Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

İzolasyon Sürecinde Beynin İşleyişi Nasıl Değişir?

0 36

Antartika araştırma istasyonu Neumayer III’ün dokuz kişilik mürettebatı, birkaç yıl önce yaklaşık -50 ° C’ye soğuklarda 14 ay yaşamışlardır. Bu kalışlarının ardından, doğal ışıkta şiddetli değişiklikler ve dış dünyayla uzun süreli iletişim kopuklarının, beyinleri üzerindeki etkilerin önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Max Planck İnsani Gelişme Enstitüsü’ndeki sinirbilimciler tarafından yolculuktan önce ve sonra yapısal MRI gerçekleştirmişlerdir. Yolculuktan sonra MRI, beynin hipokampa bilgi besleyen, öğrenme ve hafıza ile ilişkilendirilen bir bölgesi olan dentat girusta anatomik değişiklikler göstermiştir.
İzolasyon Sürecinde Beynin İşleyişi Nasıl Değişir?Mürettebat üyelerindeki bu değişiklik dentat girusları ortalama yüzde 7 oranında küçüldüğüdür. Ayrıca nürettebat üyeleri, stresin düzenlenmesi ve hafızayla ilgili bir protein olan beyin kaynaklı nörotrofik faktörün (BDNF) kan seviyeleri düşmüştür. Ve mekansal farkındalık ve dikkat testlerinde öncesine göre daha kötü performans göstermişlerdir. Bu çalışmadaki katılımcılar, keşif gezileri sırasında sosyal izolasyondan daha fazlasıyla mücadele etmişlerdir. Bu da gözlemlenen beyin değişikliklerinin, sirkadiyen bozulma veya deneyimlerinin başka bir yönünü göstermektedir. Ayrıca bunun aksine sosyal temas eksikliğiyle bağlantılı olup olmadığını bilmeyi zorlaştırmaktadır. Ancak araştırmacılar genel popülasyonda sosyal izolasyon ve yalnızlık üzerine çalışmaklar yapmışlardır. Bu çalışmalarda, oyundaki biyolojik mekanizmaları ortaya çıkarmaya yardımcı olabilecek beyin yapısındaki farklılıkları da belgelemeye başlamışlardır.
Aynı Max Planck Enstitüsü’nde bir nörobiyolog olan Sandra Düzel, kısa süre önce Berlin Yaşlanma Çalışması adlı uzunlamasına bir projeye hazırlamıştır. Bu projede katılan 300’den fazla kişide bu tür farklılıkları incelemiştir. Düzel ve ekibi, beynin çeşitli bölgelerinin hacmini haritalamak için MRI kullanmıştır. Sosyal temas seviyelerine bakılmaksızın, UCLA yalnızlık ölçeğinde yüksek puan alan kişilerin bir avuç bölgede daha küçük gri madde hacimlerine sahip olma eğiliminde olduklarını bulmuşlardır. Bu alanlar, duygu işlemedeki rolü ile bilinen hipokampus ve amigdalayı içermektedir. Bulgular, yalnızlığın bu beyin yapılarının küçülmesine neden olduğunu göstermemekte olduğunu bildirmektedir. Ancak araştırmacılar, hem sosyal uyarım eksikliğini hem de yalnızlığın neden olduğu stresi olası katkıda bulunan faktörler olarak düşünmektedirler.
Fareler üzerinde yapılan son araştırmalar, normal beyin yapısı ve işlevinin sürdürülmesinde sosyal etkileşimin rolünü desteklemekte ve olası moleküler mekanizmalara dair ipuçları vermektedir. 2018 yılında yapılan bir çalışmada, örneğin, sosyal izolasyonun farelerin diğer bireyleri tanıma yeteneği üzerindeki etkilerini araştırılmıştır. Bu, alışılmadık bir fare normalde tanıdık fareden daha fazla ilgi uyandırdığından, araştırmacılar farelerin birbirleriyle etkileşimde ne kadar zaman geçirdiklerini kaydederek değerlendirmişlerdir. Araştırmacılar, bir haftaya kadar tecrit altında tutulan yetişkin farelerin tanıdık olan ve olmayan fareleri ayırt etmede daha kötü olduğunu bulmuşlardır. Fareleri koloni eşlerini içeren muhafazalara geri döndürmek, Alzheimer hastalığında hafıza problemleriyle bağlantılı olan Rac1 olarak bilinen küçük bir sinyal proteinini inhibe etmek gibi, tanıma yeteneklerini geri kazanmışlardır.
