Sölenterler

Sölenterler (Coelenterata) şubesi, aralarında hidraların, denizanalarının, denizşakayıklarının ve mercanların yer aldığı çok çeşitli sucul organizmayı içermektedir. Hidralar tatlı sularda yaşar; fakat diğer birçok sölentrata türü denizeldir.

Sölenterlerin vücudundaki hücrelerde kısmen özelleşme ve aralarında iş bölümü görülür. Böylece dış tabaka olan epidermis, duyu sinir hücrelerini, bez hücrelerini, nematosit üreten özel hücreleri, küçük interstitial hücreleri ve epitel kas hücrelerini içerir. Epitel kas hücreleri, epidermisin temel yapısal elemanı olup kasılgan birkaç kaide uzantısı taşıyan silindirik hücrelerdir.

Sölenterlerin kasılgan elemanları, aynı zamanda diğer önemli işlevler yapan hücrelerin uzantılarıdır; sadece kasılına için özelleşmiş hücreleri yani ayrı kas hücreleri yoktur. Bu kasılgan elemanların, diğer yüksek organizasyonlu hayvanlarda olduğu gibi mezoderm kökenli olmayıp ektoderm kökenli olduğuna dikkat ediniz. Gastrodermis de kasılgan elemanlar içerir; bunlar, gastrovaskuler boşluğun astarında büyük yer tutan ve sindirim işlevini yerine getiren hücre gövdelerinin kaide uzantılarıdır. Kısaca, sölenterlerin hücreleri arasında bazı iş bölümü olmakla birlikte hiç bir zaman bu iş bölümü yüksek organizasyonlu çok hücreli hayvanlardaki kadar tam değildir. Diğer hayvanlarda işlevlerin çoğu mezodermden köken alan dokular tarafından yerine getirildiği halde sölenterlerde ektoderrnal ve endodermal hücreler tarafından yapılır.

Cnidaria şubesi, Hydrozoa, Scyphozoa, Anthozoa ve Cubozoa olmak üzere dört sınıfa ayrılır.

Hydrozoa

Bu sınıfın en iyi bilinen üyeleri, tatlı su hidralarıdır. Bununla birlikte birçok bakımdan hidralar, kendi sınıflarının tipik üyeleri değildir.

Birçok Hydrozoa üyesi koloni oluşturarak yaşar ve karmaşık bir yaşam döngüsüne sahiptir. Yaşam döngülerinde, yere bağlı olarak yaşayan hidra benzeri bir polip evresi ile serbest yüzen ve denizanasını andıran medüz evresi sırasıyla birbirini izler. Oysa, hidralar bir yere bağlı olarak yaşarlar ve sadece polip (tamamıyla sesil olmayan) evresine sahiptirler.

Obelia, koloni oluşturan Hydrozoa üyelerinin tipik örneğidir. Obelia’ nın yaşam döngüsünün çoğu bir yere bağlı olarak yaşayan polip kolonisi şeklinde geçirilir. Koloni, eşeysiz olarak tomurcuklanma yoluyla oluşturulan bireysel hidra benzeri poliplerden meydana gelir; tornurcuklar ayrılmayarak yeni polipler, içi boş ve gövdeyi andıran saplarla koloniye bağlı olarak kalırlar. Tüm poliplerin gastrovaskuler boşlukları, sap içerisindeki boşluklar vasıtasıyla birbirleriyle bağlantılıdır. Gövdenin içerisindeki boşluğu astarlayan hücreler, boşluktaki sıvıyı dolaştıran uzun kamçılara sahiptir. Kısmen sindirilmiş besinler, bir polipten diğerine hareket eden bu sıvı içerisinde iletilebilir. Hem gövde hem de polipler (ağız ve tentaküller dışında) ektodermden salgılanan sert ve kitinsi bir kılıf içerisinde korunur.
Sap boyunca belirli aralıklarla yer alan halka ya da eklemler, koloninin kısmen esnemesine olanak sağlar. Ergin bir Obelia kolonisi iki tip polipten oluşur. Beslenme polipleri tentakül ve nematosit taşırken, üreme polipleri tentakülsüzdür. Üreme polipleri düzenli olarak tomurcuklanmak suretiyle şeffaf ve serbest yüzen oldukça küçük medüzleri meydana getirir. Üreme polipleri, beslenme poliplerinin yakalayıp bağlayıcı sap içerisinde devam eden ortak gastravaskuler boşluk aracılığı ile kendilerine ilettiği besinlerle beslenirler. Polipler arasındaki iş bölümünün ve yapısal devamlı lığın olması göz önüne alınacak olursa, yapının gerçekte bir koloni olmadığı fakat kompleks bir birey olduğu ve koloni teriminin kullanılmasının yanlış olduğu tartışılabilir.

Her bir medüz, şemsiye ya da çan şeklinde olup çanın kenarlarından çok sayıda tentakül aşağı doğru uzanır. Çanın alt tarafının orta kısmından aşağı doğru uzanan bir tüpün ucunda ağız yer alır (gerçekte bir çanın zilinin bulunduğu yerde). Medüzler, yaşam döngüsünde eşeyli üremeyi ve yayılmayı sağlayan evredir. Çan şeklindeki yapıda bulunan kasılgan hücrelerin art arda kasılıp gevşemesiyle yavaş yavaş yüzerler; fakat onların hareketlerinin çoğu, su akıntısıyla sürüklenmeyle gerçekleşir.

Ergin medüzlerdeki belirli hücreler mayoz geçirerek ya sperma ya da yumurta üretirler ve bu hücreler çevredeki suya bırakılır. Döllenme gerçekleşir ve meydana gelen zigot içi boş blastulaya gelişir.

Gastrulasyon, invaginasyon (içeriye çökme) yoluyla gerçekleşmez. Bunun yerine, blastulanın duvarından (ektoderm) üretilen endodermal hücreler blastosölü tamamıyla dolduruncaya kadar blastosöl içerisine göç ederler. Bu katı gastrula, daha sonra planula adı verilen ince uzun ve silli larvaya gelişir. Planula, nihayet zemine yerleşir ve bazı cisimlere bir ucuyla tutunur; diğer ucundan ağız ve tentaküller gelişerek yeni koloniyi oluşturacak bir polipi meydana getirir. Yaşam döngüsü böylece tamanılanır. Polip ve medüzün her ikisininde diployit olması nedeniyle Obelia gibi sölenterata üyelerinde polip ve medüz evrelerinin birbirini izlemesi, bitkilerdeki döldeğişiminden farklı olduğuna dikkat ediniz; çok hücreli hayvanların tümünde olduğu gibi, yaşam döngüsünde haployit olan evre sadece garnetlerdir.

Scyphozoa

Scyphozoa sınıfı gerçek denizanalarını kapsar. Bu hayvanların yaşam döngüsünde medüz, baskın ve göze çarpan evredir; polip evresi küçük bir larva ile sınırlı kalmıştır. Planuladan gelişen bu larva, tomurcuklanarak hızlı bir şekilde medüzleri meydana getirir. Scyphozoa medüzleri daha önce tanımladığımız Hydrozoa medüzlerine benzerlik gösterir; yalnız bu medüzler genellikle daha büyük ve ağzın kenarından çıkan uzun ağız kollarına (endodermal tentaküller) sahiptirler; vücudun kenarından çıkan tentaküller Aurelia’da olduğu gibi indirgenmiş ya da Pelagia`da olduğu gibi oldukça uzun olabilir.

Anthozoa

Anthozoa sınıfı, denizşakayıklarını, deniz yelpazelerini, sert- ve yumuşak mercanlar gibi bir yere bağlı kalarak yaşayan polip formları içerir. Hepsi denizeldir. Yaşam döngülerinde medüz evresine ait hiçbir ize rastlanmaz. Cnidaria şubesinin en ileri grubunu oluştururlar ve vücut yapıları hidra gibi basit polipten çok daha karmaşıktır. Gartrovaskuler boşluğa uzanan tüp şeklinde bir farinks (boğaz) taşırlar; gastrovaskuler boşluk uzunlamasına uzanan septumlar ile ışınsal olarak konumlanan çok sayıda odacığa bölünmüştür. Bu organizmaların mezodermi (mesoglea) diğer sölenter üyelerinkinden çok daha kalındır ve çoğunlukla bu tabakada fibroz bağ doku yer almaktadır. Kasları da çok daha iyi gelişmiştir.

Sert kalker iskelet salgılayan Anthozoa grubundan olan sert mercanlar, özellikle tropikal okyanuslarda ve yeryüzünün jeolojik tarihinde, çok önemli rol oynamışlardır. Onların iskeletleri çağlar boyunca biriktiğinden mercanlar, özellikle Güney Pasifikte birçok resif, atol ve ada oluşturmuştur. Avusturalya’nın doğu kıyıları boyunca birkaç kilometre genişlikte ve 1600 km’den daha fazla uzunlukta uzanan Büyük Mercan Kayalığı (The Great Barrier Reef), bu düşük organizasyonlu hayvanların yeryüzünü nasıl değiştirebileceklerinin ve istisna sayılabilecek kadar fazla organizma çeşidinin bir araya toplanıp yaşayabileceği çok elverişli bir ortamı nasıl üretebileceklerinin özellikle etkileyici örneğidir. Ayrıca, dünyadaki büyük petrol rezervlerinin çoğunun, büyük mercan resifleri içerisinde bulunan çok fazla miktardaki organik maddenin çürüyerek depolanmasından oluştuğu düşünülmektedir.

Kaynakça:
Biological Science – James L. Gould, William T. Keeton

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :