yarışlarda Longchamp, Mavi Şapkalı Kadın, Cannes Limanı, Bir Köpekle Oynayan Kız, Papağanlı Kız, Çitin Arkası, Paris Bulvarı, Momisa, Erken Bahar, Yük Treni ile Peyzaj, Paris’te Akşam, İşçiler, Bir Kediyle Oturan Kadın…

Kaynakça:
http://www.theartstory.org

Yazar: Börte Büşra Yavuz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here