İzole edilmemiş farelerde Rac1’in etkinleştirilmesi, hayvanların izole edilmiş bireyler tarafından sergilenen aynı unutkanlığı göstermesine neden olmuştur. Sinirbilimci olan Moriel Zelikowsky, hayvan çalışmalarında yalnızlık ve sosyal izolasyon arasında ayrım yapmak imkansız olsa da, bu tür manipülatif deneyler, izolasyonun beyin üzerindeki etkilerine benzersiz bir bakış açısı sunduğunu bildirmektedir. Örneğin, Caltech’teki bir doktora sonrası araştırmasında yapılan fare çalışması, Tac2’nin daha önce bilinmeyen bir rolünü ortaya çıkardığında gerçekleştirdiğini bildirmiştir.
Ekip, peptidin, birkaç hafta tek başına barındırılan farelerde beynin geniş bölgelerinde yüksek oranda eksprese edildiğini bulmuştur. Aancak diğer iki fareyle tutulan kontrollerde veya sadece 24 saat izole edilmiş kemirgenlerde olmadığını bulmuştur. Kendi kendilerine haftalar geçiren fareler, aynı zamanda, izolasyonun tipik bir davranışsal etkisi olan saldırganlık da sergilemişlerdir. Ancak bu davranış, Tac2’nin normalde bağlandığı protein reseptörünü bloke eden bir ilaç tarafından engellenmiştir. Zelikowsky’in bulguları, Tac2’nin arkadaşlardan ayrılmanın neden olduğu ani stresten ziyade uzun vadeli izolasyonun bazı etkilerinin düzenlenmesinde rol oynayabileceğini öne sürmektedir. Bununla birlikte, nöropeptid hakkında ekibin bilmediği çok şey olduğunu, stres tepkisine dahil olan hormonlarla nasıl etkileşime girebileceğini ve insanlarda aynı şekilde çalışıp çalışmadığını bildirmektedir.
Hayvan çalışmalarının ve insanlarda yapılan gözlemsel araştırmaların hizalanmaya başlayabileceği bir alan, izolasyon ve iltihaplanma arasındaki bağlantıdır. Bu, vücuttaki diğer süreçlerin yanı sıra bilişsel işlev üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilen bir yanıttır. Örneğin, on yıldan fazla bir süredir yapılan hayvan çalışmaları, izole edilmiş farelerde interlökin-6 gibi inflamatuar sinyal moleküllerinin dolaşımının arttığını göstermiştir. Ve yakın zamanda yapılan bir meta-analiz konuyla ilgili iki düzineden fazla insan odaklı makale arasında, yalnızlık yaşayan insanlarla ilgili çalışmaların sürekli olarak aynı sitokinin kan konsantrasyonlarının arttığını bildirdiği belirtilmiştir. Meta-analiz ayrıca, sosyal izolasyonun esas olarak daha yüksek C-reaktif protein (CRP) ve fibrinojen seviyelerine, farelerde ve insanlarda inflamatuar yanıtlarda rol oynayan iki molekülle bağlantılı olduğunu bulmuştur.
İzolasyon Sürecinde Beynin İşleyişi Nasıl Değişir?Bu meta-analiz çalışa yazarlarından biri olan Fancourt’a göre, izololasyonun ve yalnızlığın kişide yarattığı enflamatuar tepkilerin ki,şiden kişiye değiştiği yönünde düşünmektedir.. Ancak yakından ilişkili etkileri olduğunu söylemektedir. Çalışması, sosyal izolasyonun daha yüksek CRP ve fibrinojen seviyeleri ile ilişkili olduğun söylemiştir. Yalnızlığın ise inflamasyonu engellemeye yardımcı olan bir molekül olan daha düşük insülin benzeri büyüme faktörü-1 ile ilişkili olduğunu bulmuştur. Fancourt göre, hem izolasyon hem de yalnızlık iltihaplanma ile bağlantılıdır. Ancak sosyal izolasyon, iltihap belirteçlerinin kendisiyle bağlantılıyken, yalnızlık için, bu iltihaplı tepkilerin ne kadar olmasına izin verildiğini veya bunlardan ne kadar engellendiğini içeren bir yolla ilgilidir.
Herhangi bir potansiyel sağlık riski üzerine yapılan araştırmalar gibi, sosyal izolasyon çalışmaları hala gözlemler ve somut biyolojik sonuçlar arasındaki noktaları birleştirmek için mücadele etmektedir. Steptoe, insan çalışmaları yalnızca korelasyonları ortaya çıkarabilir ve deneysel hayvan araştırmaları yolların prensipte işe yarayabileceğini gösterebilir. Ancak pratikte bu şekilde işlediklerini göstermez. Bununla birlikte, şimdiye kadar yapılan araştırmalar, sinirbilimcilerin sosyal izolasyona verilen tepkilerle ilgili çeşitli faktörleri anlamalarına yardımcı olmuştur. Ve belki de daha da önemlisi, bu tür bir izolasyonun neden olabileceği sorunları hafifletmek için çeşitli çabalara ilham vermiştir.

