Çoğumuz, iş ortamının ve dijital dünyanın yedi gün yirmi dört saat bizi kuşatan gerekleriyle kendimizi bunalmış hissettiğimiz günümüzde, el sanatları kursları, yetişkinler için boyama kitapları, balkonlardaki bahçe düzenlemeleri, füzyon mutfağı, spor gibi faaliyetlerle modern yaşamın stres ve baskılarından korunmaya çalışıyor.

Sepet örme, iğne işi, dokuma, ahşap işleri, seramik gibi çalışmalar, tekrarlı eylemlere ve sürekli geliştirilebilen bir beceri düzeyine odaklıdır. Ünlü Macar psikolog Mihaly Csikszentmihalyi’ye göre bu, beceri ve meydan okuma arasında mükemmel bir denge, bir “akış” durumuna girmemizin yolunu açar. El sanatları, olumsuz düşüncelerden uzaklaştırdığı zihne, zekaya ve hatta bedene yararları nedeniyle, günümüzde çok önem verilen bir nitelik olan ve kişinin yaşadığı ana yargısız olarak odaklanmasının temelini oluşturan “bilinçli farkındalığa” büyük katkı sağlamaktadır.

Bir Terapi Aracı Olarak El Sanatları

Sanat ve zanaat temelli faaliyetler, birinci dünya savaşının bitiminde, cephelerden dönen askerlerin ihtiyaçlarına yanıt vermek ve “travma sonrası stres bozukluğu” olarak adlandırılan ciddi soruna çözüm bulmak üzere yeni bir sağlık alanı olarak ortaya çıkan “uğraşı terapisi”nde temel bir rol üstlendi. İkinci dünya savaşı, Kore, Vietnam gibi diğer savaşlarla birlikte, fiziksel ve zihinsel sorunlarla geri dönen askerlere yönelik olarak giderek iyice gelişen ve yaygınlaşan bu el sanatları ağırlıklı terapi yöntemi, daha sonra çok çeşitli yaş gruplarına ve psikolojik sorunlara yönelik olarak da kullanılmaya başlandı.

El Sanatlarının Psikolojik Yararlarıyla İlgili Araştırmalar

Cardiff Üniversitesi’nden Jill Riley, Gloucestershire Üniversitesi’nden Clare Morris ve çalışma arkadaşlarının yaptıkları geniş çaplı uluslararası bir araştırma anketine katılanların, uygulamalardan kazandıkları psikolojik ve sosyal yararların, geniş bir yelpaze oluşturduğu bildirilmiştir. Bunlar, gevşeme; stresten kurtulma; başarı duygusu, geleneğe bağlanma, artan mutluluk, azalan kaygı, gelişmiş öz güven, gelişmiş bilişsel yetenekler (gelişmiş bellek, konsantrasyon ve problemleri çözme yeteneği) olarak sayılabilir.

Kanada’da yapılan başka bir klinik araştırmada, anoreksiya nervoza tanısı ile psikiyatri servisine yatan hastalar, el sanatları sayesinde, yaşadıkları yeme bozukluğu ile ilgili düşünceleri ve duygularındaki kaygıda azalma olduğunu söylemişlerdir. Araştırmaya katılanların yaklaşık yüzde 74’ü, örgü örmeye odaklandıklarında, kendilerini olumsuz duygulardan ve bilişsel sıkıntılarından uzaklaşmış hissettiklerini bildirmiştir. Katılanların yarısından fazlası da, streslerinin azaldığını, içlerini bir başarı duygusunun kapladığını ve “akılcı düşüncelerle hareket edebilme” olasılıklarının arttığını söylemiştir.

Çeşitli araştırma raporları, el sanatları sayesinde yeni beceriler elde etmenin, bir şeyler üretmenin, renklerle çalışmanın, canlandırıcı etkilerini vurgulamaktadır. Kronik yorgunluk sendromu, depresyon ve diğer süreğen sağlık sorunları olan hastalar üzerinde yapılan araştırmalarda, örneğin kadınların nakış çalışmalarının, benlik saygılarını, dış dünyaya olan bağlılıklarını, olumlu duygularını ve sorunlarıyla yaşayabilme güçlerini artırdığı saptanmıştır. Erkeklerde de ahşap işleri ve onarım ile ilgili çalışmaların benzer yararlar sağladığı bulunmuştur. Tüm hastalar depresif durumlarında azalma olduğunu söylemiştir.

Seramik ise, sanat ve zanaatı birleştiren, diğerlerinden oldukça farklı bir terapötik etkinlik olarak dikkat çekmekte. Bir şeyler üreterek kendini ifade etmenin hem fiziksel hem de zihinsel yararlarını kendinde toplamakta. Seramik, bilim insanlarınca, sürekli öğrenmeyi, denemeyi ve keşfetmeyi de içeren üretkenliği öne çıkarırken, kişinin kendini daha ayrıntılı tanımasını ve tanıtmasını sağlayan, çevresiyle ilişkilerini zenginleştiren, üretim sırasında çok dikkatli yumuşak hareketler gerektirse de, bilek ve kollara güç kazandıran, el becerisini ve odaklanmayı geliştiren, her yaşa uygun bir uygulama olarak görülmekte.

El Sanatlarının Sosyal Gücü

Güney Avustralya Üniversitesi’nden Susan Luckman’a göre, bu konuda yapılmış çalışmaların neredeyse tamamının sonuçlarındaki ortak özellik, el sanatları uygulamalarının, ilk bakışta bireysel faaliyetler gibi görünseler de sosyal açıdan da büyük ölçüde yarar sağladığı. El sanatlarının güçlü yanlarından biri, özellikle de sağlığa ve kendini sağlıklı hissetmeye katkılarıyla, hem bireysel hem de kolektif olabilmesi ve kararın kişiye kalmış olması. Hasta, utangaç ya da çeşitli sosyal kaygı biçimlerinden muzdarip olan kişiler için, bu kontrol edilebilirlik çok önemli.

El sanatları, hem üretilen nesneler hem de üretim süreci olarak, kitlesel üretime etik bir alternatif olarak yükselen çevre ve işgücü bilincine hitap etmekte. Ayrıca, görüntüsü artık pek özgün sayılamayacak bu dünyaya otantik bir şeyler sunarak, bizlere insan ilişkilerinin sıcaklığını el emeğinin diliyle yeniden anlatmakta.

El sanatlarının zihinsel ve fiziksel sağlık yararlarına yönelik araştırmalar çoğunlukla nitel ve araştırılması gereken daha çok ayrıntı olmasına rağmen, uygulamalar, katılanların yaşam kalitesini yükseltmede önemli bir rol oynamaya devam ediyor.

Kaynakça:
– Jane Clifford O’Brien, “Introduction to Occupational Therapy”, Mosby.
– David Henley, “Clayworks in Art Therapy: Plying the Sacred Circle”, Jessica Kingsley Publishers.
– Carol Tubbs, Margaret Drake, “Crafts and Creative Media in Therapy”, Slack Incorporated.

Yazar: Oben Güney Saraçoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here