Çeşitli nedenlere bağlı olarak vücuttaki dokuların oksijensiz kalması (hipoperfüzyon) klinik bir tablodur. Hangi nedene bağlı olursa olsun; oksijensiz kalan dokularda metabolik olaylar nedeniyle açığa çıkan toksik artıklar oksijen yokluğu nedeniyle zararsız hale getirilemez ve bu artıklar bulunduğu dokuya zarar verir. Ayrıca oksijen yokluğundan dolayı yaşamsal metabolik reaksiyonlar (hücrede iyon dengesi, ph dengesi, enerji elde etme gibi) gerçekleşemez. Sonuçta ağır bir hücresel yetmezlik tablosu ortaya çıkar. Yani hasar gören dokular fonksiyon göremez hale gelir.

Bunun altında yatan nedenlere göre bazı şok tipleri vardır:
– Hemorajik Şok : Travma hastalarında hemorajiye (kanamaya) bağlı dolaşım yetersizliği sonucu ortaya çıkar.
Hipovolemik (Non-hemorajik) Şok: Kusma, ishal gibi durumlarda ağır sıvı kayıplarına bağlı ortaya çıkar.
Obstrüktif Şok : Kardiyak tamponad gibi kalbin gevşeyememesi ve bunun sonucu olarak kanla dolamaması ve dolayısıyla yeterli miktarda kanı pompalayamamasına bağlı ortaya çıkar.
– Distribütif Şok : Kan akımı ve kan hacminin dağılımının bozulmasına bağlı ortaya çıkar. Nörojenik şok, septik şok ve anafilaktik şok bu gruba girer.

Görüldüğü gibi, nedeni ne olursa olsun, temel sorun dolaşım yetersizliğidir. Dolaşım sisteminin temel görevi olan dokulara besin ve oksijen sunumununun gerçekleştirebilmesi için tüm komponentlerinin uyum içinde çalışması gerekir. Bu komponentler temel olarak kalbin kasılma gücü ve debisi, damar hacmi ve direnci, dolaşımdaki kan miktarıdır. Bunlar aynı zamanda dokuların perfüzyonunu (kanlanmasını) belirleyen faktörlerdir. Değişik şok tiplerinde bu faktörlerdeki değişimler sonucu dolaşım yetersizliği meydana gelir. Buna cevap olarak dokuların kanlanmasını devam ettirmek amacıyla çeşitli mekanizmalar devreye girer. Klinik olarak 3 evre görülür :

1. Kompanze Evre : Bu evrede vücudun hemostatik mekanizmalarıyla azalmış kan akımı hızla telafi edilebildiğinden dokularda henüz hasar meydana gelmemiştir. Hastanın klinik bulguları minimaldir. Bu evrede altta yatan neden ortadan başarılı bir şeklide kaldırılabilirse, tam iyileşme sağlanabilir.
2. Dekompanze Evre : Bu evrede kompanzasyon (telafi) mekanizmaları yetersiz kalmaya başlamıştır. Organ perfüzyonları (kanlanmaları) önemli derecede azalmış ve buna bağlı bulgular ortaya çıkmıştır. Bilinç değişiklikleri (beyin perfüzyonunda azalma), oligüri (idrar miktarında azalma, böbrek perfüzyonundaki azalmaya bağlı), hipotansiyon, zayıf ve hızlı nabız gibi şokun klasik bulguları ortaya çıkar.
3. İrreversibl (Geri Döndürülemez) Evre : Bu evrede tüm organların perfüzyonunda ileri derecede azalma meydana gelir ve buna bağlı fonksiyonları bozulur. Çoklu organ yetmezliği ve ölüm kaçınılmazdır.

Tüm şok tiplerinde tedavide temel nokta dolaşımın artırılmasıdır. Her acil durumda yapılması gerektiği gibi ilk olarak hava yolu açıklığı ve solunum desteği sağlanmalıdır. Ardından sıvı desteği verilmelidir. Kan kaybı varsa kan replasmanı yapılmalıdır. Verilen sıvı ile dolaşımda düzelme sağlanamıyorsa ilaç desteği gerekebilir.

Kaynakça:

http://aciltip.medicine.ankara.edu.tr/files/2014/10/uzem_015.pdf
https://www.dicle.edu.tr/Contents/63645f0b-e3b0-448f-966c-335a578034b9.pdf

Yazar: Tuğçe Baş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here