Sosyal Olarak Yalıtılmış İnsanlarda Bilişi Korumak

Beyin sağlığı ile ilgili olsun ya da olmasın, sosyal izolasyonun potansiyel risklerinin, yalnız yaşamanın daha az doğrudan risklerinin farkında olmak gerekiyor. Birçok ülke ve sağlık kuruluşu, en yüksek varlığa veya hisseye sahip insanlar arasında sosyal yardım kampanyaları finanse etmektedir. Dünya’daki uyumlu kuruluşlar, tesadüfen ve yine de başka yerlerde yaşam alanlarıyla sosyal içermeyi teşvik etmeyi hedeflerken, yalnızlık değerlendirilmelidir. Bir kişinin sosyal yaşamında veya yaşam düzeninde değişikliklerin mümkün olmadığı veya durumu iyileştirme olasılığının düşük olduğu durumlar vardır. bu durumlarda, bazı araştırmacılar farmakolojik tedavilerin en azından geçici olarak yardımcı olabileceğini savunmaktadırlar.
Yalnızlık ve sosyal sinirbilim araştırmalarında öncü olan Cacioppo ve eşi John, birkaç yıl önce, allopregnanolone’un ve strese karşı çeşitli duygusal ve davranışsal tepkilerin, insanlarda yalnızlığı hafifletmeye yardımcı olabileceğini öne sürmüşlerdir. 2017’den beri, Cacioppo’nun ekibi yakından ilişkili bir molekül olan pregnanolonu test etmek için yalnız hastalarla çalışmışlardır, ancak pandemi nedeniyle bu araştırmaya ara vermek zorunda kalmışlardır. Zelikowsky, kendisinin ve meslektaşlarının fare deneylerinde Tac2 reseptörlerini bloke etmek için osanetant’ın ilaç kullanmışlardır. Bu iaç, kronik izolasyon yaşayan insanlar için bir tedavi edici olarak vaat edebileceğini belirtmektedirler. İlaç ilk olarak 1990’larda Fransa merkezli ilaç şirketi Sanofi-Synthélabo (şimdi Sanofi) tarafından şizofreni tedavisi olarak geliştirilmiştir. Bununla birlikte, bu ilacın etkinlik eksikliği nedeniyle kesildiğini bildirmektedir. Fakat şu anda izolasyon veya yalnızlık yaşayan insanların potansiyelini keşfetmek için devam etmekte olan klinik deneylerden habersiz olmadığını da sözlerine eklemiştir.
Bu arada diğer araştırmacılar, bilişsel gerileme riskini ve sosyal izolasyonla ilişkili diğer etkileri azaltmaya yardımcı olabilecek davranışsal müdahalelere odaklanmaktadırlar. Örneğin Fancourt ve Steptoe, bir kişinin sosyal katılımından bağımsız olarak bilişsel katılımı artırmanın koruyucu bir etkiye sahip olabileceğini göstermiştir. Yeni yapılan bir araştırmaya göre; müze, galeri, sergi, tiyatro gösterileri, konser veya operalara daha az giden kişilerin, daha sık giden kişilere göre, gösterileri hafızalarında tutma durumları daha az olmaktadır. Ve bu kişilerin sonraki on yıl içinde sözel becerileri daha fazla azalmaktadır. 2019 çalışma aynı araştırmacılar tarafından kültürel etkinlikler bu türlü çekici demans riskinin azalması ile ilişkili olduğunu düşündürmektedir.
İzolasyon Sürecinde Beynin İşleyişi Nasıl Değişir?Fancourt, sürmekte olan pandeminin araştırmasının da gerçekten katkıda bulunabileceği bu tür bir alan olduğunu söylemektedir. Kriz sırasında, milyonlarca insan, bu şekilde olmayı seçmeden kendilerini izole halde bulmuşlardır. Ve yapılan anketler, birçok insanın, özellikle de kadınların, pandemi başladığından beri artan bir yalnızlık hissettiğini göstermektedir.
Bazı insanlar yalnız kalma şans olarak görmekteyken, diğerleri sosyal ağlarıyla bağlantıda kalmanın yeni yollarını bulmuşlardır. Farklı insanların toplumdan fiziksel olarak ayrılmanın etkileriyle nasıl başa çıktıkları hakkında kritik bilgiler sağlayabilecek davranışlar sergilemişlerdir. Bu araştırma perspektifinden, geleneksel sosyal temas eksikliğinin insan biyolojisini nasıl etkilediğine dair yeni sorular sormak için eşi görülmemiş bir fırsattır. Ayrıca yalnızlık ve izolasyon gibi kavramlar hakkında düşünme şeklini gerçekten değiştirebilir. Ve bu alışılmadık doğal deneyin insanlara öğrettiği bilgilere dayanarak gerçekten farklı şekilde tanımlamaya ve araştırma yapılabileceği anlamına gelir.

Kaynakça:
ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5130107/
mdpi.com/2076-3425/10/6/367

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku